“İtiraz konusu kural Anayasa'ya aykırıdır. Şöyle ki;
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir. Kişilerin, devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını korkusuzca geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiş olup Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi de gözönünde bulundurulmalıdır. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Anayasa’nın 7. maddesinde, ''Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.'' denilmektedir. Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyen konularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir. Başka bir ifadeyle Anayasa’ya göre kanunla düzenlenmesi gerekmeyen bir konu, kanuni dayanağı olmak kaydıyla idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılabilir.
Hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermemesi anlamına gelmektedir.
Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 5543 sayılı Kanun'un ''Fiziksel yerleşim'' başlıklı 16. maddesi ile "Yönetmelik düzenleme yetkisi" başlıklı 47. maddesi incelendiğinde, yeni yerleşim yerleri oluşturulurken hak sahipliğinin şartları konusunda genel çerçeve çizilmemiş anılan şartların hangi tarih dikkate alınarak tatbik edileceği de Kanun'la belirlenmemiş, bu hususların tamamı yönetmeliğe bırakılmıştır.
Anılan kanun hükmünde yer verilen ve ilgili tüm hususların düzenleneceği ifade edilen Yönetmeliğe ilişkin olarak herhangi çerçeve çizilmemiş; ikincil düzenlemeler yoluyla kamu makamlarına sınırı belirli olmayan şekilde tanımlama, düzenleme yapma ve sınırlandırma yetkisi tanınmıştır. Kamu makamları da kapsamı 5543 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen ve Yönetmelikte yer verilen düzenlemeye göre davacının hak sahipliği talebi reddedilmiştir. Mülkiyet hakkının sınırlanmasına yol açan bu düzenlemeye ilişkin olarak 5543 sayılı Kanun'da genel bir çerçevenin çizilmemiş olması ve bu hususların Yönetmeliğe bırakılması yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisinin tanınmasına neden olmuştur; ayrıca bu durum yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla davacının mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 5543 sayılı Kanun'un 47. maddesinde yer alan "(...) ile bu Kanunun uygulanmasına ait diğer düzenlemeler (...)" ibaresinin kanunda bulunması gerekli belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerini sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle anılan Kanun maddesindeki söz konusu ibarenin Anayasa'nın 2., 7. ve 13. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Keza; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 11. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."; 23. maddesinde,
"Herkes, yerleşme (...) hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
(...)
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.";
35. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında,
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.";
123. maddesinin birinci fıkrasında da, "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir." hükümlerine yer verilmiş olup; itiraz konusu Kanun maddesindeki söz konusu ibarenin yerleşme hürriyeti, mülkiyet hakkı ve idarenin görevlerinin kanunîliği ilkesiyle ilgili olan bahsi geçen Anayasa hükümlerine de aykırı olduğu düşünülmüştür.
VI- KARAR
Açıklanan nedenlerle;
- Anayasa'nın 2., 7., 11/II, 13., 23., 35. ve 123/I maddelerine aykırı olması sebebiyle 19/09/2006 tarih ve 5543 sayılı İskân Kanunu'nun 47. maddesinde yer verilen, "(...) ile bu Kanunun uygulanmasına ait diğer düzenlemeler (...)" ibaresinin iptali istemiyle Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,
- Anayasa Mahkemesinin konu hakkında vereceği karara kadar işbu davanın esası hakkında verilecek hükmün geri bırakılmasına (ertelenmesine), beş ay içinde Anayasa Mahkemesince bir karar verilmezse davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasına,
- İşbu kararın birer örneğinin taraflara tebliğine,
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca işbu kararın aslı ile birlikte işbu karara ilişkin görüşme tutanağının, dava dilekçesinin ve dosya içindeki diğer tüm evrakların onaylı örneklerinin dizi listesine bağlanarak Anayasa Mahkemesine gönderilmesine,
10/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2025/270
Karar Sayısı : 2025/267
Karar Tarihi : 25/12/2025
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 19/9/2006 tarihli ve 5543 sayılı İskân Kanunu’nun 47. maddesinde yer alan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ait diğer düzenlemeler,...” ibaresinin Anayasa’nın 2., 7., 11., 13., 23., 35. ve 123. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından yapılacak baraj nedeniyle taşınmazı kamulaştırılan ilgilinin iskânına ilişkin olarak mahallî iskân komisyonu tarafından verilen kararın iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 47. maddesi şöyledir:
“Yönetmelik düzenleme yetkisi
MADDE 47 – (1) Bu Kanunla, yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen hususlar ile bu Kanunun uygulanmasına ait diğer düzenlemeler, ilgili bakanlık ve kuruluşların da görüşleri alınarak Bakanlıkça düzenlenecek ve altı ay içerisinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev alanına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
3. 5543 sayılı Kanun’un 47. maddesin söz konusu Kanun’da yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen hususlar ile Kanun’un uygulanmasına ait diğer düzenlemelerin ilgili bakanlık ve kuruluşların da görüşleri alınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca (Bakanlık) düzenlenecek ve altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme anılan maddede yer alan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ait diğer düzenlemeler,…” ibaresinin iptalini talep etmiştir.
4. Kanun’un ek 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde DSİ tarafından yapılmakta ve yapılacak olan baraj ile baraj mücavir alanında kalan taşınmazların kısmen veya tamamen kamulaştırılması sonucunda yerlerini terk etmek zorunda kalanların iskânına ilişkin olarak Kanun’la ve ilgili diğer mevzuatla Bakanlığa verilen her türlü hak, görev ve yetkilerin DSİ tarafından gerçekleştirileceği düzenlenmiştir. Söz konusu fıkranın ikinci cümlesinde de bu madde kapsamında yapılacak iskân ile ilgili usul ve esasların Cumhurbaşkanı kararı ile belirleneceği öngörülmüştür.
5. Bakılmakta olan davanın konusu, DSİ tarafından yapılacak olan baraj ile baraj mücavir alanında kalan taşınmazının kamulaştırılması nedeniyle yerini terk etmek zorunda kalan davacının iskânı konusunda, hak sahibi olmadığına ilişkin olarak verilen mahallî komisyon kararının iptaline ilişkindir. Bu itibarla itiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
6. Açıklanan nedenle kuralın itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
III. HÜKÜM
19/9/2006 tarihli ve 5543 sayılı İskân Kanunu’nun 47. maddesinde yer alan “…ile bu Kanunun uygulanmasına ait diğer düzenlemeler,...” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE 25/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI