"...
“Davacı/Konkordato talep eden borçlu vekili dilekçesinde özetle; … … … … ve Geliştirme Anonim Şirketi'nin merkez adresinin Bayrampaşa İstanbul olduğunu, şirketin kuruluşunun 07/12/2007 tarihinde tescil edildiğini, şirketin yönetim kurulu başkanının … … olduğunu ve yönetim kurulu başkan yardımcısının … … … olduğunu, şirket sermayesinde … …'nun %1, … … …'nun %37,36, … … …'un %43,36, … … Organizasyonu ve Danışmanlığı Ticaret Limited Şirketi'nin %18,27 paya sahip olduğunu, şirketin Bayrampaşa İstanbul lokasyonunda, kendi mülkiyetindeki 60.000 m2 arsa üzerinde yaklaşık 373.000 m2 yapı kullanım alanı kapsamında birisi 4 yıldızlı diğeri 3 yıldızlı olmak üzere otel, alışveriş merkezi, ardiye işletmesi, sinema kompleksi, eğlence merkezi, gösteri merkezi ile otoparklar fuar ve sergi alanlarından oluşan projenin inşaatını gerçekleştirmek ve işletmek üzere kurulduğunu, kurucuları tarafından kentsel eğlence ve alışveriş merkezi projesi olarak tanımlandığını, projenin en önemli kısmının alışveriş merkezi projesinin oluşturduğunu, G ve B blok olarak düzenlenen 250 dükkandan oluşan net kiralanabilir alanın 70.000 m2 civarında olan alışveriş merkezinin Avrupa yakasının en önemli alışveriş merkezi olmasının hedeflendiğini, alışveriş merkezinin B blok kısmının 2026 yılı Aralık ayında açılması hedefine uygun olarak 2025 yılında bir gelir ön görülmeden projenin düzenlendiğini, G blokun 2026 yılı Haziran ayında satışının ön görülmesi sebebiyle bu kısımla ilgili projede gelir öngörülmediğini, projenin zemin altı kodlarında bulunan toplam 60.000 m2 alanda ardiye işletmesinin tasarlandığını, bu alanın 25.000 m2sinin işletmeye alındığını, geri kalan alanların talep doğrultusunda işletmeye alınmasının planlandığını, projede iki farklı konsept ile dizayn edilmiş iki otel projesi bulunduğunu, G-C ve D blokta tasarlandığını, 46.000 m2'lik fuar ve sergi alanı yapılmasının planlandığını, F blokta Tema Park konseptinin öngörüldüğünü, şirketin inşaat çalışmalarına 2008 yılında başladığını, …- Gösteri Merkezi Ve … … Alanları, … … ile alışveriş merkezinin 2011 yılı Ekim ayında, 3 yıldızlı otelin ise … … … markası ile 2012 yılı Ocak ayında hizmete açıldığını, kredi veren kuruluşla yaşanan sorunlar ve bankanın krediyi ödeme vadesinden önce kat etmesi ve yatırımın henüz tamamlanmamış kısımlarının etkisiyle projenin tam kapasite ile çalıştırılamadığını, yaşanan bu gelişmelerin ardından işletme gelirlerine el konulması sebebiyle şirketin çalışamaz hale geldiğini, kredinin geri çağırılması döneminde döviz kurlarında sert çıkışlardan dolayı şirketin banka kredileri ve diğer finansman kaynaklarında kullanmakta zorlandığını, ülkedeki ekonomik beklentinin kötüleştiğinin ve turizm sektöründe yaşanan olumsuzlukların şirketi etkilediğini, şirketin 80 personel, 18 güvenlik görevlisi istihdam ettiğini, yatırımın %95'nin tamamlandığını, yeni yatırımcıların Türkiye'ye girişinin olumsuz etkilenmesi nedeniyle yeni kredi alınmasının imkansız hale geldiğini, şirketin finansman planlanmasında hatalar yapıldığını ve bu hataların domino etkisi yarattığını, konkordato projesinin uygulanmasına imkan verilmesi halinde borçların teklif edilen projeye göre ödeneceğini, müvekkili şirketten alacaklı olana … … ve … … … Turizm Ve İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 22/07/2024 tarihinde müvekkili şirket hakkında konkordato talep edildiğini, mahkemece 24/01/2025 tarihinde 6 ay süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, kesin mühletin uzatılması sonrasında duruşmasının 12/09/2025 tarihine bırakıldığını, konkordato komiser heyetinin revize proje sunulmasına yönelik görüşü doğrultusunda 09/09/2025 tarihinde revize projenin sunulduğunu, revize projede borçların tasdik kararının verilmesinden sonra 6 ay içinde %40 faizi ile birlikte ödenmesinin teklif edildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas sayılı dosyasında 12/09/2025 tarihinde kesin mühletin kaldırılmasına karar verildiğini, adi konkordatonun reddedilmesi nedeniyle özellikle adi alacaklıların alacaklarını eksiksiz olarak alabilmesi için müvekkili şirkete ait malvarlığını satılarak alacaklılar arasında eşitliliği koruyarak paylaştırılması için malvarlığının terki suretiyle konkordato teklif etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili şirketin adi konkordato teklifinin reddedilmesi üzerine daha önce başlatılan takip dosyalarından hacizler uygulanmaya başlandığını, müvekkili şirketin savunmasız hale geldiğini, iflas veya cebri icra yoluyla satışların yapılması durumunda adi alacaklıların alacaklarını tahsil edememe risklerinin oluştuğunu, borçlunun malvarlığının teklif edilen konkordato ile satılması halinde alacaklıların alacaklarına daha kısa sürede kavuşacaklarını, İİK 308 c maddesi uyarınca malvarlığının terki suretiyle konkordatonun tasdikine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisinin sona ereceğini, mühletin tasdik kararının ilamına kadar devam edeceğini, İİK 309/ a-1 bentlerinde belirtilen zorunlu içeriklerin dilekçede özetlendiğini, buna göre alacaklıların malların tasfiyesi yada 3. Kişiye devri suretiyle karşılanamayan alacaklarından feragat edip etmedikleri, feragat etmiyorlarsa borçlunun sorumluluğunun ne olduğunun açıklanması gerektiğini, projede alacaklılardan vazgeçmeleri istenen bir tutar teklif edilmediğini, alacakların tamamının karşılanmasının teklif edildiğini, konkordato teklifine konu olmayan malların İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi 4 pafta 528 Ada 3 parselde kayıtlı Performans Merkezi (A blok), 4 pafta 528 Ada 3 parselde kayıtlı Alışveriş Merkezi (B blok), 4 pafta 528 Ada 3 parselde kayıtlı Sinema (E blok), 4 pafta 528 Ada 3 parselde kayıtlı Temalı Park (F blok) olarak belirlendiğini, borçlu şirketin tüm taşınmazları üzerinde Ziraat Bankası A.Ş lehine 675.000.000 Euro bedelli ipotek bulunduğunu, rehinli alacaklardan sözleşme faizinin işlemeye devam etmesi sebebiyle konkordatoya tabi alacaklıların alacaklarını tam olarak almalarının mümkün olmayacağını, ancak müvekkilinin malvarlığını terki suretiyle konkordato teklif ettiğini, rehin alacaklısı Ziraat Bankası A.Ş' ye tasdik kararı ile beraber İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi Çiftlik Caddesi 4 pafta 528 ada 3 parsel C blokta yer alan Ortak Alan- Otel ve D blokta yer alan Ortak Alan ve Spor Merkezinin terk edileceğini, kamu alacaklılarına tasdik karar ile beraber G blokta yer alan Ortak Alan ve Alışveriş Merkezinin terk edileceğini, adi alacaklılara ise H blokta yer alan Ortak Alan ve Otelin terk edileceğini, müvekkilleri şirket nezdinde kalacak makine ve teçhizatların kıymet takdirine ilişkin raporun sunulduğunu, borçlu hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca başlatılmış takiplerin ve muhafaza altına alma işlemlerine ilişkin uygulamaların tedbiren durdurulmasına, müvekkili şirket hakkında yeni takip başlatılmamasına, konkordato projesinin uygulanabilmesi ve şirketin ekonomik yükümlülüğünü devam edebilmesi için alacaklılarca daha önce haczedilen ve muhafaza altına alınan araçların ve taşınırların şirket yetkililerine yedi emin olarak teslimine, konkordato komiseri görevlendirilmesine, geçici ve kesin mühlet verilmesine, sonrasında konkordato talebinin kabulü ile konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
Borçlu şirket hakkındaki hukuk davaları ve icra takipleri bilgisi UYAP üzerinden sorgulanıp dosya içerisine alınmış; borçlu şirketin ilk olarak İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas sayılı dosyasında iflasın ertelenmesi, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas sayılı dosyasında adi konkordatonun tasdiki ve mahkememizin 2022/490 Esas sayılı dosyasında adi konkordatonun tasdiki talebinde bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas (Kapatılan İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/157 Esas) sayılı dosyasının tetkikinden; borçlu şirket hakkında ilk olarak 27/08/2012 tarihinde İİK 179/a maddesi kapsamında tedbir kararlarının verildiği, 17/09/2013 tarihinde borçlu şirketin iflasına karar verildiği, kararın temyizi sonrasında iflas kararının kaldırıldığı, dosyanın (kapatılan) İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/58 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas sayılı dosyasında borçlu şirket lehine bu kez 19/07/2013 tarihinde İİK (mülga) 179/a maddesi kapsamında tedbir kararının verildiği, tedbir kararlarının 5 yıllık süre dolmasına rağmen 15/09/2022 tarihinde ancak hüküm ile birlikte kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2022/490 Esas sayılı dosyasında borçlu şirketin adi konkordatonun tasdiki talebinde bulunduğu, borçlu şirket hakkında 17/06/2022 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühletin 17/09/2022 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığı, borçlu şirket hakkında 17/11/2022 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühletin 17/11/2023 tarihinden itibaren 6 ay süre ile uzatıldığı, kesin mühletin 17/05/2024 tarihinde sona ereceği ancak tasdik yargılaması için gereken işlemlerin 17/05/2024 tarihine kadar tamamlanamayacağı gerekçesiyle kesin mühletin 17/05/2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile uzatıldığı, borçlu şirketin adi konkordatonun tasdiki talebinin; ödenmesi talep edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, borçlu şirketin borca batık durumda olmaması sebebi ile hakkında iflas kararı verilmediği, mahkememizce adi konkordatonun tasdiki talebinin reddine ilişkin kararın İstinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas, 2025/778 K. Sayılı kararının ve anılan dosyanın tetkikinden borçlu şirket hakkında 06/09/2024 tarihli ile 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet kararının 28/11/2024 tarihli karar ile 2 ay süre ile uzatıldığı, 24/01/2025 tarihinden itibaren borçlu şirket hakkında kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühletin 12/09/2025 tarihine kadar devam ettiği ve borçlu şirketin teklif ettiği konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, borçlu şirketin dürüstlük ilkesine aykırı olarak daha önce mahkememizce tasdik talebinin reddine dair verilen 18/07/2024 tarihinden kısa bir süre sonra yeniden talepte bulunmasına yönelik davranışının tedbirleri uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle 12/09/2025 tarihinde kesin mühletin kaldırıldığı ve tasdik talebinin reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Talep, malvarlığının terki suretiyle konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
Borçlu şirket, 25.09.2025 tarihli dilekçe ekinde İİK 286. maddesinde sayılan belgeleri ibraz ettiğini, malvarlığının bir kısmını terketmek suretiyle konkordato teklifinde bulunduğunu bildirerek, borçlu şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmesini ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gereken tedbirlere hükmedilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü ile ilgili hükümler 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 285 ilâ 308/g, 309/a -309/l ve devamı maddeleri ile doğrudan doğruya iflas hallerine ilişkin İİK 177.,178.,179. maddelerinde düzenlenmiştir.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukukî çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 709).
Konkordato 2004 sayılı Kanun'da tanımlanmamış ise de öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15).
Konkordato kurumu ile ilgili farklı ayrımlar yapılmaktadır. Bunlardan ilki, mahkeme dışı ve mahkeme içi konkordato ayrımıdır. Mahkeme içi konkordato içeriğine göre vade, tenzilat ve karma konkordato olarak ayrılmaktadır. Sözü geçen sınıflandırmaya göre, borçlunun borcunu tam olarak ödemeyi vaat etmesi ve bunun için alacaklıların borçluya ödeme süresi tanımaları veya borcun itfasını takside bağlamaları hâlinde vade konkordatosu; borçlunun borçlarının belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu; tenzilat ve vade konkordatosunun bir araya getirilmesiyle teşekkül eden konkordatoya ise karma (bileşik) konkordato denilmektedir. Yapıldığı zamana göre ise; iflâsa tâbi olmayan borçlular ile iflâsa tâbi borçlulardan henüz iflâsına karar verilmeyenlerle yapılan konkordatoya iflâs dışı konkordato; müflisin teklif ettiği konkordatoya ise iflâs içi konkordato denilmektedir.
Konkordato konusunda yapılan diğer bir ayrım ise, adi (alelade) konkordato ve mal varlığının terki suretiyle konkordatodur. Mal varlığının terki suretiyle konkordato türünde, borçlunun mali durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanmaz. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun iki şekilde yapılacağı kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara bırakması ve alacaklıların da borçlunun mal varlığını satarak ele geçen paradan alacaklarını tahsil etmeleridir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun diğer bir görünüm şekli ise, belirli vadelerde alacaklılara ödeme yapması kaydıyla, mal varlığının tamamının ve bir kısmının üçüncü kişiye devredilmesidir. Bu ihtimalde, alacaklılar alacaklarını borçlunun mal varlığının üçüncü kişiye devrinden elde edilen parayla tahsil etmektedirler. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoda borçlu borçlarını belli şartlar dâhilinde ödemeyi değil, mal varlığının aktifi üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara (veya üçüncü kişiye) devretmeyi teklif etmektedir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoya niteliğine aykırı düşmedikçe adi konkordatonun hükümleri (2004 sayılı Kanun md. 285 ilâ 308/g) uygulanır (Pekcanıtez/Erdönmez s. 6 vd.).
Mahkeme içi adi konkordato 2004 sayılı Kanun'un 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve konkordatoya başvurabilecek kişiler 2004 sayılı Kanun'un 285. maddesinde “herhangi bir borçlu” denilerek açıklanmıştır. Kanunun bu ifadesi karşısında tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişilerin konkordatoya başvurabileceği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 285/2. maddesindeki düzenleme uyarınca konkordatoya başvuru imkânı sadece borçluya tanınmamıştır. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.
Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve 2004 sayılı Kanun'un 286. maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesi ister (2004 sayılı Kanun md. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286. maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici üç aylık mühleti verir (2004 sayılı Kanun md. 287).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 7101 sayılı kanun ile değişik 287. maddesi "Geçici Mühlet" başlığını taşımakta olup maddenin 1. fıkrası "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır." şeklinde düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin 3. fıkrasının 1. cümlesinde ise, mahkemenin, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendireceği belirtilmiştir.
"...Mahkemece mühlet kararının, İsviçre düzenlemesinden farklı olarak, 286. maddedeki belgeler incelendikten ve eksiksiz olarak sunulmuş olduğu tespit edildikten sonra verileceği kabul edilmiştir. Şu halde, mahkeme belgelerin mevcudiyeti dışında bir incelemeye girişmeksizin, yani sadece şekli bir incelemeden sonra geçici mühlet kararını verecektir..." (Prof Dr. Selçuk Öztek, Prof Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç.Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2023, s. 277). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi'nin 2025/381 Esas, 2025/835 K. sayılı güncel kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
Uyuşmazlık, hakime takdir hakkı tanımadan; 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak sunulduğunun tespiti halinde derhal geçici mühlet kararı verilmesine yönelik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesinde yer alan emredici nitelikteki bu düzenlemenin, Anayasa'nın 5., 9., 13., 14., 35., 138. maddelerine aykırı olup olmadığı konusunda toplanmıştır.
Kanun koyucu, alacaklıların menfaatinin dengelenmesi amacıyla konkordato tasdik yargılamasının kısa sürede sonuçlanması için borçlu lehine tedbirlerin devam edeceği süreleri kısa tutarak İİK 287., 289. ve 304. maddelerinde açıkça belirtmiş; İcra ve İflas Kanunu'nun 304. maddesinde, kesin mühlet içerisinde konkordatonun tasdiki talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, mahkemeye yalnız belgeleri şekli anlamda inceleme yetkisi veren " Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir " şeklindeki ifadenin ; kanunun düzenleniş amacı ile ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/4.,289. ve 304. maddelerinde yer alan kesin sürelerle çeliştiği yine tasdik koşullarına dair İİK 305/1-a ve 305/1-b maddeleri ile de uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesi" Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." şeklindedir.
Anayasa'nın 5. maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır.
Anayasa'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. " denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.
Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası uyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- alacakların tahsilinin düzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir sistem kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların tahsiline ilişkin süreç bakımından da durum böyledir. Konkordato sürecindeki borçludan olan alacaklar da Anayasa'nın 35. maddesine göre mülkiyet hakkının kapsamındadır. Dolayısıyla bir tarafta alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan bir alacak söz konusudur. Diğer tarafta ise alacaklının bu alacağa kavuşması için başvuracağı borçlunun mülkiyet hakkı kapsamındaki mal varlığı bulunmaktadır. (Anayasa Mahkemesi'nin 2024/10 E, 2024/97 K. sayılı kararı)
Anayasa'nın 9. maddesi" Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa'nın 13. maddesi" (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
Anayasa'nın 14. maddesi"(Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.)
Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz."
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir."
Anayasa'nın 35. maddesi" Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
Anayasa'nın 138. maddesi" Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." şeklindedir.
Somut talep açısından değerlendirme yapıldığında, 27/08/2012 tarihinden 25/09/2025 tarihine kadar iflasın ertelenmesi, geçici mühlet ve kesin mühlet tedbirlerinden faydalanmasına rağmen bu kez malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinde bulunan borçlu lehine olmak üzere - alacaklıların alacaklarını cebri icra yoluyla tahsil etme imkanını orantısız şekilde kısıtlayan ,hakimin takdir yetkisini kaldıran, borçlunun daha önce geçici mühletten, kesin mühletten ve borcun ödenmesinin ertelenmesine ilişkin sair tedbirlerden faydalanıp faydalanmadığına; ödenmesi teklif edilen borçların muaccel olduğu tarihin üzerinden uzun süre geçip geçmediğine, konkordato projesinin inandırıcı olup olmadığına, teklifin dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığına bakılmasına imkan tanımadan - derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğini düzenleyen 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 287. maddesinin 1. fıkrasındaki "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir " şeklindeki ifadenin, Anayasa'nın 5., 9., 13., 14., 35., 138. maddelerine aykırı olduğu kanaatine varıldığından Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca anılan ifadenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yolu başvurusu yapılmasına karar verilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- 9/6/1932 tarihli, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 287. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir " şeklindeki ifadenin Anayasa'nın 5., 9., 13., 14., 35. ve138. maddesine aykırı olduğu kanaatine varılmakla 9/6/1932 tarihli, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 287. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir " şeklindeki ifadenin iptali için T.C. Anayasası'nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yolu başvurusu yapılmasına,
2- Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar DAVANIN GERİ BIRAKILMASINA,
3- Anayasaya aykırılığın değerlendirilmesi için dosya içeriği ve belgelerin onaylı birer suretinin dizi listesi yapılarak Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde oy birliği ile karar verildi".”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/215
Karar Sayısı:2025/207
Karar Tarihi:6/11/2025
R.G. Tarih - Sayı: Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 287. maddesinin birinci fıkrasının “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir…” bölümünün Anayasa’nın 5., 9., 13., 14., 35. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Konkordato talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 287. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı birinci fıkrası şöyledir:
“Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Özge ULUKAYA tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda anılan fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmış; anılan fıkranın (b) bendinde “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde de “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine sunulacak belgeler arasında sayılmıştır.
4. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli karar ile itiraz yoluna başvurduğu ancak gönderilen belgeler arasında başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla başvurunun yöntemine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6. Açıklanan nedenle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasına ve İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan başvurunun anılan Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
III. HÜKÜM
9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 287. maddesinin birinci fıkrasının “Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir…” bölümüne yönelik itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI