ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1970/41
Karar sayısı:1971/37
Karar günü:13/4/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:17.3.1972/14131
İptal
dâvasını açan : Türkiye İşçi Partisi
İptal
dâvasının konusu : 22 Nisan 1970 günlü, 13578 sayılı Resmî Gazete ile yayımlanarak
aynı gün yürürlüğe giren ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73. maddesinin
değiştirilmesine ve Anayasa'ya geçici bir madde eklenmesine dair olan 17/4/1970
günlü 1254 sayılı Kanunun tümünün Anayasanın 4., 8., 10., 11., 55., 74. ve 155.
maddelerine aykırı olduğu öne sürülerek iptali istenilmiştir.
II-
İLGİLİ ANAYASA VE YASA HÜKÜMLERİ :
A-
İptali istenen 1254 sayılı Kanun :
Madde
l- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73. maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir :
d)
Cumhuriyet Senatosu üyeliğinin süresi.
Madde
73- Cumhuriyet Senatosu üyeliğinin süresi altı yıldır süresi biten üyeler yeniden
seçilebilir.
Cumhuriyet
Senatosunun genel oyla ve Cumhurbaşkanınca seçilen üyelerinin üçte biri her iki
yılda bir yenilenir.
Millet
Meclisi genel seçimlerinin yapılacağı yıla rastlıyan yenileme seçimleri, Millet
Meclisi genel seçimleriyle birlikte ve rastlamıyanları ise, genel seçimlerinden
sonra gelen ikinci yılda, genel seçimler için kanunun belirttiği ayda yapılır.
74
üncü maddeye göre seçimlerin geriye bırakılması yahut 69 uncu veya 108 inci
maddeye göre seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hallerinde, Cumhuriyet
Senatosunun yenileme seçimleri de Millet Meclisi seçimleriyle birlikte yapılmak
üzere geriye bırakılmış veya öne alınmış olur. Bundan sonraki Cumhuriyet
Senatosu yenileme seçimleri 3 üncü fıkra hükümlerine göre yapılır.
Cumhurbaşkanınca
seçilen üyelerin süresi biter veya bu üyeliklerde herhangi bir sebeple boşalma
olursa, Cumhurbaşkanı, bir ay içinde yeni üyeleri seçer.
Boşalan
bir üyeliğe seçilen kimse, yerine seçildiği üyenin süresini tamamlar.
Madde.
2- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına II inci geçici madde olarak aşağıdaki madde
eklenmiştir :
Yenileme
seçiminin geriye bırakılması.
Geçici
madde 11- 7 Haziran 1970 tarihinde yapılması gereken Cumhuriyet Senatosu
yenileme seçimleri, Anayasa'nın 73 üncü maddesinde yapılan değişiklik sebebiyle
geriye bırakılmıştır.
Madde
3- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
B-
Anayasanın 4, 8, 10, 11, 55, 74 ve 155 inci maddeleri :
Madde
4- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir.
Millet
egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle
kullanılır.
Egemenliğin
kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almıyan bir devlet yetkisi
kullanamaz.
Madde
8- Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Anayasa
hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri
bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Madde
10- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilme, vazgeçilmez temel hak ve
hürriyetlere sahiptir.
Devlet,
kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk
devleti ilkeleriyle bağdaşamıyacak surette sınırlayan siyasi, iktisadi ve
sosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi
için gerekli şartları hazırlar.
Madde
11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak
kanunla sınırlanabilir.
Kanun,
kamu yaran, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi
sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz.
Madde
55- Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme ve seçilme
hakkına sahiptir.
Seçimler,
serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına
göre yapılır:
Madde
74- Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, seçimler
kanunla bir yıl geriye bırakılabilir.
Meclislerin
ara seçimleri her iki yılda bir Cumhuriyet Senatosu seçimiyle birlikte yapılır.
Millet
Meclisi genel seçimlerine bir yıl kala ara seçimi yapılamaz.
Madde
155- Anayasanın değiştirilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının
en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi
hakkındaki teklifler ivedilikle görüşülemez. Değiştirme teklifinin kabulü,
Meclislerin ayrı ayrı üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğunun oyuyla
mümkündür.
Anayasanın
değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesine ve kabulü, l inci fıkradaki
kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere tabidir.
III-
İLK İNCELEME :
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 26/11/1970 gününde Lûtfi Ömerbaş,
Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenolğu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda,
Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Kani Vrana,
Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla
dâvanın esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV-
ESASIN İNCELENMESİ:
Esasa
ilişkin rapor, dosyadaki bütün kâğıtlar, Anayasaya aykırılığı ileri sürülen
kanun ve dayanılan Anayasa hükümleri, bunların gerekçeleri ve ilgili yasama
belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-
Kanunun şekil yönünden Anayasa'ya aykırılığı sorunu :
Dâva
dilekçesinde, iptali istenen metnin kanunlaşması sırasında şekil yönünden
Anayasaya aykırı davranıldığı, bu nedenle Anayasaya uygun bir kanunun
varlığından söz edilemiyeceği ileri sürülmektedir. Şekil yönünden iptal
nedenlerini iki bölümde incelemek uygun olacaktır .
l-
İvedilik sorunu :
Anayasanın
155. maddesinin ilk fıkrasında; Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki
tekliflerin ivedilikle görüşülemiyeceği hükmü yer almıştır. Bununla birlikte
yine aynı maddenin ikinci fıkrasında, usul yönünden ana kural gösterilmiş ve
tekliflerin görüşülmesi ve kabulü için, birinci fıkradaki kayıtlar dışında,
kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlerin uygulanacağı
açıklanmıştır. Demek ki Anayasa, esas itibariyle kanunların görülmesi için
öngördüğü usul ilkesini, Anayasa değişiklikleri için de benimsemiş yalnız bu
görüşmelerin ivedilikle yapılamıyacağını belirtmiştir.
Durum
bu olunca, Anayasanın kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki 92.
maddesinin burada gözden geçirilmesi zorunluğu ortaya çıkmaktadır. Sözü geçen
maddenin onuncu fıkrasında: "Cumhuriyet Senatosu, kendisine gönderilen bir
metni, Millet Meclisi komisyonlarında ve Genel Kurulundaki görüşme süresini
aşmıyan bir süre içinde karara bağlar; bu süre üç ayı geçemez ve ivedilik hallerinde
15 günden, ivedi olmayan hallerde bir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde
karara bağlanmayan metinler, Cumhuriyet Senatosunca, Millet Meclisinden gelen
şekliyle kabul edilmiş sayılır. Bu fıkrada belirtilen süreler, Meclislerin
tatili devamınca işlemez" denilmektedir. Şu halde bir metnin Cumhuriyet
Senatosunda görüşülme süresi, Millet Meclisi komisyonlarında ve Genel.
Kurulunda aynı metnin görüşülme süresini aşmaması gereklidir. Bu ana kuraldır.
Oysa Millet Meclisi komisyonlarında ve Genci Kurulunda bir metnin görüşülme
süresi Anayasada sınırlandırılmış değildir. Bir kanun tasarısı veya teklifi
Millet Meclisi komisyonlarında ve Genel Kurulunda 5 gün içinde müzakere ve
kabul edilebileceği gibi bunun 4 yıllık bir yasama döneminde dahi
görüşülebilmesi mümkündür Senato bakımından Anayasa Koyucusu ayrı bir düzen
getirmiştir. Görüşme süresinin yukarı sının 3 ay aşağı sınırını ivedi hallerde
15 gün ve ivedi olmayan hallerde l ay olarak sınırlamıştır. Sözgelimi Millet
Meclisinde 6 ay içinde görüşülüp kabul edilen bir metin, ivedi olmayan
hallerde, Senatodan l aydan daha kısa bir sürede çıkamaz. Fakat bu metnin
Senatodaki görüşme süresi üç aydan daha fazla bir süreyi de kapsayamaz. Burada
şu durumu önemle belirtmek gerekir. Millet Meclisinde 10 gün içinde görüşülüp kabul
edilen bir metnin Senatoda ivedi hallerde en çok 15 gün, ivedi olmayan hallerde
en çok bir ay içinde görüşülüp kabul edilmesi gerekir. Eğer bu metin gösterilen
süreler içinde görüşülüp kabul edilmezse, Millet Meclisinden gelen şekliyle
kanunlaşmış sayılması gereklidir. İptal dâvası konusu olan metin ise, ivedilik
bulunmadığından, Cumhuriyet Senatosunda, Millet Meclisinde geçen sû reyi
-aşamayan bir süre içinde görüşülüp kabul edilmiştir. Gerçekten Millet Meclisi
komisyonunda 8/4/1970 te başlayan görüşme evresi, Millet Meclisi Genel
Kurulunda 14/4/1970 gününde yapılan ikinci görüşme ile sonuçlanmış ve teklif
böylece 6 gün içinde kabul edilmiştir. 15/4/1970 günlü yazı ile Cumhuriyet
Senatosuna gönderilen metin, 16 ve 17 Nisan 1970 günlerinde birinci ve ikinci
görüşmeleri yapılarak Millet Meclisi komisyon ve Genel Kurulundaki görüşme ve
kabul süresini aşmayan bir süre içinde yasa niteliğini kazanmıştır. Görülüyor
ki 1254 sayılı Kanunun Senatodan çıkışında bu yönden Anayasa'ya aykırılık
düşünülemez.
Davacı
teklifin müzakere ve kabulüne ilişkin süreler bakımından içtüzük hükümlerine
aykırı davranıldığını ileri sürmektedir.
1961
Anayasasının geçici 3. maddesinde; bu Anayasaya göre kurulan Türkiye Büyük
Millet Meclisinin ve Millet Meclisinin ve Cumhuriyet Senatosunun toplantı ve
çalışmaları için kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükte olan içtüzüğü hükümlerinin
uygulanacağı yazılıdır. 1961 Anayasasından sonra Büyük Millet Meclisi birleşik
toplantısı ile Cumhuriyet Senatosuna ilişkin İçtüzükler düzenlenerek yürürlüğe
konduğu halde, Millet Meclisine ilişkin içtüzük halâ düzenlenmemiş olduğundan,
bu konuda 27 Ekim 1957 gününden önceki İçtüzük hükümleri uygulanmaktadır. Bu
İçtüzüğün 99. ve sonraki maddelerinde kanunların müzakeresi usulü
belirlenmiştir. 99. maddede; kanun lâyiha veya tekliflerinin ancak iki
müzakereden sonra katı surette kabul edilmiş olacağı yazılıdır. Aynı tüzüğün
106. maddesinde, ikinci müzakerenin birinci müzakereden 5 gün geçtikten sonra
ruznameye alınacağı belirtilmekle ve 76 maddesinde de; bir kanun lâyihası veya
teklifinin 5 günden önce ikinci kez müzakere edilmesini gerekçe ileri sürerek
ancak Hükümet veya ilgili encümenin yazı ile önerebileceği açıklanmaktadır.
Dâva
dilekçesinde; bu içtüzük hükümleri belirtilmekle birlikte, Anayasa
değişikliklerinin ivedilikle görüşülemiyeceğine ilişkin Anayasanın 155. maddesi
hükmü karşısında asgarî sürelerin daha aşağısına inilmesini mümkün kılan
yetkinin kullanılmaması gerektiği savunulmaktadır. Aksi takdirde Anayasa
değişikliği gibi toplum hayatında çok önemli etkisi olan tekliflerin gereğince
değerlendirilmesi fırsat ve olanağının yok olacağı ileri sürülmekte, böylece
ivediliği kabul etmeyen Anayasa kuralının bir anlamı kalmıyacağı belirtilmektedir.
Ancak
bu düşünce Anayasa'nın düzenlenmesinde öngörülen sisteme aykırı düşmektedir.
Gerçekten Meclislerin içtüzüğü yapılıncaya kadar 27 Ekim 1957 gününden önceki
içtüzük hükümlerinin uygulanacağına ilişkin Anayasa'nın geçici 3. maddesi
Anayasa değişikliklerinin ivedilikle görüşülemiyeceğine ilişkin 155.
maddesinden önce düzenlenmiştir. Şu durumda 155. madde düzenlenirken Anayasa
koyucunun 27 Ekim 1957 tarihinden önceki içtüzük hükümlerinin niteliğini ve
kapsamını gözden kaçırdığı ileri sürülemez. Anayasa koyucunun kanunların
görüşülmesi usulünü belirten içtüzük hükümlerini ayrıntıları ile bildiği
gözönünde tutularak 155. maddeyi düzenlediği kabul edilmelidir, özellikle bu
maddenin ikinci fıkrasında, Anayasa değişikliklerinin kanunların görüşülmesi ve
kabulü hakkındaki hükümlere tabi olacağının açıklanması Anayasa Koyucunun
düzenleme sistemindeki amacını ortaya koymaktadır.
Durum
böyle olunca, tümü ile uygulanmak zorunluğu olan içtüzüğün bazı hükümlerinin
dâvaya konu teşkil eden işte uygulanmaması gerektiğini savunmak olanaksızdır.
Bu hükümler içtüzüğün 74., 75. ve 76. maddelerinde yer almıştır. Gerçekten bir
kanun lâyihası veya teklifin öncelikle görüşülmesini Hükümet veya encümen
isteyebilir, önce görüşülmesi hakkında alınan karar ivedilik karan sayılamaz ve
beş günden önce ikinci kez görüşülmesi yine Hükümet veya ilgili encümen
tarafından yazılı olarak teklif edilebilir. Aynı nitelikteki hükümler
Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 45., 49., 69. ve 70. maddelerinde yer
almaktadır.
Anayasa'nın
73. maddesinin değiştirilmesine ilişkin teklifin Millet Meclisinde ve
Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi işlemleri tutanaklara göre şöyle cereyan
etmiştir :
354
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesinin imzasını taşıyan teklif, Millet Meclisi
Başkanlığınca, Anayasa Komisyonuna 8/4/1970 gününde havale edilmiş, bu
Komisyonca Hazırlanan 9/4/1970 günlü rapor 10/4/1970 gününde Başkanlığa
verilmiştir. Teklif Millet Meclisinin 13/4/1970 günlü 68. birleşiminin
gündeminde iki kez görüşülecek işler bölümünün 18. sırasında yer almıştır. Bu
birleşimde Anayasa Komisyonu Başkanı tarafından verilen bir önerge ile teklifin
seçimlerle ilgisi ve önemi belirtilerek öncelikle görüşülmesi istenmiş ve bu
önerge kabul edilerek birinci görüşme tamamlanmıştır. Ertesi günkü yani
14/4/1970 günlü 69. birleşimde yine Anayasa Komisyonu Başkanı tarafından aynı
gerekçe ile bir önerge verilmiş ve içtüzüğün 76. maddesinde öngörülen 5 günlük
süre geçmeden ikinci görüşmenin yapılması istenilmiştir. Önerge Genel Kurulca
uygun görülmüş ikinci görüşme yapılmış ve böylece teklif Millet Meclisince
kabul edilmiştir.
Millet
Meclisinde kabul edilen metin Millet Meclisi Başkanlığının 15/4/1970 günlü
yazısiyle Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına gönderilmiş ve aynı gün Cumhuriyet
Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonunda görüşülmüştür. Cumhuriyet Senatosu
Genel Kurulunun 16/4/1970 günlü
60.
birleşiminde Anayasa ve Adalet Komisyonu Başkanının önerisi üzerine teklifin
gündeme alınması ve gündemdeki öteki işlerden önce görüşülmesi kabul edilerek
birinci müzekkeresi yapılmıştır. 17/4/1970 günlü 61. birleşimde Anayasa ve
Adalet Komisyonu Başkanının gerekçeli önerisi üzerine içtüzüğün öngördüğü 5
günden önce ikinci görüşmenin yapılması kabul edilmiş ve böylece metnin ikinci
kez görüşülmesi tamamlanarak teklif kanunlaşmıştır
Görülüyor
ki izlenen görüşme usulü ivedilik niteliğinde değildir. Çünkü içtüzüğün 72.
maddesinde ivediliğin niteliği gösterilmiş ve ivedilik halinde kanun lâyiha ve
tekliflerinin sadece bir defa görüşülebileceği belirtilmiştir. Böyle bir
işlemin varlığı tutanaklarda tespit edilmiş değildir. Şu halde yapılan
işlemlerde gerek Millet Meclisi, gerek Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün yukarıda
açıklanan ilgili hükümlerine herhangi bir aykırılık söz konusu olamaz.
Davacının ivedilik konusuna ilişkin iptal isteği yersizdir ve reddedilmelidir.
Bu
görüşe Avni Givda, Şahap Arıç, Recai Seçkin, Ahmet Akar ve Muhittin Gürün
katılmamışlardır.
2-
Görüşmelerde gerekli yetersayının saptanması sorunu :
Anayasa'nın
155 inci maddesinde; Anayasa değişiklikleri teklifinin kabulü için, Meclislerin
ayrı ayrı üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğunun gerçekleşmesi gerektiği
belirtilmektedir. Yani hem Millet Meclisinde ve hem de Cumhuriyet Senatosunda
üye tamsayılarının en az üçte iki oylarının birleşmesi halinde değişiklik
tekliflerinin kabulü mümkün olabilecektir. Dâva dilekçesinde; Millet
Meclisince, birinci görüşmede, teklifin tümüne ilişkin oylamalarda ve ikinci
görüşmede maddelerin oylanmasında, Anayasa'nın öngördüğü kuralın gereğince
uygulanmadığı, (Kabul edenler, etmeyenler) şeklinde işâri oyla oylamanın
geçiştirildiği, bu davranışın ise Anayasa'nın ruhuna aykırı düştüğü ileri
sürülmektedir.
Oylama
usulleri Anayasa'da belirtilen durumlar ayrık olmak üzere, İçtüzüklerde
düzenlenmiştir. Oyların nasıl verileceği ve hangi işlerde işârî oy, hangi
işlerde açık oy ve hangi işlerde gizli oy kullanılacağı Türkiye Büyük Millet
Meclisi Tüzüğünün 131 inci ve sonraki maddelerinde belirtilmiştir. Özellikle
132 nci maddede, açık yahut gizli oya başvurulması gerekli olmayan bütün
durumlarda işârî oy kullanılacağına değinilmiştir. Şu halde aksine açıklık
olmayan hallerde ana kural işârî oy kullanılmasıdır. Anayasa değişiklikleri
olağan kanunların bağlı olduğu normal görüşme usulünce kabulü gerekli işlerden
bulunduğu fakat içtüzüğün 135 inci maddesi uyarınca açık oya başvurulması
zorunlu işlerden bulunmadığı için, bu gibi teklifler bakımından Anayasa'nın 155
inci maddesinin öngördüğü üçte iki çoğunluğun işârî oyla hesaplanması gerekir.
Hesaplanma biçimi ise 134. maddede belirtilmiştir. İşâri oy el kaldırmak suretiyle
kullanılır fakat oyların sayılması sonucunda başkanla kâtipler birleşemezlerse
veya üyelerden beşi kalkıp isterlerse, ayağı kalkma usulüne başvurulabilir.
Bunda da uyuşulamaz veya kuşkuya düşülürse açık oya başvurulur.
Dâva
konusu işteki oylama Millet Meclisinde şöyle cereyan etmiştir :
Birinci
görüşmede bütün maddeler işârî oyla, ikinci görüşmede, açık oylama istenen
birinci madde dışındaki öteki maddeler de teklifin tümü yine işârî oyla kabul
edilmiştir. Oylamaya geçmeden önce başkan bir açıklama yaparak, gerek maddelere
geçilmesi oylanırken gerekse tümü oynanırken Anayasa'nın aradığı üçte iki
çoğunluğun, açık oy istenmediği takdirde, işârî oyla hesaplanacağını ve
Başkanlığın "kabul edildi" veya "kabul edilmedi" biçimindeki
sözlerinin Anayasa'nın öngördüğü üçte iki çoğunluk oluştu veya oluşmadı
anlamına geleceğini belirtmiştir. Milletvekilleri tarafından İçtüzüğün
öngördüğü usul uyarınca açık oylama istenmemiştir. Yapılan işârî oylamalarda
başkanın sonucu açıklayan sözlerine karşı milletvekillerince herhangi bir
itiraz ileri sürülmemiştir. Bu durumda Millet Meclisindeki oylamanın Anayasa
veya içtüzük hükümlerine aykırı bir biçimde yapıldığı ve üçte iki çoğunluğun
meydana geldiğinin belirtilmediği yolunda ileri sürülen neden dayanaksız
kalmıştır.
Cumhuriyet
Senatosunda ise teklifin tümü hariç, bütün maddeleri işârî oya sunulmuş, Başkan
oy kullanan üyeleri bazen oturdukları yerde bazen de ayağa kaldırmak suretiyle
sayarak sonucu rakam bildirme voliyle açıklamıştır.
Özetlenecek
olursa; gerek Millet Meclisinde ve gerek Cumhuriyet Senatosundaki oylamalarda
Anayasa'ya ve İçtüzük hükümlerine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacının
iptal nedeni olarak yeter sayıma gereğince hesaplanıp açıklanmadığı yolundaki
iddiası reddedilmelidir.
Bu
görüşe Avni Givda, Şahap Arıç, Recai Seçkin, Ahmet Akar ve Muhittin Gürün ve
gerekçe yönünden Ahmet H. Boyacıoğlu katılmamışlardır.
3-
Geçici 11. maddenin durumu :
Dâva
dilekçesinde; Anayasa'da geçici 11. maddenin varlığına rağmen 1254 sayılı
Kanunla yeniden bir geçici il. madde eklendiği bildirilmekte ve bunun ağır bir
usul yanlışlığı olduğu ileri sürülmektedir. Bu iddianın gerçeğe uygun olması
halinde dahi Anayasa'ya biçim yönünden aykırılık sözü edilemiyeceği için konu
üzerinde durulmamıştır.
B- Anayasa
değişikliklerine ilişkin kanunların Anayasa Mahkemesince esas yönünden denetime
tabi tutulup tutulamıyacağı sorunu :
Görüşmeler
sırasında, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların Anayasa Mahkemesince
esas yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılabilip yapılamayacağı konusu
üzerinde de durulmuştur :
Gerçekten
Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasa'nın 147.
maddesinin birinci fıkrasında; "Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetler",
denilmektedir. Anayasa değişiklikleri doğrudan doğruya Anayasa'nın metnine
girdiği için denetleme görevi kapsamı dışında kaldığı ileri sürülebilir ise de,
bu değişiklikler Anayasa'nın, 157. madde uyarınca halkoyuna sunulması sonunda
kabul edilmesinden sonra yeni bir kanunla Anayasa bütünü içine sokulmuş
bulunduğuna göre böyle bir değişikliğe yol açan kanunun denetim dışında
bırakılması düşünülemez. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 16/6/1970 günlü,
1970/1-31 sayılı kararında da bu yön açıkça belirtilmiştir. (Resmî Gazete gün :
7/6/1971, sayı : 13858)
Anayasalar
bir devletin dayandığı hukukî yapının belkemiği niteliğindedirler. Devletin
temel kuruluşlarının düzeni ile o kuruluşlara düşen görevler ve kişilerin hak
ve ödevleri bu hukukî yapının bütününü oluştururlar. Ancak Anayasa düzeninin
öyle temel kuruluşları, hak ve ödev kuralları vardırki, bunların, çağdaş
uygarlığın gereklerine aykırı hükümlere bağlanması düzenin bütününü sarsabilir.
Sözgelimi Anayasanın 1. maddesinde yazılı Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu
hakkındaki hükmün değiştirilmesi Anayasa yapısını temelinden yıkar. Bu nedenle
9. maddede bu hükmün değiştirilmesinin teklif olunamıyacağı belirtilmiştir.
Cumhuriyet Devlet şekli, temel kuruluşları, hak ve ödev kuralları ile bir ilkeler
manzumesidir. Şu halde Cumhuriyet Devlet şeklini ortadan silecek veya onu
işlemez duruma getirecek olan Anayasa değişikliklerinin yapılamıyacağı
Anayasamızın gerek açık hükümlerinden, gerek ruh ve felsefesinden çıkmaktadır.
Bu temel düşüncenin ulaştırdığı sonuç şudur ki; Anayasa'nın Devlet şekli hükmü
dışındaki hükümlerinin, hiçbir kayda tabi olmadan, yasama organınca
değiştirilebileceği sanılmamalıdır. Çağdaş Anayasalar kendilerini koruyan ve
teminat altına alan hükümler ve müesseseleri de birlikte getirmeyi
sağlamışlardır. Bu arada klâsik demokrasiden ayrımlı bir sistem olarak
Anayasa'yı yasama organına karşı daha açık bir deyim ile, çoğunluğun baskısına
karşı koruyacak kurum ve hükümlerin bizim Anayasamızda yer almış bulunduğuna
işaret etmek gerekir. (Bakınız Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu raporu,
Kâzım Öztürk, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı, Cilt: 1, Sahife 609).
Anayasa'nın
tam bir uyum içinde birbirini tamamlayan genel hükümlerinin, Anayasa
değişikleriyle sistem ve düzenin bozulması ve çelişiklikler içine düşürülmesi
bir bütün teşkil eden hukuki yapıyı sarsar ve yıkar. Bu durumda Anayasa
Mahkemesinin, 147. madde ile kendisine verilen görev ve yetkileri kullanarak.
Anayasa'yı çoğunluğun egemenliğine karşı koruyabilmesi, Anayasa'nın özellikle başlangıç
kısmı, 2.,4. ve 8. maddeleri hükümlerine uygundur. Şu duruma göre Anayasa
değişikliklerinin esas yönünden Anayasa Mahkemesini uygunluk denetimine tabi
olmayacağı yolundaki görüşün anayasal dayanaktan yoksun olduğu sonucuna
varılmıştır.
Fazıl
Uluocak ve Halit Zarbun bu görüşe katılmamışlardır.
C-
Esas yönünden inceleme :
Anayasa'nın
73. maddesinde, Cumhuriyet Senatosu üyeliği süresinin 6 yıl olduğu
açıklanmıştır. Oysa dâvaya konu edilen kanunun uygulanması sonucu olarak 1970
Haziranında yapılması gerekli Senato seçimleri 1971 Ekim ayında yapılacaktır
ki, böylece bir bölüm Senato üyelerinin Haziran 1970 de sona erecek süreleri
bir yıl 4 ay uzatılmış bulunmaktadır. Bu durumun Anayasa'nın yukarıda açıklanan
hükmüne aykırı düşeceği dâva dilekçesinde ileri sürülmektedir.
Gerçekten
Milletvekilleri ile Cumhuriyet Senatosu üyelerinin görev süreleri ve yeni
seçimlerin yapılacağı dönemler Anayasa'da belirtilmiş ise de, bu hükümlerde
Millet Meclisi ve Senato Seçimleri arasındaki zaman bağlantısının nasıl yapılacağı
ve ara sürelerin ne olacağı bakımlarından yeterince açıklık bulunmamaktadır.
Millet Meclisi seçimleri dört yılda bir yapılacaktır (Madde 69). Cumhuriyet
Senatosu üyeliği 6 yıl ise de üçte biri her iki yılda bir yenilenecektir.
(Madde 73) Meclislerin ara seçimleri her iki yılda bir Cumhuriyet Senatosu
seçimi ile birlikte yapılacak, fakat Millet Meclisi genel seçimlerine bir yıl
kala ara secimi yapılamayacaktır (Madde 74). Bütün bu hükümler seçim sürelerini
düzenlemekte; ancak her iki meclis seçimleri arasındaki ilişkiyi kesinlikle
kurmamakta, bu konuda Kanun koyucuya serbest bırakmaktadır.
Millet
Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu için yapılan ilk 1961 seçiminde^ "sonra
Senato yenileme seçiminin 1963 Ekiminde yer alması gerekli iken Kanun Koyucu
304 sayılı Kanunla bu seçimleri Haziran 1963 tarihine almış, fakat böylece
Senato üyeliği yenileme süresi iki yıldan daha aşağıya düştüğünden tekrar kanun
değiştirilmiş ve 29/5/1963 günlü, 238 sayılı Kanunla 1964 Haziran ayında seçim
yapılması kabul edilmişti. Bu kez Senato üyeliği süresi 7 ay kadar uzamış ve
hem de her yıl seçim yapmak gibi Anayasa Koyucunun arzulamadığı bir sonuç
meydana gelmiştir. Anayasa'nın 73. maddesini değiştiren 1254 sayılı Kanunun bu
zorunluğun etkisi ile çıktığı bir gerçektir.
1254
sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı nedeni olarak gösterilen Senato üyeliği
süresinin bir yıl 4 ay geçici bir biçimde uzamış bulunması önceki kanunların
uygulanması sonucu olup gerçekte bu Anayasa değişikliğinin yapısı ile ilgili
değildir. Tam tersine 1254 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, yanlış uygulamayı
milletvekili ve senato seçimleri bakımından Anayasa Koyucunun esas amacı
doğrultusunda düzeltmiştir.
Dâva
dilekçesinde, Anayasa'nın 73. maddesinin değiştirilmesiyle vatandaşın seçme ve
seçilme hakkının zedelendiği de ileri sürülmüş ve böylece 10., 11. ve 55.
maddelerde yazılı kişinin temel haklarına ilişkin hükümlere aykırı davranıldığı
belirtilmiş ise de Senato üyeliği süresinin sadece bir dönem için geçici olarak
bir yıl 4 ay uzamış bulunmasının sözü edilen temel hakların özüne olumsuz bir
etki yaptığı kabul edilemez. Kaldı ki, ileri sürülen süre uzaması yukarıda da
açıklandığı üzere seçimlere ilişkin Anayasa hükümlerinin gerçek doğrultusunda
uygulanması için zorunlu bir düzenleme sonucu olmuştur. Bu itibarla Anayasa'nın
4. maddesinde yazılı temel ilkenin dışına çıkılarak bir yetkinin
kullanıldığından da söz edilemez.
Anayasa,
69. ve 108. maddelerinde yazılı hallerde Millet Meclisi seçimlerinin öne
alınması usulünü öngörmüştür. Buna karşılık seçimlerin ertelenmesi ancak 74.
maddede söz konusu edilmiş ve bunun yalnız savaş halinde ve bir yıl için mümkün
olabileceği hükme bağlanmıştır. Anayasa Koyucunun bu yasaklamasının, seçimlerin
Anayasa doğrultusunda olağan bir biçimde yapılmasına bağlı olduğu
unutulmamalıdır. Gerçekten Anayasa'nın 5. maddesi uyarınca yasama yetkisini
kullanan Türkiye Büyük Millet Meclisinin bundan sonra, savaş hali dışında,
seçimlerin ertelenmesi sonucunu doğuran herhangi bir yasama çalışmasına
girebileceği düşünülemez. Aksi takdirde 1254 sayılı Kanunun kabulünden önce
olduğu gibi her yıl seçim yapılması durumu meydana gelir ki, bunun da Anayasaya
aykırı olduğunda kuşku bulunmamak gerektir Çünkü Anayasa Meclislere ilişkin
seçimlerin ancak iki yılda bir yapılabileceğine 74. maddesinde işaret etmiştir.
Bu maddenin ikinci fıkrasında; "Meclislerin aza seçimleri her iki yılda
bir Cumhuriyet Senatosu seçimi ile birlikte yapılır" denilmekte ve üçüncü
fıkrasında da; "Millet Meclisi genel seçimlerine bir yıl kala ara seçimi
yapılamaz" hükmü bulunmaktadır. Bu hükümlerden çıkan açık anlam, Anayasa
Koyucunun her yıl seçim yapılmasını ve böylece vatandaşı sürekli bir seçim
havası içine sokarak memleketin olağan sosyal ve ekonomik diyenimin
sarsılmasını istemediğidir. Dâvaya konu olan Anayasa değişikliğinin bu açıdan
düşünülmesi halinde 74. maddeye aykırılığı değil aksine uygunluğu sonucuna
varılmak gerekir.
Özetlenecek
olursa; Anayasa'nın 73. maddesini değiştiren 1254 sayılı Kanunun esas yönünden
dahi Anayasa'nın genel ilkeleri ile bağdaşmayacak bir yönü bulunmamaktadır.
Dâvanın bu bakımdan da reddi gerektir.
Avni
Gîvda, Sait Koçak, Ahmet Akar ve Muhittin Gürün bu görüşe katılmamışlardır.
SONUÇ'
:
1-
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73. maddesinin değiştirilmesine ve Anayasa'ya
geçici bir madde eklenmesine dair 17/4/1970 günlü, 1254 sayılı Kanunun şekil
yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın bu konuya yönelen bölümünün
reddine Avni Givda, Şahap Arıç, Recai Seçkin, Ahmet Akar ve Muhittin Gürün'ün
karşı oylarıyle ve oyçokluğu ile;
2-
Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'yı değiştiren kanunların esas yönünden de
Anayasa'ya uygunluk denetimini yapabileceğine Fazıl Uluocak ve Halit Zarbun'un
karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
3-
Aynı kanunun esas yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın bu konuya
yönelen bölümünün de reddine Avni Givda, Sait Koçak, Ahmet Akar ve Muhittin
Gürün'ün karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
13/4/1971
gününde karar verildi.
|
|
|
|
Başkan
Hakkı
Ketenoğlu
|
Başkanvekili
Avni
Givda
|
Üye
Fazıl
Uluocak
|
Üye
Sait
Koçak
|
|
|
|
|
Üye
Muhittin
Taylan
|
Üye
Şahap
Arıç
|
Üye
İhsan
Ecemiş
|
Üye
Recai
Seçkin
|
|
|
|
|
Üye
Ahmet
Akar
|
Üye
Halit
Zarbun
|
Üye
Kani
Vrana
|
Üye
Muhittin
Gürün
|
|
|
|
Üye
Lütfi
Ömerbaş
|
Üye
Şevket
Müftügil
|
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
|
KARŞIOY
YAZISI
I-
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73 üncü maddesinin değiştirilmesine ve
Anayasa'ya geçici bir madde eklenmesine dair 7/4/1970 günlü, 1254 sayılı
Kanunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
a)
Kanun teklifinin görüşülmesinde süre durumu : Kararda açıklandığı üzere :
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin değiştirilmesine ve Anayasaya'ya
geçici bir madde eklenmesine dair kanun teklifi Millet Meclisinin 13/4/1970
günlü 68. birleşiminin gündeminde iki kez görüşülecek işler bölümünün 18.
sırasında yer almış iken, bu birleşimde Anayasa Komisyonu başkanınca verilen
bir öncelik önergesi uyarınca birinci görüşme tamamlanmış; ertesi günkü yani
14/4/1970 günlü 69. birleşiminde yine Anayasa Komisyonu başkanının içtüzüğün
76. maddesine dayanan, 5 günlük süre dolmadan ikinci görüşmenin yapılması
yolundaki önerisi kabul edildiği için teklifin Millet Meclisinde görüşülmesi
evresi o gün sona erdirilmiştir. Cumhuriyet Senatosunun 16/4/1970 günlü 60.
birleşiminde Anayasa ve Adalet Komisyonu başkanının önerisi üzerine teklifin
gündeme alınması ve gündemdeki öteki işlerden önce görüşülmesi kabul edilerek
birinci görüşme yapılmış ve ikinci görüşme, yine Anayasa ve Adalet Komisyonu
başkanının önerisi uygun görülerek ertesi gün tamamlanmıştır. Böylece
Anayasa'da Cumhuriyet Senatosu seçimlerine ilişkin olarak öngörülen çok önemli
bir değişiklik Millet Meclisi Genel Kurulunda ilk görüşmenin yapıldığı günden
başlayarak beş gün içinde Yasama Meclislerinden geçmiş ve kanun niteliğini
kazanmış bulunmaktadır.
Anayasa'nın
Anayasa'nın değiştirilmesine ilişkin 155. maddesinde yer alan ilkeler arasında
değiştirme tekliflerinin ivedilikle gorüşülemiyeceği kuralı da vardır. Yine bu
maddenin ikinci fıkrasında değiştirme tekliflerinin görüşülmesinin ve kabulünün
birinci fıkradaki kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki
hükümlere bağlı olduğu yazılıdır.
Anayasa'nın
geçici 3. maddesiyle, bu Anayasa'ya göre kurulan Türkiye Büyük Millet
Meclisinin, Millet Meclisinin ve Cumhuriyet Senatosunun toplantı ve çalışmaları
için kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar uygulaması öngörülen Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 gününden Önce yürürlükte bulunan içtüzüğünde (l
Kasım 1956 günlü Dahili Nizamname) "ivedilik" deyimi bir içtüzük
terimi olarak kullanılmış değildir ve Anayasa Koyucunun bu deyimi yukarıda sözü
geçen Dahili Nizamnamenin 70., 71., 72., 73. maddelerinde "müstaceliyet
kararı" terimi ile adlandırılan görüşme usulünü kastederek ve terimi
türkçeleştirmeyi düşünerek kullandığı yolunda bir görüşü destekleyecek doyurucu
bir kanıta rastlamak olanaksızdır,
Anayasa'nın
Anayasa'yı değiştirme tekliflerinin ivedilikle görüşülmesini yasaklayan
hükmünün bu görüşmelerde İçtüzükteki kanunların olağan görüşmelerine ilişkin
sürelere uyulmasını sağlama, bu süreleri kısaltan istisnai hükümlerden
yararlanılmasını, başka deyimle, görüşmeleri süre yönünden olağan usul dışına
çıkartarak ivedileştirme eğilimini engelleme ereğini güttüğü ortadadır.
Anayasa'nın değiştirilmesi gibi bir devletin ve ulusun yaşamı ve yapısı
bakımından hayati önemi bulunan bir konuda Yasama Meclisleri üyelerinin işi
bütün ayrıntılariyle ölçüp tartmalarında, sükûnet içinde ve sağduyunun ışığı
altında düşünüp isabetli bir kanıya varabilmelerinde zaman öğesinin büyük
etkisi vardır. Onun için Anayasa'nın 155. maddesinde yer alan ve Anayasa'yı
değiştirme tekliflerinin ivedilikle görüşülmesini yasaklayan kuralın kapsamını
belirlerken bu ereğin gözönünde tutulması gerekir ve şu durumda da varılacak
sonuç 1254 sayılı Yasaya ilişkin tek lifin gerek Millet Meclisi gerekse
Cumhuriyet Senatosu Genel Kurullarında görüşülmesi sırasında Anayasa'nın sözü
geçen kuralına aykırı davranıldığının ve bu nedenin kanunun şekil yönünden
iptalini zorunlu kıldığının saptanmış bulunması olur.
Anayasa
Koyucunun "ivedilik" deyimini bir İçtüzük terimi olarak kullanıldığı
ve yalnızca yukarıda anılan Dahili Nizamname'deki "müstaceliyet
kararı" terimi ile adlandırılan görüşme usulünün Anayasa'yı değiştirme
tekliflerinde uygulanamamasını sağlama ereğini güttüğü kabul edilse sonuç gene
de değişmez. Çünkü "müstaceliyet" ine karar verilmiş tasarı ve
teklifler yalnız bir kez görüşülür (Yukarıda sözü geçen Dahili Nizamname -
madde 72). Olağan görüşme usulünde ise iki müzakere zorunludur ve ikinci
görüşme birinci görüşmenin üzerinden ancak beş gün geçtikten sonra gündeme
alınır. (Dahili Nizamname - madde 99, 106). Anayasa Koyucunun Anayasa'nın
değiştirilmesi teklifleri için iki görüşmeyi öngörmekle güttüğü erek ortadadır:
Bu da yukarıda da değinildiği üzere Anayasa'nın değiştirilmesi gibi son derece
önemli bir yasama işinde Yasama Meclisleri üyelerinin birinci görüşmeden sonra
konuyu geniş geniş elden ve gözden geçirmeleri ve bir hataya düşüldüğünü
anlarlarsa bunun düzeltilmesine girişebilmeleri olanağının kendilerine
sağlanmasıdır.
İki
kez görüşme usulünün en etkili yönünün iki görüşme arasındaki en az beş günlük
olağan sürede olduğunda ve Anayasa Koyucunun Anayasa'nın değiştirilmesi
konusunda özellikle bu süreyi göz önünde bulundurduğunda kuşku yoktur. Çünkü
ikinci görüşmenin 5 günden önce yapılabilmesine olanak tanıyan istisnai içtüzük
hükmünden yararlanılmağa gidilmesi halinde (Dahili Nizamname - madde 76;
Cumhuriyet Senatosu içtüzüğü - madde 75) bir yasa tasarı veya teklifinin ikinci
görüşmesinin birinci görüşmeden hemen sonra yahut ertesi gün yapılması dahi
kabul edilebilir ve bu durumda ikinci görüşme gerçekte hiçbir yarar sağlamayan
ve içtüzük hükmünü yalnızca söz bakımından yerine getiren bir davranıştan
ibaret kalır. Nitekim 1254 sayılı Yasaya ilişkin teklifin gerek Millet Meclisi
gerekse Cumhuriyet Senatosu Genel Kurullarında ikinci kez görüşülmesinde böyle
yapılmış; ikinci görüşmeler birinci görüşmelerin hemen ertesi günü
tamamlanmıştır. Burada içtüzüklerin kanun tasarı ve tekliflerinin iki kez
görüşülmesine ilişkin hükümlerinin yerine getirildiğinden belki söz edilebilir.
Ancak Anayasa'nın 155. maddesinin erek ve gereklerine uyulduğu asla
savunulamaz.
b)
Görüşmelerde yeter sayının saptanması sorunu :
Anayasa'nın
155. maddesi Anayasa'yı değiştirme tekliflerinin kabulünde, meclislerin ayrı
ayrı üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğunun oyunu şart kılmıştır. Bu istisnai
koşul kendi kavram ve kapsamı içinde bir uygulama yönergesini, başka deyimle
uyarınca davranıldığını kanıtlanması zorunluğunu da birlikte getirir. Hele
kanunların ve Yasama Meclisleri içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetiminden
geçtiği bir ülkede böyle bir zorunluğa uyulması büsbütün kaçınılmaz olur.
Anayasa'nın öngördüğü özel oy çoğunluğunun sağlandığını kanıtlamada en uygun
yolun da oylamada "açık oy" usulüne başvurulması olduğunda kuşku
yoktur. İçtüzüklerde yalnız bütçe kanun tasarısının, vergi koyan, kaldıran,
artıran veya eksilten kanun taşanlarının, andlaşma veya sözleşmelerin
onaylanmalarım uygun bulan kanun tasarılarının oylanmasında doğrudan doğruya
"açık oy" a başvurulmasının Öngörüldüğü (l Kasım 1956 günlü Dahili
Nizamname - madde 135; Cumhuriyet Senatosu içtüzüğü - madde 107), bunlar
dışında açık oylamaya ancak Meclislerin belirli sayıda üyelerinin belirli
koşullar altın4a istemeleri halinde başvurulabileceği (Dahili Nizamname - madde
136; Cumhuriyet Senatosu içtüzüğü - madde 107) ileri sürülerek oylamada işari oy
yoluna gidilmesi Anayasa'yı değiştirme tekliflerini, Anayasa'nın öteki yasalara
ilişkin tasarı ve tekliflerinin görüşülmeleri ve kabul edilmeleri usulünden
ayrımlı hükümlere bağlı tuttuğunu gözönünde bulundurmamak; böyle bir teklifi
bir bütçe veya vergi kanunu tasansı kadar bile önemli saymamak olur ve
Anayasa'nın 155. maddesi hükümlerinin sözüne, özüne ve ereğine aykırı düşer.
Anayasa
Mahkemesinin yukarıdaki 13/4/1971 günlü 1970/41 -1971/-37 sayılı kararında
belirtildiği üzere, 1254 sayılı Kanuna ilişkin teklifin Millet Meclisi Genel
Kurulunda birinci kez görüşülmesinde tüm maddeler işari oyla, ikinci görüşmede
açık oylama istenen birinci madde dışındaki maddeler ve teklifin tümü işari
oyla; Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda ise maddeler işari oyla kabul
edilmiştir. Başkanların "kabul edildi" deyiminin Anayasa'nın
öngördüğü üçte iki çoğunluğun oluştuğu anlamına geleceğini önceden açıklamaları
veya işari oylama sonucunu rakamla bildirmeleri ve üyelerin açık oylama
isteminde veya oy lama sonuçlarına itirazda bulunmamış olmaları durumun bu
oylamaya "açık oy" niteliğini veya gücünü kazandıramayacağı da
ortadadır.
II-
1254 sayılı Kanunun esas yönünden Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
1254
sayılı Kanunun l. maddesiyle Anayasa'nın 73. maddesine getirilen değişiklik
Cumhuriyet Senatosu yenileme seçimlerinin Millet Meclisi genel seçimleriyle
birlikte ve genel seçime rastlanmayanların ise genel seçimlerden sonra gelen
ikinci yılda genel seçimler için kanunun belirttiği ayda yapılmasının
öngörülmesi yolunda olmuştur. Cumhuriyet Senatosu yenileme seçimleri Millet
Meclisi genel seçimlerine bağlanınca, son genel seçimlerin yapıldığı tarihe
göre, açık uzatma hükmü getirilmemiş olmakla birlikte. Cumhuriyet Senatosu
üyelerinin seçim sırası gelmiş üçte bir bölümünün üyelik süresi değişiklikten
sonraki Millet Meclisi ilk genel seçimleri tarihine dek uzatılmış olmakta ve
yine 1254 sayılı Yasanın 2. maddesiyle Anayasa'ya eklenen geçici 11. maddede
"7 Haziran 1970 tarihinde yapılması gereken Cumhuriyet Senatosu yenileme
seçimlerinin Anayasa'nın 73. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle geriye
bırakıldığı" açıklanarak bu sonuç pekiştirilmektedir. Böylece, Cumhuriyet
Senatosu üyelerinin üçte birine seçmenlerin seçim yoliyle verdikleri yetki,
sona erdiği halde, yasa voliyle uzatılmıştır. Yukarıdaki Anayasa Mahkemesi
kararından belirtildiğine göre uzama süresi bir yıl dört aydır. Öte yandan
Cumhuriyet Senatosu üyeliği süresinin altı yıl olduğuna (eski ve değişik 73.
madde) ve seçimlerin yalnız savaş nedeniyle yapılmasına olanak görülmezse,
kanunla ancak bir yıl geriye bırakılabileceğine ilişkin (madde .74) hükümler
aynen Anayasa'da durmaktadır.
Anayasa
elbette ki değiştirilebilir. Anayasa'nın 155. maddesi hükümleri karşısında
konunun tartışılması dahi yersizdir. Ancak, değiştirmede Anayasa'nın ruhunun ve
esas çatısının korunması ve genellikle Devlete hukukî niteliğini kazandıran ve
yön veren temel ilkeler ve özellikler, değiştirilecek hükmün konusuna ilişkin
ana kurallar ile çelişkiye düşülmemesi zorunludur. Tersine bir tutum Anayasa'yı
birbiriyle uyumsuz bir takım hükümlerin karma karışık sıralandığı bir belge
durumuna getirir ve birkaç değiştirme sonunda Türk Devletinin bir sözde
Cumhuriyete dönüşmesine kadar yol açabilir.
Anayasa'nın
eski ve değişik 73. maddesinde Cumhuriyet Senatosu üyeliği süresi altı yıl
olarak saptandığına, 74. maddesinde seçimlerin kanunla geriye bırakılabilmesi
ancak savaş yüzünden yeni seçimlerin yapılmasına olanak görülmemesi hali ve bir
yıl ile sınırlandırılmış bulunduğuna; 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti
"demokratik bir hukuk Devleti" olarak tanımlandığına ve böyle bîr
devlet düzeninde seçimle göreve gelmesi zorunlu kimselerin hizmet sürelerinin
yasa ile uzatılması düşünülemiyeceğine göre seçmenlerden aldıkları yetki süresi
sona ermiş bir bölüm Yasama Meclisi Üyelerinin, hele yararlanacak olanların
oylarının da katılmasiyle, kanun çıkartılarak uzun sayılabilecek bir süre daha
yasama görevi başında bırakılmalarını sağlayan dâva konusu 1254 sayılı Kanunun
Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği ortadadır. Anayasa Mahkemesinin
yukarıdaki kararında ileri sürüldüğü üzere her yıl seçim yapılmasını önlemek ve
iki meclisin seçimleri arasında bağlantı kurmak gibi bir ereğin güdülmüş olması
dahi bu açık aykırılığı yok edemez ve haklı gösteremez. Kaldı ki Anayasa, ta
başından beri, iki meclisin seçimleri arasındaki bağlantıyı kurmuş ve bu
bağlantı sonradan çıkarılan kanunlarla bozulmuştur.
III-
Sonuç :
Yukarıdan
beri açıklandığı üzere "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73 üncü
maddesinin değiştirilmesine ve Anayasa'ya geçici bir madde eklemesine
dair" 17/4/1970 günlü, 1254 sayılı Kanun gerek biçim gerekse esas
yönlerinden Anayasa'ya (Özellikle 2., 73., 74,, 155. maddeler) aykırıdır ve
iptali gerekir.
Anayasa
Mahkemesinin 13/4/1971 günlü 1970/41 - 1971/37 sayılı kararına bu gerekçelerle
karşıyız.
Sayın
Avni Givda'nın karşıoy yazısının, 1254 sayılı Kanunun biçim yönünden Anayasaya
aykırı olup olmadığı sorununa ilişkin, l No. lu kendinde yazılı görüşlere
katılıyorum.
KARŞIOY
YAZISI
Anayasa
değişikliğini öngören teklif ve bu tekliflerin kabulü, diğer normal kanunlardan
ayrı kural ve şartlara bağlıdır. Bu kural ve şartlara uygun olarak Meclislerce
kabul edilen ve değişik şekli ile Anayasa metninde yer alan hükümlerin
esasının, Anayasa Mahkemesince denetlenmesi; Anayasa Mahkemesinin yetkisini
aşan bir husus olduğu kanısındayız. Bu sebeple çoğunluk kararma katılmıyoruz.
|
|
Üye
Fazıl
Uluocak
|
Üye
Halit
Zarbun
|
KARŞIOY
YAZISI
1-
Anayasa'nın 92. maddesinde, herhangi bir yasanın görüşülmesi sırasında, Millet
Meclisi ile Cumhuriyet Senatosu arasında görüş ayrılığı çıkacak olursa, orada
gösterilen belli durumlarda, Millet Meclisince açık oya başvurulacağı
yazılıdır. Herhangi bir yasanın görüşülmesinde bile belli durumlarda açık oyu
zorunlu kılan Anayasa'nın kendi metninin değiştirilmesi için bundan daha az
güvenceli bir oylama biçimi kabul etmiş olacağı düşünülemez. Bu yönde
Anayasa'da açık bir kural bulunmaması, Anayasa Koyucunun Anayasa doğrultusunda
düzenlenecek içtüzüklerde bu durumun gereğince düzenleneceği düşüncesine yer
vermiş olduğunu gösterir, yoksa Anayasa değişikliğinin oya konulmasında, olağan
bir yasanın yapılması sırasında iki meclis arasında çıkan uyuşmazlığın çözümünde
benimsenen yoldan daha az güvenceli bir oylama yolu istediği anlamına gelmez.
2-
Millet Meclisi içtüzüğünün 132. maddesinin ikinci fıkrasında (Bu nizamname
mucibince açık, veyahut gizli rey'e müracaat zarurî olmayan bütün hususlarda
işarı rey istimal olunur.) Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün (işarî oy) başlıklı
105. maddesinde (a - Aşağıdaki hallerde işarı oya başvurulur :) denildikten
sonra birinci fıkrada (Bu tüzük gereğince açık veya gizli oya müracaat zarurî
olmayan hususlarda) denilmektedir. Böylece, işarî oyun ilke olduğu, öbür oylama
biçimlerinin ise ayrık durum olduğu görülmektedir. Millet Meclisi içtüzüğünün
135. maddesinde (Muvazeneî Umumiye Kanunu lâyihası ile vergi ihdas ve ilgasına
veyahut vergilerin arttırılmasına veya eksiltilmesine ve muahade ve
mukavelelerin tasdikine müteallik kanun lâyihaları hakkında doğrudan doğruya
açık rey'e müracaat olunur.), Senato İçtüzüğünün (Açık oy'a başvurma halleri)
başlıklı 107. maddesinde de (Aşağıdaki hallerde açık oy'a başvurulur.)
denildikten sonra (1. Bütçe Kanun tasarısının oylamasında, - 2. vergi koyan
veya kaldıran yahut vergileri arttıran veya eksilten kanun tasarılarının
oylamasında, - 3. antlaşma veya sözleşmelerin onaylanmalarını uygun bulan kanun
tasarılarının oylanmasında) denilmiştir. Görülüyor ki Millet Meclisi
içtüzüğünün 135. maddesi ile Senato İçtüzüğünün 107. maddesindeki kurallar
uyarınca, önemli sayılan bir takım işlerin oylamalarında açık oylamaya
başvurulması zorunlu kılınmıştır. Vergi koyan veya kaldıran, vergileri arttıran
veya eksilten kanun tasarılarının oylamasında ve ancak bir yıllık süre için
geçerli bulunan bütçe taşanlarının oylamasında açık oylamayı gerekli görmek,
bunlardan daha çok önemli bulunan Anayasa değişikliği için böyle bir oylamaya
gerek görmemek, hukuk mantıki ile bağdaştırılamıyan bir durum olur. İmdi,
Anayasa Koyucu, içtüzük düzenlemesi ile bu güvencenin sağlanmasını istememiş,
böyle bir güvenceye gerek görmemiş olamaz. Anayasa'nın 155. maddesinde Anayasa
değişikliği için özel kurallar ve üçte iki çoğunluk öngörmüş bulunan Anayasa
Koyucunun üçte iki çoğunluğun gerçekleşmiş olduğunun hiçbir kuşkuya yer
bırakmayacak biçimde saptanmasını istememiş olması kesinlikle düşünülemez. Bu
gerekçelere göre gerek Millet Meclisinde, gerekse Cumhuriyet Senatosunda
maddelerin açık oylama ile kabul edilmemiş olması bir iptal nedenidir. Böyle
bir eksiklik, millet vekili veya senato üyelerinin oylama sonuçlarına karşı
çıkmamış bulunmalarına dayanılarak ortadan kalkmış sayılamaz.
3-
Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 68. maddesindeki değişikliğe ilişkin 16/6/1970
günlü, Esas 70/1, Karar 70/31 sayılı iptal kararının (Resmî Gazete : 7/6/1971
günlü, 13855 sayılı; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi : Sayı 8, Sahife 313 ve
son.) gerekçesinde bir metnin kabul edilmiş sayılması için kabul edenlerin
sayısının saptanması ve bu sayının Genel Kurula duyurulmasının zorunlu bir
koşul olduğu ve bunun Anayasa Mahkemesinin denetimini sağlamak için dahi
gerektiği ilkesi benimsenmiş iken çoğunluk, şimdiki kararda haklı bir neden
olmaksızın bu ilkeden dahi vazgeçmiş bulunmaktadır.
Sonuç
: Dâva konusu Yasanın bütün maddelerinin açık oya başvurulmaksızın kabul
edilmiş olması nedeni ile iptaline karar verilmesi gerekli iken dâvanın
reddedilmiş olmasına karşıyım.
KARŞIOY
YAZISI
Anayasa'nın
73. maddesinin değiştirilmesini öngören 17/4/1970 günlü ve 1254 sayılı Kanun
hem yasama meclislerinde uygulanan görüşme usulü ve oylamada aranan yeter sayı
açısından, hem de kapsadığı hükümler yönünden Anayasa'ya aykırıdır.
I-
Yasama meclislerinde uygulanan görüşme usulü açısından Anayasa'ya aykırılık
nedenleri :
Söz
konusu kanun, yasama meclisleri içtüzüklerinde kanunların görüşülmesi için
konulmuş bulunan olağan süreler kısaltılmak suretiyle görüşülerek karara
bağlanmış, bu suretle ivedilikle müzakeresi yapılmıştır.
Gerçekten
söz konusu kanuna ilişkin teklifin yasama meclislerindeki görüşülmesi işlemleri
şu yolda cereyan etmiştir :
a)
Millet Meclisinde:
13/4/1970
günlü 68. birleşimde verilen ve seçimlerle ilgisini ve önemini gerekçe alarak
öne süren bir öncelik önergesinin kabulü ile söz konusu kanun teklifi
gündemdeki 18. sırasından çıkarılarak hemen ele alınmış ve aynı birleşimde
birinci görüşülmesi sonuçlandırılmıştır.
Ertesi
günkü (14/4/1970) 69. birleşimde, aynı gerekçeye dayanılarak verilen ve
(Teklifin bir an evvel kanunlaşmasını sağlamak için) denilmek suretiyle de
tutumdaki aceleciliği ayrıca belirten bir önerge ile, İçtüzüğün 76. maddesi
gereğince iki müzakere arasında normal olarak geçmesi zorunlu bulunan 5 günlük
süre beklenilmeden görüşmenin yapılması teklif edilmiş ve bu teklif kabul
olunarak aynı birleşimde ikinci görüşmesine başlanmış ve bitirilmiştir.
Görüldüğü
gibi kanun teklifinin Millet Meclisindeki görüşülmesinde, içtüzüğün, kanunların
müzekkeresine ilişkin olağan usullerden ayrılınmış, yani gündemdeki sırasına ve
iki görüşme arasında geçmesi zorunlu olan 5 günlük süre kaydına riayet
olunmadan, içtüzüğün verdiği bazı imkânlardan faydalanılarak ivedilikle
görüşmesi yapılıp tamamlanmıştır.
b)
Cumhuriyet Senatosunda :
Millet
Meclisince kabul edilen metin 15/4/1970 gününde C. Senatosuna gelmiş, o gün
Anayasa ve Adalet Komisyonuna havalesi yapılarak aynı günde de sözü geçen
Komisyonca müzakeresi tamamlanmış ve 16/4/1970 günlü 60. C. Senatosu
birleşiminde verilen ve (Kanun teklifinin müstaceliyeti sebebiyle bütün işlere
takdimen, gelen kâğıtlardan gündeme alınarak öncelikle görüşülmesini) isteyen
bir önerge ile gündeme alınarak bütün işlerden önce müzakerenin yapılması kabul
edilmiş ve aynı günde birinci görüşülmesi tamamlanmıştır.
C. Senatosu
Genel Kurulunun ertesi günkü (17/4/1970) 61. birleşiminde, içtüzük hükümlerine
göre iki görüşme arasında geçmesi zorunlu olan beş günlük süre beklenmeden
öncelikle görüşülmesini isteyen bir önergenin kabulü ile görüşmelere hemen
başlanarak aynı günde sonuçlandırılmıştır.
Meclislerin
içtüzüklerinin konuya ilişkin hükümleri ise şöyledir :
a-
Millet Meclisi İçtüzüğünün 78. maddesi, iki defa müzakereye tabî olan işlerin
gündemdeki sırasını belirtmiş ve bunların komisyonlardan Başkanlığa geliş
sırasına göre müzakereye konulacağı esasım kabul etmiştir.
İki
defa müzakereye tabi kanun tasarı veya tekliflerinin görüşülmesinde takip
olunacak olağan usul böylece belli edilmiştir. Gerçi içtüzük, bunun dışında
Meclis kararıyle başka bir yol tutabileceğini de kabul etmiş ise de olağan usul
dışındaki bu yollara ancak acele bir durumun mevcut olması halinde başvurulması
gerektiğini de şart koymuştur. Şöyle ki :
Millet
Meclisi İçtüzüğünün beşinci bölümü (5. bap), "müstaceliyet ve takdimen
müzakere" başlığını taşımakta ve 70,-73, maddeleri (müstaceliyet) kararı
ile müzakereyi, 74,-75. -maddeleri (takdimen) veya (hemen) müzakereyi ve 76.
maddesi de iki müzakere arasında geçmesi zorunlu olan 5 günlük aradan ne
suretle vazgeçilebileceğini düzenlemektedir.
Bu
maddelerde sözü edilen usullerin, adları değişik olmakla beraber, hepsinin de,
zorunluk olması halinde ve gerekçesi belirtilmek suretiyle olağan usullerden
ayrılarak tasarı ve tekliflerin acele sonuçlandırılması amacını taşıdıkları
açıkça görülmektedir. Gerçekten; (müstaceliyet-ivedilik) kararı iki defa
müzakereden kurtulmayı; (takdimen-öncelik) ve (hemen müzakere) kararları
gündemdeki öteki işlerden öne ve hemen görüşmeye başlamayı, iki müzakere
arasındaki 5 günlük aranın kaldırılması da peşpeşe iki günde bile görüşmenin
yapılmasını sağlıyan usullerdir ve bu nitelikleriyle bunların hepsinin de
olağan usul dışında (acele-ivedi) bir usul uygulaması sonucunu doğurdukları
meydan dadır,
b-
C. Senatosu İçtüzüğünün konuya ilişkin hükümleri de aynı niteliktedir :
C.
Senatosu İçtüzüğünün 44. maddesi, işlerin gündemdeki alacakları sırayı, kanun
tasarılarının komisyonlardan Başkanlığa gelme sırasına göre görüşüleceğini,
gerekirse Genel Kurulun bu sırayı değiştirebileceğini belirtmektedir.
İçtüzüğün
70. maddesi, ilgili komisyonlarca incelenen kanun tasarı veya tekliflerinin
bastırılarak üyelere dağıtılacağı, dağıtımdan itibaren iki tam gün geçmedikçe
gündeme alınamıyacağı kuralını koymuş, ancak maddede gösterilen kişilerin
yazılı ve gerekçeli istemleri üzerine Genel Kurul kararıyla daha önce de
gündeme alınabilme imkânını tanımıştır.
İçtüzüğün
75. maddesi, tasarı ve tekliflerin ikinci görüşmesinin, birinci görüşmeden en
az beş gün sonra yapılabileceğini, ana ilke olarak koymuş, ancak maddede
sayılanların gerekçe beyaniyle ve yazılı olarak ikinci görüşmenin beş günden
önce yapılmasını işleyebilmelerine de imkân vermiştir.
İçtüzüğün
45.-49. maddeleri de (öncelikle görüşme), (ivedilik karan) konularını
düzenliyerek bunların niteliklerini belirlemiştir. Bu maddelerin hükümlerine
göre, C. Senatosunca, yazılı ve gerekçeli istemler üzerine alınan öncelik ve
ivedilik kararları da Millet Meclisinin yukarıda açıklanan (Öncelik) ve
ivedilik) kararlarıyla aynı sonucu doğurmaktadır.
Bu
açıklamadan anlaşıldığı gibi, C. Senatosu içtüzüğünün öngördüğü (öncelik,
ivedilik, iki görüşme arasında geçmesi gerekli beş günlük aradan kurtulma)
usulleri de, kanunların görüşülmesinde uygulanan olağan içtüzük usulleri
dışında acele hallerde başvurulması gerekli (acele usul) hükümlerinden
ibarettir.
Hakkında
iptal dâvası açılmış bulunan 1254 sayılı Kanuna ilişkin teklifin gerek Millet
Meclisindeki, gerekse C. Senatosundakî görüşülmesinde uygulanan; (öncelikle
müzakere, beş günlük aradan kurtularak peşpeşe gelen iki günde görüşme) ve C.
Senatosunda ayrıca uygulanan (gündemde olmadığı halde iki tam gün geçmeden
hemen gündeme alma) usulleri, söz konusu kanunun, içtüzükte öngörülen acele
usullerin uygulanması suretiyle meclislerde görüşüldüğünü açıkça ortaya
koymaktadır.
Anayasa'nın
155. maddesi,
(........
Anayasa'nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler ivedilikle görüşülemez.
Anayasa'nın
değiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü, birinci fıkradaki
kayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümlere
tabidir.)
Kuralını
koymaktadır.
Buna
göre Anayasa değişikliğine ilişkin teklifler, 155. maddenin birinci
fıkrasındaki kayıtlar dışında ve bu arada ivedilikle görüşülememek) şartiyle
diğer kanunların tabi olduğu işleme tabi tutulacaklardır.
1961
Anayasa tasarısının bu maddeye ilişkin gerekçesinde, maddede sözü edilen
(İvedilikle görüşme) konusu hakkında bir açıklama yoktur. Maddenin Temsilciler
Meclisindeki görüşülmesinde de bu konuya hiç değinilmemiştir. Şu duruma göre
Anayasa Koyucunun 1924 Anayasa'sında bulunmayan bu sınırlamayı koyarken ne gibi
bir erek gütmüş olabileceğinin araştırılması gerekmektedir.
27
Mayıs 1960 dan önceki dönemde yurtta en çok tartışılması yapılan konuların
başında, kanunların yasama organında gereken dikkat ve itina gösterilmeden
çıkarıldığı, bilhassa iktidar partisinin, kanunlar üzerinde yasama meclisine
enine boyuna inceleme ve araştırma yapma fırsatı vermediği, içtüzüğün, gerekli
ve zorunluk olan hallerde kanunların meclisdeki müzakerelerinin
çabuklaştırılmasını sağlayabilmek amacı ile kabul ettiği istinai yolların;
gerçek ve zorunluk bulunup bulunmadığı üzerinde titizlikle durulmayarak hemen
her hadisede uygulanmak suretiyle sanki olağan müzakere usulü haline
getirildiği ve bu suretle hem muhalefetin, hem de bizzat yasama organının kanunlar
üzerinde etkili bir şekilde denetim yapmasının engellendiği ve bunun
neticesinde de yasama sözlüğüne "eksper kanunlar" adiyle geçen
aceleye getirilmiş kanunların çıkarılmış olmasının alabildiğine şikâyet ve
eleştirme konusu yapıldığı hatıralardadır.
Bu hatıraların
henüz tazeliklerini muhafaza ettikleri bir zamanda kabul edilmiş bulunan 1961
Anayasası'nın da, hiç değilse gelecek Anayasa değişiklikleri üzerinde, yasama
meclislerinin enine boyuna inceleme ve araştırma yapabilmelerine olanak
sağlamak için, acele usullerin uygulanmalarını yasaklamayı bir Anayasa kuralı
ile pekiştirmeyi öngörmüş olacağını düşünmekte hata olmasa gerektir. Bu
bakımdan Anayasa'nın 155. maddesinde kullanılan "ivedilik"
sözcüğünün, içtüzüklerde geçen ve acele müzakereye imkân veren usullerin yalnız
(ivedilik) deyimiyle ifade edilen bir türüne hasredilip diğer acele müzekkere
usullerinin bunun dışında sayılması şu sebeplerle doğru değildir :
l-
Anayasa Koyucunun maksadı, Anayasa gibi hukuk düzeninin temeli olan ve üstün
kural niteliğinde bulunan ilke ve hükümlerin değiştirilmesi işinin acele
usullerden kurtarılarak enine boyuna yasama meclislerinde incelenmesine olanak
sağlamak olduğuna göre bununla bağdaştırılması mümkün olmayan her çeşit usul
kolaylığı, her acele müzakere yolu Anayasa Koyucunun maksadına aykırı düşer.
Henüz
gündemdeki müzakere sırası gelmemiş bir Anayasa değişikliği teklifinin bir
kararla gündemde sıra bekliyen diğer işlerin önüne geçirilerek hemen müzakereye
başlanması, daha gündeme bile girmemiş bir teklifin hemen gündeme alınarak
derhal müzakereye geçilmesi, iki müzakere arasında geçmesi zorunlu olan beş
günlük süre kaldırılarak peşpeşe iki günde müzakerenin tamamlanması suretiyle
yürütülen bir görüşme usulünün yasama meclislerinin bu teklif üzerinde gereği
gibi inceleme yapmasını engelleyen acele usul uygulamaları olduğunda kuşku
gösterilemez. Hele iki müzakere arasında geçmesi zorunlu olan beş günlük aranın
kaldırılarak üst üste iki gün içinde müzakere yapılmasından, tek müzakere
usulünün vereceği sonuçtan başka bir sonuç alınabileceği düşünülemeyeceğinden
bu kanunun her iki yasama meclisindeki görüşülmesinde de içtüzüklerin
(Müstaceliyet - ivedilik) diye adlandırıldığı görüşme usulünün değişik bir
biçimde uygulanmış olduğu gerçeği açıkça ortaya çıkar.
Özetlemek
gerekirse Anayasanın 155. maddesinde geçen (ivedilikle görüşülemezlik)
ilkesinin, içtüzüklerde acele müzakere usullerinden sadece bir türüne verilmiş
bir ad olan (ivedilik) deyimi ile eş manada sayıp 155. maddedeki ilkeyi bu
deyimin sınırlan içine sıkıştırarak yorumlamakta isabet yoktur. Böyle bir
yorumun Anayasa Koyucunun amaçlan ile bağdaştırılması mümkün değildir. Hattâ;
bu biçimdeki bir yorum Anayasa Koyucunun, kendi amacından çok, bir takım
sözcüklerin, yerine göre Anayasa ilkesinin asıl maksadım da bertaraf edici
nitelik alabilen dar manalarına değer verdiği sonucunu çıkarma zorunluğunu
ortaya koyar ki böyle bir düşünceye, genel olarak Anayasa ilkelerinin üstünlüğü
prensibi ve özel olarak da 1961 Anayasası'nın nitelikleri ve genel yapısı
açısından yer verilmesi mümkün değildir.
2-
Öteyandan Anayasa'nın 155. maddesinde sözü geçen (ivedilikle görüşülemez)
ilkesinin, Millet Meclisi eski içtüzüğünün 1961 Anayasa'sının geçici 3. maddesi
gereğince halen de yürürlükte devam eden 70., 71. ve 72. maddelerinde sözü edilen
bir teklif veya tasarı hakkında (müstaceliyet) kararı verilmesi halinde
uygulanacak (yalnız bir defa müzakere) edilme usulünü hedef tuttuğu ve sadece
bu manayı taşıdığı görüsü, bir Anayasa kuralını, bir içtüzük kuralına bağlamak
ve ona tabi tutmak sureliyle Anayasa kurallarının üstün kurallar oldukları ve
ancak yeni bir Anayasa kuralı ile değiştirilip kaldırılabilecekleri ilkesine de
aykırıdır.
Zira
içtüzükler yasama meclislerince salt çoğunlukla kabul edilen ve ihtiyaca göre
de kolaylıkla değiştirilen bir takım usul hükümleri koyarlar. Bugünkü içtüzükte
(müstaceliyet kararına) verilen anlam ve bu isim altında konulan usul,
yapılacak bir değişiklikle bir başka biçime sokulabilir. Hattâ deyim tamamen
kaldırılarak yine aceleyi sağlıyan başka türde bir müzakere usulü konulabilir.
Anayasa'nın 155. maddesi hükmünün yukarıda açıklanan biçimde anlaşılması, bu
gibi hallerde Anayasa kuralının da aynı değişikliklere tabi olarak değişik
şekillerde uygulanması veya tamamen uygulama olanağını kaybetmesi sonucunu ortaya
koyar ki böyle bir sonucu, Anayasa kuralının üstünlüğü niteliği ile
bağdaştırmak mümkün değildir.
Bu
açıklama da göstermektedir ki 155. maddedeki (ivedilikle görüşülemez) ilkesini,
Anayasa Koyucunun maksadı ve dilimizde bu deyime verilen objektif ve genel mana
doğrultusunda yorumlayarak Anayasa değişikliklerinde olağan görüşme usullerinin
uygulanması, "acele=ivedi" olarak sonuca varmak için olanak sağlayan
bütün usul ve yolların kapalı olduğunun kabul edilmesi zorunluğu ortadadır.
Yukarıda
da açıklandığı üzere bu kanunun hem Millet Meclisinde hem de Cumhuriyet
Senatosundaki görüşmelerinde içtüzüğün acele müzakereye imkân veren
usullerinin, müstaceliyet karan hariç olmak üzere, hepsine başvurulmuş ve bu
suretle kanun teklifi (acele = ivedilikle) yasama meclislerinde müzakere
edilmiştir.
Kanunun
meclislerde geçirdiği müzakere evreleri ve süreleri incelendiğinde şu ilginç
görünüm ortaya çıkmaktadır.
l-
Kanun teklifi Millet Meclisi Anayasa Komisyonunun 9/4/1970 günlü raporu ile
kabul olunarak Meclis Genel Kurulunun 13/4/1970 gündeminin 18 inci sırasında
yerini almıştır.
2-
Millet Meclisinde verilen öncelik önergesinin kabulü üzerine bütün işlerden öne
alınarak 13/4/1970 gününde birinci görüşülmesi tamamlanmıştır.
3-
İki müzakere arasında olağan olarak geçmesi gerekli beş günlük süre Meclis
karan ile kaldırılarak, birinci görüşmenin ertesi günü 14/4/1970 tarihinde
ikinci görüşülmesi tamamlanmıştır.
4-
Millet Meclisi Başkanlığınca bütün işlemler hemen tamamlanarak dosya, ertesi
15/4/1970 gününde C. Senatosu Başkanlığına gönderilmiştir.
5-
C. Senatosu Başkanlığınca dosya, geldiği 15/4/1970 gününde Anayasa ve Adalet
Komisyonuna havale edilmiş ve aynı günde bu Komisyonca müzakeresi tamamlanıp
raporu yazılarak C. Senatosu Başkanlığına sunulmuş, aynı günde bu raporun bastırılarak
üyelere dağıtılması sağlanmıştır.
6-
Ertesi 16/4/1970 günlü C. Senatosu Genel Kurulu birleşiminde henüz gündeme bile
girmemiş olan bu rapor bir önerge üzerinde verilen kararla gündeme ve
gündemdeki işlerin de önüne alınarak ilk görüşmesi yapılmıştır.
7-
C. Senatosunun ertesi günkü birleşiminde (17/4/1970), iki müzakere arasında
geçmesi gerekli beş günlük süre bir kararla kaldırılarak hemen ikinci görüşmesi
yapılıp kanunlaştırılmıştır.
Görüldüğü
gibi söz konusu kanun teklifi, olağan yasama çalışmalarına nazaran pek kısa
olan beş gün gibi süre içinde komisyon çalışmaları da dahil olmak üzere Millet
Meclisinde ve C. Senatosunda görüşülerek kanunlaştırılmıştır.
Ender
rastlanacığında kuşku olmayan bu derece bir sür'at, bu kanunun yasama
meclislerinde ivedilikle işlem gördüğünün açık bir kanıtını gözler önüne
sermekte ve söz konusu kanun da böylece "Ekspres kanunlar" manzumesi
arasında yerini almış bulunmaktadır.
Özetlemek
gerekirse, 1254 sayılı Kanuna ilişkin teklif, yasama meclislerinde ivedilikle
görüşülmüştür. Bu bakımdan Anayasa'nın 155 inci maddesine aykırılığı açık
olduğundan sözü edilen kanunun iptal edilmesine karar verilmelidir.
II-
Oylamada gerekli yeter sayı açısından Anayasa'ya aykırılık nedeni ;
Millet
Meclisindeki görüşmelerde, Anayasa'nın 155. maddesinde aranan 2/3 yeter sayının
rakamlara dayanarak kesinlikle saptanmadığı görülmektedir.
Gerçekten
teklifin Millet Meclisindeki görüşülmesi sırasında oylama sonuçlarının
Başkanlıkça "Kabul edilmiştir" denilmek suretiyle Genel Kurula
duyurulduğu ve bu ifadenin Anayasa'nın aradığı 2/3 çoğunluğun sağlandığının
saptanmış olduğu manasında kullanıldığının da keza tebliğlerle açıklandığı
görülmektedir.
Halbuki
yasama meclisleri başkanlıklarının işlemleri, gerek meclislerde müzakereye
katılan üyelerce, gerekse dâva veya itiraz hallerinde Anayasa Mahkemesince
denetime tabi olan işlemlerdendir. Bu gibi hallerde gerek toplanma yeter,
sayısının, gerekse karar yeter sayısının var olup olmadığının, diğer bir
deyimle Başkanlığın bu konudaki beyanlarının denetlenebilmesi için içtüzüğün
134. maddesi gereğince yapılacak sayım sonucuna göre kaç üyenin oylamaya
katılmış olduğunun, "kabul" "red" ve "çekimser"
oy kullananların sayısının rakamlarıyle Genel Kurula açıklanması ve bu neticeye
göre tüzüğün 145. maddesi de ayrıca uygulanarak, oylanan metnin (kabul) veya
(red) olunduğu kararının bildirilmesi zorunludur. Bu konuda İçtüzüğün sadece
145. maddesi öne sürülerek yapılan işlemin içtüzüğe uygun olduğu savunulamaz.
Zira bu madde, bütün oylama çeşitleri sonucunda saptanan sayının neticesine
göre beliren meclis kararının ayrıca Başkanlıkça tescili amacını taşır, nitekim
açık veya gizli oylama sonunda yapılan sayımların nitelikleri de Genel Kurula
bildirilmekle beraber 145. madde gereğince oya sunulan kanunun (kabul) veya
((red) olunduğunun da ayrıca Başkanlıkça Genel Kurula tebliği zorunludur. Yani
gerek sayıların, gerekse bu sayılara göre beliren kararın meclislere
duyurulması, öteki oylama türlerinde ne derece zorunlu ise işari oylama türünde
de aynı usulün uygulanması içtüzük açısından zorunludur.
Kaldı
ki yukarıda da açıklandığı gibi yeni Anayasa ile kurulan Anayasa Mahkemesinin
denetimi sistemi de bunu ayrıca zorunlu kılmaktadır. Bu işlemler bu açıklıkla
yerine getirilmedikçe daima kuşkuya yer verir ve bu bakımdan da gerekli
çoğunlukların var olduğu savunulamaz ve kabul edilmez.
Daha
önceki bir iptal dâvasına ilişkin kararında Anayasa Mahkemesi bu konudaki
görüşünü de böylece açıklamış bulunmaktadır: (Bak: 16/6/1970 günlü ve
1970/1-1970/31 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı; Resmi Gazete : 7 Haziran 1971,
Sayı : 13858, Sayfa : 6)
Bu
bakımdan oylama sırasında oy veren üye sayısı ile bunların hangi doğrultuda oy
kullandıklarını belirten rakamlar Başkanlıkça genel kurula açıkça duyurulmamış
ve sonuçta da bunlar tutanaklara geçirilmemiş olduğu cihetle Anayasa'nın 155.
maddesinde yer alan 2/3 yeter sayının sağlanmış olduğu kesinlikle belli
değildir.
Buna
göre oylamanın Anayasa'ya ve içtüzüğe uygun olarak yapılmadığı gibi gerekli
çoğunluğun sağlandığı konusunda başkanlığın tebliğinden başkaca doyurucu bir
kanıtda ortada bulunmadığından sözü geçen kanunun Anayasaya bu açıdan da aykırı
düştüğünü kabul etmek zorunludur ve bu nedenle de iptaline karar vermelidir.
III-
Söz konusu 1254 sayılı Kanun esas yönünden de Anayasaya ay kındır:
Bu
kanunla Anayasa'ya eklenen geçici 11. madde île yasama dönemleri 6 yıldan öteye
uzatılan Senato üyeleri, Anayasa'nın 73. maddesinin bu kanunla değiştirilmeden
önceki hükümlerine dayanarak seçmenler tarafından altı yıl için seçilmişlerdir.
Seçim tarihinde 73. maddeye bu kanunla getirilmiş olan değişiklik mevcut
olmadığından, seçmenin, seçtiği kimsenin Senato üyeliğinin evvelce bilinen
müddetler sonunda biteceğine göre oyunu kullandığı varsayılır.
Geçici
11. madde ise bu müddeti dolduran ve seçmene göre C. Senatosu üyeliği-biten bir
kısım kimselere kanunla, yani seçimsiz olarak yasama görevini sürdürme yetkisi
vermekte, daha açık bir devimle kanunla bu müddet için C. Senatosu üyesi tayin
etmektedir. Halbuki Anayasa'nın Cumhuriyetin niteliklerini belirten 2.
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin,"demokratik bir hukuk devleti"
olduğu belirtilmektedir. Senatolarda, müessesenin tabiatı icabı olarak makûl
nispetler içinde seçime dayanmayan üyelere yer verilmiş olmasının, kuruluşun
"demokratik" niteliğini zedelemediği, bir ölçüde, savunulabilir.
Ancak Senatonun seçilmiş üyelerinin 1/3 üne varan bir kısmına seçim müddetleri
bittiği halde belli bir süre için kanunla yasama görevi verilmesi ve onların bu
müddet içinde de seçilmiş Senato üyesi olarak kabul edilmesi, yani seçmen oyu
yerine kanunun ikame olunması, "demokrasi" kavramı ile
bağdaştırılamaz.
Bu
nedenle seçim sırasında Anayasa'da mevcut bulunan ve seçmen tarafından
bilindiği varsayılan hükümlere göre seçilen yasama meclisleri üyelerinin
seçimlerden sonra yapılacak Anayasa değişiklikleriyle müddetlerinin
uzatılmasının, seçmen oyu yerine kanunun konularak kanunla yasama meclisi üyesi
tayin edilmiş olmaktan öte bir niteliği yoktur ve böyle bir kanunun da demokrasi
esaslarına ve bu yönü ile Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı meydandadır.
Bu
sonuca göre kanunun bir başka yönü daha ortaya çıkmaktadır:
Türkiye
Cumhuriyetinin niteliklerim belirten Anayasa'nın 2. maddesi, Anayasa'nın 9.
maddesiyle birlikte ele alınması zorunlu hükümleri taşımaktadır. Zira
Anayasa'nın 9. maddesiyle konulmuş bulunan (değişmezlik) ilkesinin, sadece
(Cumhuriyet) sözcüğünü hedef almadığı, 2. maddede sayılan nitelikleriyle
birlikte Cumhuriyet rejiminin değişmezliği ilkesini getirdiği kuşkuya yer
vermiyecek derecede ortadadır. (Bak. 16/6/1970 günlü, 1970/1 -1970/31 sayılı
Anayasa Mahkemesi kararı; Resmi Gazete : 7/6/1971, Sayı : 13858, Sayfa : 3-4).
Durum
bu açıdan ele alınınca Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan Cumhuriyet
niteliklerinden herhangi birisini açık veya dolaylı bir biçimde de olsa
değiştirici nitelikte kanun teklifine ve böyle bir kanunun kabulüne Anayasanın
9. maddesi müsaade edemez.
Bir
kanunun teklifi ve oylanarak kabulü işlemlerinin ise esastan ziyade şekle
ilişkin konular olduğunda şüphe yoktur.
Olayda
ise söz konusu 1254 sayılı Kanun, Anayasa'nın 2. ve 9. maddelerine aykırı
olarak teklif ve kabul olunmuştur.
Şu
duruma göre 1254 sayılı Kanunun geçici 11. maddesi şekil yönünden de Anayasa'ya
aykırı bulunduğundan iptali gerekmektedir.
Yukarıki
nedenlerle kararın konuya ilişkin bölümlerine karşıyım.
Sayın
Muhittin Gürün'ün esasa ilişkin karşıoy yazısının III. bendindeki esasa ilişkin
görüşe katılıyorum, bu nedenle çoğunluk kararına karşıyım.
KARŞIOY
YAZISI
Anayasanın
85. maddesinin ilk fıkrasında "Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler
çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler"
denilmektedir. Anayasa hükümleri arasında İçtüzük'e esas olacak bir takım temel
hukuk, kuralları yer almış ve böylece nirengi noktaları tespit edilmiş
bulunmaktadır. Meclisteki çalışmaların İçtüzük hükümlerine uygun olmayarak
cereyan etmesi mümkündür. Ancak böyle bir faaliyetin Anayasa ilkeleriyle
çatışık bir yönü yoksa, o çalışma, Anayasaya aykırı olmayan ve fakat içtüzük
hükmüne ters düşen bir nitelik kazanır. Anayasa kurallarına karşı olmayan,
diğer yönden İçtüzük kaidelerine aykırı bir biçimde oluşan Meclisler
çalışmalarının Anayasaya aykırılığından çoğu kez söz edilmez.
Anayasada,
görüşmelerin oylama biçimine ilişkin 92. madde dışında bir hüküm yer
almamıştır. Millet Meclisi içtüzüğünün 132. maddesinde "Bu nizamname
mucibince açık veyahut gizli reye müracaat zaruri olmayan bütün hususlarda
işari rey istimal olunur" denilmekte ise de, aynı İçtüzükte, bazı kanunlar
için doğrudan doğruya açık oya başvurulacağı saptanarak 135. madde
düzenlenmiştir.
Yasa
biçiminde oluşarak Anayasa hüviyetine bürünecek ve böylece Devlet hayatı
içindeki bütün çalışmalara dayanaktık yapacak ve yasama yürütme ve yargı
organlarım idare makamlarını ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları
niteliğini kazanacak bir belgenin, sözü edilen 135. maddede belirtilen
kanunlardan daha geride ve onlardan daha az önemli olduğu hiç bir şekilde
düşünülemez. O halde 135. maddede hükmü ile benimsenen bu ilke içine Anayasayı
değiştiren kanunların öncelikle girdiğini kabul etmek gerekir. Cumhuriyet
Senatosu içtüzüğünde de aynı hükümler yer aldığı halde, Kanunun tümünün açık
oya sunulmuş olması da bu görüşün doğruluğunu kanıtlar.
Bütün
bu açıklamalardan çıkan sonuca göre, kanunun tümünün Millet Meclisinde açık oya
konulmayarak işari oya sunulması, içtüzüğün 135. maddesine aykırı bulunmuş, ve
fakat bu husus kanunu Anayasaya aykırı bir biçime dönüştürmemiştir.
Davacının
yeter sayının gereğince hesaplanıp açıklanmadığı yolundaki iptal isteminin,
Millet Meclisindeki oylamalarda İçtüzük hükümlerine aykırı bir yön
bulunmadığından reddedilmesine dair çokluk görüşüne gerekçe yönünden karşıyım.