ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/166
Karar Sayısı:2025/219
Karar Tarihi:6/11/2025
R.G. Tarih – Sayı:6/1/2026 -
33129
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 2/7/1964
tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) Sayılı Tarife’nin “(A)
Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı”
başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin (a) alt
bendinin “el atmanın önlenmesi davaları” yönünden Anayasa’nın 13., 35.
ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: El atmanın önlenmesi talebiyle açılan davada itiraz
konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için
başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’a ekli (1) sayılı Tarife’nin “(A)
Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı”
başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin itiraz konusu (a)
alt bendi şöyledir:
|
Uygulanan Miktar
|
Kanunla Getirilen
Miktar
|
|
a) Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda
esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu
değer üzerinden
|
(Binde 68,31)
|
Binde 36
|
II. İLK İNCELEME
1.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri
uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan
GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin
MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve
Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 22/7/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme
toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2.
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör
Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3.
492 sayılı Kanun’un 2. maddesinde,
anılan Kanun’a ekli (1) sayılı Tarife’de yazılı olan yargı işlemlerinin yargı
harcına tabi olduğu öngörülmüştür.
4.
Kanun’un “Mükellef” başlıklı 11.
maddesinde genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olan
işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle yükümlü oldukları, 12/1/2011
tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. maddesinin (1)
numaralı fıkrasında da davacının yargılama harçlarını dava açarken mahkeme
veznesine yatırmak zorunda olduğu belirtilmiştir.
5.
492 sayılı Kanun’un 15. maddesinde
ise yargı harçlarının söz konusu Tarife’de yazılı işlemlerden değer ölçüsüne
göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden
alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6.
Anılan Kanun’un 16. maddesinin
birinci fıkrasının birinci cümlesinde değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde
Tarife’de yazılı değerlerin esas olduğu, ikinci cümlesinde de müdahalenin meni,
tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda
gayrimenkulün değerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. El atmanın önlenmesi davalarında ise harç, el atılan yerin
değeri üzerinden hesaplanmaktadır (Yargıtay
1. Hukuk Dairesi, E.2011/12315, K.2012/1735, 21/2/2012; E.2015/8955,
K.2015/11493, 6/10/2015; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2023/747, K.2023/2569,
15/5/2023).
7.
Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları”
başlıklı bölümünde hukuk, ceza ve
ticaret davalarıyla idari davalarda, ihtilafsız yargı konularında, Anayasa
Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda ve icra tetkik mercilerinde
uygulanacak harç miktarları ve oranları düzenlenmiştir. Bu bölümün “III – Karar ve ilam harcı” başlıklı kısmının “Nispi
harç” başlıklı (1) numaralı fıkrasının itiraz konusu (a) bendinde de konusu
belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi
hâlinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31
oranında karar ve ilam harcı alınması öngörülmüştür. İtiraz konusu kural
“el atmanın önlenmesi davaları” yönünden incelenmiştir.
8.
Buna göre el atmanın önlenmesi
davalarında davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde el atılan taşınır veya
taşınmaz malın değeri üzerinden nispi harç alınmakta iken davanın reddine karar
verilmesi durumunda anılan kısmın (2) numaralı fıkrasının (a) bendine göre davacı aleyhine maktu karar
ve ilam harcına hükmedilmesi gerekmektedir.
9.
Kanun’un 28. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde ise nispi harca tabi
davalarda karar ve ilam harcının dörtte
birinin peşin, geri kalan miktarın da kararın tebliğinden itibaren bir ay
içinde ödeneceği belirtilmiştir.
10.
16. maddenin dördüncü fıkrasına göre
dava açılırken belirtilen harca esas değerin yargılama sırasında noksan olduğunun tespit
edilmesi hâlinde mahkeme yalnızca o duruşma için yargılamaya devam edecek,
takip eden duruşmaya kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı
tamamlanmadıkça davaya devam edemeyecektir. Nitekim yargı harçlarına ilişkin
genel düzenleme niteliğinde olan 27. maddenin üçüncü fıkrası ve 32. maddenin
birinci fıkrasında da harcın ödenmemesi hâlinde sonraki işlemlerin
yapılmayacağı belirtilmiştir.
11.
Yargı kararlarında belirtildiği gibi
noksan harcın tamamlanmaması durumunda 6100 sayılı Kanun’un 150. maddesi
uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, süresi içinde yenilenmeyen davanın
da açılmamış sayılmasına karar verilecektir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi,
E.2015/12513, K.2017/17623, 26/12/2017).
12.
492 sayılı Kanun’un mükerrer 138.
maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde bu Kanun’a bağlı
tarifelerdeki 1/1/1994 tarihi itibarıyla geçerli olan nispi harçların %20
oranında artırılması öngörülmüş, üçüncü cümlesinde de Cumhurbaşkanının, bu
Kanun’a bağlı tarifelerde yer alan nispi harçları, tarifeler yahut tarifelerin
ilgili fıkra ve bentleri itibarıyla birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere bir
katına kadar artırmaya, Kanun’la belirlenen oranların onda birine kadar
indirmeye, bu had ve miktarlar arasında yeni had, miktar ve nispetler tespit
etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.
B. İtirazın Gerekçesi
13.
Başvuru kararında özetle; el
atmanın önlenmesi davalarında anlaşmazlık konusunun değeri üzerinden hesaplanan
nispi harcın dörtte birinin davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı, bu
durumun davacıya aşırı bir külfet yüklediği, ayrıca davada haklı çıksa dahi
davalının ödeme gücünden yoksun olması durumunda davacının peşin ödediği harcı
geri alamadığı, dolayısıyla itiraz konusu kuralla el atmanın önlenmesi davalarında
davacıların mülkiyet haklarına ve hak arama özgürlüklerine orantısız müdahalede
bulunulduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
14.
Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes,
mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,
kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı
olamaz.”
denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.
15.
Mülkiyet hakkı ekonomik
değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını
kapsamaktadır. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve
kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği
gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren bir
haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve
mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya
mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına sınırlama teşkil eder (AYM,
E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, §§ 26, 27; E.2021/128, K.2022/68, 1/6/2022, §§
17, 18; E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 22).
16.
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında
da “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri
önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hak arama özgürlüğünün en
önemli iki ögesini oluşturan iddia ve savunma haklarını kısıtlayacak, bu
hakların kullanımını engelleyecek ve adil yargılanmaya engel olacak kanun
hükümlerinin Anayasa’nın anılan maddesine aykırılık oluşturacağı açıktır.
Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak
niteliği taşımasının yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
biridir (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 28).
17.
Hak arama özgürlüğünün temel
unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki
bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne
götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara
karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya
işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını
giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava
hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2021/20, K.2022/84, 30/6/2022, § 10).
18.
Kuralla el atmanın önlenmesi davalarında
nispi karar ve ilam harcı ödenmesi öngörüldüğünden 492 sayılı Kanun’un 28.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine göre bu davalarda davacılar
harcın dörtte birini dava açarken peşin ödemek durumundadır. Davanın reddi
durumunda maktu karar ve ilam harcı davacının üzerinde kalmaktadır. Davanın
kabulü durumunda ise peşin alınan harç davalı tarafından davacıya ödenmektedir.
Dolayısıyla el atmanın önlenmesi davasında
davacı nispi karar ve ilam harcı olarak ödediği tutardan dava sonuçlanana kadar
mahrum kalmış olmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler bkz. AYM, E.2022/61,
K.2022/101, 8/9/2022, § 26; E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 19).
19.
Vergilendirmenin
mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama teşkil ettiğinde kuşku bulunmamaktadır. Anayasa
Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri yükümlülükler ile sosyal
güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye ve bunların ödenmesini
güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdığı amaçlar dikkate alındığında-
devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya düzenleme yetkisi
kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (benzer yöndeki
değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 14; Türkiye
İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 48; İskenderun
Demir ve Çelik A.Ş. [GK], B. No: 2015/941, 25/10/2018, §§ 45, 46; Türkiye
Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. [1. B.], B. No: 2015/12721, 18/4/2019, §§ 36, 37).
20.
Bu itibarla kural gereğince nispi
harca tabi el atmanın önlenmesi davalarında peşin olarak ödenen harçtan
davacılar belli bir süreyle mahrum kaldığından kuralın davacıların mülkiyet
hakkını sınırladığı anlaşılmaktadır (AYM, E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, §
20).
21.
Ayrıca peşin olarak ödenen bu harç
mahkemeye erişim hakkının kullanımını belirli ölçüde caydırıcı bir etkiye sahip
olduğundan kuralla davacıların mahkemeye erişim hakkı da sınırlanmaktadır (AYM,
E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 20; Abdullah Karataş [1. B.], B.
No: 2019/4150, 3/2/2022, § 29).
22.
Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel
hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve
lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.
Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla
yapılması Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması
gerekir.
23.
Bu kapsamda
mülkiyet hakkını ve mahkemeye erişim hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni
düzenlemenin şeklen var olması yeterli
olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve
öngörülebilir nitelikte olması gerekir (bazı
değişikliklerle birlikte AYM, E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 22).
24.
Esasen temel hakları sınırlayan
kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan
hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından
olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de
idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,
net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin
keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması
gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur.
Nitekim hukuki güvenlik ilkesi
hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,
K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde
sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye
alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
25.
492 sayılı Kanun’un 11. maddesinde
harcın mükellefi, 15. maddesinde harç alma ölçüleri, 16. maddesinde değer
esasına ilişkin hususlar, 25. maddesinde ödeme usulü, 26. maddesinde ödeme
yeri, 28. maddesinde nispi harçlarda ödeme zamanı düzenlenmiştir. Harç ödeme
yükümlülüğü öngören kuralda da harcın konusunun, matrahının ve oranının
herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği
gözetildiğinde kuralın kanunilik şartını sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
26.
Anayasa’nın 35.
maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla
sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise mahkemeye erişim hakkı için herhangi bir sınırlama
nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş
hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul
edilmektedir. Öte yandan Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallara
dayanılarak da bu hakkın sınırlanması mümkündür (AYM, E.2024/104, K.2024/173,
17/10/2024, § 27).
27.
Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü
fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle
sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmiş ve usul ekonomisi olarak
da adlandırılan bu ilkeyle yargılama maliyetinin en düşük şekilde olmasının ve
bu sürecin mümkün olan en hızlı yöntemlerle gerçekleştirilmesinin yargının
görevlerinden olduğu ifade edilmiştir (AYM, E.2017/120, K.2018/33, 28/3/2018, §
18).
28.
Yargı harçları, yargı hizmetinden yararlanılması karşılığında devlete ödenen katkı
payını ifade etmektedir. Yargı harcı ödeme yükümlülüğünün getirilmesiyle,
bölünebilen bir kamu hizmeti olan yargı hizmetinden yararlananların bu hizmetin
maliyetinin bir kısmına katlanması hedeflenmektedir (Famiye Beğim ve Mehmet
Tahir Beğim, B. No: 2017/21882, 10/2/2021, § 45; Kemtaş Tekstil İnşaat
Sanayi ve Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2020/22192, 17/5/2023, § 59).
Bununla birlikte yargı harçları, yargı mercilerinin iş yükünün azaltılması işlevine
de sahiptir (bazı değişikliklerle birlikte AYM, E.2024/104, K.2024/173,
17/10/2024, § 30).
29.
El atmanın önlenmesi davalarında el atılan taşınır veya taşınmazın değeri
üzerinden binde 68,31 oranında harç alınacağını öngören kural, bir yandan
yargılama giderlerine ilgililerin katılması amacını taşırken diğer yandan yargı
mercilerinin iş yükünün azaltılması amacını taşımaktadır (benzer yöndeki
değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 33; E.2024/104,
K.2024/173, 17/10/2024, § 30).
30.
Yargı mercilerinin iş yükünün
azaltılması ve bu sayede, önlerine gelen uyuşmazlıkları mümkün olan en kısa
sürede çözebilmeleri, ayrıca kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi için
gerekli olan finansmanın sağlanması açısından ilgililerden karar ve ilam harcı
tahsilinde kamusal bir fayda bulunduğu açıktır. Bu itibarla kuralla mülkiyet
hakkına ve mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın kamu yararı dışında
bir amaca yönelik olduğu söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler
için bkz. AYM, E.2022/61, K.2022/101, 8/9/2022, § 33; E.2024/104, K.2024/173, 17/10/2024, § 31).
31.
Bu yönüyle
kural meşru bir amaca dayanmaktadır ancak kuralın meşru bir amaca yönelik
olması yanında ölçülü de olması gerekir.
32.
Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına
alınan ölçülülük ilkesi
elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın amaca ulaşmaya
elverişli olmasını, gereklilik amaç
bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha
hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile amaç arasında makul
bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
33.
Anayasa Mahkemesi 4/12/2024 tarihli
ve E.2024/6, K.2024/204 sayılı kararında, 492 sayılı Kanun’un 28. maddesinin
birinci fıkrasının (a) bendinin karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin,
geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceğini
düzenleyen birinci cümlesini “davalısı harçtan muaf olan davalar” yönünden
incelemiş ve söz konusu cümlenin Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı
olmadığına karar vererek iptal talebini reddetmiştir.
34.
Anılan kararda davacının nispi karar
ve ilam harcının dörtte birini peşin olarak ödemekle yükümlü tutulmasının yargı
mercilerine gereksiz talepler yöneltilmesini belirli oranda önleyebileceği, bu
yönüyle peşin harç ödeme yükümlülüğünün mahkemelere yöneltilecek gereksiz
talepler nedeniyle yargının iş yükü altında bırakılmasının önlenmesi amacını
gerçekleştirmek için elverişli olduğu belirtilmiş, belirli davalarda nispi
karar ve ilam harcının alınmasını öngörmenin yanı sıra bu harcın ödenme
zamanını belirlemenin de kanun koyucunun takdirinde olduğu, dolayısıyla peşin
harç ödeme yükümlülüğünün söz konusu amaca ulaşma bakımından gerekli
olmadığının söylenemeyeceği ifade edilmiştir (AYM, E.2024/6, K.2024/204,
4/12/2024, §§ 30, 31).
35.
Kararda, nispi karar ve ilam harcının
en yüksek oranının binde 68,31 olarak belirlendiği ve bunun yalnızca dörtte
birinin peşin, kalan kısmının ise kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde
ödenmesinin öngörüldüğü, bu durumda kanun koyucunun takdir yetkisini davacı
üzerinde anılan harcın yaratacağı baskıyı mümkün olduğunca azaltacak yönde
kullandığının kabul edilmesi gerektiği, peşin harcın davacı tarafından bir süre
sonra geri alınabildiği ve davacının sunulan adalet hizmetinden yararlandığı
gözetildiğinde davacının nispi karar ve ilam harcı olarak ödediği tutardan
belirli bir süre mahrum kalmasının tek başına katlanılamayacak bir külfet olarak
nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ve peşin harç ödenmesini öngören
düzenlemenin orantılılık ilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır (AYM, E.2024/6,
K.2024/204, 4/12/2024, §§ 33-35). Kararda ekonomik gücü olmayanların 6100
sayılı Kanun’un 334. maddesi uyarınca adli yardım kurumundan yararlanabileceği,
bu yönüyle ekonomik gücü zayıf kişilere aşırı
bir külfet yüklemesini engellemeye yönelik bir güvencenin bulunduğu da
vurgulanmıştır (AYM, E.2024/6, K.2024/204, 4/12/2024, § 37).
36.
Bu kapsamda anılan
kararda mahkemeye erişim hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler
mülkiyet hakkı açısından da geçerli olduğundan itiraz konusu kural bakımından
söz konusu karardan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
37.
Bununla birlikte kuralla mülkiyet hakkına
getirilen sınırlamanın davanın kabulü halinde harcın nihai yüklenicisi olan
davalı yönünden de değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla temel hak ve
özgürlüklerin kanunla sınırlanmasına ve meşru amaca ilişkin olarak davacı
yönünden yapılan değerlendirmeler davalı açısından da geçerlidir.
38.
Öte yandan davanın aleyhine
sonuçlanması durumunda davalının, harcı ödemekle yükümlü kılınacağını öngörebileceği
gözetildiğinde kuralla ödenmesi öngörülen nispi harcın uyuşmazlığın dava
açılmadan çözülmesine katkı sağlayacağı açıktır. Dolayısıyla kuralın anılan
meşru amaca ulaşmak bakımından elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.
39.
Ayrıca daha hafif bir araçla söz
konusu amaca ulaşılabileceği söylenemediğinden kuralın gerekli olduğu, harcın
oranının yüksek olmadığı da dikkate alındığında kuralla ödenmesi öngörülen
nispi harcın davalıya aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla
kuralla elde edilmek istenen kamusal yarar ile davalıya yüklenen külfet
arasında bir dengesizliğin bulunmadığı ve kuralın davalı yönünden de ölçüsüz
bir sınırlamaya sebep olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
40.
Açıklanan nedenlerle kural
Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi
gerekir.
IV. HÜKÜM
2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1)
Sayılı Tarife’nin “(A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III –
Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı
bendinin (a) alt bendinin “el atmanın önlenmesi davaları” yönünden Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
|
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
|
Üye
İrfan FİDAN
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|
|
Üye
Yılmaz AKÇİL
|
Üye
Ömer ÇINAR
|
Üye
Metin KIRATLI
|