“1- Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 22/11/2023 tarih, 2021/17686 Esas ve 2023/24479 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, yerleşik Yargıtay uygulamasında, hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunda bu suça ilişkin cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektireceği ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 251/1 maddesi uyarınca basit yargılama usulünün uygulanamayacağı belirtilmiştir. Belirtilen hususlara rağmen uygulamada hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunda bazı mahkemeler tarafından belirtilen hususlar dikkate alınarak basit yargılama usulü uygulanmamakta, bazı mahkemeler tarafından ise belirtilen hususlar göz ardı edilerek basit yargılama usulü uygulanmakta olup bu durum benzer koşullarda bulunan dava tarafları arasında eşitsizliğe neden olmaktadır. Düzenleme bu yönüyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
2- Basit yargılama usulünün kapsamında kalan suçlara ilişkin düzenlemenin iptaline yönelik başvuru Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarih, 2020/79 Esas, 2023/113 Karar sayılı kararıyla Anayasa'ya uygun bulunarak reddedilmiştir. Bahsedilen kararda düzenlemenin itiraz kanun yolu kısmının iptal edilmesinden sonra yapılan kanuni düzenleme uygulamada bir takım sorunlara neden olmaktadır. Yeni düzenlemede basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz edilmesi durumunda dosya genel tevziden başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilmektedir. 5271 sayılı Kanunun 251/1, 251/7 ve 251/8 fıkralarında düzenlenen basit yargılama usulünün kapsamına aykırı bir şekilde basit yargılama usulünün uygulanması durumunda, tevzi esaslarına göre dosyanın tevzi edildiği mahkemenin belirtilen hususlara ilişkin bir değerlendirme yapma imkanı ve dosyayı bu nedenle iade etme / geri gönderme imkanı kanunen söz konusu değildir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, "Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuki belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir." Bu nedenle düzenleme; kapsam, hüküm ve sonuçları itibarıyla herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık, net ve öngörülebilir nitelikte olmaması nedeniyle hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
3- Yeni düzenlemede basit yargılama usulü uygulanarak verilen karara itiraz edilmesi durumunda dosya genel tevziden başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilmesi şeklindeki uygulama, düzenlemenin asıl getirilme amacı olan yargılamanın hızlı şekilde tamamlanması ve yargı organları üzerindeki iş yükünün azaltılması amacıyla da bağdaşmamaktadır. Tek bir mahkemenin göstereceği emek ve mesai ile tamamlanacak bir yargılamada, iki farklı mahkeme emek ve mesai göstermektedir. Hukuk devleti ilkesi gereğince kanunların kamu yararı amacını gerçekleştirmek amacıyla yapılması gerekir. Anayasa Mahkemesi kararlarında Anayasa’nın 141. maddesine göre davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği, bu nedenle devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Düzenleme, yargı üzerindeki iş yükünün azaltılması amacına uygun olmadığından hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
4- İtiraza konu dosyada uygulama imkanı bulunmasa da, uygulamada özellikle kasten veya taksirle yaralama suçlarında mağdura ait kati hekim raporları alınmadan dosya basit yargılama usulü üzerinden karara bağlanmaktadır. Yine bu durumda da, dosyanın tevzi edildiği mahkemenin belirtilen hususlara ilişkin bir değerlendirme yapma imkanı ve dosyayı bu nedenle iade etme imkanı kanunen söz konusu değildir. Bu nedenle düzenleme hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
5- İtiraza konu dosyada uygulama imkanı bulunmasa da, uygulamada tek bir asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yargı yerlerinde itiraz üzerine dosya asliye hukuk mahkemelerine tevzi edilmektedir. Bu durum düzenlemenin başka bir hakim tarafından bağımsız ve tarafsız şekilde tekrar değerlendirme yapılması yönündeki amaçla bağdaşmamakta ve dava konusu yargılamada uzman olmayan bir mahkeme tarafından yargılama yapılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaline neden olmaktadır.
SONUÇ
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 252. maddesinin 2. fıkrasının 2709 sayılı 1982 Anayasasının 2., 10., 36. ve 140. maddelerine aykırı olduğunun tespiti ile iptaline,
Karar verilmesi saygı ile takdirlerinize sunulur.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2026/30
Karar Sayısı : 2026/28
Karar Tarihi : 12/2/2026
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Diyarbakır 18. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen (2) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 140. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sanık hakkında hakaret suçundan açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 252. maddesi şöyledir:
“Basit yargılama usulünde itiraz
Madde 252 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
(1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
(2)(Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı mahkemede yetkili başka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.
(3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır.
(4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.
(5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.
(7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın, yargılama giderine, vekâlet ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı”, (b) bendinde ise “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan bent uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından başvuru kararına ilişkin onaylı tutanakta ve gerekçeli başvuru kararında 5271 sayılı Kanun’un 252. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin itiraz konusu kuralları oluşturduğu belirtilmiş iken gerekçeli başvuru kararının “İTİRAZ KONUSU” ve “SONUÇ” başlıklı kısımlarında anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
6. Bu itibarla Mahkemenin gerekçeli başvuru kararının anılan başlıklı kısımları ve gerekçesi ile başvuru kararına ilişkin onaylı tutanak arasında çelişkiler olduğu gözetildiğinde başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
7. Açıklanan nedenlerle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan başvurunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
III. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenen 252. maddesinin 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 12/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI