“6136 sayılı kanunun ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğe haiz bir silahı veya mermilerini taşımak, bulundurmak ve satın almak seçimlik hareketlerinden birini yapan fail cezalandırılabilirken; 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 13. maddenin ilk dört fıkrasına silah ve mermilerden sonra gelmek üzere " veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları " ibaresi getirilerek suçun konusunu sadece silah ve mermiler olmaktan çıkarmış ve "veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları" demek suretiyle yedi kalem halinde suçun konusunda genişleme yapılmıştır. Hatta "veya balistik önemi haiz parçaları" diyerek tahdidi olmaktan çıkardığı bu parçalara sair kısımların dahil edilmesi mümkündür.
1953 tarihli olan dolayısıyla uygulaması oldukça eski tarihli olan 6136 sayılı Kanunun iç hukukta gayet yerleşmiş içtihatları mevcuttur. Bunlardan en önemlisi de silahın tam ve sağlam olması, ateşleme sisteminin sorunsuz çalışarak patlamaya elverişli olmasıdır. Merminin de aynı şekilde patlamaya engel kusurunun olması ve patlaması gereklidir.
7533 sayılı Kanunun 12. maddesi ile getirilen suç konularının parça olduğu kanunda tüm bu parçaların silahta bulunmasının aranmadığı buna ilişkin bir şartın belirlenmediği açıktır. Önceki uygulamada sadece silah demekle yetinilen ve içtihatla çalışır silah olması aranan kriterin bu parçalar yönünden de getirilebileceği açıktır. Ancak içtihatla çalışma ve bütünlük arama kriteri getirse bile mevcut halde tek tek parça sayılması nedeniyle örneğin sadece namlu bulundurmaktan ibaret eylemin kanunda yer alan tipiklik şartını oluşturduğu da bir gerçektir.
Öncelikle çalışmayan parça ile tam, çalışır ve sağlam bir silahın tehlikeliliği aynı olmadığı için parça ve bütünün aynı kanun maddesini ihlal etmesi nedeniyle aynı cezayı almasının ceza adaleti ile örtüşmediği bir gerçektir. Elbette itirazımız hükmün yerindeliğine ilişkin değildir. Ancak ;
Anayasanın 2. maddesinde yer alan " Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmüne aykırıdır.
Zira Hukuk Devleti ilkesi alt normlarında hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini gerektirir.
Söz konusu düzenlemede "veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları " ifadelerine 6136 sayılı Kanunun 13. maddesinin ilk dört fıkrasında da yer verilmiştir. 13. maddenin ilk dört fıkrasında belirsiz sayıdaki parçanın tekrar etmesi aşağıdaki belirsizliği doğurmaktadır.
6136 sayılı Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrası suçun temel halini, 2. fıkrası nitelik ve nicelik bakımından vahim hali düzenleyen daha fazla cezayı öngören nitelikli halini, 3. fıkrası silah ve merminin veyahut bu parçaların 1 adet olması ve ikamette veya iş yerinde bulunmasının daha az cezayı öngören halini ve 4. fıkrası da silah olmaksızın merminin veya bu parçaların pek az sayıda olma halini düzenlemektedir.
Buna göre örneklemek gerekirse; ikamette ele geçen (silah olmaksızın) 2 adet namlu yönünden
6136 sayılı Kanun Madde 13/1'de yer alan temel halinin maddi unsurunun oluşturduğu, 13/2'de yer alan vahim silah'a ait namluyu oluşturmasına engel hal olmadığı, 13/3 'de yer alan ikamette bulunma şartını taşıdığı ancak sayı olarak birden fazla olduğu ve yine 13/4 de yer alan pek az sayıda (mermiler için kriter 1-50 arası pek az olduğundan) olma halini de taşıdığı anlaşılmaktadır.
Yerleşik içtihatlarda yakalama-fiili kesinti ile birden fazla madde ihlali varsa bunlardan en ağırıyla TCKM .44 uyarınca cezalandırma ile karşılaşacak olan failin eylemi bu durumda TCK m.44 uyarınca en ağır cezayı öngören 6136 s. K. 13/2 olacaktır. Oysa ortada çalışır silah dahi yoktur.
Benzer şekilde normal, ateşli silaha dönüştürülmemiş bir kuru sıkı silahın üzerinde de "veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları" vardır. O halde bu parçaları sayarak kuru sıkı silah ateşli silaha dönüştürülmese bile parçaları dolayısıyla suçun maddi konusunu oluşturabilir.
