"...
“Davacı … … vekili tarafından müvekkilinin eşi … … …'nın ilk evliliğinden 27.08.1997 doğumlu … … isminde bir kızı bulunduğunu, müvekkili ile … … …nın yaklaşık 12 yıldır evli olduklarını, evlilik tarihinden itibaren … … ile bir aile olarak birlikte yaşadıklarını, evlat edinilmek istenen … …'nun 27 yaşında olup ergin olduğunu, Türk Medeni Kanunun erginlere yönelik evlat edinme şartlarının tamamının gerçekleştiğini belirterek evlat edinmeye karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında, evlat edinmek isteyen … …'nın 25/09/1979 doğumlu, evlat edinilmek istenilen … …'nun ise 27/08/1997 doğumlu olduğu bu haliyle taraflar arasındaki yaş farkının on yedi yıl on bir ay iki gün olduğu anlaşılmıştır.
Anayasanın 152/1 maddesinde bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hüküm altına alınmıştır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308/1 maddesinde evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şart olarak düzenlenmiştir. Anılan bu Kanun hükmünün Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkına aykırı olduğu kanaatine varıldığından iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması uygun görülmüştür.
İptal istemine ilişkin olarak;
Evlat edinmeye ilişkin hükümler hukukumuzda Türk Medeni Kanununun Hısımlık başlıklı ikinci kısmının soybağının kurulması başlıklı birinci bölümünün dördüncü ayrımında 305. ve 320. maddeleri arasında düzenlenmiş ve evlat edinilme, süre, yaş ve rıza gibi belli koşullara bağlanmıştır. Bu anlamda anılan Kanunun 308. maddesinde evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şart olarak düzenlenmiştir. Kanunun aradığı şekli koşulların yanında olmazsa olmaz koşul evlât edinmenin her hâlde evlat edinilecek olanın yararına bulunmasıdır.
Bu durumda, somut olayda olduğu üzere, evlat edinilmek istenenin, annesiyle evli bulunan evlat edinmek isteyen ile uzun yıllardır aile ilişkisi içerisinde yaşıyor olması, oluşan ebeveyn-çocuk ilişkisi de nazara alındığında, Kanunda belirlenen on sekiz yaş farkının istisnalarının bulunmaması ve bu konuda hakime takdir yetkisi tanınmaması nedeniyle, on yedi yıl on bir ay gibi bir yaş farkı bulunmasına rağmen bir aylık bir süre nedeniyle evlatlık ilişkisinin kurulmasının imkansız olması, evlat edinmenin, evlat edinilecek olanın yararına olduğu durumlarda, çocuğun yüksek çıkarına aykırılık oluşturabilecek ve bu husus aile ilişkilerinin gelişmesine de zarar verebilecektir.
Nitekim benzer durum nedeniyle Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine konu Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 25/7/2023 tarih ve 2020/10490 başvuru numaralı kararında
"....
53. Asgari yaş farkına ilişkin şartın kesin şekilde düzenlenmesinin ve asgari yaş farkına dair hiçbir istisnaya hukukumuzda yer verilmemesinin çocuğun üstün yararının gerektirdiği bazı zorunlu durumlarda mağduriyetlere yol açması muhtemeldir. Örneğin anne-babasını yitirmiş bir küçüğün yakın hısım tarafından büyütülmesi ve akabinde evlat edinilmek istenmesi ya da evlat edinme talebinde bulunan kişinin evlat edinilmek istenen küçüğün biyolojik anne veya babasıyla evli olması ve küçüğün bakımının uzun süredir üstlenilmesi hâllerinde bu kişiler arasında sağlıklı bir çocuk-ebeveyn ilişkisinin kurulduğunun uzman raporlarıyla objektif şekilde ortaya konulması durumunda Kanun'da yer alan asgari yaş farkının kesin şekilde uygulanması gerekliliği çocuğun yararına aykırılık oluşturabileceği gibi bu durum fiilî olarak var olan aile ilişkilerine de zarar verebilir.
54. Kanun koyucu, evlat edinen ile evlat edinilen arasında olması gereken asgari yaş farkına ilişkin genel ve kesin kural koyarak örnekleri çoğaltılabilecek bazı istisnai durumlar yönünden aralarında makul kabul edilebilecek derecede yaş farkı olan ancak on sekiz yaş farkının bulunması şartını sağlamayan tarafları kapsam dışında bırakmaktadır. Asgari yaş farkının bulunmasına yönelik şartın genel bir kural olarak düzenlenmesi yukarıda belirtilen nedenlerle makul ve gerekli olmakla birlikte yaş farkının makul olduğu ve evlat edinmeye karar verilmesinin özellikle çocuğun üstün yararının korunması bakımından gereklilik içermesi gibi ayrıksı durumlara özgü olarak kurala istisna olacak şekilde herhangi bir düzenlemenin bulunmaması, devletin çocukların aile ve toplum içindeki yerini belirleyen ve düzenleyen hukuk kurallarını oluşturma konusundaki pozitif yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir.
....
56. Tüm bu süreç gözönüne alındığında yaş farkı konusunda hâkime takdir yetkisi tanınması durumunda aralarında makul kabul edilebilecek bir yaş farkı bulunan tarafların fiilen var olan aile bağlarının hukuken de tam bir koruma altına alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu türden bir korumanın mevcut kanuni düzenlemelerle mümkün olmayacağı açık olduğundan tam da bu noktada devletin aile birlikteliğinin tanınması konusunda yasal düzenlemeler yapılmasına ilişkin pozitif yükümlülüğünün devreye girmesi ve genel kurala istisna getiren düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekir.
57. Mevcut durumda söz konusu gerekliliğe rağmen kesin ve genel kuralın hiçbir istisna içermediği görülmektedir. Kuralın kesin olması ve bazı dezavantajlı ya da daha fazla korunmayı gerektiren durumda olanlar yönünden istisnai düzenlemelere yer verilmemesi somut olayda olduğu gibi çocuğun üstün yararının korunması ilkesine ve aile hayatı ilişkilerine zarar vermektedir. Başvuruya konu olayda da başvurucunun ayrıksı durumunu ve haklı taleplerini kapsam dışında bırakan eksik bir düzenlemenin bulunduğu, mevcut mağduriyetin 4721 sayılı Kanun'un 308. maddesinde yer alan hükmün istisna içermemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiştir.
58. Neticede yürürlükteki düzenlemenin kesin olması, hiçbir hâl yönünden istisna içermemesi ve zorunlu durumlar karşısında uygulayıcılara takdir alanı bırakmaması nedeniyle devletin yasal düzenlemeler oluşturma konusundaki pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği kanaatine varılmıştır. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği ve ihlalin doğrudan 4721 sayılı Kanun'da yer alan asgari yaş farkına ilişkin düzenlemede haklı ve kabul edilebilir istisnalara yer verilmemesinden, diğer bir anlatımla işaret edilen hususta eksik düzenlemenin bulunmasından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
..."
denilerek başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun "Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır." şeklindeki 308/1 maddesinin Anayasa'nın 20. maddesine aykırı olduğu anlaşıldığından anılan maddenin somut norm denetimi yoluyla iptali hususunda Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR/Yukarıda açıklanan nedenlerle,
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun "Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır." şeklindeki 308/1 maddesinin Anayasa'nın 20. maddesine aykırı olduğu anlaşıldığından anılan maddenin somut norm denetimi yoluyla İPTALİ HUSUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU YAPILMASINA,
6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 46. maddesi uyarınca,
Mahkememizin itiraz başvurusu gerekçeli kararının aslının, başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin, dava dilekçesi ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerinin ve dava dosyasında sunulan belgelerin mahkememiz yazı işleri müdürü tarafından tarih sırasına göre başlıklar hâlinde sıralanacak dizi pusulası ile birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/220
Karar Sayısı:2025/211
Karar Tarihi:6/11/2025
R.G. Tarih - Sayı:Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 12. Aile Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 20. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Evlat edinme davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 308. maddesi şöyledir:
“IV. Küçüğün rızası ve yaşı
Madde 308- Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlât edinilemez.
Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlât edinilebilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (b) bendinde “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde de “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine sunulacak belgeler arasında sayılmıştır.
4. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise (1) numaralı fıkranın (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede 27/5/2025 tarihli duruşma tutanağına göre itiraz yoluna başvuran Mahkemenin “Anayasa Mahkemesinin norm iptali hususunda başvuruda bulunulup bulunulmayacağı hususunun celse arasında değerlendirilmesine” şeklinde verdiği ara kararın Mahkemenin açıkça itiraz başvurusunda bulunduğuna ilişkin iradesini yansıtmadığı, dolayısıyla söz konusu duruşma tutanağının başvuru kararına ilişkin tutanak olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Dolayısıyla Mahkemenin yalnızca gerekçeli kararla itiraz yoluna başvurduğu ve başvuru kararına ilişkin olarak düzenlenen tutanağın onaylı örneğini Anayasa Mahkemesine sunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6. Açıklanan nedenle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan başvurunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
III. HÜKÜM
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasına yönelik itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI