“III-Anayasaya Aykırılık Nedenleri
İhtiyati tedbirleri düzenleyen temel normlar HMK'nın 389 ve izleyen maddelerinde yer almaktadır. Buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşma ya da tamamen imkansız hale gelme veya gecikme sebebi ile bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğma ihtimalleri varsa uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Mahkeme tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdi ya da bir şeyin yapılması ya da yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. İİK'nın 72/3 maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi de nihai olarak bu amaca hizmet eder. İİK'nın 72/3 maddesi icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında sadece icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına cevaz vermektedir. Ciddi bir zararı veya sakıncayı önleyebilecek daha ileri düzeyde ihtiyati tedbirlere hükmedilmesi bu düzenlemeye göre mümkün değildir. İcra ve İflas Hukukunda borçluların ve alacaklıların menfaatleri adil bir şekilde dengelenmek iktiza eder. Bu meyanda, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında her türlü haciz, muhafaza ve benzeri işlemlerin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulamamasında menfaatler dengesini ihlal eden bir cihet yoktur. Zira, ihtiyati tedbir yoluyla takip durdurulursa, haciz imkanı da ortadan kalkacak, suiniyetli borçlular mal kaçırma gibi davranışlar sergileyebileceklerdir. Ancak, ihtiyati tedbir yoluyla haczedilen malların satılarak paraya çevrilmesinin önlenememesi, borçlular yönünden menfaatler dengesini olumsuz anlamda bozacaktır. Günümüz ekonomik koşullarında özellikle taşınmazların cebri icra yolu ile satılması halinde, menfi tespit davasını kazanan, borçlu olmadığı saptanan bireylerin, bu mal varlıklarına tekrar sahip olabilme imkanları neredeyse bütünü ile yok olacaktır. Zira taşınmaz malların birkaç kez el değiştirmesi yeni maliklere TMK'nın 1023. maddesindeki iyi niyetin korunması kalkanını bahşedecektir. Yani menfi tespit davasını kazanan, borçlu olmadığını yargı kararı ile ispatlayan kimseler, sırf satış ve paraya çevirmenin önlenmesi yolunda ihtiyati tedbir kararı alamadıkları için mülkiyet haklarından yoksun kalacaklardır. Gayrimenkul değerlerin ile paranın alım gücünün paralel şekilde artış göstermediği, gayrimenkul malların kat be kat artış gösterdiği de bir nesnelliktir. İhtiyati tedbir yoluyla mahcuzların satışının ve paraya çevrilmesinin önlenebilmesi olanağı sağlanırsa, bu takdirde alacaklı zaten mal varlıklarının kaydına haciz koyabilme imkanına sahip olduğu için borçlular mallarını kaçıramayacaklardır. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa, alacaklı zaten hacizli olan malı satarak ve paraya çevirerek alacağına kavuşabilecektir. Dava borçlu lehine sonuçlanırsa, bu takdirde o da hacizleri kaldıracak ve mal varlığına tekrar sahip olacaktır. Yani, mahcuzların satışının ve paraya çevrilmesinin de ihtiyati tedbir yoluyla önlenebilmesi, her iki yanın da menfaatlerini dengeli bir biçimde sağlayacaktır.
VI-Sonuç Ve İstek
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 72. maddesinin 3. fıkrasının "icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez" şeklindeki birinci cümlesinin "hacizli malların satışı ve paraya çevrilmesi" işlemleri yönünden, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesine aykırı olduğu düşünüldüğünden, iptali, yüksek takdirlerinize saygıyla arz olunur.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/256
Karar Sayısı:2025/246
Karar Tarihi:11/12/2025
R.G. Tarih - Sayı:Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanun’un 43. maddesiyle değiştirilen 72. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin “hacizli malların satışı ve paraya çevrilmesi” yönünden Anayasa’nın 36. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Menfi tespit davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 72. maddesi şöyledir:
“Menfi tesbit ve istirdat davaları:
Madde 72- (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.)
Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin dördüncü fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” denilmiştir.
3. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
4. Anayasa Mahkemesinin 14/11/2019 tarihli ve E.2019/11, K.2019/86 sayılı kararında 2004 sayılı Kanun’un 72. maddesinin üçüncü fıkrasının itiraz konusu birinci cümlesi esastan incelenmek suretiyle Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşılarak ret kararı verilmiştir. Anılan karar 3/3/2020 tarihli ve 31057 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesince itiraz başvurusu üzerine işin esasına girilerek reddedilen kural hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 3/3/2020 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır.
5. Açıklanan nedenle başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.
III. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18/2/1965 tarihli ve 538 sayılı Kanun’un 43. maddesiyle değiştirilen 72. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin “hacizli malların satışı ve paraya çevrilmesi” yönünden incelenmesine yönelik itiraz başvurusunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE 11/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI