ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2025/79
Karar Sayısı : 2025/257
Karar Tarihi : 11/12/2025
R.G. Tarih - Sayı :
17/3/2026-33199
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Samsun 2. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:
4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 2/2/2023 tarihli ve
7437 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 54. maddesinin (5) numaralı
fıkrasının;
A. (a) bendinin
birinci cümlesinde yer alan “Hakkında disiplin soruşturması açılan…” ve
“…isnat edilen suçun neden ibaret olduğu,…” ibarelerinin,
B. (b) bendinin
ikinci cümlesinin,
C. (d) bendinin,
Anayasa’nın 2., 10. ve 129. maddelerine aykırılığı ileri
sürülerek iptallerine karar verilmesi
talebidir.
OLAY: Yükseköğretim
kurumundan uzaklaştırma cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu
kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için
başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un 54. maddesinin itiraz konusu kuralların da yer
aldığı ilgili kısmı şöyledir:
“(3) Disiplin amirleri:
…
c) Soruşturma, yetkili disiplin amirinin belirleyeceği
soruşturmacı veya soruşturmacılar eliyle yürütülür. Disiplin amiri gerekli
gördüğü takdirde başka bir yükseköğretim kurumundan soruşturmacı
görevlendirilmesini de talep edebilir.
(4) Soruşturmanın süresi ve zamanaşımı:
a) Disiplin soruşturmasına, disipline konu olay
öğrenilince derhal başlanılır ve soruşturma en geç otuz gün içinde
sonuçlandırılır. Soruşturma bu süre içinde tamamlanamaz ise soruşturmacı
gerekçeli olarak ek süre talep edebilir. Disiplin amiri sunulan gerekçeyi ve
zamanaşımı sürelerini dikkate alarak her defasında otuz günü geçmemek üzere
altmış güne kadar, toplu olarak işlenen suçlarda ise doksan güne kadar ek süre verebilir.
…
(5) Savunma hakkı:
a) Hakkında disiplin soruşturması açılan
öğrenciye isnat edilen suçun neden ibaret olduğu, savunmasını
yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak bildirilir; ayrıca öğrenci
bilgi sistemi üzerinden veya elektronik posta ya da kısa mesaj ile de
bildirilebilir. Bu yazıda; öğrenciden belirtilen gün, saat ve yerde savunmasını
yapmak üzere hazır bulunması istenilir.
b) Savunma yapmak üzere gelen kişi, savunmasını sözlü
olarak yapabileceği gibi yazılı olarak da sunabilir. Yazılı savunma
sunulduktan sonra soruşturmacı öğrenciye ek sorular yöneltebilir.
c) Öğrenciye gönderilecek davetiyede; çağrıya özürsüz
olduğu halde uymadığı veya özrünü zamanında bildirmediği takdirde, savunma
hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere dayanılmak suretiyle
hakkında gerekli kararın verileceği belirtilir.
ç) Geçerli bir özür bildiren veya mücbir sebep dolayısıyla
davete uymadığı anlaşılan öğrenciye uygun bir süre verilir. Tutuklu öğrencilere
savunmalarını yazılı olarak gönderebilecekleri bildirilir.
d) Soruşturma öğrencinin kendini gereği gibi savunmasına
imkân verecek şekilde yürütülür.
(6) Disiplin soruşturmasında uyulacak esaslar:
a) Soruşturmanın gizliliği esastır.
b) Soruşturmacı tanık dinleyebilir, keşif yapabilir ve
bilirkişiye başvurabilir. Soruşturma işlemleri bir tutanakla tespit olunur.
Tutanak; işlemin nerede ve ne zaman yapıldığı, işlemin mahiyeti, kimlerin
katıldığı, ifade alınmış ise soruları ve cevapları belirtecek şekilde
düzenlenir ve soruşturmacı, katip, ifade sahibi ve varsa keşif sırasında hazır
bulunanlarca imzalanır. İfade alınırken tanığa ve bilirkişi tayini durumunda
bilirkişiye yemin ettirilir; tanığın kimliği, adresi ve benzeri açıklayıcı
bilgileri belirtilir.
c) Yükseköğretim kurumlarının personeli,
soruşturmacıların istedikleri her türlü bilgi, dosya ve başka belgeleri hiçbir
gecikmeye mahal bırakmaksızın verirler ve istenecek yardımları yerine
getirirler.
ç) Soruşturmacı, hakkında soruşturma açılan kişi ve
eylemlerle sınırlı olmak üzere soruşturmayı yürütür ve tamamlar. Soruşturma
esnasında soruşturulan eylemin dışında başka disiplin suçlarının işlendiğini
veya aynı suç kapsamında başka kişilerin soruşturmaya dahil edilmesi
gerektiğini tespit eden soruşturmacı, durumu yetkili mercie bildirir.
d) Öğrencinin, disiplin suçunu işledikten sonra
yükseköğretim kurumundan her ne sebeple olursa olsun ayrılmış olması,
soruşturma açılmasına, devamına ve gerekli kararların alınmasına engel teşkil
etmez.
e) Öğrenci başka bir yükseköğretim kurumunda eğitim
aldığı sırada disiplin cezasını gerektiren bir suç işlediğinde soruşturma yapma
ve disiplin cezası verme yetkisi o yükseköğretim kurumuna aittir. Öğrenci
hakkında verilen karar, uygulanmak üzere öğrencinin kayıtlı olduğu
yükseköğretim kurumuna gecikmeksizin bildirilir.
f) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 22/2/2024 tarihli ve
E: 2023/78, K: 2024/55 sayılı Kararı ile)
g) Soruşturma sonuçlandığında bir rapor düzenlenir.
Raporda soruşturma onayı, soruşturmaya başlama tarihi, soruşturulanın kimliği,
isnat edilen suç konuları, soruşturmanın safhaları, deliller ve alınan savunma
özetlenir. İsnat edilen suçun sabit olup olmadığı tartışılır ve sabit bulunması
halinde eyleme uyan disiplin cezası teklif edilir. Soruşturmayla ilgili
belgelerin asıl veya suretleri bir dizi pusulasına bağlanarak rapora eklenir.
Soruşturma raporu, dosya ile birlikte soruşturmayı açan mercie tevdi edilir.
ğ) Aynı olaydan dolayı, öğrenci hakkında ceza
kovuşturmasının başlamış olması, disiplin soruşturmasını geciktirmez. Öğrenci
hakkında ceza kovuşturması açılmış olması, mahkûm olması veya olmaması disiplin
cezasının verilmesine engel teşkil etmez.
…
(10) Disiplin soruşturmasının sonucunun bildirilmesi,
başvuru yolları ve cezaların uygulanması:
a) Disiplin soruşturmasının sonucu, hakkında disiplin
soruşturması yürütülen öğrenci ile varsa mağdura bildirilir.
b) Disiplin soruşturması sonunda verilen disiplin cezası,
soruşturma açmaya yetkili amir tarafından yukarıda sayılanlara ilaveten;
öğrenciye burs veya kredi veren kuruluşa ve yükseköğretim kurumuna bildirilir.
c) Disiplin cezası vermeye yetkili amir veya kurul
kararlarında hangi tarihten itibaren uygulanacağı belirtilmediği takdirde,
disiplin cezaları verildikleri tarihten itibaren uygulanırlar.
ç) Disiplin amirleri ve kurullarınca verilen disiplin
cezalarına karşı on beş gün içinde üniversite yönetim kuruluna itiraz
edilebilir. Dosya kapsamında, disiplin suçunu oluşturan fiil sebebiyle doğrudan
mağdur olan kişi de aynı usulle karara itiraz edebilir. Cezalar öğrencinin
dosyasına işlenir.
d) İtiraz halinde, üniversite yönetim kurulu, on beş gün
içinde itirazı kabul veya reddeder. İtirazın kabulü halinde yetkili disiplin
amiri veya kurulu kabul gerekçesini dikkate alarak otuz gün içinde karar verir.
e) Öğrencilere verilen disiplin cezalarına karşı, itiraz
hakkı kullanılmadan da idari yargı yoluna başvurulabilir.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir
ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai
AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan
FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin
KIRATLI’nın katılımlarıyla 6/3/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme
toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hilal YAZICI
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun
hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendinde, yükseköğretim öğrencileri bakımından disiplin suçu teşkil eden
eylemler ve uygulanabilecek disiplin cezaları düzenlenmekte iken anılan bent
Anayasa Mahkemesinin 8/9/2022 tarihli ve E.2022/54, K.2022/99 sayılı kararıyla
yükseköğretim öğrencilerinin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal
yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte
öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın
13. ve 42. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir. Anılan karar
sonrasında söz konusu madde 7437 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle yeniden
düzenlenmiştir.
4. Maddenin (1) numaralı fıkrasında, öğrencilere
uygulanacak disiplin cezaları ve bu cezaları gerektiren disiplin suçları, (2)
numaralı fıkrasında tekerrür hâli, (3) numaralı fıkrasında disiplin amirlerine
ilişkin hükümlere yer verilmiş; (4) numaralı fıkrasının (a) bendinde de
disiplin soruşturmasına, disipline konu olayın öğrenilmesiyle derhâl
başlanacağı ve soruşturmanın en geç otuz gün içinde sonuçlandırılacağı hüküm
altına alınmıştır.
5. (5) numaralı fıkrada ise disiplin soruşturması
başlatılan öğrencinin savunma hakkı düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (a) bendine
göre hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye isnat edilen suçun neden
ibaret olduğu, savunmasını yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak
bildirilir. Söz konusu bendin birinci cümlesinde yer alan “Hakkında disiplin
soruşturması açılan…” ve “…isnat edilen suçun neden ibaret olduğu,…”
ibareleri itiraz konusu kuralların bir kısmını oluşturmaktadır.
6. Fıkranın (b) bendinin birinci cümlesinde, savunma
yapmak üzere gelen kişinin savunmasını sözlü veya yazılı olarak sunabileceği
belirtilmiş, itiraz konusu ikinci cümlesinde ise yazılı savunma sunulduktan
sonra soruşturmacının öğrenciye ek sorular yöneltebileceği öngörülmüştür.
İtiraz konusu (d) bendinde de soruşturmanın öğrencinin kendini gereği gibi
savunmasına imkân verecek şekilde yürütüleceği hüküm altına alınmıştır.
7. Disiplin soruşturmasında uyulacak esaslar ise 54.
maddenin (6) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (a) bendinde
soruşturmanın gizliliğinin esas olduğu belirtilmiş, (b) bendinde
soruşturmacının tanık dinleyebileceği, keşif yapabileceği ve bilirkişiye
başvurabileceği ifade edilmiştir.
8. Fıkranın (ç) bendinde soruşturmacının, hakkında
soruşturma açılan kişi ve eylemlerle sınırlı olmak üzere soruşturmayı yürütüp
tamamlayacağı, soruşturma esnasında soruşturulan eylemin dışında başka disiplin
suçlarının işlendiğini veya aynı suç kapsamında başka kişilerin soruşturmaya
dâhil edilmesi gerektiğini tespit etmesi hâlinde de durumu yetkili merciye
bildireceği hüküm altına alınmıştır.
9. (g) bendinde de soruşturma tamamlandığında
düzenlenecek raporda yer alacak hususlar düzenlenmiştir. Buna göre raporda
soruşturma onayı, soruşturmaya başlama tarihi, soruşturulanın kimliği, isnat
edilen suç konuları, soruşturmanın safhaları, deliller ve alınan savunma
özetlenir. İsnat edilen suçun sabit olup olmadığı tartışılır ve sabit bulunması
hâlinde eyleme uyan disiplin cezası teklif edilir. Soruşturmayla ilgili
belgelerin asıl veya suretleri bir dizi pusulasına bağlanarak rapora eklenir.
Soruşturma raporu, dosya ile birlikte soruşturmayı açan merciye tevdi edilir.
10. Maddenin (8) numaralı fıkrasında disiplin
kurullarının çalışma usulü düzenlenmiştir. Anılan fıkraya göre disiplin kurulu,
başkanın çağrısı üzerine belirlenecek yer, gün ve saatte toplanır. Disiplin
kurullarında raportörlük görevi, başkanın görevlendireceği üye tarafından
yürütülür. Raportör üye, havale edilecek dosyanın incelenmesini en geç beş gün
içinde tamamlar. Kurulda öncelikle raportörün açıklamaları dinlenir. Kurul
gerek görürse soruşturmacıları da dinleyebilir. Görüşmelerin bitiminde oylama yapılır
ve karar başkan tarafından açıklanır.
11. (10) numaralı fıkranın (a) bendinde disiplin soruşturmasının sonucunun, hakkında
disiplin soruşturması yürütülen öğrenci ile varsa mağdura bildirileceği, (ç)
bendinde disiplin amirleri ve kurullarınca verilen disiplin cezalarına karşı on
beş gün içinde üniversite yönetim kuruluna itiraz edilebileceği, (d) bendinde
de itiraz hâlinde, üniversite yönetim kurulunun on beş gün içinde itirazın
kabulüne veya reddine karar vereceği, itirazın kabulü hâlinde kabul gerekçesi
dikkate alınarak otuz gün içinde karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan fıkranın (e) bendiyle de öğrencilere verilen disiplin cezalarına karşı
itiraz hakkı kullanılmadan da idari yargı yoluna başvurma imkânı getirilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
12. Başvuru kararında özetle; yükseköğretim
öğrencilerinin disiplin soruşturmalarına ilişkin olarak savunma hakkını
düzenleyen itiraz konusu kurallarda yer verilen kavramların idarenin farklı
uygulamalarına neden olacak şekilde belirsizlikler içerdiği, bu durumun kişinin
savunma hakkının etkili bir şekilde kullanılmasını sağlayacak şekilde
bilgilendirilmesine imkân tanımadığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2.,
10. ve 129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Kanun’un 54.
Maddesinin (5) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin Birinci Cümlesinde Yer Alan “Hakkında
disiplin soruşturması açılan…” ve “…isnat edilen suçun neden ibaret
olduğu,…” İbareleri ile (d) Bendinin İncelenmesi
13. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti;
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum
ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, hukuk
kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
14. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik
ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare
yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi,
hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirli bir kesinlik
içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini
zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri
öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin
tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal
düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli
kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
15. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi
yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş yapma veya yapmama biçiminde beliren
davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır (AYM,
E.2018/30, K.2018/94, 25/9/2018, § 16; E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 12).
16. Yükseköğretim öğrencilerine sunulan eğitim ve öğrenim
hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla ihdas edilen disiplin
suç ve cezaları öğrencilerin özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı,
ifade özgürlüğü, eğitim hakkı gibi pek çok hak ve özgürlüğüne sınırlama getiren
bir nitelik taşımaktadır. Bu itibarla disiplin suç ve cezaları sebebi veya
sonucu itibarıyla çeşitli temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması sonucunu
doğurabilir (AYM, E.2022/54, K.2022/99, 8/9/2022, § 28).
17. 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (5) numaralı
fıkrasında disiplin amirince hakkında disiplin soruşturması açılan öğrencinin
bir soruşturmacının görevlendirilmesiyle birlikte başlayan süreçte savunma
hakkına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
18. Anılan fıkranın itiraz konusu ibarelerin de yer
aldığı (a) bendinde, hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye isnat
edilen suçun neden ibaret olduğunun savunmasını yapacağı tarihten en az yedi
gün önce yazılı olarak bildirileceği, söz konusu fıkranın itiraz konusu (d)
bendinde ise soruşturmanın öğrencinin kendini gereği gibi savunmasına imkân
verecek şekilde yürütüleceği hüküm altına alınmıştır.
19. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında,
öğrenciye verilebilecek disiplin cezaları ve bu disiplin cezalarını gerektiren
eylemlerin hangileri olduğu belirtilmiştir. Hakkında disiplin soruşturması
açılan öğrenciye isnat edilecek suçun da anılan fıkrada sayılanlardan biri olacağı
açıktır.
20. Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması
mümkün olmadığından isnat, anılan kişinin savunma yapabilmesi için kişiye
bildirilmektedir. Bu nedenle de bildirimde, ilgilinin hangi fiil ile itham
edildiğinin ve hangi disiplin suçunu işlediğinin açıklanması gerekmektedir.
Diğer bir ifadeyle ilgili, isnadın sebebinden ve niteliğinden haberdar
edilmelidir. İlgilinin hangi fiili nerede ve ne zaman işlediği (disiplin suçunu
oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini oluşturur. Bunların soyut olarak değil
ilgilinin savunma hazırlayabilmesine yetecek şekilde açıklanması gerekir.
Böylelikle ilgili, soruşturmaya konu fiili nerede ve ne zaman işlemekle itham
edildiğini bileceğinden savunmasını buna göre yapabilecektir.
21. Fiilin hukuki yönden nitelendirilmesi ise isnadın
niteliğidir. İsnadın niteliği hakkındaki bilgi de savunma yapmaya yetecek
düzeyde olmalı ve ilgilinin işlemekle itham edildiği fiilin hangi normu ihlal
ettiği belirtilmelidir. Disiplin süreci esnasında fiilin hukuki niteliğinin
değişmesi durumunda da ilgili bu değişiklikten haberdar edilmelidir (AYM,
E.2022/87, K.2022/121, 13/10/2022, § 16). Dolayısıyla hakkında disiplin
soruşturması açılan öğrenciye isnat edilen suçla ilgili olarak bildirim
yapılırken anılan hususların gözetileceği açıktır.
22. Öte yandan maddenin (5) numaralı fıkrasının itiraz
konusu (d) bendinde soruşturmanın öğrencinin kendini gereği gibi savunmasına
imkân verecek şekilde yürütüleceği belirtilmiştir. Anılan hükümler birlikte
değerlendirildiğinde kişinin isnadın sebebi ve niteliğini içerecek şekilde
bilgilendirilerek savunma yapmasını sağlayacak kanuni bir çerçevenin bulunduğu
anlaşılmaktadır.
23. Ayrıca disiplin soruşturmasında uyulacak esasların
düzenlendiği (6) numaralı fıkranın (ç) bendinde soruşturmacının, hakkında
soruşturma açılan kişi ve eylemlerle sınırlı olmak üzere soruşturmayı yürütüp
tamamlayacağı hüküm altına alınmış, bu suretle öğrencinin bilgilendirilmediği
ve dolayısıyla savunmasının alınmadığı hususların söz konusu soruşturmaya konu
edilmemesi güvence altına alınmıştır.
24. Bunun yanı sıra Kanun’un 54. maddesinin (10) numaralı
fıkrasının (ç) bendinde, verilen disiplin cezalarına karşı on beş gün içinde
üniversite yönetim kuruluna itiraz yolunun öngörüldüğü açık olup ayrıca bu
cezalara karşı idari yargıda iptal davası açılması mümkündür. Kaldı ki anılan fıkranın
(e) bendinde de disiplin cezalarına karşı itiraz hakkı kullanılmadan da idari
yargı yoluna başvurulabileceği öngörülmüştür.
25. Dolayısıyla disiplin soruşturmasına muhatap olan
öğrencinin savunma hakkını etkili bir şekilde kullanabilmesi bakımından yeterli
güvencelerin kurallar kapsamında öngörüldüğü, disiplin soruşturması sonucunda
verilecek cezaya karşı idari ve yargısal başvuru yollarının bulunduğu gözetildiğinde
kuralların yükseköğretim öğrencilerinin
disiplin soruşturmasında savunma hakkının gereği gibi kullanılmasını sağlayacak
güvenceleri içerdiği, dolayısıyla hukuk devleti ilkesi kapsamında belirlilik
koşulunu sağladığı sonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2.
maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve
Kenan YAŞAR bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 10. ve 129. maddeleriyle ilgisi
görülmemiştir.
2. Kanun’un 54. Maddesinin (5) Numaralı Fıkrasının (b)
Bendinin İkinci Cümlesinin İncelenmesi
27. İtiraz konusu kuralda savunmanın yazılı olarak
yapılması hâlinde soruşturmacının ilgili kişiye ek sorular sorabileceği hüküm
altına alınmıştır.
28. Disiplin soruşturması kapsamında ek soruların hangi
hâlde ve kim tarafından sorulacağı herhangi bir tereddüde yer vermeyecek
şekilde açık ve net olarak kanunla açıkça düzenlenmiştir.
29. Öte yandan ek soru sorulması konusunda
soruşturmacının yetkili kılınmasının, yazılı olarak sunulan savunmanın olayın
aydınlatılması bakımından yeterli olmaması durumunda savunmaya ilişkin
eksikliklerin tamamlanması amacıyla getirildiği açıktır. Bu kapsamda ilgiliye
sorulacak soruların soruşturmaya konu eylemlere ve bu eylemlerin aydınlatılmasına
ilişkin olacağında şüphe bulunmamaktadır.
30. Dolayısıyla idareye tanınan ek soru sorma yönündeki
yetkinin keyfî uygulamalara neden olacak şekilde belirsizlik içerdiği
söylenemez.
31. Hukuk devleti ilkesi gereğince kanunların kamu yararı
amacıyla çıkarılması gerekir. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu
yararı; genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün
olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç ögesi bakımından
Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için çıkarılmasında kamu yararı dışında bir
amacın gözetilmemiş olması gerekir. Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla
yalnız özel çıkarlar için veya yalnız belli kişilerin yararına olarak
çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa söz konusu düzenlemede amaç unsuru
bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusu olacaktır (AYM, E.2019/111,
K.2023/63, 5/4/2023, § 141).
32. Savunmanın yazılı yapılması hâlinde idareye kişiye ek
soru sorulabilmesine ilişkin yetkinin verilmesiyle soruşturmaya konu eylem ve
iddiaların aydınlatılmasının amaçlandığı, bu itibarla kuralın kamu yararı amacı
dışında bir amaç taşımadığı anlaşılmaktadır.
33. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 2. maddesine
aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 10. ve 129. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.
IV. HÜKÜM
4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun
2/2/2023 tarihli ve 7437 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilen 54.
maddesinin (5) numaralı fıkrasının;
A. (a) bendinin
birinci cümlesinde yer alan “Hakkında disiplin soruşturması açılan…” ve
“…isnat edilen suçun neden ibaret olduğu,…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı
olmadıklarına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin
MENTEŞ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve
OYÇOKLUĞUYLA,
B. (b) bendinin
ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE
OYBİRLİĞİYLE,
C. (d) bendinin Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin
MENTEŞ ile Kenan YAŞAR’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
11/12/2025 tarihinde
karar verildi.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
Üye
İrfan FİDAN
|
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|
Üye
Yılmaz AKÇİL
|
|
Üye
Ömer ÇINAR
|
Üye
Metin KIRATLI
|
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Dava konusu, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim
Kanunu’nun 54. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin birinci
cümlesinde yer alan “Hakkında disiplin soruşturması açılan…” ve “…isnat edilen
suçun neden ibaret olduğu,…” ibareleri ile aynı fıkranın (d) bendinin
Anayasa’nın 2. ve 129. maddelerine aykırı olduğu iddiasına ilişkindir.
Mahkememiz çoğunluğu anılan kuralların Anayasa’ya aykırı olmadığına karar
vermiştir. Aşağıda açıklanan nedenlerle bu sonuca iştirak edilememiştir.
2. Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk
devleti ilkesi, yalnızca maddi hukuk kurallarının değil, temel hak ve
özgürlüklere müdahale eden idari süreçlerin de açık, öngörülebilir, belirli ve
keyfîliğe kapalı biçimde düzenlenmesini zorunlu kılar. Bu ilkenin ayrılmaz bir
unsuru olan belirlilik ilkesi, düzenlenen alanın yalnızca kavramlar yoluyla
ifade edilmesini değil, bu kavramların hangi usul ve güvencelerle
uygulanacağının da kanunla açık biçimde kurallaştırılmasını gerektirir.
3. İtiraz konusu kurallar, yükseköğretim öğrencileri
hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında savunma hakkının kullanılmasına
ilişkindir. Yükseköğretim öğrencilerine uygulanabilecek disiplin cezalarının,
eğitim ve öğrenim hakkı başta olmak üzere ifade özgürlüğü, özel hayata saygı
hakkı gibi birçok temel hak ve özgürlük üzerinde doğrudan ve ağır sonuçlar
doğurabildiği dikkate alındığında, savunma hakkına ilişkin güvencelerin kanunla
açık ve belirli şekilde düzenlenmesi anayasal bir zorunluluktur.
4. İtiraz konusu (a) bendinde, hakkında disiplin
soruşturması açılan öğrenciye isnat edilen suçun neden ibaret olduğunun savunma
gününden en az yedi gün önce bildirileceği öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme,
isnadın savunmanın etkili biçimde kullanılmasını sağlayacak hangi unsurları
içerecek şekilde bildirileceğini ortaya koymamaktadır. Oysa savunma hakkının
anlamlı ve etkili olabilmesi, yalnızca disiplin suçunun adının bildirilmesiyle
değil; isnadın hangi somut fiile dayandığının, bu fiilin nerede ve ne zaman
işlendiğinin iddia edildiğinin, hangi delillerle desteklendiğinin ve hangi
disiplin yaptırımıyla sonuçlanabileceğinin ilgiliye açıklanmasıyla mümkündür.
5. Anayasa Mahkemesinin, 2547 sayılı Kanun’un, yükseköğretim
personelinin disiplin soruşturmasına ilişkin esasları düzenleyen 53/A maddesinin
ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında, savunmaya davet yazısında
hakkında disiplin soruşturması açılan fiilin neden ibaret bulunduğunun kişiye
bildirilmesi ve disiplin cezası vermeye yetkili makamların gerek görürse, isnat
edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin cezasını da belirtmek
suretiyle tekrar savunma isteyebileceğini öngören hükümlerinin incelendiği
kararında, söz konusu hükümler kapsamında, soruşturmanın başlangıcından
disiplin cezasının verilmesine kadar olan süreçte disiplin cezaları bakımından
soruşturulanın savunma hakkının bütün gerekleriyle birlikte sağlanamadığı,
soruşturma dosyasının tesliminden sonra fakat disiplin cezası verilmeden önce
ilgili makamlara tekrar savunma isteme yetkisinin takdirî olarak verilmesiyle
de soruşturulanın savunma hakkının güvence altına alınmasının mümkün olmadığı
belirtilerek ilgili hükümlerin Anayasa’nın 129. maddesine aykırı olduğu
sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu kararda, savunma hakkının kişiye disiplin
cezası verilmeden önce bütün gerekleriyle tanınmış olması gerektiği
belirtilmiştir (AYM, E.2022/87, K.2022/121, 13/10/2022, §§ 13-28)
6. Bu içtihat, isnadın savunma hakkını gerçek anlamda
kullanılabilir kılacak ölçüde somutlaştırılmasının anayasal bir gereklilik
olduğunu ortaya koymaktadır.
7. Bununla birlikte, dava konusu kural bu gerekliliğin
yerine getirilmesini sağlayacak herhangi bir açık ve bağlayıcı normatif güvence
içermemektedir. Kanun’un lafzı, idarenin yalnızca disiplin suçunun adını
bildirmekle yetinerek savunma istemesinde bulunmasına imkân tanıyacak
genişliktedir. Bu noktada sorun, “isnat edilen suçun neden ibaret olduğu”
kavramının hukuken dar bir anlam taşıması değildir. Aksine bu kavram, savunma
hakkının doğası gereği somut fiil, yer, zaman, hukuki nitelendirme, deliller ve
olası yaptırımı kapsaması gereken geniş bir içeriğe sahiptir. Sorun, kanun
koyucunun bu içeriğin fiilen hayata geçirilmesini güvence altına alan açık bir
düzenleme yapmamış olmasıdır.
8. Bu nedenle itiraz konusu düzenleme, savunma hakkının
kapsamını normatif olarak belirlemek yerine idarenin takdirine bırakmakta;
savunma hakkının kanundan doğan güvenceler yerine idari uygulamalara bağlı
olarak şekillenmesine yol açmaktadır. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin
gerektirdiği belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
9. İtiraz konusu (d) bendinde soruşturmanın “öğrencinin
kendini gereği gibi savunmasına imkân verecek şekilde” yürütüleceği
belirtilmişse de, savunma hakkının hangi aşamada, hangi içerikte ve hangi
usullerle sağlanacağına ilişkin somut bir çerçeve ortaya konulmamıştır.
Kanun’un sistematiği incelendiğinde, öğrencinin savunmasını soruşturmanın henüz
başlangıç aşamasında, isnadın dayandığı deliller henüz toplanmadan ve dosya
tekemmül etmeden yapmak zorunda bırakıldığı; soruşturma tamamlandıktan ve
disiplin cezası verilmeden önce dosyayı inceleyerek savunmasını geliştirmesine
imkân tanıyan herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
10. Bu hâliyle savunma hakkı, disiplin cezası verilmeden önce
isnadın tüm unsurlarına karşı etkili biçimde kullanılabilen anayasal bir
güvence olmaktan çıkmakta; ceza verildikten sonra yapılan itiraz veya yargı
aşamasına bırakılan, koruyucu işlevi zayıflamış şekli bir imkâna
indirgenmektedir. Disiplin cezalarının bir kısmının itiraz süresi dolmadan tüm sonuçlarını
doğuracak şekilde uygulanabildiği de dikkate alındığında, savunma hakkının bu
şekilde güvencesiz bırakılması öğrenci üzerinde bariz ve orantısız bir külfet
oluşturmaktadır.
11. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında savunma
hakkı belirli kişiler yönünden açıkça güvence altına alınmış olmakla birlikte,
bu düzenleme disiplin yaptırımına muhatap olan diğer kişiler bakımından savunma
hakkının anayasal önemini dışlamamakta; aksine savunma hakkının asgari
gereklerine ilişkin yol gösterici ilkeler içermektedir. Kanun koyucunun bu
alandaki takdir yetkisi, savunma hakkını etkisiz kılacak veya güvenceden yoksun
bırakacak şekilde kullanılamaz.
12. Sonuç olarak, itiraz konusu ibareler ile (d) bendi,
savunma hakkının hukuken sahip olması gereken kapsamı tanımlamakla yetinmiş; bu
kapsamın disiplin soruşturması sürecinde fiilen ve zorunlu olarak hayata
geçirilmesini sağlayacak açık ve bağlayıcı güvenceleri içermemiştir.
13. Bu nedenle söz konusu düzenlemeler, Anayasa’nın 2.
maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ve belirlilik ilkeleri ile 129.
maddesinde öngörülen savunma hakkı güvencelerine aykırı olduğu ve iptal
edilmesi gerektiği kanaati ile çoğunluk kararına iştirak edilmemiştir.
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
KARŞIOY
1. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanun’un 54.
maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bendinde yer alan düzenleme,
yükseköğretim öğrencileri hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarında isnadın
bildirilmesini ve soruşturmanın öğrencinin kendisini gereği gibi savunmasına
imkân verecek şekilde yürütülmesini öngörmektedir. Mahkeme çoğunluğu söz konusu
düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Aşağıda açıklanan
gerekçelerle bu sonuca katılmamaktayız.
2. Daha evvel 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (a)
bendinde yükseköğretim öğrencileri bakımından disiplin suçu teşkil eden eylemler
ve uygulanabilecek disiplin cezaları düzenlenmekte iken Anayasa Mahkemesinin
E.2022/54, 2022/99, 8/9/2022 tarihli kararıyla anılan bent, yükseköğretim
öğrencilerinin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya
sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal
çerçevede imkân tanınmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine
aykırı bulunarak oybirliğiyle iptal edilmiştir. Anılan iptal kararı sonrasında
davaya konu 7437 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle Kanun’un 54. maddesi yeniden
düzenlenmiştir.
3. Yapılan değişiklik ile dava konusu kural yalnızca
maddi disiplin fiilleri ile yaptırımlar arasındaki bağı kanuni düzeyde
göstermekte, buna karşılık disiplin soruşturmasının yürütülmesine ilişkin temel
usul güvencelerini, özellikle de soruşturulan kişiye isnadın kapsamı, dayanağı
ve hukuki vasfının soruşturmanın başında bildirilmesi yükümlülüğünü kanunda
öngörmemektedir.
4. Disiplin hukuku alanında yapılan düzenlemeler ise
bireylerin eğitim hayatı ve geleceği üzerinde doğrudan ve ciddi etkiler
doğurabilmektedir. Özellikle yükseköğretim öğrencileri bakımından disiplin
yaptırımlarının eğitim hakkı üzerinde ağır sonuçlar doğurabilmesi mümkündür. Bu
nedenle disiplin soruşturmalarına ilişkin usul güvencelerinin kanun düzeyinde
açık ve belirli şekilde düzenlenmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
5. Öte yandan Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına
alınan savunma hakkı, yalnızca yargı mercileri önünde yürütülen yargılamalar
bakımından değil, cezai nitelik taşıyan idari süreçlerde de uygulanması gereken
temel bir güvencedir. Mahkememizin önceki kararlarında disiplin
soruşturmalarının sonuçları itibarıyla bireyler üzerinde ağır etkiler
doğurabildiği ve bu nedenle savunma hakkının bu süreçlerde de etkili biçimde
sağlanması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.
6. Savunma hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi ise
isnadın açık ve yeterli açıklıkta ortaya konulmasına bağlıdır. Kişi hakkında
ileri sürülen fiilin kapsamını, dayandığı olguları ve bu fiil nedeniyle karşılaşabileceği
yaptırımı bilmeden savunma hakkını gereği gibi kullanamaz. Mahkememizin
disiplin hukukuna ilişkin içtihadında da isnadın yeterli açıklıkta
bildirilmesini sağlayan güvencelerin kanunda yer alması gerektiği kabul
edilmiştir.
7. İncelenen kurallarda ise isnadın bildirilmesi
gerektiği ifade edilmekle birlikte bu bildirimin kapsamı ve içeriği kanunla
belirlenmemiştir. Düzenleme, isnadın hangi unsurları içermesi gerektiğini
ortaya koymamakta; bu hususu büyük ölçüde idarenin uygulamasına bırakmaktadır.
Bu durum disiplin soruşturmasının yürütülmesinde idareye geniş bir takdir alanı
tanımaktadır.
8. Ayrıca soruşturmanın öğrencinin kendisini gereği gibi
savunmasına imkân verecek şekilde yürütüleceğine ilişkin hüküm, soyut bir ilke
niteliği taşımakta olup savunma hakkını somut biçimde güvence altına alan açık
usul kuralları içermemektedir. Bu yönüyle düzenlemenin savunma hakkını fiilen
güvence altına aldığı söylenemez.
9. Mahkememizin yerleşik yaklaşımına göre temel haklara
ilişkin güvencelerin idarenin takdirine bırakılması hukuk devleti ilkesiyle
bağdaşmaz. Kanun koyucunun bu alanlarda açık ve belirli düzenlemeler yapması
gerekir. İncelenen düzenleme ise savunma hakkının kapsamını ve kullanılma
biçimini kanun düzeyinde yeterli açıklıkla ortaya koymamaktadır.
10. Çoğunluk kararında kuralın savunma hakkı bakımından
yeterli güvence sağladığı kabul edilmiştir. Ancak Mahkememizin disiplin
hukukuna ilişkin önceki kararlarında ortaya konulan anayasal standartlar
dikkate alındığında bu değerlendirmenin isabetli olduğu söylenemez. Zira söz
konusu içtihatlarda isnadın yeterli açıklıkta bildirilmesini sağlayan
güvencelerin kanunda yer almasının zorunlu olduğu özellikle vurgulanmıştır.
11. Bu çerçevede incelenen düzenlemenin, disiplin
soruşturması sürecinde bireyin hangi kapsamda bir isnatla karşı karşıya
olduğunu açık biçimde öğrenmesini ve buna göre savunmasını hazırlamasını
güvence altına almadığı anlaşılmaktadır. Bu durum savunma hakkının etkili
kullanımını zedeleyebilecek niteliktedir.
12. Ayrıca düzenleme, disiplin soruşturmasının
yürütülmesi bakımından idareye geniş ve belirsiz bir takdir alanı tanımaktadır.
Bu hâliyle kuralın hukuk devleti ilkesinin gerektirdiği belirlilik ve hukuki
güvenlik ölçütlerini karşıladığı söylenemez.
13. Sonuç olarak dava konusu kuralların, savunma hakkını
etkili biçimde güvence altına alan yeterli usul güvencelerini içermediği ve
disiplin soruşturması sürecini belirlilikten uzak şekilde düzenlediği kanaatine
ulaşılmıştır.
14. Bu nedenlerle söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 2.,
36. ve 42. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk
görüşüne katılmıyoruz.
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|