“25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12. maddesi ile 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “nitelikli dolandırıcılık (m. 158),” ibaresi madde metninden çıkarıltılmış ve "Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m.158) asliye ceza mahkemelerinin görevine alınmıştır.
Yine 25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi ile 5235 sayılı Kanuna “GEÇİCİ MADDE 7- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda veya istinaf ya da temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına bakan mahkemenin görevinin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez. Bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki göreve ilişkin kurallara göre bakılmaya devam olunur.” şeklinde geçici madde eklenmiş ve yalnızca derdest olan dosyalar yönünden nitelikli dolandırıcılık suçlarında görevsizlik kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Mahkememizde görülmekte olan 2026/70 Esas sayılı dosyasını ikame eden iddianamede suç tarihinin 2024 ve 2025 yılları olduğu, bu nedenle davanın suç tarihi itibariyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesine açılması gerektiği ve geçici 7. maddesinin Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 37. maddesine aykırı olduğu kanaatindeyiz, şöyle ki;
1. Anayasanın 2. maddesinde “hukuk devleti” ilkesi devletin temel niteliği olarak düzenlenmiş, bu ilke Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında “eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı tutum ve davranışlardan kaçman, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet” olarak tarif edilmiştir.
Mahkememiz dosyasında faillerin nitelikli dolandırıcılık suçunu işlemesi durumunda suç tarihi itibariyle yargılanmalarının ağır ceza mahkemelerinde yapılması gerektiği; Hukuk devleti ilkesi ile bunun alt ilkelerinden olan belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri uyarınca, kişinin herhangi bir suç işlediği takdirde hangi mahkemede yargılanacağını önceden bilmesi gerekmektedir. Oysaki iptali istenen madde dolayısıyla failler bir asliye ceza mahkemesinde yargılanacaktır, bunun da belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle ve bu minvalde hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.
2. Anayasanın 10. maddesinde “kanun önünde eşitlik” ilkesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında, bu ilkenin, hukuki durumları aynı olanlar için söz konusu olup eylemli değil hukuksal eşitliği ifade ettiği, ilkenin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmasını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğu, bu ilkeyle aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklar hakkında ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin çiğnenmesinin yasaklandığı belirtilmiş, ancak ilkenin herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmeyeceği, durumlarındaki özelliklerin kimi kişi veya topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebileceği de ayrıca vurgulanmıştır. Diğer taraftan, yapılan farklı düzenlemelerin anlaşılabilir, amaçla ilgili, adil ve makul olması gerekir.
Suç tarihinde statüleri ve işledikleri suç aynı olan iki kişiden biri hakkında Anayasamızın 141/4. maddesindeki amir hüküm doğrultusunda soruşturmanın etkin ve süratli yürütülmesi nedeniyle kanun değişikliğinden önce kabul edilen bir iddianame ile fail, 5245 sayılı Kanunun 9. maddesi uyarınca -görece asliye ceza mahkemesi hakiminden daha kıdemli, üstün liyakat ve feraseti ile temayüz eden bir başkan ve en az iki üyeden oluşan ve bazı durumlarda asliye ceza mahkemelerinin verdiği kararları kaldırma yetkisine haiz itiraz mercii olan ve yine asliye ceza mahkemelerine kıyasen daha nitelikle suçlara bakmakla görevli Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması yapılırken, hakkındaki soruşturma daha yavaş ilerleyen ve netice itibariyle kanun değişikliği sonunda soruşturması tamamlanan diğer kimsenin yargılaması asliye ceza mahkemesinde yapılacaktır.
Ağır Ceza Mahkemelerinin Asliye Ceza Mahkemesine kıyasen üst dereceli mahkemeler olduğu, dolayısıyla üst dereceli mahkemede yapılacak yargılamanın taraflar açısından daha çok güvence arz edeceği açıktır.
Eylem tarihindeki statüleri ve işledikleri suç aynı olan kişiler hakkında yapılan bu farklı düzenlemenin, amaca uygun, anlaşılabilir ve adil olmadığı, makul bir sebebi de bulunmadığı kanaatine varılarak itiraza konu edilen ve iptali istenen maddenin Anayasada öngörülen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmiştir.
3. Anayasanın “kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi yerleşik kararlarında, bu ilkenin “tabii hakim” olarak anlaşılması gerektiğini vurgularken, ilkeyi, yasanın suçun işlenmesinden veya çekişmenin doğmasından önce davayı görecek yargı yerini belirlemesi şeklinde tanımlamaktadır. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2013 tarih ve 2012/146 E., 2013/93 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, tabii hâkim ilkesinin bünyesinde, kanuniliğin yanı sıra önceden belirlenmiş olmaya da yer verilmiştir.
Tabii hâkim ilkesi gereğince dosyamızdaki failler iddia olunan suçu işlediği tarihte Ankara Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılama yapılacağını bilmektedir, oysa iptali istenen geçici madde nedeniyle suç tarihi değil dosyanın derdest olup olmadığı esas alınmış, şayet değişiklikten önce dosya Ağır Ceza Mahkemesinde derdest ise görevsizlik kararı verilemeyeceği belirtilmiştir, bu hükmün mefhumu muhalifinden de anlaşılacağı üzere şayet henüz iddianame tanzim edilmemiş veya kabul edilmemiş ise yargılamanın asliye ceza mahkemesinde yapılması söz konusu olmakta ve bu hususun da Anayasamızın 37. maddesine aykırı olduğu değerlendirilmektedir.
Yukarıda ta'dat olunan nedenler ve Anayasa Mahkememizce re'sen gözetilip seçilecek diğer sebeplere istinaden, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'nun geçici 7. maddesinde mündemiç "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda veya istinaf ya da temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına bakan mahkemenin görevinin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez. Bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki göreve ilişkin kurallara göre bakılmaya devam olunur." şeklindeki kuralın ve yine 7571 sayılı yasanın yürürlük tarihine ilişkin 39/b maddesinin Anayasamızın 2., 10. ve 37. maddelerine aykırı olduğundan somut norm denetimi yoluyla itirazen iptaline karar verilmesi saygılarımızla takdir ve tensiplerinize arz ve talep olunur.”
anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2026/36
Karar Sayısı : 2026/33
Karar Tarihi : 12/2/2026
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 13. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin,
B. 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin,
Anayasa’nın 2., 10. ve 37. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı:
1. 13. maddesiyle 5235 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. madde şöyledir:
“Geçici Madde 7- (Ek:24/12/2025-7571/13 md.)
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda veya istinaf ya da temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda nitelikli dolandırıcılık (m. 158) suçlarına bakan mahkemenin görevinin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez. Bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki göreve ilişkin kurallara göre bakılmaya devam olunur.”
2. 39. maddesi şöyledir:
“MADDE 39- Bu Kanunun;
a) 11 inci maddesi 26/12/2025 tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ömer MENCİK tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5235 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin ve 7571 sayılı Kanun’un 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptallerini talep etmiştir. İtiraz konusu maddede nitelikli dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak yapılan kovuşturmalar yönünden geçiş hükmü öngörülmüş, ilk derece mahkemesi ile istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan bu nitelikteki dosyalar yönünden ağır ceza mahkemelerince görevsizlik kararı verilemeyeceği veya istinaf ya da temyiz kanun yolunda bozma yapılamayacağı düzenlenmiştir. Kural doğrudan ağır ceza mahkemeleri ile istinaf ve temyiz mercilerine yönelik düzenleme öngörmektedir.
4. Bu itibarla söz konusu kuralın itiraz yoluna başvuran Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kurala yönelik başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
5. Öte yandan 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiştir. Anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
6. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.
7. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
8. Yapılan incelemede başvuru kararında yalnızca itiraz konusu maddeye ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçelerinin ortaya konulduğu, buna karşılık itiraz konusu bendin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte ileri sürülmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla itiraz konusu bende yönelik başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
9. Açıklanan nedenle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan bu kurala yönelik itiraz başvurusunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
III. HÜKÜM
24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A. 13. maddesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu maddeye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine yönelik başvurunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,
12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI