ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2022/87
Karar Sayısı:2022/121
Karar Tarihi:13/10/2022
R.G. Tarih
- Sayı:2/2/2023 - 32092
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN: Erzurum 2. İdare
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:
4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na 2/12/2016 tarihli ve
6764 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen 9/12/2016 yürürlük tarihli 53/A
maddesinin ikinci fıkrasının;
A. (a) bendinin
ikinci cümlesinde yer alan “Soruşturmayı yapanın…” ve “…verdiği…”
ibarelerinin,
B. (c) bendinde
yer alan “…gerek görürse,…” ve “…tekrar…”
ibareleri ile “…isteyebilir.…” ibaresinin “…yebili…”
kısmının,
Anayasa’nın 10. ve 129. maddelerine aykırılığı ileri
sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Öğretim
görevlisi hakkında verilen aylıktan kesme disiplin cezasının iptali talebiyle
açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralların yer aldığı 53/A maddesi
şöyledir:
“Disiplin soruşturmasında uyulacak esaslar
şunlardır:
a) Disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiilin
işlendiğini öğrenen disiplin amiri yazılı olarak disiplin soruşturması
başlatır. Üst disiplin amirinin soruşturma açtığı veya açtırdığı disiplin
olayında alt disiplin amiri ayrıca soruşturma yapamaz veya yaptıramaz. Daha
önce açılmış soruşturma varsa bunlar üst amirin açtığı veya açtırdığı
soruşturma ile birleştirilir.
b) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine ilişkin disiplin
cezası verilmesini gerektiren fiiller açısından soruşturma başlatılmadan önce
bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarınca inceleme yapılması zorunludur.
c) Disiplin amiri soruşturmayı kendisi yapabileceği gibi
soruşturmayı yapmak üzere birim içerisinden soruşturmacı veya komisyon
görevlendirebilir. Ancak zorunlu hallerde rektörlük aracılığıyla diğer
birimlerden soruşturmacı talep edilebilir.
d) Soruşturmacının görev ve unvanı, soruşturulanın görev
ve unvanının üstünde veya onunla aynı düzeyde olmalıdır.
e) Fiilin ast ile üst tarafından birlikte işlenmesi
hâlinde soruşturma usulü ve disiplin cezası verme yetkisi üste göre belirlenir.
f) Soruşturulanın disiplin cezası verilmesini gerektiren
fiili işlediği ve disiplin soruşturmasının başlatıldığı tarihteki görev veya
unvanının farklı olması hâlinde disiplin soruşturması, üst görev veya unvanı
esas alınarak yürütülür. Disiplin amirinin belirlenmesi ve uygulanacak diğer
disiplin hükümleri, görev yapılan kurumun tabi olduğu mevzuata göre belirlenir.
g) Soruşturmacı, disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve
belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişiye başvurma, keşif
yapma, inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir.
h) Soruşturmacının, görevlendirme kapsamında talep ettiği
bilgi ve belgeler gecikmeksizin kendisine verilir.
ı) Soruşturmacı, görevlendirildiği konuda soruşturma
yürütür; soruşturma sırasında disiplin soruşturmasına konu olabilecek başka
fiillerin ortaya çıkması durumunda bunları gecikmeksizin disiplin amirine
bildirir.
j) Soruşturma işlemleri bir tutanakla tespit olunur.
k) Soruşturmanın gizliliği esastır.
l) Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğ tarihinden
itibaren iki ay içinde tamamlanır. Soruşturma bu süre içinde tamamlanamaz ise
soruşturmacı gerekçeli olarak ek süre talep edebilir, disiplin amiri gerekçeyi
değerlendirerek ve zamanaşımı sürelerini dikkate alarak karar verir.
m) Fiili işleyenin emeklilik veya başka nedenlerle
görevinin sona ermesi, hakkında soruşturma açılmasına ve soruşturmanın devamına
engel olmaz. Bu durumda soruşturma sonunda verilen disiplin cezası, özlük
dosyasında saklanır. Aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin
durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezaları ilgilinin kamu görevine
dönmesi ya da bir vakıf yükseköğretim kurumunda göreve başlaması halinde
uygulanır.
n) Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması
veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması
yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel
değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu
durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.
o) Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma
bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine
engel teşkil etmez.
Savunma hakkı kapsamında gözetilecek hususlar şunlardır:
a) Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı
tanınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın yedi günden
az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte geçerli bir
mazereti olmaksızın savunmasını yapmayan, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.
b) Savunmaya davet yazısında hakkında disiplin
soruşturması açılan fiilin neden ibaret bulunduğu, savunmasını belirtilen
sürede yapmadığı takdirde savunmasından vazgeçmiş sayılacağı bildirilir.
c) Disiplin cezası vermeye yetkili makamlar gerek
görürse, isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin
cezasını da belirtmek suretiyle, bu maddedeki esaslar çerçevesinde (a) ve (b)
bentlerindeki usule göre tekrar savunma isteyebilir.
Hakkında üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu
görevinden çıkarma cezası istenenler soruşturma evrakını inceleme, tanık
dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili
vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un 53/Ç maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Disiplin cezası verme yetkisi:
Madde 53/Ç- (Ek: 2/12/2016 -
6764/30 md.) Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar şunlardır:
…
Disiplin cezası vermeye yetkili makamlar, soruşturmada
eksiklik olduğunun tespiti halinde eksikliklerin giderilmesi amacıyla dosyayı
iade edebilir, soruşturmacı tarafından önerilen disiplin cezasını aynen verebilir,
hafifletebilir veya reddedebilir. Teklif edilen cezanın reddedilmesi halinde
ilgili disiplin amiri ya da kurulu tarafından ret gerekçesine uygun olarak en
geç üç ay içerisinde yeni işlem tesis edilebilir.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü
ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN,
Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,
Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan
YAŞAR’ın katılımlarıyla 21/4/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hilal YAZICI
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun ve ilgili
görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. İtiraz konusu kuralların yer aldığı 2547 sayılı
Kanun’un 53/A maddesi, Kanun kapsamında yürütülecek olan disiplin soruşturması
ile savunma hakkına ilişkin ilke ve esasları düzenlemektedir.
4. Anılan maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c)
bentlerine göre disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiilin işlendiğinin
öğrenilmesi üzerine disiplin amiri yazılı olarak disiplin soruşturmasını
başlatır. Soruşturmanın başlatılmasıyla birlikte bir soruşturmacı tayin edilir.
Disiplin amiri soruşturmayı kendisi yapabileceği gibi soruşturmayı yapmak üzere
birim içinden soruşturmacı veya komisyon görevlendirebilir.
5. Aynı fıkranın (g) bendinde soruşturmacının görev ve
yetkileri düzenlenmiştir. Buna göre soruşturmacı; disiplin soruşturmasıyla
ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişiye
başvurma, keşif yapma, inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini
haizdir.
6. İlgili maddede soruşturulanın savunma hakkının
kapsamı, bu süreçten nasıl haberdar edileceği ve savunmasının nasıl alınacağı
da düzenlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin birinci
cümlesinde, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan soruşturulana disiplin
cezası verilemeyeceği, itiraz konusu ibarelerin yer aldığı ikinci cümlesinde
ise soruşturmayı yapan tarafından yedi günden az olmamak kaydıyla savunma
süresi verileceği ve bu süre zarfında geçerli bir mazeret olmaksızın savunmanın
yapılmaması hâlinde savunma hakkından vazgeçilmiş sayılacağı hüküm altına
alınmıştır.
7. Fıkranın (b) bendinde ise soruşturulana savunmaya
davet yazısı gönderileceği, söz konusu yazıda soruşturulanın disiplin
soruşturmasına konu edilen fiilinin ne olduğu ve savunmasını belirtilen sürede
yapmadığı takdirde savunmasından vazgeçmiş sayılacağının soruşturulana
bildirileceği belirtilmiştir. Kanun’un açık lafzından soruşturmaya davet
yazısının soruşturmayı yapan tarafından gönderileceği, dolayısıyla savunmaya
davet yazısıyla soruşturma henüz tamamlanmadan yani isnat edilen eylem ve bu
eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu henüz açık hâle gelmeden
savunma hakkının kullanılması için süre verilmesinin söz konusu olabileceği
anlaşılmaktadır.
8. Maddenin birinci fıkrasının (l) bendinde, soruşturma
işlemlerinin bir tutanakla tespit olunacağı, soruşturmanın görevlendirme
yazısının tebliği tarihinden itibaren iki ay içinde tamamlanacağı
düzenlenmiştir.
9. Kanun’un 53/Ç maddesinin ikinci fıkrasında ise “Disiplin
cezası vermeye yetkili makamlar, … soruşturmacı tarafından önerilen disiplin
cezasını aynen verebilir, hafifletebilir veya reddedebilir.” düzenlemesine
yer verilmiştir. Buna göre soruşturmayı yapanın soruşturma sürecini bir
tutanakla tespit edeceği ve bir disiplin cezasının verilmesi gerektiği
kanaatine varması hâlinde gerçekleştiğini değerlendirdiği maddi olgu olan
eylemin Kanun’da tanımlı disiplin cezası gerektiren hangi eyleme karşılık
geldiğini ve bu eylemin gerektirdiği disiplin cezasını da belirtmek suretiyle
soruşturma raporunu teslim edeceği öngörülmektedir.
10. İtiraz konusu diğer kuralların yer aldığı Kanun’un
53/A maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde ise soruşturma raporunun teslim
edilmesi üzerine disiplin cezası vermeye yetkili makamların -gerek görmesi
hâlinde isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin cezasını da
belirtmek suretiyle- 53/A maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde (a) ve (b)
bentlerindeki usule göre tekrar savunma isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu
kapsamda disiplin cezası vermeye yetkili makamların, soruşturma raporunda isnat
edilen eylem ve disiplin cezası bakımından yeterli bir araştırmaya
dayanılmadığına kanaat getirmesi ve gerek görmesi hâlinde, bu sefer isnat
edilen eylem ve disiplin cezasını açıkça belirterek tekrar savunma
alabileceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
11. Öte yandan söz konusu 53/A maddesinin üçüncü
fıkrasında, hakkında üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden
çıkarma cezası istenenlerin soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme,
disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat ya da vekili vasıtasıyla
savunma yapma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Şu hâlde (c) bendi uyarınca
disiplin cezası vermeye yetkili makam takdir hakkını kullanarak tekrar savunma
istememişse uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin
durdurulması ya da birden fazla ücretten kesme cezaları bakımından ilgilinin
disiplin sürecindeki tek savunma yapma imkânının bu aşamada gerçekleşmiş
olacağı açıktır.
B. İtirazın Gerekçesi
12. Başvuru kararında özetle; Kanun’un itiraza konu
hükümlerinin savunma hakkını anayasal güvencelere aykırı şekilde kısıtladığı,
soruşturmayı yapanın soruşturma dosyası tekemmül etmeksizin kişilerden savunma
talep etmesine imkân tanıdığı, dolayısıyla isnat edilen eylem ve cezanın ne
olduğu hususunda ortaya çıkan belirsizlik nedeniyle etkili savunma yapma
hakkının ihlal edildiği, disiplin cezası vermeye yetkili kurullara tanınan
takdirî yetki yoluyla da bu eksikliğin giderilemediği, bu yönüyle kuralların
farklı kanunlara tabi memur ve kamu görevlileri ile öğretim elemanları arasında
eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurduğu gerekçeleriyle Anayasa’nın 10. ve
129. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
13. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında,
memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça
disiplin cezası verilemeyeceği düzenlenerek savunma hakkı güvence altına
alınmıştır.
14. Disiplin cezaları; kamu hizmetlerinin gereği gibi
yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde
beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır. Bu
cezalar memurların özlük haklarını doğrudan etkilediğinden anayasa koyucu,
disiplin cezası verilmeden önce memurların savunmalarının alınmasını özel
olarak düzenlemiştir (AYM, E.2019/8, K.2019/26, 11/04/2019, § 9).
15. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında savunma
hakkına ilişkin öngörülen güvencenin gereklerinin yerine getirilebilmesi için
hakkında disiplin soruşturması yürütülen kişiye savunma hakkının şeklen değil
gerçek anlamda sağlanmış olması gerekir. Bunun için kişiye, savunmasını
hazırlayıp idari makamlar önünde dile getirebilmesi ve böylece disiplin
sürecinin sonucunu etkileyebilmesi için isnadın bildirilmesi gerekmektedir.
16. Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması
mümkün değildir. İsnat, anılan kişinin savunma yapabilmesi için kişiye
bildirilmektedir. Bu nedenle de bildirimde, ilgilinin hangi fiil ile itham
edildiğinin ve hangi disiplin suçunu işlediğinin açıklanması gerekmektedir.
Diğer bir ifadeyle ilgili, isnadın sebebinden ve niteliğinden haberdar
edilmelidir. İlgilinin hangi fiili nerede ve ne zaman işlediği (disiplin suçunu
oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini oluşturur. Bunların soyut olarak değil
ilgilinin savunma hazırlayabilmesine yetecek şekilde açıklanması gerekir.
Böylelikle ilgili, soruşturmaya konu fiili nerede ve ne zaman işlemekle itham
edildiğini bileceğinden savunmasını buna göre yapabilecektir. Fiilin hukuki yönden
vasıflandırılması ise isnadın niteliğidir. İsnadın niteliği hakkındaki bilgi de
savunma yapmaya yetecek düzeyde olmalı ve ilgilinin işlemekle itham edildiği
fiilin hangi normu ihlal ettiği bildirimde belirtilmelidir. Disiplin süreci
esnasında fiilin hukuki niteliğinin değişmesi durumunda da ilgili bu
değişiklikten haberdar edilmelidir.
17. İtiraz konusu ibarelerin yer aldığı (a) bendinin
ikinci cümlesinde, soruşturmayı yapanın soruşturulana savunma hakkını
kullanabilmesi için yedi günden az olmamak üzere savunma süresi vereceği
düzenlenmiştir. Anılan bendin lafzı bir bütün olarak ele alındığında savunması
alınmadan kişiye disiplin cezası verilemeyeceğinin açık olduğu, soruşturmayı
yapanın savunma süresi verme hususunda bir takdir yetkisine sahip kılınmadığı,
buna göre alt sınırı aynı bentte belirlenmiş şekliyle asgari savunma süresinin
soruşturmacı tarafından verileceğinin Kanun’da açıkça düzenlendiği
anlaşılmaktadır.
18. Söz konusu ibarelerin savunma hakkının anayasal
güvencelerine uygun olup olmadığının ortaya konabilmesi açısından savunmaya
davet yazısında yer alacak bilgilerle bağlantılı olarak ele alınması
gerekmektedir. Zira Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde
savunma için süre verilmesinin yanında bu bentte yer alan dava konusu ibareler
uyarınca soruşturmayı yapan tarafından tayin edilecek savunma süresinin (b)
bendinde belirtilen içeriğe sahip bir savunmaya davet yazısıyla verileceği
anlaşılmaktadır. Ayrıca disiplin sürecinde soruşturmayı yapanın görev aldığı
aşama dikkate alındığında bu aşamanın ilgilinin savunma için ön koşul olan
isnadı öğrenme hakkından gereği gibi yararlanmasına imkân verip vermediğinin
değerlendirilmesi gerekir.
19. Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının (b)
bendinde, savunmaya davet yazısının içeriğinde soruşturmanın içeriği ile ilgili
olarak sadece soruşturmaya konu eylemin ne olduğunun belirtileceği ifade
edilmiştir. Kanun’un lafzından, soruşturulanın etkili bir savunma
hazırlayabilmesi açısından gerekli olabilecek, yukarıda ifade edilen çerçevede
bir asgari bilginin savunmaya davet yazısında bulunması şeklinde yasal bir
zorunluluk öngörülmediği anlaşılmaktadır.
20. Bunun yanında savunmaya davet yazısının soruşturulana
soruşturmanın hemen başlangıcında -soruşturma dosyası henüz asgari bir düzeyde
dahi olgunlaşmadan- gönderilip gönderilmeyeceği hususunda Kanun’da açık bir
ifade bulunmamakla birlikte davet yazısının içeriğinde olması zorunlu bilgiler
gözönünde bulundurulduğunda soruşturmacının bu konuda herhangi bir kayıtla
sınırlandırılmadığı, dosyanın henüz olgunlaşmadığı bir aşamada da savunmanın
istenebileceği anlaşılmaktadır.
21. Dahası Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının (c)
bendinde disiplin cezası vermeye yetkili makamların soruşturma yapanın
soruşturmayı tamamlamasından sonra ilave bir savunma alınmasına gerek
gördüklerinde “isnat edilen fiil”i bildirerek savunma isteyecekleri
düzenlenmişken soruşturma yapan yönünden (b) bendinde savunmaya davet yazısında
“disiplin soruşturması açılan fiilin neden ibaret bulunduğu”nun belirtileceği
öngörülmüştür. Kanun’un 53/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre
disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiilin işlendiğini öğrenen disiplin
amiri yazılı olarak disiplin soruşturması başlatır. Bu son kural ve ikinci
fıkranın (b) ve (c) bentlerinde tercih edilen kavram farklılığı dikkate
alındığında soruşturmayı yapanın davet yazısında soruşturma sırasındaki
tespitlerden önce, sadece soruşturmanın başlatılmasına neden olan iddia
çerçevesinde bildirimde bulunulmasının yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla isnadın sebebi (olay/olgu/eylem) kapsamında dahi yeterli
bilgilendirmenin yapılmamasına imkân tanınmıştır.
22. Öte yandan Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının
(c) bendinde önerilen disiplin cezasının da bildirilmesi kurala bağlanmışken
(b) bendinde böyle bir unsura yer verilmemiştir. Buna göre soruşturma yapanın
(a) bendi kapsamında soruşturma için süre verirken isnadın hukuki
vasıflandırması yönünden bir bildirimde bulunmayacağı sonucu ortaya
çıkmaktadır. Bu durumda soruşturma yapanın soruşturmaya davet yazısının içeriği
kişinin isnattan haberdar olmasını sağlamaya, dolayısıyla Anayasa’nın 129.
maddesinin ikinci fıkrası anlamında savunma hakkını etkili bir şekilde
kullanmasına elverişli değildir.
23. Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının itiraz
konusu “…gerek görürse,…” ve “…tekrar…”
ibareleri ile “…isteyebilir…” ibaresinin “…yebili…” kısmını da
içeren (c) bendi, disiplin cezası vermeye yetkili makamların gerek
görmesi hâlinde isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen disiplin
cezasını da belirtmek suretiyle ilgili maddede belirlenen esaslar çerçevesinde
(a) ve (b) bentlerindeki usule göre tekrar savunma isteyebileceğini
düzenlemektedir.
24. 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin birinci fıkrasının
(l) bendinde soruşturmanın görevlendirme yazısının tebliği tarihinden itibaren
iki ay içinde tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Kanun’un 53/Ç maddesinin birinci fıkrasında disiplin cezası vermeye yetkili
makamlar gösterilmiş, ikinci fıkrasında söz konusu makamların soruşturmada
eksiklik olduğunu tespit etmesi hâlinde eksikliklerin giderilmesi için dosyayı
iade edebileceği düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeler birlikte
değerlendirildiğinde disiplin cezası vermeye yetkili makamlara gerek görmeleri
hâlinde tekrar savunma isteme yetkisinin soruşturma dosyası tamamlanıp teslim
edildikten sonra verildiği anlaşılmaktadır.
25. Elbette ki disiplin cezası verilmeden önce herhangi
bir aşamada, savunma hakkının etkili bir şekilde kullanılmasına imkânı verecek
şekilde soruşturulanın tekrar dinlenilmesi, yukarıda ortaya konulan eksikliğin
telafisini sağlayabilir. Bu noktada 53/A maddesinin (c) bendinin idareye
verdiği yetkinin niteliği önemli hâle gelir. Söz konusu bentte, disiplin cezası
vermeye yetkili makamlara, isnat edilen fiil ve soruşturma raporunda önerilen
disiplin cezasını da belirtmek suretiyle tekrar savunma isteme yetkisinin
verildiği ancak bu yetkinin takdirî nitelikte olduğu görülmektedir.
26. Soruşturmanın başlangıcından disiplin cezasının verilmesine
kadar olan süreçte uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe
ilerlemesinin durdurulması ya da birden fazla ücretten kesme disiplin cezaları
bakımından soruşturulanın savunma hakkının bütün gerekleriyle birlikte
sağlanamadığı yukarıda yapılan inceleme sonucunda esas itibarıyla ortaya
çıkmıştır. Bu durumda soruşturma dosyasının tesliminden sonra fakat disiplin
cezası verilmeden önce ilgili makamlara tekrar savunma isteme yetkisinin
takdirî olarak verilmesiyle de soruşturulanın savunma hakkının güvence altına
alınmasının mümkün olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
27. Sonuç olarak Anayasa’nın savunma hakkının tanınmasını
takdire bırakmayan 129. maddesinin ikinci fıkrası karşısında itiraz konusu
kurallar, 2547 sayılı Kanun kapsamında yürütülecek disiplin soruşturması
bakımından, hakkında soruşturma yapılan kişiye çeşitli disiplin cezalarından
biri verilmeden önce savunma hakkından bütün gerekleriyle birlikte
yararlanmasını temin etmemektedir.
28. Açıklanan nedenlerle “Soruşturmayı yapanın…”
ve “…verdiği…” ibareleri ile “…gerek görürse,…”,
“…tekrar…” ve “…yebili…” ibareleri
Anayasa’nın 129. maddesine aykırıdır, iptali gerekir.
İtiraz konusu ibareler Anayasa’nın 129. maddesine aykırı
görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı
fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya
tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince
iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
30. 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “Soruşturmayı yapanın…”
ve “…verdiği…” ibarelerinin iptal edilmesi nedeniyle uygulanma imkânı
kalmayan (a) bendinin ikinci cümlesinin kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43.
maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
31. Anayasa’nın 153. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Anayasa
Mahkemesi bir kanun …hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni
bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.” 2547 sayılı Kanun’un
53/A maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “…gerek görürse,…”, “…tekrar…” ve “…yebili…” ibarelerinin
iptal edilmesi nedeniyle bendin kalan kısmının esas itibarıyla uygulanma
imkânının kalmadığı söylenemez. Ancak, anılan ibarelerin iptali kuralın kalan
kısmının kanun koyucunun iradesine uygun biçimde uygulanmaması sonucunu
doğurmakta, diğer bir ifadeyle kuralı kanun koyucunun öngörmediği şekilde
başkalaştırmaktadır. Bu çerçevede 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin ikinci
fıkrasının (c) bendinde yer alan “…gerek görürse,…”,
“…tekrar…” ve “…yebili…” ibarelerinin iptal edilmesi nedeniyle kanun
koyucunun öngördüğü şekilde uygulanma imkânı kalmayan (c) bendinin kalan
kısmının anılan Anayasa hükmü ve 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4)
numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
32. Ayrıca 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “Soruşturmayı yapanın…”
ve “…verdiği…” ibareleri ile (c) bendinde yer alan “…gerek
görürse,…”, “…tekrar…” ve “…yebili…” ibarelerinin iptal edilmesi
nedeniyle 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin ikinci fıkrasının -davanın
konusu olmayan- “Savunmaya davet yazısında hakkında disiplin soruşturması
açılan fiilin neden ibaret bulunduğu, savunmasını belirtilen sürede yapmadığı
takdirde savunmasından vazgeçmiş sayılacağı bildirilir.” şeklindeki (b)
bendinin, iptal edilen (a) bendindeki soruşturma yapanın davet yazısıyla
doğrudan ilgili olması nedeniyle uygulanma kabiliyeti kalmadığı
değerlendirildiğinden 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası
gereğince iptali gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
33. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların
hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten
kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği
tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı
günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak
Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı
günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek
üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
34. 2547 sayılı Kanun’un 53/A maddesinin ikinci
fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan “Soruşturmayı yapanın…”
ve “…verdiği…” ibareleri ile (c) bendinde yer alan “…gerek görürse,…”,
“…tekrar…” ve “…yebili…” ibarelerinin iptali, bu kapsamda
uygulanma imkânı kalmayan anılan cümle ve bendin kalan kısımlarının ve aynı
fıkranın (b) bendinin iptali nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını
ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince
iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay
sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI. HÜKÜM
4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na
2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen 53/A
maddesinin ikinci fıkrasının;
A. (a) bendinin;
1. İkinci
cümlesinde yer alan “Soruşturmayı yapanın…” ve “…verdiği…”
ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALLERİNE,
2. İkinci
cümlesinde yer alan “Soruşturmayı yapanın…” ve “…verdiği…”
ibareleri dışında kalan kısmının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince
İPTALİNE,
B. (c) bendinin;
1. “…gerek görürse,…” ve
“…tekrar…” ibareleri ile “…isteyebilir.” ibaresinin “…yebili…”
kısmının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALLERİNE,
2. Kalan kısmının
6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı
fıkrası gereğince İPTALİNE,
C. (b) bendinin
6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı
fıkrası gereğince İPTALİNE,
iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası
gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA
YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 13/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
|
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
|
|
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Muammer TOPAL
|
Üye
M. Emin KUZ
|
|
|
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
Üye
Basri BAĞCI
|
|
|
|
Üye
İrfan FİDAN
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|