"...
I- İPTAL ve YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
A- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
"III- İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ:
1- 5548 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile, gerçek ve tüzel kişilerin, "idare"nin her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarıyla ilgili yakınmalarını, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da belirtilen nitelikleri çerçevesinde, adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygı, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve "idare"ye önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturulmaktadır.
Görüldüğü gibi, Yasa'nın amacı, Kamu Denetçiliği Kurumu aracılığıyla idarenin denetlenmesidir.
Yasa'nın 4. maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bağlı, kamu tüzelkişiliğini haiz, özel bütçeli, merkezi Ankara'da bulunan bir Kurum olarak düzenlenmiştir.
Kurum'da bir Başdenetçi, en çok on denetçi bulunacak; Kurum, Başdenetçi tarafından yönetilip temsil edilecektir.
Kurum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile ilişkilendirildiği için, Yasa'nın,
- 4. maddesinde, Kurum'un, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bağlı olduğu belirtilmekte,
- 11 ve 15. maddelerinde, Başdenetçi ve denetçilerin seçimi ve görevden alma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na verilmekte,
- 13. maddesinde, Başdenetçi ve denetçilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda andiçerek göreve başlayacakları belirtilmekte,
- 22. maddesinde, Kurul'un, her yıl sonunda etkinlikleri ve önerileri içeren bir rapor hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu ile İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan bir Karma Komisyona sunması öngörülmekte,
- 30. maddesinde, Kurumun geliri, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten oluşturulmakta,
- 33. maddesinde, Başdenetçi ve denetçilerin göreve bağlı suça ilişkin ceza soruşturma ve kovuşturması Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nın iznine bağlanmakta,
- 41. maddesinde, Yasa'nın Başdenetçi ve denetçilerin seçim ve görevden alınmaları ile ilgili kurallarının yürütme görev ve yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilmektedir.
Yasa koyucunun, kuşkusuz, hukukun evrensel ilkelerine ve Anayasa'ya uygun olmak koşuluyla her konuda yasal düzenleme yapma yetkisi vardır.
Bu nedenle, her şeyden önce anayasal sistemin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bağlı bir Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmasına elverişli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın Başlangıç bölümünde ve 6. maddesinde, Ulus istencinin mutlak üstünlüğü ve egemenliğin kayıtsız koşulsuz Türk Ulusu'nun olduğu; Türk Ulusu'nun egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu ilkelere göre, yetkili organları eliyle kullanacağı; hiçbir kimse ya da organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı belirtilmiştir.
Devlet organları Türk Ulusu adına egemenliği kullanırken karmaşa
yaratılmaması ve düzenin bozulmaması için, tüm çağdaş parlamenter demokrasilerde
olduğu gibi, erkler ayrılığı ilkesi benimsenmiş; erkler ayrılığının, belli Devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı uygar bir işbölümü olduğu
vurgulanmış; egemenliği kullanan Devlet organları arasında üstünlük bulunmadığı,
üstünlüğün Anayasa ve Anayasa'ya uygun olmak koşuluyla yasalarda olduğu
belirtilmiştir.
Anayasamıza göre, egemenliği Türk Ulusu adına kullanacak üç erk, yasama,
yürütme ve yargıdır. Bu erklerden her biri Ulus egemenliğini kendi görev alam ile
sınırlı biçimde kullanacaktır. Nitekim, Anayasa'nın 7, 8 ve 9. maddelerinde yasama,
yürütme ve yargı organlarının görev ve yetki alanı net olarak belirlenmiştir.
Anayasa'nın,
- 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Ulusu adına Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği,
- 8. maddesinde, yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar
Kurulu'nca, Anayasa ve yasalara uygun olarak kullanılıp yerine getirileceği,
- 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Ulusu adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı,
belirtilmiştir.
Anayasa koyucu, erklerin, özellikle yasama ve yürütme erklerinin, Anayasa'da yer verilen işbirliği ve denetime ilişkin kurallar dışında, görev ve yetki yönünden kesin ayrılıklarını benimsemiştir.
Bu konu, Anayasa'nın 8. madde gerekçesinde şöyle anlatılmaktadır:
"1961 Anayasası bu felsefeye sadık kalarak yürütmeyi Devletin yönetiminde,
bütün faaliyetlerinde yasama kuvvetine bağlı, yasamaya tabi bir kuvvet olarak
düzenlemiş idi. Halbuki modern hayatta yürütme kuvveti devletin beyni, hareket
gücünün kaynaklandığı motorudur. Bundan dolayıdır ki, 1961 ilâ 1980 arasındaki
devrede karar almak kudretinden yoksun hükümetler görülmüştür. İşte bu duruma son
vermek için yürütme yasamaya tabi bir organ olmaktan çıkarılmış, her iki kuvvetin
Devlet faaliyetlerinin düzenlenmesinde eşitlik ve denklik içinde işbirliği yapmalarını
öngören parlamenter hükümet sistemi bütün gerekleriyle uygulanmaya konmuştur. Bu
nedenle, yürütme, 1961 Anayasasında olduğu gibi bir görev olmaktan çıkartılmış,
yürütme gerekli yetkilere sahip ve kanunların kendisine verdiği görevleri yerine
getiren bir kuvvet olarak düzenlenmiştir."
Yürütme organı, siyasal niteliği ile hükümeti, teknik niteliği ile de "idare"yi kapsamaktadır. Yürütmenin siyasal kanadı olan hükümet, izlenecek genel politikayı belirlemekte ve bununla ilgili kararlar almakta; teknik kanadı olan "idare" ise, bu kararları somutlaştırmakta, teknik ve günlük gereksinimleri giderecek biçimde görev yapmaktadır.
Anayasa'nın üçüncü kısmında, "Cumhuriyetin Temel Organları" düzenlenmekte; bu kısmın birinci bölümünde "Yasama"ya, ikinci bölümünde de "Yürütme"ye ilişkin düzenlemelere yer verilmektedir.
Yasama bölümünde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşu, görev ve yetkileri, etkinlikleri, bilgi edinme ve denetim yolları, seçimler ve milletvekillerine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.
Yürütme bölümünde ise, Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve "idare"ye ilişkin kurallara yer verilmiştir. "İdare", yukarıdaki açıklamalara uygun biçimde Anayasa'nın yürütme bölümünde yer almıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, anayasal sistem, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı, "idare"nin eylem, işlem, tutum ve davranışlarını inceleyip, araştıran bir kurum oluşturulmasına olur vermemektedir.
Öte yandan, yasamanın yürütmeyi denetlemesi, yalnız siyasal denetimi kapsamakta ve denetim yolları Anayasa'nın "Yasama" bölümünün 98-100. maddelerinde düzenlenmektedir. Bunun dışında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bağlı bir Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturulması Anayasa'ya göre olanaklı değildir.
Ayrıca, Anayasa'nın 87. maddesinde, "idare"nin eylem ve işlemlerinin incelenip araştırılması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında sayılmamıştır.
Üstelik, Anayasa'nın "Yargı" bölümünde bulunan 125. maddesinde, "idare"nin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı tutulmuştur.
"İdare"nin eylem ve işlemlerinin yargısal denetim dışında incelenip araştırılması, ancak yürütmenin kendi içinde oluşturacağı denetim kurum ya da birimleriyle olanaklıdır.
Yasama Organı'na bağlı, idarenin işleyişini denetleyecek bir kurum öngörülmesi anayasal sistemde değişiklik gerektirmektedir ki, bunun yasayla yapılamayacağı açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar karşısında, bugünkü anayasal sistemin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı bir Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmasına olanak vermediği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu nedenle, 5548 sayılı Yasa'nın tümü, erkler ayrılığı ilkesi ile anayasal sisteme uygun düşmemekte; Anayasa'nın 6, 7 ve 8. maddelerine aykırı içerik taşımaktadır.
2- 5548 sayılı Yasa'nın tümünün Anayasa'ya aykırı bulunmaması durumu gözetilerek kimi maddelerinin Anayasa'ya uygunluk yönünden incelenmesinde yarar görülmektedir.
a- Yasa'nın 3, 4, 11, 13, 15, 22, 30, 33, geçici 1 ve 41. maddeleri, yukarıda 1. bölümde açıklanan gerekçelerle yine Anayasa'nın erkler ayrılığı ilkesine, Anayasa ile düzenlenen örgütlenme ilkelerine, Anayasa'nın 6, 7 ve 8. maddelerine aykırı kurallar içermektedir.
b- Yasa'nın 9. maddesinde,
"(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, Türkiye Cumhuriyetinin Anayasada belirtilen nitelikleri çerçevesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygı, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
(2) Ancak;
a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile re'sen imzaladığı
kararlar ve emirler,
b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler,
c) Yargı faaliyetlerine ilişkin işlemler ile yargı mensuplarının işlem ve eylemleri,
ç) Türk Silâhlı Kuvvetlerinin salt askerî hizmete ilişkin faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır."
denilerek, maddenin (1). fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun görevlerine yer verilmiş, (2). fıkrasında da, Kurum'un görev alanı dışında tutulan işlem, eylem ve etkinlikler düzenlenmiştir.
Maddenin (1). fıkrasına göre, "idare"nin her türlü eylem ve işlemi ile tutum ve davranışına ilişkin yakınmalar Kurum'un görev alanına girmektedir.
Anayasa incelendiğinde, merkezi yönetim ve yerinden yönetim örgütlerinden oluşan "idare"nin, yürütme erki içinde, onun siyasal olmayan, kamu görevinin yürütülmesi için örgütlenen bölümünü oluşturduğu görülmektedir.
Dolayısıyla, yasama ve yargı erklerinin işlem, eylem ve etkinlikleri, hem "idare" kapsamında olmadığından, hem de anayasal sistem izin vermediğinden Kurum'un görev kapsamına girmemektedir.
Ayrıca, Anayasa'nın 105, 125 ve 159. maddelerinde yargı denetimi dışında tutulan işlem, karar ve emirlerin, yasa ile Kamu Denetçiliği Kurumu'nun görev kapsamına alınması anayasal kuralların özüne ters düşmektedir. Cumhurbaşkanı'nın anayasal konumu, Devlet'in ve yürütmenin başı sıfatı, işlem, emir ve kararlarının Yasa kapsamına alınmasına engel oluşturmaktadır.
Anayasal düzen ve kurallar nedeniyle yasa kapsamına alınamayacak konuların, yasa kapsamında izlenimi verecek biçimde istisna olarak düzenlenmesi, hukuk devleti ilkesinin önemli konularından olan yasa yapma tekniği ile bağdaşmamakta, dolayısıyla Anayasa'nın 2. maddesine aykırı düşmektedir.
c- 5548 sayılı Yasa'nın,
-11. maddesinde,
"(1) Başdenetçi veya denetçilerden birinin görev süresinin bitmesinden doksan gün önce, bu görevlerin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde ise sona erme tarihinden itibaren onbeş gün içinde durum, Kurum tarafından Başkanlığa bildirilir.
(2) Başkanlık tarafından ilân edilen başvuru süresi içinde, 10 uncu maddede yazılı nitelikleri taşıyanlardan, Başdenetçi veya denetçi aday adayı olmak isteyenler Başkanlığa başvuruda bulunurlar.
(3) Komisyon, Başdenetçi seçiminde başvuruda bulunan aday adayları arasından üç adayı, denetçi seçiminde, başvuruda bulunan aday adayları arasından, seçilecek denetçi sayısının üç katı kadar adayı, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren otuz gün içinde belirleyerek Genel Kurula sunulmak üzere Başkanlığa bildirir.
(4) Genel Kurul, bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde, Başdenetçi ve denetçi seçimlerine başlar.
(5) Başdenetçi veya denetçi, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile seçilir. Birinci oylamada bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci oylamaya geçilir, ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş olur. Bu oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde en çok oy alan adaylardan, seçilecek aday sayısının iki katı kadar aday ile seçime gidilir. Üçüncü oylamada karar yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olur. Birden fazla denetçi seçimi yapılacağı durumlarda adaylar için birleşik oy pusulası düzenlenir. Adayların adlarının karşısındaki özel yer işaretlenmek suretiyle oy kullanılır. Seçilecek üyelerin sayısından fazla verilen oylar geçersiz sayılır.
(6) Seçim, Kurumun Başkanlığa başvuruda bulunduğu tarihten itibaren
en geç doksan gün içinde sonuçlandırılır.
(7) Bu madde hükmü, denetçi sayısının ondan az olması ve denetçi sayısının yetmediğinin Başdenetçi tarafından Başkanlığa bildirilmesi hâlinde de uygulanır.
(8) Bu maddede yer alan süreler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
tatilde olması veya araverme sırasında işlemez.",
- 15. maddesinde,
"(1) Başdenetçinin veya denetçilerin 10 uncu maddede sayılan nitelikleri taşımadıklarının sonradan anlaşılması veya seçildikten sonra kaybetmeleri halinde, bu durumun Komisyon tarafından tespit edilmesini takiben Başdenetçi veya denetçinin görevinin sona ermesine Genel Kurul tarafından görüşmesiz karar verilir.
(2) Seçilmeye engel bir suçtan dolayı kesin hüküm giyen veya kısıtlanan Başdenetçi veya denetçi hakkındaki kesinleşmiş mahkeme kararının Genel Kurulun bilgisine sunulmasıyla, Başdenetçi veya denetçi sıfatı sona erer.",
- Geçici 1. maddesinde,
"(1) İlk Başdenetçi ve en az beş denetçinin seçimi ile Kamu Denetçiliği Kurumu kurulur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün sonra Başkanlık tarafından Başdenetçi ve beş denetçi seçimi için aday adaylığı başvuru süreci başlatılır ve 11 inci maddede öngörülen usûle uyularak seçim sonuçlandırılır.",
düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yasa'nın 11 ve geçici 1. maddelerinde, Başdenetçi ve denetçilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilmesi öngörülmüş; 15. maddesinde de, Başdenetçi ve denetçilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca görevden alınabileceği belirtilmiştir.
Kurumun asli ve sürekli görevlerini yerine getirecek Başdenetçi ve denetçilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilmesi konusunun, Anayasa'nın 87. maddesi yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın değişik 87. maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerinin,
- Yasa koymak, değiştirmek ve kaldırmak,
- Bakanlar Kurulu'nu ve bakanları denetlemek,
- Bakanlar Kurulu'na belli konularda yasa gücünde kararname çıkarma yetkisi vermek,
- Bütçe ve kesinhesap yasa tasarılarım görüşmek ve kabul etmek,
- Para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek,
- Uluslararası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak,
- Üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek,
- Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek,
olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri 87. maddede tek tek sayılmıştır. Anayasa'da öngörülen bu görev ve yetkilerin dışına çıkılarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yasayla görev ve yetki verilmesi olanaklı görülmemektedir.
Nitekim, 87. maddenin gerekçesinde, "Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanma ve görevleri yerine getirme şeklindeki hükümlerin genel nitelikteki görevleri düzenleyen bu maddeye alınması uygun görülmüştür. Zira bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Anayasa'da gerek bu maddede gerek diğer maddelerinde düzenlenmiş olan bütün görev ve yetkilerini kapsayacak şekilde düşünülmüştür." denilerek, tüm görev ve yetkilerin bu maddede düzenlendiği belirtilmiştir.
Bu durumda, Anayasa'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında sayılmayan kamu görevlisini seçme ya da atama yetkisinin yasa ile verilmesinin uygun olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.
01.11.1990 günlü, 3677 sayılı "Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun"un kimi maddelerinin iptali istemiyle açılan dava sonunda verilen Anayasa Mahkemesi'nin, 11.07.1991 günlü, E. 1990/39, K. 1991/21 sayılı kararı bu konuya ışık tutacak niteliktedir.
Söz konusu kararda, Sayıştay Yasası'nın Başkan ve üyelerin seçimine ilişkin 5. ve 6. maddeleri Anayasa'nın 87. maddesi yönünden incelenirken;
"...Anayasa'nın T.B.M.M.'nin görev ve yetkilerini belirleyen 87. maddesi ile Sayıştay'ın görev ve yetkilerini düzenleyen 160. maddesinde Sayıştay Başkan ve üyelerinin seçimleri ile ilgili herhangi bir hüküm getirilmemiştir. Anayasa'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevleri arasında sayılmayan bir konunun bir yasa ile Meclis'e verilmesinin Anayasa'ya uygun olup olmayacağı öncelikle belirlenmelidir.
aa) Anayasa'nın 160. maddesinde, Sayıştay'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi
adına denetleme yapacağı öngörülmüştür. T.B.M.M. ile Sayıştay arasındaki bu ilişki,
Sayıştay'ın kuruluşunu, üyelerinin seçimini, denetiminin kapsamını ve böylece
hukuksal yapısını belirler.
Anayasa Sayıştay Başkan ve üyelerinin seçimi konusunda açık bir kural koymamıştır. Ancak, bu konuda yasa ile yapılacak düzenlemenin de Sayıştay'a ilişkin Anayasa'nın 160. maddesi ile T.B.M.M.'nin görev ve yetkilerini sayan 87. maddesinin özüne ve sözüne uygun olması gerekir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan anayasal bir organın Başkan ve üyelerinin seçimi Anayasa'da gösterilmemiş ise de, bu seçimlerin T.B.M.M.Genel Kurulu'nca yapılması anayasal sistemin, diğer bir anlatımla, T.B.M.M. ile Sayıştay arasındaki doğal ilişkinin sonucudur..."
yargısına varılmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararında; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerinin Anayasa'nın 87. maddesinde tek tek sayıldığı, bu görev ve yetkiler arasında yasama dışındaki organlara üye seçme görev ve yetkisinin bulunmadığı, böyle bir görev ve yetkinin yasa ile verilmesinin de ancak, o organla Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında anayasal sistemden kaynaklanan bir ilişkinin olması durumunda Anayasa'ya uygun görülebileceği kabul edilmiştir.
Nitekim, Yüksek Mahkeme, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile üye seçme yetkisi verilen kurum arasında, anayasal sistemden kaynaklanan bir ilişkinin bulunmaması durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne o kuruma üye seçme yetkisi veren yasa kuralını iptal etmektedir. Bu bağlamda, 4756 sayılı Yasa'nın, "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu"na Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce üye seçilmesine ilişkin kuralları, Anayasa Mahkemesi'nin 21.09.2004 günlü, E.2002/100, K.2004/109 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Anayasa'da kamu denetçiliği konusuna ve bu denetimi yapacak organa ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması ve Anayasa'nın 87. maddesinde ya da diğer maddelerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Başdenetçi ve denetçilerini seçmek görevinin verilmemiş olması nedeniyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile adı geçen Kurum arasında, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda değinilen kararında söz edildiği gibi, anayasal sistemden kaynaklanan doğal ve zorunlu bir ilişki bulunmadığı açıktır.
Gerçi, 5548 sayılı Yasa'da, Kurum ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında çok sıkı bir bağ kurulmuştur, ama, bu bağın "anayasal sistemden kaynaklanan" bir bağ olmadığı yukarıda 1. bölümde açıklanmıştır.
Bu nedenlerle, 5548 sayılı Yasa'nın 11., 15 ve geçici 1. maddeleri, Anayasa'nın 87. maddesiyle bağdaşmamaktadır.
Ayrıca, Yasa'nın 13. maddesinde, Başdenetçi ve denetçilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda andiçerek göreve başlayacakları belirtilmiştir ki; seçimlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce yapılması Anayasa'ya uygun düşmeyen ve Anayasa'da öngörülmeyen bir Kurum'u oluşturan Başdenetçi ve denetçilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yemin etmelerini de Anayasa ile bağdaştırmak olanaksızdır.
d- 5548 sayılı Yasa'nın 26. maddesinin (2). fıkrasında,
"(2) Uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlik sınavının şekli ile uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikle düzenlenir.",
denilerek, uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışmalarına ilişkin ilke ve yöntemlerin bir yönetsel işlemle düzenlenmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 128. maddesinde,
- Devlet'in, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği,
- Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin yasayla düzenleneceği,
belirtilmiştir.
Bir kamu tüzelkişisi olarak oluşturulmak istenen Kamu Denetçiliği Kurumu'nun, Yasa'da yer verilen kuruluş amacı ve görevleri incelendiğinde, genel idare esaslarına göre kamu hizmeti gören bir Kurum, bu Kurum'da çalıştırılacak uzman ve uzman yardımcılarının da, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren kamu görevlileri olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu durumda, Kurum'da çalıştırılacak uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışma ilke ve yöntemlerinin yasayla düzenlenmesi gerekirken, bu konuların yönetmeliğe bırakılması Anayasa'nın 128. maddesiyle bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 6. maddesinde, hiçbir kimse ya da organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı; 7. maddesinde de, yasama yetkisinin Türk Ulusu adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği belirtilmiştir.
Anayasa'da yasayla düzenlenmesi öngörülen bir konunun, yasada genel ilkeleri konulmadan, sınırı ve çerçevesi çizilmeden yönetmeliğe bırakılması, Anayasa'nın 7. maddesine de aykırı düşmektedir.
Nitekim, 14.07.2004 günlü, 5225 sayılı "Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu"nun, Kültür ve Turizm Bakanlığı denetim elemanlarının görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma ilke ve yöntemlerinin yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin kuralı, Anayasa Mahkemesi'nin 08.12.2004 günlü, E.2004/84, K.2004/124 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
V-SONUÇ:
1- Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 28.09.2006 günlü, 5548 sayılı "Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu"nun,
- Tümüyle, Anayasa'da öngörülen örgütlenme ilkelerine, Anayasa'nın erkler ayrılığı ilkesi ile 6., 7. ve 8. maddelerine,
- Bunun uygun bulunmaması durumunda,
' 3., 4., 11., 13., 15., 22., 30., 33., geçici 1. ve 41. maddelerinin, yine Anayasa'da öngörülen örgütlenme ilkelerine, Anayasa'nın erkler ayrılığı ilkesi ile 6., 7. ve 8. maddelerine,
' 9. maddesinin, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine,
' 11., 15. ve geçici 1. maddelerinin, Anayasa'nın 87. maddesine,
' 26. maddesinin 2. fıkrasının, Anayasa'nın 7. ve 128. maddelerine, aykırı olduklarından iptallerine,
2- Uygulanması durumunda doğacak giderilmesi güç ya da olanaksız hukuksal sonuçlar gözönünde bulundurularak yürürlüklerinin durdurulmasına,
karar verilmesini arzederim."
B- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Haluk KOÇ, Oya ARASLI ile birlikte 123 milletvekilinin dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
"."III. GEREKÇE
1)28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 4 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasındaki "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı" İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun iptali istenen ibareyi de içeren "Kuruluş" başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasıile, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli Kamu Denetçiliği Kurumukurulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 12.04.1990 gün ve E.1990/4, K.1990/6 sayılı kararında, "Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken, Anayasanın konuyla ilgili tüm hükümlerinden yararlanmak zarureti vardır. Çünkü, her yasa gibi Anayasa da bir bütündür ve tek bir kuralın yeterince açıklık getirmediği durumlarda bütün metnin göz önünde tutulması, başka bir anlatımla, sözün de açıklık olmayınca özüne gidilmesi ve bunun için de kuralların tümünün incelenmesi, öz yönünden yorum yapılırken ileriye dönük ve gerçekçi bir yolun izlenmesi gerekir" denilmiştir (R.G. 12.04.1990, Sa.26).
Bu çerçevede Anayasanın konuyla ilgili tüm hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, böyle bir düzenlemenin Anayasal sistemiz ile bağdaşmayacağı görülecektir. Şöyle ki:
Egemenliğin kullanılışı yönünden 1924 Anayasası ile 1961 ve 1982 Anayasaları arasında fark vardır. 1924 Anayasasına göre millet adına egemenlik hakkını yalnız TBMM kullanabildiği halde, 1961 ve 1982 Anayasalarına göre millet, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanılır. Böylece meclis, egemenliği kullanan tek organ olmaktan çıkmış, Anayasada belirtilen yetkili organlardan biri durumuna gelmiştir. Bu durum, Türkiye cumhuriyeti Anayasasında, hukuk devletinin şeklî şartlarından olan kuvvetler ayrımı sisteminin benimsenmesinin bir sonucudur.
Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerinde<<kuvvetler ayrılığı>>ilkesi somutlaştırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, erkler ayrılığı ilkesini temel alan, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Devletin temel yapısını oluşturan bu niteliklerin değiştirilemeyecek olması, Türkiye'nin evrensel değerlere bağlılığının ve çağdaş dünyayla bütünleşme kararlılığının göstergesidir.
Anayasamıza göre, egemenliği Türk Ulusu adına kullanacak üç erk, yasama, yürütme ve yargıdır. Bu erklerden her biri Ulus egemenliğini kendi görev alanı ile sınırlı biçimde kullanacaktır. Nitekim Anayasanın,
- 7 nci maddesinde, yasama yetkisinin Türk Ulusu adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği,
- 8 inci maddesinde, yürütme yetki ve görevinin Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'nca, Anayasa ve yasalara uygun olarak kullanılıp yerine getirileceği,
- 9 uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk Ulusu adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı,
belirtilmiştir.
Yürütme organı, siyasal niteliği ile hükümeti, teknik niteliği ile de "idare" yi kapsamaktadır. Yürütmenin siyasal kanadı olan hükümet, izlenecek genel politikayı belirlemekte ve bununla ilgili kararlar almakta; teknik kanadı olan "idare" ise, bu kararları somutlaştırmakta, teknik ve günlük gereksinimleri giderecek biçimde görev yapmaktadır.
Anayasanın üçüncü kısmında "Cumhuriyetin Temel Organları" düzenlenmekte; bu kısmın birinci bölümünde "Yasama" ya, ikinci bölümünde de "Yürütme" ye ilişkin düzenlemelere yer verilmektedir.
Yasama bölümünde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşu, görev ve yetkileri, etkinlikleri, bilgi edinme ve denetim yolları, seçimler ve milletvekillerine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.
Yürütme bölümünde ise, Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve "idare" ye ilişkin kurallara yer verilmiştir. "İdare", yukarıdaki açıklamalara uygun biçimde Anayasanın yürütme bölümünde yer almıştır.
Yasamanın yürütmeyi denetlemesi, yalnız siyasal denetimi kapsamakta ve denetim yolları Anayasanın "Yasama" bölümünün 98 - 100 üncü maddelerinde düzenlenmektedir. Bunun dışında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bağlı bir Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturulması Anayasaya göre olanaklı değildir.
Ayrıca, Anayasanın 87 nci maddesinde "idare" nin eylem ve işlemlerinin incelenip araştırılması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri arasında gösterilmemiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile adı geçen Kurum arasında, Anayasal sistemden kaynaklanan doğal ve zorunlu bir ilişki bulunmadığı açıktır. Bu nedenle aşağıda (3) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen nedenlerle iptali istenen düzenleme, Anayasanın 87 nci maddesiyle bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, Anayasanın "Yargı" bölümünde bulunan 125 inci maddesinde, "idare" nin her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı tutulmuştur.
"İdare" nin eylem ve işlemlerinin yargısal denetim dışında incelenip araştırılması, ancak yürütmenin kendi içinde oluşturacağı denetim kurum ya da birimleriyle olanaklıdır.
Anayasanın 8 inci madde gerekçesinde;
"1961 Anayasası bu felsefeye sadık kalarak yürütmeyi Devletin yönetiminde, bütün faaliyetlerinde yasama kuvvetine bağlı, yasamaya tabi bir kuvvet olarak düzenlemiş idi. Halbuki modern hayatta yürütme kuvveti devletin beyni, hareket gücünün kaynaklandığı motorudur. Bundan dolayıdır ki, 1961 ila 1980 arasındaki devrede karar almak kudretinden yoksun hükümetler görülmüştür. İşte bu duruma son vermek için yürütme yasamaya tabi bir organ olmaktan çıkarılmış, her iki kuvvetin Devlet faaliyetlerinin düzenlenmesinde eşitlik ve denklik içinde işbirliği yapmalarını öngören parlamenter hükümet sistemi bütün gerekleriyle uygulanmaya konmuştur. Bu nedenle, yürütme 1961 Anayasasında olduğu gibi bir görev olmaktan çıkartılmış, yürütme gerekli yetkilere sahip ve kanunların kendisine verdiği görevleri yerine getiren bir kuvvet olarak düzenlenmiştir."
denilmiştir.
Bunun anlamı Anayasa koyucunun, erklerin, özellikle yasama ve yürütme erklerinin, Anayasada yer verilen işbirliği ve denetime ilişkin kurallar dışında, görev ve yetki yönünden kesin ayrılıklarını benimsemiş olmasıdır.
Anayasanın konuyla ilgili tüm hükümlerinin birlikte değerlendirildiği bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı, "idare" nin eylem, işlem, tutum ve davranışlarını inceleyip, araştıran bir Kurumun kurulması<<kuvvetler ayrılığı>>ilkesiyle bağdaşmadığından Anayasal sisteme aykırı düşmektedir.
Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 176 ncı maddesi "Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten kısmı (başlangıç kısmı) Anayasa metnine dahildir." kuralını öngörmüştür. Başlangıç kısmının dördüncü paragrafında Devlet organları, yasama, yürütme, yargı organları arasındaki ilişkinin üstünlük sıralaması olmayıp belli Devlet yetki ve görevinin kullanılmasından ibaret, bununla sınırlı medeni bir iş bölümü ve iş birliği olduğu, üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda olduğu görüşünü benimsemiş olması nedeniyle Anayasada gösterilen organların işlev, ödev ve sorumluluklarını dışlayarak kendi alanı dışında diğer organın yetkisini üstlenerek idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri, idarenin her türlü eylem, işlem, tutum ve davranışlarını, insan haklarına saygı, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden inceleyecek, araştıracak ve idareye önerilerde bulunacak Kamu Denetçiliği Kurumunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlanmasını öngöreniptali istenen ibarenin,bu nedenle de başlangıç bölümüne aykırı olduğu sonucuna varılmalıdır.
Hukuk devleti, bütün faaliyetlerinde hukuka ve Anayasaya uyan devlettir. Anayasanın egemenliği ve bağlayıcılığı yanında yasakoyucunun uymak zorunda bulunduğu ilkeler (kuvvetler ayrılığı) ve "evrensel hukuk kuralları" da vardır. Kamusal yetkilerin kaynağı, dayanağı ve sınırı olan Anayasaya aykırı bir yasa kuralı, doğal olarak hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmaz. Bu nedenle, "kuvvetler ayrılığı" ilkesine aykırılık Anayasanın 2 nci maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturur.
Bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle, 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındakiAnayasanın ruhu ve lafzı, genel esasları ve kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağdaşmayan"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı"ibaresi Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
2)28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 8 inci MaddesininÜçüncü Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu8 inci maddesininiptali istenen üçüncü fıkrasında; Kamu Denetçiliği Kurulunca karara bağlanacak konular ile denetçilerin Başdenetçi tarafından görevlendirilecekleri konu ve/veya alanlara ve aralarındaki iş bölümüne ilişkin ilkeler ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin hususların, bu Kurul'un çıkaracağı bir yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Yasa'da yönetmelikle yapılacak düzenlemeye ilişkin temel ilkeler belirlenmemiş olduğu için, söz konusu fıkrada yürütmeye bırakılmış olan yönetmelikle düzenleme yetkisi, asli bir düzenleme yetkisidir.
Yürütmenin, Anayasada belirtilen ayrık durumlar dışında düzenleme yetkisi aslî değil, ikincildir; yani, yasayla çizilmiş bir alandadır. Önce, yasama, bir alanı temel ilkeleriyle belirler, düzenler; ondan sonra da, yürütme, bu çerçevesi çizilmiş alanda düzenleyici birtakım işlemler yapabilir. Anayasanın 7 nci maddesine göre yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve bu yetki devredilemez.
Anayasanın çeşitli maddelerinde yer alan "kanunla düzenlenir" deyiminden neyin anlaşılması gerektiği hususuna Anayasa Mahkemesi, kararlarıyla açıklık getirmiştir. Örneğin, 18.06.1985 günlü, E.1985/3, K.1985/8 sayılı kararında, konuyu şöyle belirginleştirmiştir:
"Yasa koyucu, belli konularda gerekli kuralları koyacak, çerçeveyi çizecek, eğer uygun ve zorunlu görürse, onların uygulanması yolunda sınırları belirlenmiş alanlar bırakacak, idare, ancak o alanlar içinde takdir yetkisine dayanmak suretiyle yasalara aykırı olmamak üzere bir takım kurallar koyarak yasanın uygulanmasını sağlayacaktır.".
Esasen Anayasanın 8 inci maddesinin, yürütme yetkisi ve görevinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir, hükmünün anlamı da budur (Anayasa Mahkemesinin 22.06.1988 tarih E.1987/18, K.1986/23, sayılı kararı, R.G. 26.11.1988, sa.2001).
İptali istenen kural,yürütmeye asli düzenleme yapmak imkanı tanıdığı için Anayasanın 8 inci maddesine, yasamaya ait olan asli düzenleme yetkisini yürütmeye devrettiği için Anayasanın 7 nci maddesine, böyle bir yetki Anayasaya dayanmadığı için Anayasanın 6 ncı maddesine aykırı olan bir düzenlemedir.
Diğer taraftan, Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı bir düzenleme Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerinde ifade edilen hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleriyle de bağdaşmaz.
Açıklanan nedenlerle,28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu8 inci maddesininüçüncü fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
3) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 9 uncu Maddesinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun iptali istenen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasındaDenetçiliği Kurumu'nun görevlerine yer verilmiş, ikinci fıkrasında da, Kurum'un görev alanı dışında tutulan işlem, eylem ve etkinlikler düzenlenmiştir.
Bu Kanunun birinci fıkrasına göre, "idare" nin her türlü eylem ve işlemi ile tutum ve davranışına ilişkin yakınmalar Kurum'un görev alanına girmektedir.
Kurum'a tanınan böyle bir denetim yetkisinin Anayasal bir dayanağının bulunduğunu söylemek olanaksızdır. Başlangıç kısmında, 2 nci, 6 ncı, 7 nci ,8 inci ve 9 uncu maddelerinde kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemiş ve somutlaştırmış olan Anayasamız, TBMM'nin görev ve yetkilerini düzenleyen 87 nci maddesinde Kamu Denetçiliği Kurumu aracılığı ile yapılacak bir denetime yer vermemiştir.
Anayasanın 98-100 üncü maddelerinde yasamanın yürütmeyi nasıl denetleyebileceği gösterilmiştir. Bu maddelerde yer alan düzenlemeler de Kamu Denetçiliği Kurumu aracılığı ile yapılacak bir denetimi içermemektedir.
Anayasanın 125 inci maddesinde ise idare üzerinde yalnız yargısal denetimden söz edilmiştir.
Bu görüntü, Kamu Denetçiliği Kurumuna verilen görevlerin Anayasadan kökenlenmediğini, bu nedenle de Anayasanın 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 87 nci, 98 inci, 99 uncu, 100 üncü ve 125 inci maddelerine aykırı düştüğünü ortaya koymaktadır.
Kurum'a verilen görevlerin, Kurum'un bağlı olduğu TBMM'ni, yürütmenin üstünde bir konuma getirdiği de yadsınamaz. Anayasamızın belirttiği kuvvetler ayrılığı ilkesi ise, kuvvetler arasında bir üstünlük sıralaması öngörmemektedir.
Bu nedenle Kurum, kendisine verilen görevler bakımından Anayasanın Başlangıç kısmı ile 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerinde belirtilen kuvvetler ayrılığı ilkesi ile de çelişmektedir.
Böyle bir durumun hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ve dolayısıyla bu ilkelerin ifade edildiği Anayasanın 1 inci ve 11 inci maddeleriyle bağdaşmayacağı da ortadadır.
Diğer yandan birinci fıkrada Kurum'un görev alanı belirlenirken, Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddelerinde özerk kurumlar olarak düzenlediği üniversiteler ve Yükseköğretim Kurulu ile yine Anayasanın 133 üncü maddesinde özerk bir kurum olarak düzenlediği Radyo ve Televizyon Kurumu'nun da bu alan içinde bırakıldığı görülmektedir.
Halbuki söz konusu özerk kurumların denetimine ilişkin ilkeler Anayasanın 130 uncu, 131 inci ve 133 üncü maddelerinde yer almaktadır ve bu ilkeler arasında, Kamu Denetçiliği Kurumu'nun yapacağı denetim görünmemektedir. Bu nedenle, Kurum'a belirtilen özerk kurumlar üzerinde denetim yetkisi tanınması Anayasanın 130 uncu, 131 inci ve 133 üncü maddelerine aykırı düşmektedir.
Öte yandan, Anayasanın 105 inci, 125 inci ve 159 uncu maddelerinde yargı denetimi dışında tutulan işlem, karar ve emirlerin, yasa ile Kamu Denetçiliği Kurumu'nun görev kapsamına alınması Anayasal kuralların özüne ters düşmektedir. Örneğin, Cumhurbaşkanının, Başbakan ile ilgili bakanın imzasıyla yapacağı işlemlerin Kamu Denetçiliği Kurumunun görev kapsamına alınabileceği izlenimi çok nettir. Eğer, Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı görevler bundan istisnadır deniliyorsa bunun anlamı Cumhurbaşkanı'nın diğer görevlerinin, yani Başbakanın ve bakanın imzasıyla birlikte yapacağı görevlerinin Kurum'un görev alanı içinde olduğudur. Oysa, Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine, Anayasa Mahkemesi dahil, hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı gibi, Cumhurbaşkanının, Başbakan ve ilgili bakan tarafından imzalanan işlemlerinden ve kararlarından da sadece Başbakan ve ilgili bakan sorumludur.
Kural koymak, değiştirmek, yürürlükten kaldırmak veya yasalar arasında ya da aynı yasanın kuralları arasında uyum sağlamak yasakoyucunun, genel düzenleme yetkisi içinde ise de, bu yetkilerini kullanırken Anayasayı hukukun genel ilkelerini gözetmek zorunda olduğu kuşkusuzdur.
Anayasal düzen ve kurallar nedeniyle yasa kapsamına alınamayacak konuların, Kamu Denetçiliği Kurumunun görevi kapsamında olduğu şeklinde yorum ve anlamaya yol açacak böyle bir düzenleme, hukuk devleti ilkesinin önemli unsurlarından olan yasa yapma tekniği ile bağdaşmamakta, dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesine aykırı düşmektedir. Ayrıca Anayasanın ruhuna ve sözü ne aykırı düzenlemeleri de hukuk devleti ilkesi ve bu ilkelerin ifade edildiği Anayasanın 2 nci maddesi ile bağdaştırmak olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle, 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 9 uncumaddesinin birinci fıkrası Anayasanın Başlangıcına, 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci, 87 nci, 98 inci, 99 uncu, 100 üncü, 105 inci, 125 inci, 130 uncu, 131 inci, 133 üncü ve 159 uncu maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
9 uncu maddenin ikinci fıkrasında ise nelerin Kurum'un görev alanı dışında bırakıldığı gösterilmiştir.
İkinci fıkraya bakıldığında (c) ve (ç) bentlerinde Anayasanın 125 inci ve 159 uncu maddesinde belirtilen ve yargı denetimi altına bile sokulmamış işlemlerin, Anayasanın 130 uncu, 131 inci ve 133 üncü maddelerinde düzenlenmiş özerk kurumların Kurum'un görev alanı dışına çıkartılmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum Anayasanın 125 inci, 130 uncu, 131 inci, 133 üncü ve 159 uncu maddelerine aykırıdır.
Diğer taraftan fıkranın (a) bendinin lafzı, Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın ve ilgili bakanın imzası ile yaptığı işlemlerden dolayı da Kurum'ca denetlenebileceği yorumuna açıktır. Bu ise, Anayasanın 105 inci maddesiyle bağdaşmaz.
Anayasal sistemde, merkezi yönetim ve yerinden yönetim örgütlerinden oluşan "idare" nin yürütme erki içinde, onun siyasal olmayan, kamu görevinin yürütülmesi için örgütlenen bölümünü oluşturduğu görülmektedir. Bu nedenle, yasama ve yargı erklerinin işlem, eylem ve etkinlikleri, hem "idare" kapsamında olmadığından, hem de yukarıda belirtildiği gibi Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerinde ifade edilen kuvvetler ayrılığı ilkesi gereğince yasamaya bağlı bir Kurumun yargı organını denetlemesi söz konusu olamayacağından, Kurum'un görev kapsamına girmeyecektir. Zaten doğası gereği Kurum'un görev kapsamı dışında kalan işlem, eylem ve etkinliklerin ikinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilmeleri ise, yasama tekniği açısından doğru değildir ve böylesi bir düzenleme hukuk devleti ilkesi ve bu ilkenin ifade edildiği Anayasanın 2 nci maddesi ile bağdaşmaz.
Diğer taraftan bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan bu nedenlerle de Anayasanın 2 nci, 11 inci, 105 inci, 125 inci, 130 uncu, 131 inci, 133 üncü ve 159 uncu maddelerine aykırı olan ikinci fıkranın da iptal edilmesi gerekmektedir.
4) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 11 inci Maddesinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 11 inci maddesinde, Başdenetçi ve denetçilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilmesi hükme bağlanmıştır.
Kurumun asli ve sürekli görevlerini yerine getirecek Başdenetçi ve denetçilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilmesini öngören bu düzenleme, Anayasanın 87 nci maddesine aykırı düşmektedir. Şöyle ki;
Anayasanın değişik 87 nci maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerinin,
- Yasa koymak, değiştirmek ve kaldırmak,
- Bakanlar Kurulu'nu ve bakanları denetlemek,
- Bakanlar Kurulu'na belli konularda yasa gücünde kararname çıkarma yetkisi vermek,
- Bütçe ve kesinhesap yasa tasarılarını görüşmek ve kabul etmek,
- Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek,
- Uluslararası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak,
- Üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek,
- Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek,
olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri Anayasanın 87 nci maddesinde tek tek sayılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu görev ve yetkilerin dışına çıkması bu maddeye uygun düşmeyecektir.
Nitekim, Anayasanın 87 nci maddesinin gerekçesinde, "Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanma ve görevleri yerine getirme şeklindeki hükümlerin genel nitelikteki görevleri düzenleyen bu maddeye alınması uygun görülmüştür. Zira bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Anayasada gerek bu maddede gerek diğer maddelerinde düzenlenmiş olan bütün görev ve yetkilerini kapsayacak şekilde düşünülmüştür." denilerek, tüm görev ve yetkilerin bu maddede düzenlendiği belirtilmiştir.
Anayasanın bu maddesinde ve diğer maddelerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kamu görevlilerini seçme ya da atama görev ve yetkisi veren açık bir kural bulunmamaktadır. Ancak, 01.11.1990 günlü, 3677 sayılı "Sayıştay Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun" un kimi maddelerinin iptali istemiyle açılan dava sonunda verilen Anayasa Mahkemesinin, 11.07.1991 günlü, E.1990/39, K.1991/21 sayılı kararı bu konuya ışık tutacak niteliktedir.
Söz konusu kararda, Sayıştay Kanunu'nun Başkan ve üyelerin seçimine ilişkin 5 inci ve 6 ncı maddeleri Anayasanın 87 nci maddesi yönünden incelenirken;
"Anayasanın TBMM'nin görev ve yetkilerini belirleyen 87 nci maddesi ile Sayıştay'ın görev ve yetkilerini düzenleyen 160 ıncı maddesinde Sayıştay Başkan ve üyelerinin seçimleri ile ilgili herhangi bir hüküm getirilmemiştir. Anayasada Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevleri arasında sayılmayan bir konunun bir yasa ile Meclis'e verilmesinin Anayasaya uygun olup olmayacağı öncelikle belirlenmelidir.
aa) Anayasanın 160 ıncı maddesinde, Sayıştay'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetleme yapacağı öngörülmüştür. TBMM ile Sayıştay arasındaki bu ilişki, Sayıştay'ın kuruluşunu, üyelerinin seçimini, denetiminin kapsamını ve böylece hukuksal yapısını belirler.
Anayasa Sayıştay Başkan ve üyelerinin seçimi konusunda açık bir kural koymamıştır. Ancak, bu konuda yasa ile yapılacak düzenlemenin de Sayıştay'a ilişkin Anayasanın 160 ıncı maddesi ile TBMM'nin görev ve yetkilerini sayan 87 nci maddesinin özüne ve sözüne uygun olması gerekir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Anayasal bir organın Başkan ve üyelerinin seçimi Anayasada gösterilmemiş ise de, bu seçimlerin T.B.M.M. Genel Kurulu'nca yapılması Anayasal sistemin, diğer bir anlatımla, TBMM ile Sayıştay arasındaki doğal ilişkinin sonucudur"
denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararında; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerinin Anayasanın 87 nci maddesinde tek tek sayıldığı, bu görev ve yetkiler arasında yasama dışındaki organlara üye seçme görev ve yetkisinin bulunmadığı, böyle bir görev ve yetkinin yasa ile verilmesinin de ancak, o organla Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında Anayasal sistemden kaynaklanan bir ilişkinin olması durumunda Anayasaya uygun görülebileceği kabul edilmiştir.
Nitekim, 4756 sayılı Kanun'un, "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu" na Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce üye seçilmesine ilişkin kuralları, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile üye seçme yetkisi verilen kurum arasında, Anayasal sistemden kaynaklanan bir ilişkinin bulunmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin 21.09.2004 günlü, E.2002/100, K.2004/109 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Anayasada kamu denetçiliği konusuna ve bu denetimi yapacak organa ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması ve Anayasanın 87 nci maddesinde ya da diğer maddelerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Kamu Denetçiliği Kurumu'nun Başdenetçi ve denetçilerini seçmek görevinin verilmemiş olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ile adı geçen Kurum arasında, Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen kararında söz edildiği gibi, Anayasal sistemden kaynaklanan doğal ve zorunlu bir ilişki bulunmadığı açıktır.
Bu nedenle iptali istenen düzenleme, Anayasanın 87 nci maddesiyle bağdaşmamaktadır.
Diğer taraftan, bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle, 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 11 inci maddesi Anayasanın 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
5) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 13 üncü Maddesinin Birinci Cümlesindeki "Genel Kurulda" İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 13 üncü maddesinin iptali istenen ibareyi de içeren birinci cümlesinde, başdenetçi ve denetçilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda andiçerek göreve başlayacakları belirtilmektedir.
Başdenetçi ve denetçilerin seçimlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce yapılmasının, Anayasanın 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı düştüğü yukarıda Gerekçe kısmında (4) numaralı başlık altında etraflıca açıklanmıştır. Seçimleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce yapılması Anayasaya aykırı olan başdenetçi ve denetçilerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda andiçmeleri de aynı nedenlerle Anayasaya aykırıdır. Zira, Kamu Denetçiliği Kurumunun başdenetçi ve denetçilerinin Genel Kurul'da andiçmelerinin öngörülmesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne böyle bir görev ve yetkinin verildiği anlamını taşıyacağı çok açıktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Anayasanın 87 nci maddesinde tek tek sayılan görev ve yetkilerinin dışına çıkması ise bu maddeye uygun düşmeyecektir.
Diğer taraftan TBMM'de kimlerin yemin edeceği 81 inci ve 103 üncü maddesinde gösterilmiştir. Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı dışında, Anayasada herhangi bir kamu görevlisinin TBMM'nde yemin edeceğine ilişkin başkaca bir düzenleme yoktur.
Yasakoyucu bir hukuk devletinde yasa koyarken Anayasaya uygun hareket etmek durumundadır. İptali istenen ibare, hukuk devleti ilkesine, Anayasanın bağlayıcılığına ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırıdır.
Bu durumda 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 13 üncü maddesinin birinci cümlesindeki "Genel Kurulda" ibaresi, gerek yukarıda, gerek Gerekçe kısmında (3) numaralı başlık altında açıklanan nedenlerle, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
6) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 15 inci Maddesinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun "Görevden alınma ve görevin sona ermesi" başlıklı 15 inci maddesinde, başdenetçi ve denetçilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca görevden alınabileceği belirtilmiştir.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 15 inci maddesi ile yapılan böyle bir düzenleme; Anayasanın ruhuna ve lafzına, genel esasları ile "kuvvetler ayrılığı" ilkesine ters düştüğünden ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Anayasanın 87 nci maddesinde tek tek sayılan görev ve yetkilerinin dışına çıkması anlamını taşıdığından yukarıda Gerekçe kısmında (1) numaralı başlık altında açıklanan nedenlerle, Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
7) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun22 inci Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesindeki "Komisyona sunar" İbaresi ile Bu Fıkranın İkinci ve Üçüncü Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun "Kurulun raporları" başlıklı22 nci maddesinin birinci fıkrasının iptali istenen ibareyi de içeren ilk cümlesinde, Kamu Denetçiliği Kurulu'nun her takvim yılı sonunda yürütülen faaliyetleri ve önerileri kapsayan bir rapor hazırlayarak Komisyona sunacağı, bu fıkranın iptali istenen ikinci cümlesin de, Komisyonun bu raporu görüşüp, kendi kanaat ve görüşlerini de içerecek şekilde özetleyerek Genel Kurula sunulmak üzere Başkanlığa göndereceği ve raporun Genel Kurulda görüşüleceği hükme bağlanmıştır.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kanunun3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde iptali istenen kurallarda belirtilen "Komisyon", Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon olarak tanımlanmıştır.
Görüşme yapmak "tartışmak, müzakere etmek", Tartışmak ise "Bir konu üzerinde birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak demektir (Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük, C.1, shf. 566, ve C. 2, shf. 1420, Ankara, 1988).
Kamu Denetçiliği Kurulu'nun raporunun Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden oluşan bir Komisyon'da tartışılmasının, bu Kurum'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı olması anlamını taşıyacağı açıktır.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı"ibaresi Anayasanın ruhuna ve lafzına, genel esaslarına ve kuvvetler ayrılık ilkelerine aykırı düştüğünden Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu ve 11 inci maddelerine aykırı olduğu yukarıda Gerekçe kısmında (1) numaralı başlık altında etraflıca açıklanmıştır.
Diğer taraftan TBMM'nin görev ve yetkileri arasında da "Kurum'un raporlarını görüşmek" yer almadığından, söz konusu iptali istenen düzenlemeler Anayasanın 87 nci maddesine de aykırıdır.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun22 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesindeki "Komisyona sunar" ibaresi ile bu fıkranın ikinci ve üçüncü cümlesi de aynı nedenlerle Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
8) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 26 ncı Maddesinin İkinci Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 26 ncı maddesinin iptali istenen ikinci fıkrasında,
"(2) Uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlik sınavının şekli ile uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir."
denilerek, uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışmalarına ilişkin ilke ve yöntemlerin yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.
Anayasanın "Egemenlik" başlığını taşıyan 6 ncı maddesinde; "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz", 7 nci maddesinde; Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez, denilmektedir. Anayasanın 128 inci maddesinde de,
- Devlet'in, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği,
- Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği,
belirtilmiştir.
Bir kamu tüzel kişisi olarak oluşturulmak istenen Kamu Denetçiliği Kurumu'nun, Yasa'da yer verilen kuruluş amacı ve görevleri incelendiğinde, genel idare esaslarına göre kamu hizmeti gören bir Kurum, bu Kurum'da çalıştırılacak uzman ve uzman yardımcılarının da, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren kamu görevlileri olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu durumda, Kurum'da çalıştırılacak uzman ve uzman yardımcılarının görev, yetki ve çalışma ilke ve yöntemlerinin yasayla düzenlenmesi gerekirken, bu konuların yönetmeliğe bırakılması Anayasanın 128 inci maddesiyle bağdaşmamaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 11.06.2003 gün ve E.2001/346, K.2003/63 sayılı kararında,
"Anayasanın çeşitli maddelerinde yer alan kanunla düzenlemeden neyin anlaşılması gerektiği Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında açıklanmıştır. Buna göre yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasanın 7 nci maddesine aykırı düşer. Ancak, yasada temel esasların ve çerçevenin belirlenmesi koşuluyla, uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılması Anayasaya aykırılık oluşturmaz. Esasen Anayasanın 8 inci maddesinde yer alan, "yürütme yetkisi ve görevi Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" hükmünün anlamı da budur"
denilmiştir. Diğer yandan Anayasamızda gösterilen ayrık haller dışında yürütmenin asli düzenleme yetkisi yoktur. Bu yetki yasamanındır ve devredilemez. İptali istenen kural ile; yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz ve bu nedenle asli bir düzenleme yetkisi verildiğinden böyle bir düzenleme Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine de aykırı düşmektedir.
Öte yandan, Anayasanın 6 ncı maddesinde, hiçbir kimse ya da organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağı belirtildiğinden söz konusu kural Anayasanın 6 ncı maddesi ile de bağdaşmamaktadır.
Yine, bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle, 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası Anayasanın 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 nci ve 128 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
9) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 30 uncu Maddesinin (a) Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 30 uncu Maddesinin (a) fıkrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesine bu amaçla konulacak ödenek Kamu Denetçiliği Kurumu'nun gelirleri arasında gösterilmiştir.
Kurumun başlıca gelirinin Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesine bu amaçla konulacak ödenek oluşturulmasının, bu Kurumunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olmasının bir göstergesi olacağı çok açıktır.
Bu nedenle, 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 30 uncu maddesinin (a) fıkrası, Anayasanın ruhuna ve lafzına, genel esasları ile "kuvvetler ayrılığı" ilkesine ters düştüğünden yukarıda Gerekçe kısmında (1) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen nedenlerle Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
10) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 33 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun başlıklı 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, başdenetçi ve denetçilerin görevleri sebebiyle bir suç işledikleri öne sürüldüğü takdirde haklarında ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının iznine bağlanmıştır.
Ceza soruşturması ve kovuşturması kamu davalarının temelini oluşturur. Bu nedenle, Kamu Denetçiliği Kurumu başdenetçi ve denetçilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı ceza soruşturması ve kovuşturması yapılabilmesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının iznine bağlanmasının, bu Kurum'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı olması anlamını taşıyacağı açıktır.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı"ibaresi Anayasanın ruhuna ve lafzına, genel esaslarına ve kuvvetler ayrılık ilkelerine aykırı düştüğünden Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğu yukarıda Gerekçe kısmında (1) numaralı başlık altında etraflıca açıklanmıştır.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi aynı nedenlerle Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
11) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 41 inci Maddesindeki "Başdenetçi ve denetçilerin seçim ve görevden alınmaları ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi," İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun iptali istenen ibareyi de içeren "41 inci maddesinde bu Kanunun Başdenetçi ve denetçilerin seçim ve görevden alınmaları ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yürüteceği öngörülmüştür.
Kurum'un başdenetçi ve denetçilerinin seçim ve görevden alınmaları ile ilgili hükümlerinin yukarıda Gerekçe kısmında (1) numaralı başlık altında açıklanan nedenlerle, Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğu açıklanmıştır.
Anayasaya aykırı olan söz konusu hükümleri yürütme görevinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilmesinin, hukuk devleti ilkesi ile Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkeleriyle bağdaştırılması mümkün olamayacağından 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun 41 inci maddesindeki "Başdenetçi ve denetçilerin seçim ve görevden alınmaları ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi," ibaresi, Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
12) 28.09.2006 Tarih ve 5548 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun Geçici Madde 1'in İkinci Fıkrasındaki "ve 11 inci maddede öngörülen usûle uyularak seçim sonuçlandırılır" İbaresinin Anayasaya Aykırılığı
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun geçici madde 1'in iptali istenen ibareyi de içeren ikinci fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün sonra Başkanlık tarafından Başdenetçi ve beş denetçi seçimi için aday adaylığı başvuru sürecinin başlatılacağı ve 11 inci maddede öngörülen usûle uyularak seçimin sonuçlandırılacağı hükme bağlanmıştır.
28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 11 inci maddesinin Anayasanın 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğu yukarıda Gerekçe kısmında (4) numaralı başlık altında açıklanmıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu'nun başdenetçi ve denetçi seçimlerinin Anayasaya aykırı bir hükümde öngörülen usule göre sonuçlandırılması, hukuk devleti ilkesi ile Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkeleriyle bağdaştırılması mümkün değildir. 28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun Geçici Madde 1'inin ikinci fıkrasındaki "ve 11 inci maddede öngörülen usûle uyularak seçim sonuçlandırılır" ibaresi yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
V. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Arz ve izah olunan nedenlerle, söz konusu kural hakkında yürürlüğünün durdurulması da istenerek iptal davası açılmıştır.
V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle28.09.2006 tarih ve 5548 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunun:
1) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı"ibaresinin Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğundan,
2) Kurumu8 inci maddesininüçüncü fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
3) 9 uncumaddesinin;
a) Birinci fıkrasının Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci, 87 nci, 98 inci, 99 uncu, 100 üncü, 105 inci, 125 inci, 130 uncu, 131 inci, 133 üncü ve 159 uncu maddelerine aykırıolduğundan,
b) İkinci fıkrasınınAnayasanın 2 nci, 11 inci, 105 inci, 125 inci, 130 uncu, 131 inci, 133 üncü ve 159 uncu maddelerine aykırıolduğundan,
4) 11 inci maddesinin Anayasanın 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğundan,
5) 13 üncü maddesinin birinci cümlesindeki "Genel Kurulda" ibaresinin Anayasanın 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğundan,
6)15 inci maddesininAnayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğundan,
7) 22 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesindeki "Komisyona sunar" ibaresi ile bu fıkranın ikinci ve üçüncü cümlelerinin Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğundan,
8) 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının Anayasanın 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 11 inci ve 128 inci maddelerine aykırı olduğundan,
9)30 uncu maddesinin (a) fıkrasının Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
10) 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinin Anayasanın Başlangıcı ile 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırıolduğundan,
11) 41 inci maddesindeki "Başdenetçi ve denetçilerin seçim ve görevden alınmaları ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi," ibaresinin Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan,
12) Geçici Madde 1'inin ikinci fıkrasındaki "ve 11 inci maddede öngörülen usûle uyularak seçim sonuçlandırılır" ibaresinin Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 87 nci maddelerine aykırı olduğundan,
iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.""