Söz konusu dünlemenin hem belirsiz sayıda parça öngörmesi, hem parça ile bütün ayrımı yapmaması hem dört fıkrada aynı unsurları yazması nedeniyle bir parçanın maddenin 4 fıkrasını da ihlal etmesi sebebiyle hukuki güvenlik sağlamadığı, açık ve belirli olmadığı kanaatiyle Anayasanın 2. maddesine aykırıdır.
Anayasanın 36. maddesinde yer alan ve " Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmünü içeren, hak arama hürriyeti ve dolayısıyla adil yargılama ilkesine aykırıdır.
Hukuki belirsizlik ve hukuk güvenliğini sağlamayan yasa hükmünün adil yargılanma hakkını ihlal ettiği açıktır.
Anayasanın 38. maddesinde yer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz..."
Maddede yer alan düzenlemenin yukarıda Anayasa maddesi verilen ve kanunilik ilkesi olarak ifade edilen hükme aykırı olduğu, yasanın açık ve net olmadığı belirsiz sayıda parçanın zikredildiği ve biri mevcut olsa bile failin öngörebileceği bir müeyyideyi düzenlemediği anlaşılmakla kanunilik ilkesine de aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
NETİCE ve TALEP: Yukarıda gerekçesi ile izah edilmeye çalışılan hususta, 10/7/1953 Tarih, 6136 Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 21/11/2024 tarih ve 7533 sayılı Kanunun 12. maddesi ile değişik 13/1, 13/2, 13/3, 13/4 maddelerinde tekrarla yer alan alan "veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları" şeklindeki suçun konusunu gösteren hükümlerin belirli ve açık olmadığı, aynı anda maddenin ilk dört fıkrasını ihlal eder nitelikte olabileceği, hukuki güvenlik sağlamadığı nazara alınarak Anayasanın 2. Maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesini, Anayasanın 36. Maddesinde yer alan adil yargılanma hakkını ve Anayasanın 38. maddesinde yer alan Kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaati ile iptali istemine yönelik İtiraz Yolu ile Somut Norm Denetimi yapılması talebimizi arz ederiz.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2025/253
Karar Sayısı : 2025/245
Karar Tarihi : 11/12/2025
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 156. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin;
A. Birinci fıkrasında yer alan “…veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları…” ibaresinin,
B. İkinci ve üçüncü fıkralarında yer alan “…veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların…” ibarelerinin,
C. Dördüncü fıkrasında yer alan “…veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların…” ibaresinin,
Anayasa’nın 2., 36. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 13. maddesi şöyledir:
“Madde 13- (Değişik: 23/1/2008-5728/156 md.)
Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahları satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silahın, mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır.
Ateşli silahlara ait mermilerin veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza altı aya kadar hapis ve otuz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır.
(Değişik beşinci fıkra:21/11/2024-7533/12 md.) Bu madde kapsamındaki bulundurma ve taşıma fiilinin; vefat, sağlık durumu, mahkûmiyet, müsadere, satın alma veya devir nedeniyle yapılan ruhsatlandırma ya da ruhsat yenileme işlemlerinde bu Kanunda düzenlenen yükümlülüklere aykırı davranılarak işlenmesi halinde onbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezasına hükmolunur.
(Ek fıkra:21/11/2024-7533/12 md.) Nakil izin belgesi almaksızın, bulundurma izni verilen silahını mesken veya işyeri değişikliği nedeniyle nakledenler hakkında onbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezasına hükmolunur.
(Ek fıkra:21/11/2024-7533/12 md.) Bu madde hükümlerine göre idari para cezası vermeye mülki idare amiri yetkilidir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev alanına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alıp 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun konusunu oluşturan eşyanın kapsamını genişleten namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçalara yönelik ibarelerin iptallerini talep etmiştir.
4. Bakılmakta olan davanın konusu bir adet ruhsatsız ateşli silah ile boş şarjörün taşınması iddiasına ilişkindir. Bu itibarla taşınması suç olan namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların dava konusu olmadığı gözetildiğinde itiraz konusu kuralların bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
5. Açıklanan nedenle kuralların itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
III. HÜKÜM
10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 156. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin;
itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE 11/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI