“Davacı … … vekili Av. … … tarafından; gümrük müşaviri olan müvekkilinin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen suçlardan hüküm giydiğinden bahisle, Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenmiş olan M/34/00638 no'lu gümrük müşavirliği izin belgesinin iptal edilmesine ilişkin Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 20/04/2022 tarih ve E-73621636 sayılı işleminin iptali istemiyle Ticaret Bakanlığına karşı açılan davada, Ankara 14. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 21/10/2022 tarih ve E:2022/1055, K:2022/2206 sayılı karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 05/04/2023 tarih ve E:2023/48, K:2023/542 sayılı kararının davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesine üzerine Dairemize gönderilen dosya, öncelikle dava konusu işlemin dayanağı olan, 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7190 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin "... gibi yüz kızartıcı suçlar..." ibaresi bakımından Anayasaya uygun olup olmadığı yönünden incelendi, gereği görüşüldü:
1. DAVAYA BAKMAKTA OLAN MAHKEME VE BU DAVADA UYGULANACAK KURAL
1.1. Davaya Bakmakta Olan Mahkeme Olması Yönünden
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlığını taşıyan 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları" hakkında bölge idare mahkemelerince verilen kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay tarafından temyizen incelenerek karara bağlanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Danıştay Başkanlık Kurulunun 17/01/2025 tarih ve 2025/3 sayılı, "18/12/2020 Tarih ve 2020/62 Sayılı Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İşbölümü Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair Karar"da, gümrük mevzuatı uyarınca gümrük müşavir ve müşavir yardımcıları hakkında tesis edilen işlemlerden kaynaklanan davaları ve temyiz başvurularını çözümleme görevi Danıştay Onuncu Dairesine verilmiştir.
Gümrük müşaviri olan davacının, Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen suçlardan hüküm giydiğinden bahisle gümrük müşavirliği izin belgesinin iptal edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın; gümrük mevzuatı uyarınca gümrük müşavir ve müşavir yardımcıları hakkında tesis edilen işlemlerden kaynaklanması ve dava konusu işlemin belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlerden olması nedeniyle, Danıştay Onuncu Dairesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesi ve Danıştay Başkanlık Kurulu kararı uyarınca davaya temyizen bakmakla görevli temyiz merciidir.
1.2. Davaya Uygulanacak Kural Yönünden
Bakılmakta olan davanın konusunu, gümrük müşaviri olan davacının cinsel taciz suçundan Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2019 tarih ve E:2019/172, K:2019/518 sayılı kararıyla 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması nedeniyle gümrük müşavirliği izin belgesinin iptali yolunda tesis edilen işlem oluşturmaktadır.
Anılan gümrük müşavirliği izin belgesinin iptali işleminin dayanağı olan, 07/11/2019 tarih ve 30941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7190 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin, bakılmakta olan davada uygulanması gerekmekte olup; söz konusu kural davayı sonuçlandırmada doğrudan etki yapacak niteliktedir.
2. ANAYASAL DÜZENLEMELER VE İLGİLİ MEVZUAT
2.1. Anayasal Düzenlemeler
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Cumhuriyetin nitelikleri'' başlığını taşıyan 2. maddesinde, ''Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.'' kuralına; "Yasama yetkisi" başlıklı 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." kuralına; "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinde, “Kimse işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.” kuralına yer verilmiştir.
2.2. İlgili Mevzuat
Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanacak gümrük kurallarını belirlemek amacıyla 04/11/1999 tarih ve 23866 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun;
225. maddesinin 1. fıkrasında, "Eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetler, 5. madde hükümleri çerçevesinde, sahipleri ile bunların adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla veya gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilir ve sonuçlandırılır." hükmüne;
226. maddesinde, "Gümrük müşavirleri her türlü gümrük işlemini takip ederek sonuçlandırabilirler.
Gümrük müşavir yardımcıları bir gümrük müşavirinin yanında çalışır ve onun adına gümrük idarelerinde iş takip edebilirler." hükmüne;
227. maddesinin 1. fıkrasının 7190 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik (d) bendinde, "Gümrük müşavir yardımcısı olabilecek kişilerin aşağıda belirtilen koşullara sahip olması gerekir:
Taksirli suçlar hariç olmak üzere; affa uğramış olsalar dahi, ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira gibi yüz kızartıcı suçlar ile resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörün finansmanı, Devlet sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçları ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamı suçlar ile örgütlü suçlardan hüküm giymemiş olmak", hükmüne;
228. maddesinin 1. fıkrasında, "227. maddenin 1. fıkrasının (f) bendinin (ii) alt bendi hariç olmak üzere, aynı fıkrada belirtilen koşulları taşıyan ve iki yıl süre ile gümrük müşavir yardımcılığı yaparak, gümrük mevzuatı ve gümrüğe ilişkin iktisadi, ticari ve mali konuları kapsayan sınavda başarılı olan kişiler, gümrük müşavirliği yapmaya hak kazanır." hükmüne;
Aynı maddenin 3. fıkrasında, "1. ve 2. fıkralarda belirtilen koşulları yerine getirenlere, gerekli müracaat belgelerinin tamamlanmasından itibaren altmış gün içinde Müsteşarlıkça Gümrük Müşavirliği İzin Belgesi verilir. Gümrük müşavirleri ancak bu izin belgesini aldıktan sonra mesleki faaliyette bulunabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
3. ANAYASA'YA AYKIRILIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasının yanında, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bu ilke gereği birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.
Zira, birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasanın 38. maddesinde belirtilen Kanunilik ilkesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde "suç ve cezada kanunilik ilkesi" başlığı altında düzenlenmiş, bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmıştır. Kanunilik ilkesi uyarınca idarî yaptırım gerektiren fiillerin çerçevesinin kanunda açıkça tanımlanması, bunun doğal sonucu olarak yaptırım uygulanacak eylemin kanunda belirli olması gerekmektedir.
Anayasa'nın 38. maddesinde idarî ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, belirli normların sadece kanunlarla düzenlenebileceğini öngören kanunilik ilkesi, ceza hukukunda olduğu gibi idarî yaptırımlarda (cezalarda) da uygulanması zorunlu olan bir ilkedir. Nitekim, başta Anayasa'nın 38. maddesinde yer alanlar olmak üzere, temel ceza hukuku ilkelerinin cezalandırıcı nitelikteki idarî yaptırımlara da uygulanması gerektiği Anayasa Mahkemesi ve Danıştay tarafından kabul edilmektedir.
Kanunda suç olarak düzenlenmemiş fiillerin, kanunda suç olarak düzenlenmiş fiillerle benzerliği dolayısıyla veya yorum suretiyle yaptırıma bağlanması kanunilik ilkesine aykırılık teşkil eder. Bu ilke, aynı zamanda, suç ve ceza niteliği taşıyan kuralların yorum yoluyla genişletilemeyeceğini de öngörmektedir.
Bu itibarla, idarî tedbirler ve klasik anlamda idarî işlemlerden farklı olarak idarî cezalar bakımından öngörülen düzenlemelerin kanunilik ilkesine aykırı olmaması, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkesinin de gereği olarak hangi davranışların/fiillerin işlenmesi hâlinde hangi yaptırımlarla karşılaşılabileceğinin muhatap tarafından bilinir olması, hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi, kuralın “açık”, “anlaşılır” ve “sınırlarının belli olması” gerekmektedir.
Uyuşmazlığa uygulanacak 4458 sayılı Kanun'un 7190 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için taksirli suçlar hariç olmak üzere; affa uğramış olsalar dahi, ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira gibi yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymemiş olmak şartı aranmaktadır.
Maddede geçen "gibi yüz kızartıcı suçlar" ibaresiyle öncesinde tek tek sayılan "ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira" suçlarının birer yüz kızartıcı suç olduğunu nitelemek için tadadi olarak sayılmış suçların mı kastedildiğinin yoksa sayılan suçlar dışında benzer başka yüz kızartıcı suçlara (cinsel taciz gibi) atıf yapılarak kapsamının mı genişletildiğinin anlaşılamadığı, başka bir ifadeyle söz konusu düzenlemede bir açıklık ve belirlilik bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan, 29/03/2011 tarih ve 6215 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle değiştirilen 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un ek 9. maddesinin 5. fıkrasının (d) bendi ile, federasyon başkanı olabilmek için getirilen, "zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan hükümlü olmamak" koşulundaki "gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesince verilen 14/02/2013 tarih ve E:2011/63, K:2013/28 sayılı kararda da; "gibi" edatının, metinde sayılan "zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas" suçlarının yüz kızartıcı veya şeref veya haysiyet kırıcı birer suç olduklarını nitelemek için kullanıldığı, federasyon başkanı olabilmek için sadece maddede sayılan suçlardan mahkum olmamak şartının aranabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği, "gibi" kelimesine dayanarak "yüz kızartıcı suçlar" veya "şeref veya haysiyet kırıcı suçlar" kavramlarının kapsamını genişletmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 7190 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "... gibi yüz kızartıcı suçlar..." ibaresinin "hukuk devleti ilkesi", "hukuki belirlilik ilkesi" ve "hukuki güvenlik ilkesi"ne, Anayasanın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 4458 sayılı Kanun'un, 7190 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 227. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "... gibi yüz kızartıcı suçlar..." ibaresinin, Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle Anayasanın 152. maddesi gereği itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına,
2. Dosyada bulunan konuyla ilgili belgelerin ve başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı birer örneğinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, 04/02/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/136
Karar Sayısı:2025/200
Karar Tarihi:8/10/2025
R.G.Tarih-Sayı:24/12/2025-33117
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay Onuncu Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 227. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 24/10/2019 tarihli ve 7190 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değiştirilen (d) bendinde yer alan “...gibi yüz kızartıcı suçlar...” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Gümrük müşavirliği izin belgesinin iptaline yönelik işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 227. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“1. Gümrük müşavir yardımcısı olabilecek kişilerin aşağıda belirtilen koşullara sahip olmaları gerekir:
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
b) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak,
c) Kamu haklarından mahrum bulunmamak,
d) (Değişik:24/10/2019-7190/9 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere; affa uğramış olsalar dahi, ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira gibi yüz kızartıcı suçlar ile resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörün finansmanı, Devlet sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçları ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamı suçlar ile örgütlü suçlardan hüküm giymemiş olmak,
e) Ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmış olmamak,
f) i) Hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi, siyasal bilgiler ve endüstri mühendisliği dallarında eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya denkliği Yüksek Öğretim Kurumunca tasdik edilmiş yabancı yükseköğretim kurumlarından en az lisans seviyesinde mezun olmak,
ii) Diğer öğretim kurumlarından lisans seviyesinde mezun olduktan sonra (i) alt bendinde belirtilen bilim dallarından lisansüstü seviyede diploma almış olmak ya da ön lisans eğitimi veren gümrük, dış ticaret ve Avrupa Birliği konularında uzmanlık programı olan meslek yüksekokullarından mezun olmak,
g) Staj amacıyla bir gümrük müşavirinin yanında bir yıl çalışmış olmak,
h) Yapılan gümrük mevzuatı ve gümrüğe ilişkin iktisadi, ticari ve mali konuları kapsayan sınavda başarılı olmak,”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 3/6/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 4458 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesine giren ve çıkan eşya ile taşıt araçlarına uygulanacak gümrük kurallarını belirlemek olduğu belirtilmiştir.
4. Kanun’un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde Gümrükler Genel Müdürlüğünün gümrük mevzuatının doğru olarak uygulanması için gerekli gördüğü bütün önlemleri alacağı, bu çerçevede eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin olarak gerekli gördüğü bir kısım tespit işleminin, belirleyeceği niteliklere sahip gümrük müşavirleri eliyle yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
5. Bu bağlamda 226. maddenin (1) numaralı fıkrasında gümrük müşavirlerinin her türlü gümrük işlemini takip ederek sonuçlandırabileceği, (2) numaralı fıkrasında gümrük müşavir yardımcılarının bir gümrük müşavirinin yanında çalışacağı ve onun adına gümrük idarelerinde iş takip edebilecekleri belirtilmiştir.
6. 227. maddede ise gümrük müşavir yardımcısı olabilecek kişilerin sahip olmaları gereken koşullar sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde taksirli suçlar hariç olmak üzere bazı suçlar sayılarak affa uğramış olsalar dahi bu suçlardan hüküm giyenlerin gümrük müşavir yardımcısı olamayacakları öngörülmüştür.
7. Bu kapsamda ağır hapis veya beş yıldan fazla hapis ya da kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira gibi yüz kızartıcı suçlar ile resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, terörün finansmanı, devlet sırlarını açığa vurma, vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçları, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ile örgütlü suçlardan hüküm giyenlerin gümrük müşavir yardımcılığı mesleğini icra edemeyecekleri hükme bağlanmıştır. Anılan bentte yer alan “…gibi yüz kızartıcı suçlar…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
B. İtirazın Gerekçesi
8. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralın da yer aldığı maddede bazı suçların sayılmasından sonra kurala yer verilmek suretiyle bu suçlardan hüküm giyenlerin gümrük müşavir yardımcısı olamayacaklarının öngörüldüğü, kural nedeniyle maddede sayılanlar dışında başka suçların da bu kapsamda olup olmadığının belirsiz olduğu, bu durumun hukuki belirlilik ile suçta ve cezada kanunilik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
9. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
10. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir./ Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” denilerek çalışma özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
11. Anayasa’nın 49. maddesinde de çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir.
12. Çalışma özgürlüğü, herkesin dilediği mesleği seçmede özgür olmasını ve zorla çalıştırılmamayı ifade eder. Birey, bu özgürlüğünü kullanarak dilediği alanı ve işi seçebilir. Çalışma hakkı ise bireyin özgür iradesiyle seçtiği mesleği veya işi icra etmesi, devletin de çalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken tedbirleri almasıdır (AYM, E.2016/141, K.2018/27, 20/2/2018, § 16).
13. Gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira suçları gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkûm olmama şartı öngören kuralın Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence altına alınan çalışma hakkı ve özgürlüğüne sınırlama getirdiği açıktır.
14. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
15. Bu kapsamda çalışma hakkı ve özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
16. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
17. Kuralın da yer aldığı bentte bazı suçlar sayıldıktan sonra bu sayılanlar gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkûmiyetin gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilmiştir. 4458 sayılı Kanun’da, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda veya başka bir kanunda yüz kızartıcı suçların hangi suçlar olduğuna ilişkin olarak açık bir hükme yer verilmemiştir. Bir mesleğin icrasını belli suçlardan mahkûm olmama şartına bağlayan bir kuralda hangi suçların bu kapsamda olduğunun açık ve net bir şekilde düzenlenmesi, kuralın mesleğin icrasına engel olacak suçların kapsamını genişletecek ve keyfî uygulamalara neden olabilecek ifadeler içermemesi gerekir.
18. Kuralda kanuni çerçeve çizilmeden bir kısım suç sayıldıktan sonra bu suçlara benzer suçlardan hüküm giymiş olmanın gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olduğu belirtilmiş, hangi suçların bu kapsamda olduğu kesin ve net olarak anlaşılabilecek şekilde kuralın sınırları çizilmemiştir. Bu bağlamda kural bireylerin hangi somut fiil ve olguya yasal çerçevede sonuç bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân tanımamaktadır.
19. Öte yandan Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında milletvekili seçilmeye engel suçlar sayılırken “…zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlardan…” biriyle hüküm giymiş olanların milletvekili seçilemeyecekleri düzenlenerek yüz kızartıcı suç kavramına Anayasa’da da yer verilmiştir. Böylece anılan fıkrada sayılan suçlar dışında yüz kızartıcı suçların belirlenmesi konusunda kanun koyucuya düzenleme yapma imkânı tanınmıştır.
20. Bununla birlikte Anayasa’da milletvekili seçilmeye engel olarak sayılan suçlara ekleme yapma konusunda takdir yetkisi tanınan kanun koyucunun temel haklara müdahale teşkil eden durumlarda bu suçların belirlenmesi konusundaki yetkiyi idarenin veya yargı makamlarının takdirine bırakması mümkün değildir. Dolayısıyla söz konusu kavramın Anayasa’da da kullanılmış olması, kavramın kullanıldığı kanuni düzenlemelerin doğrudan Anayasa’ya uygunluğu sonucunu doğurmamaktadır.
21. Bu itibarla gümrük müşavir yardımcısı olabilmek için kaçakçılık, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, dolanlı iflas, yalan yere şahadet, suç tasnii, iftira suçlarının yanı sıra bu gibi yüz kızartıcı suçlardan da mahkûm olmama şartı öngören kural sayılanlar dışında hangi suçların gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin icrasına engel olacağı konusunda belirsizliğe neden olmaktadır. Dolayısıyla çalışma hakkına sınırlama getiren kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı, keyfîliğe karşı yeterli güvence içermediği, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
22. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddeleri bağlamında yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 38. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 227. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 24/10/2019 tarihli ve 7190 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değiştirilen (d) bendinde yer alan “...gibi yüz kızartıcı suçlar...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 8/10/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR