ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1970/49
Karar sayısı:1971/11
Karar günü:28/1/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:4.5.1971/13826
İptal
dâvasını açan : Türkiye İşçi Partisi
Dâvanın
konusu : (657 sayılı Devlet Memurları Kanununun bazı maddelerinin
değiştirilmesi ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesine ve bu kanunun kapsamı
dışında kalan kamu personelinin aylık ve ücretlerine dair) 31/7/1970 günlü,
1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendinin Anayasa'nın 82. maddesine
aykırı olduğu öne sürülerek iptaline karar verilmesi isteminden ibarettir.
II-
Metinler :
a -
İptali istenen hüküm :
657
sayılı Devlet Memurları Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna
bazı maddeler eklenmesine ve bu kanunun kapsamı dışında kalan kamu personelinin
aylık ve ücretlerine dair) 31/3/1970 günlü, 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin
(C) bendi :
Madde
93- 657 sayılı Delvet Memurları Kanununun yürürlüğe girmesi :
A-
...............................................
B-
................................................
C-
Genel bütçeye dahil olup da Genel Kadro Kanunu ile ilişkisi bulunmayan
kurumlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince yapılacak her türlü
ödemelerle ilgili hükümler 1/3/1970 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu
kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.)
b -
Dayanılan Anayasa hükmü :
Madde
82- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yollukları kanunla
düzenlenir. Ödeneğin aylık tutarı birinci derecedeki devlet memurunun aylığını,
yolluk da ödeneğin yarısını aşamaz.
Ödenek
ve yollukların en çok üç aylığı önceden ödenebilir.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin aylık ve ödeneklerine her ne suretle olursa
olsun yapılacak zam ve ilâveler, ancak bu zam ve ilâveleri takip eden
milletvekilleri genel seçiminden sonra uygulanır.
c -
Konuya ilişkin öteki hükümler :
l-
14/7/1965 günlü, 657 sayılı Devlet .Memurları Kanununun 236. maddesi:
22
Ocak 1962 tarihli ve l sayılı Kanunun değiştirilmesi :
Madde
236- 22/Ocak/1962 Tarihli ve l sayılı Kanunun 1. maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Madde
l- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin Ödeneklerinin aylık tutan, Devlet
Memurları Kanunu ile tesbit olunan en yüksek göstergenin tutarıdır. Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin yolluklarının aylık tutarı, yukarıdaki fıkraya
göre tespit edilen ödeneklerinin aylık tutarının yarısına eşittir. Bu yolluklar
hiç bir surette haczolunamaz. Yukarıdaki fıkralarda yazılı ödenek ve
yollukların tediyeye esas olan tutarları her bütçe yılı, Devlet Memurları
Kanununun 154. maddesinde yazılı katsayısının uygulanması suretiyle hesap
olunur.
2-
30/5/1970 tarih ve 1286 sayılı 1970 yılı Bütçe Kanununa ek kanun.
No.
1328 Kabul tarihi : 31/7/1970
Madde
l-1970 Malî yılı Bütçe Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir :
Ek
Madde l- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 154. maddesi uyarınca sınıflara
ait gösterge tablosunda yer alan gösterge rakamlarının aylık tutarlarına
çevrilmesinde 1970 Bütçe yılında (7) katsayı uygulanır.
Madde
2- Bu kanunun yayımı tarihinde 1286 sayılı Kanunun 53. maddesi yürürlükten
kaldırılmıştır.
Madde
3- Bu kanun 1/3/1970 tarihinde yürürlüğe girer.
Madde
4- Bu kanunu Maliye Bakanı yürütür.
III-
İlk inceleme :
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 26/11/J970 gününde Lütfi Ömerbaş,
Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda,
Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recaî Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Kani vrana,
Muhittin Gürün, Şevket Müftüğil, Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından işin
esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
IV-
Esasın incelenmesi :
Dâvanın
esasına ilişkin rapor ve ek rapor, dâva dilekçesi, iptali istenen hükümle
Anayasa'ya aykırılık iddiasına dayanıklık eden Anayasa maddesi, konu ile ilgili
diğer hükümler, bunlara ilişkin gerekçelerle yasama meclisleri görüşme
tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A-
1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendi hükmünün sekile yönünden
incelenmesi :
Davacı
parti tarafından ileri sürülmemiş olmakla beraber, Anayasa Mahkemesi davacının
gerekçesiyle bağlı olmadığından, dâva konusu hükmü ihtiva eden 31/7/1970 günlü,
1327 sayılı Kanunun Cumhuriyet Senatosundaki görüşmeleri bakımından Anayasa'ya
aykırı bir durum bulunup bulunmadığı konusu üzerinde durulması gerekli
görülmüştür.
Söz
konusu kanun tasarısına ilişkin dosya, Millet Meclisindeki müzakereler
sonuçlandıktan sonra bu Meclis Başkanlığının 14/7/1970 günlü, 1782 sayılı
yazısı ile Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına gönderilmiştir.
Tasarının
görüşülmesine ve kabulüne ve bu arada Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı seçimine
ilişkin olmak üzere Cumhuriyet Senatosunda yürütülen işlemler aşağıdaki
evrelerden geçmiş bulunmaktadır.
Tasarıyı
inceleyen C. Senatosu Bütçe ve Plân Komisyonunun hazırladığı 19/7/1970 günlü, esas
1/1132 karar 78 sayılı rapor bastırılarak üyelere dağıtılmış ve C. Senatosunun
23/7/1970 günlü birleşiminde Bütçe ve Plan Komisyonu Başkanının önergesi
üzerine tasarının (gündeme alınmasına, öncelik ile görüşülmesine) karar
verilmiştir.
Tasarının
C. Senatosu Genel Kurulundaki görüşülmesi, 23/7/1970 2Q/7/1970
tarihleri arasındaki 99. -104. birleşimlerde tamamlanmış (C. Senatosu Tutanak
Dergisi cilt : 61, sahife : 4-436) ve dosyası, Cumhuriyet Senatosu Başkanı
İbrahim Şevki Atasagun imzalı ve 29/7/1970 günlü. Kanunlar Müdürlüğü 10661 -
î/1132 sayılı yazıya ilişik, olarak Millet Meclisi Başkanlığına gönderilmiştir.
(M. Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem : 3, Cilt : 8, Sahife 930 dan sonraki 200/1
sıra s. basma yazı).
C.
Senatosu üyesi İbrahim Şevki Atasagun, 18 Haziran 1968 günü C. Senatosuna
Başkan seçildiğinden (C. Senatosu Tutanak Dergisi Cilt : 47, Sahife : 93) iki
senelik başkanlık süresi 18 Haziran 1970 gününde sona ermiştir. Bu nedenle C.
Senatosunun 18/6/1970 günlü 81. birleşiminde başkan seçimine geçilmiş ve
yapılan yedi oylamada gerekli çoğunluk sağlanamadığından seçim 23/6/1970 gününe
bırakılmıştır. (C. Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt : 59, Sahife: 364-368)
23/6/1970 günlü birleşimde beş oylama daha yapılmış, fakat hiç bir adaya yeter
sayıda oy verilmediğinden seçim yine sonuçlanamamıştır. (C. Senatosu Tutanak
Dergisi, Cilt : 59, Sahife : 382-384).
C.
Senatosunun 30/6/1970 günlü 85. birleşiminde gündemin 4. maddesi olarak C.
Senatosu Danışma Kurulunun (Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı görevinin yenisi
seçilinceye kadar devam edeceği) ne dair olan 30/6/1970 günlü, 6 sayılı karan
görüşülerek sonuçta 39 a karşı 48 oyla kabul olunduğu başkanlıkça genel kurula
duyurulmuştur. İlân edilen oylama sonucu, (39+48=87) ettiğine göre bu kararın
alındığı sırada C. Senatosunda toplantı yeter sayısının bulunmadığı
görülmektedir. Fakat karar, bu açıdan geçerliliği üzerinde söz edilmeden,
uygulamaya konulmuş bir taraftan da başkan seçimi oylamalarına devam olunmuş ve
nihayet 19/11/1970 günlü birleşimde Tekin Arıburun Başkan seçilmiştir. (C.
Senatosu Tutanak Dergisi. Cilt: 59, Sahife: 434-442 ve Cin: ö2, Sa-hife: 81) Bu
tarihe kadar C. Senatosu başkanlık görevi genel kurulun yukarıda belirtilen ve
Anayasa'ya göre gerekli toplanma ve dolayısiyle karar yeter sayısını toplayamamış
olan 30/6/1970 günlü kararına dayanılarak İbrahim Şevki Atasagun tarafından
yürütülmüştür. Ancak söz konusu 31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Kanunun Cumhuriyet
Senatosunda görüşüldüğü birleşimlerin başkan vekilleri tarafından yönetildiği,
İbrahim Şevki Atasagun'un bu birleşimlere başkanlık etmediği, müzakere sonunda
kanun tasarısına ilişkin dosyanın, C. Senatosu Başkanı sıfatı kullanılmak
suretiyle İbrahim Şevki Atasagun imzasını taşıyan bir yazı ile Millet Meclisi
Başkanlığına gönderildiği, Tutanak Dergisinin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Konunun,
bu bilgilerin ışığı altında incelenmesi aşağıdaki sonucu ortaya koymuştur.
Anayasa'nın
84. maddesi, Millet Meclisi ve C. Senatosu Başkanlarının ikişer yıl için
seçileceği kuralını koymaktadır.
Anayasa'nın
başkanlık süresine ilişkin olan bu kuralı açık ve kesindir. İki yılını dolduran
bir başkanın, sürenin bitimi gününden itibaren başkanlık görev ve yetkileri de
sona ermiş olacağından, Anayasa hükümlerine uygun biçimde yeniden başkan
seçilmedikçe, başkanlık görevine devam etmesi mümkün değildir.
Söz
konusu 84. madde sadece seçilmiş başkan ve başkan vekillerinden söz ettiğine
göre bu maddeye ve İçtüzük hükümlerine uygun biçimde seçilmiş başkan ve başkan
vekilleri dışında meclislere, kararla başkan vekili veya başkan tayin edilmesi
mümkün değildir. Zira Anayasa meclislere bu konuda herhangi bir yetki
tanımamıştır.
C.
Senatosu eski başkanı İbrahim Şevki Atasagun, iki yıllık sürenin bittiği
18/6/1970 gününden itibaren başkanlık sıfatını kaybetmiş olduğu ve yeni bir
başkan da seçilmemiş bulunduğu cihetle bu tarihten yeni başkanın seçildiği
tarihe kadar C. Senatosu Başkanlığının boşalmış (münhal) olduğunu kabul etmek
zorunludur.
Öte
yandan C. Senatosunun 30/6/1970 günlü birleşiminde verdiği, yenisi seçilinceye
kadar eski başkan İbrahim Şevki Atasagun'un başkanlık görevinin devam edeceğine
ilişkin kararı, yukarıdaki açıklamaya göre Anayasa'ya aykırı olarak ve herhangi
kanunî bir mesnedi bulunmadan verilmiş olduğundan ve esasen kararın kabulü
sırasında toplanma yeter sayısının da mevcut olmadığı anlaşıldığından hukukî
değerden yoksundur ve bu bakımdan İbrahim Şevki Atasagun'un başkanlıkta devam
etmesi sonucunu doğuramaz.
Bu
duruma, yani C. Senatosu Başkanlığı boş olduğuna göre, Anayasa'nın 84.
maddesine ve İçtüzük hükümlerine uygun biçimde seçilmiş bulunan başkan
vekillerinin, hem Anayasa'dan aldıkları yetkiye, hem İçtüzüğün 9. maddesinin,
başkanın bulunmadığı hallerde onun yetkilerinin başkan vekilleri tarafından
kullanılacağına ilişkin bulunan hükmüne ve hem de genel hukuk kurallarına
istinaden başkanlık görevlerini kesintisiz devam ettirmeleri gerektiğinde kuşku
gösterilemez.
Özetlemek
gerekirse, 18/6/1970 gününden itibaren C. Senatosu Başkanlığı boşalmıştır. Eski
başkan hakkında alınan kararla yaratılan fiilî halin bu hukukî sonuca etkisi
olmadığından Başkanlık Divanının tümünün, bu yüzden Anayasa'ya aykırı biçimde
kurulmuş duruma düştüğü de öne sürülemez. Başkanlık Divanındaki herhangi bir
görevin boş olması halinin, Divanın tüm olarak kuruluşunu etkilemesi söz konusu
olamıyacağından böyle bir divan tarafından yönetilen birleşimleri ve
birleşimlerde verilen kararları Anayasa bakımından etkiliyerek onları
Anayasa'ya aykırı bir duruma sokacağı sonucuna da varılamaz.
Bu
sebeplerle söz konusu 31/7/1970 günlü ve 1327 sayılı Kanun şekil yönünden
Anayasa'ya aykırı görülemez.
Hakkı
Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş ve Recai Seçkin bu sonuca değişik
gerekçe ile katılmışlardır.
Avni
Givda, söz konusu kanunun şekil yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali
gerektiği düşüncesini öne sürmüştür.
B-
1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendi hükmünün esas yönünden incelenmesi
:
Konunun
çözümü için ilk önce 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı
öne sürülerek iptali istenen (C) bendinin niteliği üzerinde durulmalıdır. Söz
konusu 93. madde,- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ne suretle ve hangi
tarihlerden itibaren yürürlüğe gireceğini düzenlemektedir.
Gerçi
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 238. maddesi de, yürürlüğe girme
hükümlerini 1965 yılında düzenlemiş bulunuyordu. Ancak bu maddenin sadece
birinci fıkrası, kanunun yayınlandığı tarihte yürürlüğe girecek olan
maddelerini belirtmiş, maddenin geri kalan üç fıkrasında yer alan hükümlerin
yürürlüğe girmeleri, o fıkralarda gösterilen kanun, tüzük ve yönetmeliklerin
çıkarılarak yürürlüğe konulmaları şartına bağlanmış ve kanunun tüm malî
hükümlerini kapsayan maddelerin yürürlüğe girmesi ise, kanunun yürürlüğe
girdiği tarihi izliyen mali yıl başına (yani 1966 malî yılına) bırakılmıştı.
Öte
yandan, kanunun 237. maddesinin (b) bendi ile de, devlet memurlarının özlük
haklarına ve malî statülerine ilişkin olan hükümleri kapsayan yürürlükteki
kanunların kaldırılacağı tarih, yukarıdaki hükme mütenazır olarak, kanunun
yürürlüğe girdiği tarihi izliyen malî yıl olarak belirtilmişti.
Ancak
sonradan yürürlüğe konulan 1966, 1967, 1968 yıllarına ilişkin 28/2/1966,
28/2/1967, 29/2/1968 günlü 752, 850, 1029 sayılı Bütçe kanunlarının, sırası
ile, 31., 36., 35. maddelerinde (Genel Kadro Kanunu yürürlüğe girinceye kadar,
657 sayılı Kanunun 237. maddesi ile 238. maddesinin dördüncü fıkrasındaki
"kanunun diğer maddeleri, kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen malî
yılbaşından itibaren yürürlüğe girer." hükmü uygulanmaz.) denilmek
suretiyle söz konusu malî yıllar içinde, hem 657 sayılı Kanunun 238. maddesinde
yer alan ve kanunun tüm malî hükümlerini kapsayan maddelerin yürürlüğe girme tarihleri
bir malî yıldan öteki malî yıla ertelenmiş ve hem de kanunun 237. maddesi ile
yürürlükten kalkacağı hükme bağlanmış olan eski mevzuattaki malî hükümlerin de
yürürlükte kalmaya devam etmeleri sağlanmıştır.
Bunlardan
1968 yılı Bütçe Kanununun 35. maddesinin, açılan iptal dâvası sonunda Anayasa
Mahkemesinin 7/1/1969 günlü ve esas 1968/24, karar 1969/4 sayılı karariyle, bu
maddeye konu olan nitelikteki bir hükmün Bütçe kanunlarında yer alamıyacağı
gerekçesiyle 28/2/1969 gününden geçerli olarak iptal edilmesi üzerine,
çıkarılan 25/2/1969 günlü, 1127 sayılı Kanunla söz konusu hükümlerin
ertelenmesi hali devam ettirilmiştir.
Gerçekten,
2. maddesiyle 28/2/1969 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş bulunan bu
kanunun 1. maddesinde :
(Madde
l- 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 237. maddesi ile
238. maddesinin dördüncü fıkrasının "kanunun diğer maddeleri, kanunun
yürürlüğe girdiği tarihi izliyen malî yıl başından itibaren yürürlüğe
girer" hükmü; sözü edilen kanunun sınıflandırma ile ilgili hükümleri
uygulanabilir hale getirilinceye ve Genel Kadro Kanunu yürürlüğe girinceye
kadar uygulanmaz.
Ancak
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun tadil tasarısının en geç 1971 takvim yılı
başına kadar T. B. M. Meclisine getirilmesi zorunludur.) denilmek suretiyle
evvelce malî yıldan malî yıla yapılan erteleme, bu kanunla (sınıflandırma ile
ilgili hükümlerin uygulanabilir hale gelmesine ve Genel Kadro Kanununun
yürürlüğe girmesine) bırakılmıştır.
Bu
kerre yürürlüğe konulan 31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Kanun ise,
ertelenegelmekte olan bu hükümlerden 237. maddenin (b) fıkrasını, 91.
maddesiyle değiştirmiş ve fıkrada yer alan hükümlerin, Genel Kadro Kanununun
yürürlüğe girdiği ayın son gününden itibaren yürürlükten kalkacağım kabul
etmiş, bu dâvaya konu olan (C) bendini ihtiva eden 93. maddesiyle de (657
sayılı Devlet Memurları Kanununun yürürlüğe girmesi) nî yeni bir düzenlemeye
tabi tutmuştur.
Bu
düzenleme şöyledir :
1-
93. maddenin (A) bendi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun halen yürürlüğe
girmemiş bulunan hükümlerinin, Genel Kadro Kanununun yürürlüğe girdiği tarihi
takip eden aybaşından itibaren yürürlüğe gireceğini belirtmektedir.
2-
Maddenin (B) bendi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylık ödemeleri ile
ilgili hükümlerinin, 1/3/1970 ten geçerli olmak üzere Genel Kadro Kanununun
yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren uygulanacağı hükmünü
koymakta, 1/3/1970 tarihi ile bu tarih arasındaki aylara ait olmak üzere
birikmiş aylık farklarının ödenme şekil ve santiarını da birinci, ikinci ve
üçüncü fıkralarında göstermektedir.
3-
Maddenin (C) bendi iptali istenen hüküm olup niteliği aşağıda açıklanacaktır.
4-
Maddenin (D), (E) ve (F) bentleri ise 657 sayılı Kanunla diğer bazı kanunların
bu bentlerde sayılan bir kısım madde ve hükümlerinin uygulanma veya bir yıl
daha ertelenmelerine ilişkin olup bunların konumuzla ilgileri bulunmadığından
üzerlerinde başkaca açıklama yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Maddenin,
yukarıda 3 işareti ile değinilmiş olan (C) bendi hükmünün niteliğine gelince :
(C)
bendinde şöyle denilmektedir :
(Genel
Bütçeye dahil olup da Genel Kadro Kanunu ile ilişkisi bulunmayan kurumlarda 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince yapılacak her türlü ödemelerle ilgili
hükümler 1/3/1970 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu kanunun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.)
Önce
bu hükmün kimleri kapsamına almakta olduğu incelenmelidir. 1322 sayılı Genel
Kadro Kanununun 1. maddesine göre genel ve katma bütçeli kuruluşlarla, bunlara
bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kefalet sandıkları ve Beden Terbiyesi Bölge
Müdürlüklerinde görevli Devlet memurlarının kadroları, kanuna bağlı cetvelde
gösterilmiş olduğuna göre genel bütçeye dahil olan bütün kurumlar, Devlet
memuru statüsüne giren bütün personeli bakımından (Genel Kadro Kanunu İle
ilişkisi olan kurumlar) deyimine dahil bulunmaktadır. Hatta bu konuda o derece
ileri gidilmiştir ki aslında Devlet Memurları Kanununa tabi bulunmayan ve
Anayasa'nın 117., 132., 134. maddeleri karşısında (Devlet memuru) teriminin
kapsamı dışında kalan "Hâkimler" bile Genel Kadro Kanunu içine
alınmışlar, genel bütçeden ödenek ve yolluk aldıkları halde sadece T.B.M.M.
üyeleri Genel Kadro Kanunu dışında bırakılmışlardır. Şu halde Yasama Meclislerinin,
Milletvekilleri ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri açısından Genel Kadro Kanunu ile
ilişkisi bulunmamaktadır.
(C)
bendi hükmü, bir taraftan genel bütçeye dahil olan, öte yandan Genel Kadro
Kanunu ile ilişkisi bulunmayan kurumlarda Devlet Memurları Kanunu gereğince
yapılması gereken ödemeleri öngördüğüne göre bu bendin amacının, bu üç yönlü
durumu bir araya toplayan T. B. M. M., üyelerinin ödenek ve yollukları olduğu
anlaşılmaktadır. Zira bu ödemeler, hem genel bütçeden yapılmakta, hem Genel
Kadro Kanunu ile ilgili bulunmamakta, hem de bunların miktarına ve Ödeme
şekillerine ilişkin 22/1/1962 günlü, l sayılı Kanun hükmü, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 236. maddesiyle değiştirilerek Devlet memurları
aylıklariyle bağlantılı bir hale getirilip yeniden tesbit edilmiş olduğu
cihetle, (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince yapılacak ödemeler)
arasına girmiş bulunmaktadır.
Şu
duruma göre, söz konusu (C) bendi hükmünün T. B. M. M. üyelerinin ödenek ve
yolluk ödemelerini kapsadığı açıktır ve uygulamada da bu bende dayanılarak
kendilerine ödeme yapılmıştır.
Esasen
bu kanunun T. B. M. Meclisine sunulmuş bulunan tasarısında mevcut olmayan bu
bent hükmü, Millet Meclisindeki görüşmeler sırasında Plan Komisyonu Başkanı
tarafından verilen bir önerge üzerine kanuna girmiş bulunmaktadır. Gerçekten
Millet Meclisinin 11/7/İ907 günlü birleşiminde, bu maddeye ilişkin görüşmeler
sırasında Millet Meclisi Plan Komisyonu Başkanı, maddeye (C) bendi olarak şu
hükmün eklenmesini istemiştir: (Yeni (C) bendi : 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun aylık ödemeleriyle ilgili hükümleri l sayılı Kanun kapsamına
girenlerin aylık ve ödemeleri hakkında 1/3/1970 tarihinden geçerli olmak üzere
bu kanunun yayımı tarihinden itibaren uygulanır.)
Meclis
Başkanlığınca önergenin okutturulması üzerine Plan Komisyonu Başkanı söz
alarak, "bir tashihat yaptıracağından" bahisle önergeyi geri istemiş
ve önceki önerge, halen yürürlükte bulunan (C; bendindeki şekle dönüştürülerek
Meclis Başkanlığına yeniden sunulmuş ve söz alan olmadığından görüşmesiz
oylanarak kabul edilmiştir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi : Dönem : 3, Cilt
8, Birleşim 125, Sahife 334.)
Aynı
bent hükmünün Cumhuriyet Senatosundaki muzakeresi sırasında; söz konusu hükmün
sadece parlamentoyu ilgilendirdiğine, bu nitelikte başka bir kurum
bilinmediğine değinilmiş, diğer bir üye tarafından (başkaca da var) denilmiş
ise de hangileri olduğu belirtilmemiştir. (C. Senatosu Tutanak Dergisi : Cilt
61, Sahife 408)
Gerçekten
(C) bendinde açıklanan nitelikte başkaca bir kurum bulunduğu tespit
olunmamıştır. Kaldı ki başka kurumlar da bulunduğu varsayılsa bile söz konusu
bent hükmünün her halde T.B.M.M. üyelerini kapsadığı duraksamaya yer vermiyecek
derecede açıktır ve bent hükmü, yasama meclisleri üyelerine tanıdığı hak
bakımından inceleme konusu yapılma durumundadır.
Bu
sonuca göre söz konusu (C) bendi, Millet Meclisi ve C. Senatosu üyelerine 657
sayılı Kanun gereğince yapılacak ödemelerle ilgili hükümleri, 1/3/1970 gününden
geçerli olmak üzere kanunun yayımı gününde (14 Ağustos 1970) yürürlüğe koymuş
bulunmaktadır. Burada, maddenin (B) bendinde olduğu gibi, 1/3/1970 tarihi ile
yayım tarihi arasındaki aylara ilişkin olmak üzere biriken istihkak farkları
hakkında başkaca bir hüküm bulunmadığı cihetle (C) bendi hükmünün, 1/3/1970 den
itibaren birikmiş istihkaklar da dahil olmak üzere tüm ödemenin 14/8/1970
gününden itibaren yapılmasına cevaz verir nitelikte bulunduğu görülmektedir.
(C)
bendinde (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince yapılacak her türlü
ödemeler) den söz edildiğine göre sözü geçen kanunun T. B. M. M. üyelerine
ilişkin hükümleri üzerinde durulmalıdır.
657
sayılı Devlet Memurları Kanununun, metni yukarıda aynen yazılı bulunan 236.
maddesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yollukları
hakkındaki 22 Ocak 1962 günlü, l sayılı Kanunun ödenek ve yolluk miktarlarını
belirten l. maddesi hükmü değiştirilerek yeni miktarlar kabul olunmuştur.
Bu
madde hükmüne göre T. B. M. M. üyelerinin ödeneklerinin aylık tutarı, Devlet
Memurları Kanunu ile tespit olunan en yüksek göstergenin tutarıdır.
Yolluklarının aylık tutarı da ödeneklerinin yarısıdır. Maddenin son fıkrasında
ise (Yukarıdaki fıkralarda yazılı ödenek ve yollukların tediyeye esas olan
tutarları her bütçe yılı, Devlet Memurları Kanununun 154. maddesinde yazılı
katsayısının uygulanması suretiyle hesap olunur.) denilmektedir.
Bu
hükümlere göre T. B. M. M. üyelerinin ödenek tutan, Devlet Memurları Kanunu ile
kabul edilen en yüksek göstergenin (Madde : 43 e göre 1000 dir.), kanunun 154.
maddesi gereğince belirlenecek katsayısının çarpımı ile bulunacak miktara
çıkartılmıştır. Yolluk ise bu miktarın yarısına eşit tutulmuştur.
Görüldüğü
gibi 236. madde hükmü, konuya ilişkin ilkeyi saptamakta, ödemeye esas olacak
miktarın tespiti işini, malî hükümler arasında yer alan 154. maddede öngörülen
Bütçe Kanunlarına bırakmaktadır.
Söz
konusu 236. maddenin, 657 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesini düzenliyen 238.
maddesinin birinci fıkrasında, kanunun yayınlandığı 23 Temmuz 1965 gününde
yürürlüğe girecek olan hükümler arasında yer almakta olduğuna dayanılarak söz
konusu 236. madde hükmünün daha o tarihte yürürlüğe girmiş olduğundan ve ondan
sonra da iki defa milletvekili genel seçimi yapılmış bulunduğundan, söz konusu
236. madde ile öngörülmüş bulunan yeni ödenek ve yolluk miktarlarının 1970
Martından itibaren ödenmesini sağlıyan 93. maddenin (C) bendi hükmünde
Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmadığı öne sürülmektedir.
Ancak
aşağıdaki nedenler bu düşüncenin yerinde olmadığını göstermeğe yeterlidir:
l-
İlk önce sözü geçen 236. madde, sadece ilkeyi tespit etmekte, ödenek ve yolluk
olarak fiilen ödenecek miktarları belirtmemektedir. Bu miktarlar, Bütçe
Kanunları ile, yani ayrı zamanlarda ve yasama meclislerinin yeniden yapacakları
yasalarla belirlenecek, eskiye nazaran bir zam ve ilâve olup olmadığı ancak
bundan sonra belli olacaktır.
Şu
halde söz konusu 236. madde ile, 1965 yılı Temmuzunda yürürlüğe konulmuş bir
ödenek ve yolluk miktarından söz edilmesi mümkün değildir. Zaten ileri sürülen
görüş doğru olmuş olsaydı o tarihten sonra yapılan 1965 Milletvekili Genel
Seçimleri ile meclise giren T. B. M. M. üyelerinin yeni ödenek ve yolluklarını
almaları gerekirdi; Bunun için ikinci bir seçimin geçmesi (1969 seçimleri) ve
hatta 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendinin yürürlüğe girmesi
beklenmezdi. Böyle olmadığı içindir ki o tarihlerde sadece 236. maddeye
dayanılarak herhangi bir ödeme yapılması hatıra bile gelmemiştir. Milletvekili
ve C. Senatosu üyelerinin ödenek ve yolluklarının gerçek ve uygulanabilir miktarları,
ancak katsayısına ilişkin olan 31/7/1970 günlü, 1328 sayılı Kanunla birlikte
1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendi ile belli hale gelmiş
bulunmaktadır. Bu bakımdan eski ödenek ve yolluklara (zam ve ilâve) nin söz
konusu kanunlarla yapılmış olduğu ve 1970 malî yılından itibaren zam ve ilaveli
ödemeyi de 93. maddenin (C) bendi hükmünün kanunlaştırmış bulunduğu ortadadır.
2-
Kaldı ki 657 sayılı Kanunun sözü geçen 236. maddesi, her ne kadar 238. maddenin
ilk fıkrasiyle kanunun yayınlanmış bulunduğu 23 Temmuz 1965 gününden itibaren
yürürlüğe konulmuş gibi görünmekte ise de, yukarıda da açıklandığı gibi, aynı
238. maddenin dördüncü fıkrasiyle, ödenek ve yolluk miktarının tespiti
bakımından söz konusu 236. madde hükmünün uygulanmasına dayanak tutulan 154.
madde hükmü diğer malî hükümlerle birlikte 1969 malî yılına kadar ertelenmiş ve
1127 sayılı Kanunla da yeniden ertelenerek Genel Kadro Kanununun yürürlüğe
girdiği tarihe kadar uygulanma alanına girememiştir.
Şu
duruma göre söz konusu 236. madde hükmünün, gerçek ve uygulanabilir ödenek ve
yolluk miktarları yönünden 1965 yılında yürürlüğe girmiş olduğu görüşü, bu
bakımdan da yerinde bulunmamaktadır. Esasen bu hüküm T. B. M. M. üyelerinin
ödenek ve yolluk miktarları bakımından daha önce yürürlüğe girmediği içindir ki
maddede yer alan soyut İlkenin Anayasa'nın 82. maddesi açısından eski
istihkaklara nazaran bir zam ve ilâve getirmiş olup olmadığı o tarihte henüz
belli olmadığından bu açıdan bir iptal dâvası açılması da ancak bu defa, söz
konusu 1328 sayılı Kanunla ve 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendi ile
mümkün olabilir duruma gelmiştir.
3-
Öte yandan 657 sayılı Kanunun geçici 24. maddesi de duruma tam bir aydınlık
getirmektedir. Zira bu maddede :
(Geçici
madde 24- Bu kanunun 238. maddesinin 4. fıkrasında sözü edilen maddeler
yürürlüğe girinceye kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve
yollukları hakkında eski hükümlerin uygulanmasına devam olunur.) denilmek
suretiyle yukarıda 2 sayılı fıkrada açıklanan düşünce, kanun maddesiyle de dile
getirilmiş bulunmaktadır
Söz
konusu geçici 24. madde, kanunun 238. maddesinin birinci fıkrasiyle, kanunun
yayınlandığı (23 Temmuz 1965) tarihte yürürlüğe konulmuş bulunduğuna göre, ayni
fıkra ile ayni günde yürürlüğe konulan 236. madde hükmünü ayni günden geçerli
olarak ertelemiş ve şu suretle 236. maddenin 1970 yılma kadar uygulama alanına
girmesini önlemiştir. Bu durumda sözü geçen 236. maddenin ancak 1327 sayılı
kanunun 93. maddesinin (C) bendi ve 1328 sayılı Kanun ile 1/3/1970 den geçerli
olmak üzere 14/8/1970 gününde yürürlüğe girebildiği görülmektedir. Bu tarihe
kadar T. B. M. M. üyelerinin ödenek ve yollukları hakkında eski hükümler
uygulana gelmiştir.
Yukarıdaki
açıklamalardan, T. B. M. M. üyelerinin ödenek ve yolluklarında fiilî olarak bir
artış gerçekleştirmiş olan hükmün, 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin iptali
istenen (C) bendi olduğu ortaya çıkmaktadır.
1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendinin niteliği böylece belirmiş olduğundan
ve T. B. M. M. üyelerinin .ödenek ve yolluklarına ilişkin hükümlerin 1/3/1970
gününden geçerli olmak üzere 14/8/1970 gününde yürürlüğe konulmasını ve bu
suretle eski istihkaklara nazaran (Zam ve ilaveli) bir ödeme yapılmasını 1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendi hükmü sağlamış bulunduğundan şimdi de
bu hükmün Anayasa'nın 82. maddesi açısından incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın,
yukarıya metni aynen yazılmış bulunan 82. maddesinin son fıkrasında :
(Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin aylık ve ödeneklerine her ne suretle olursa
olsun yapılacak zam ve ilâveler, ancak bu zam ve ilâveleri takip eden
milletvekilleri genel seçiminden sonra uygulanır.) denilmektedir.
Burada
bir noktanın belirtilmesinde yarar vardır:
82.
maddenin halen yürürlükte olan metni, kurucu Meclis Anayasa Komisyonu
tarafından Anayasa tasarısı ile teklif edilmiş olan metinden tamamen
değişiktir. Hele konumuzu teşkil eden son fıkra, tasarıda yok iken Kurucu
Meclisteki görüşmeler sırasında üyeler tarafından verilen önergeler üzerine
maddeye eklemiştir. Görüşmeler boyunca Anayasa Komisyonu sözcüleri Komisyonca
hazırlanmış olan tasarıdaki metni savunmuşlardır. Fakat bu görüşler Temsilciler
Meclisince kabul edilmiyerek madde bu günkü şekli ile kanunlaştırılmıştır. Bu
bakımdan maddenin amacının tayini için tasan gerekçesinin veya o gerekçeyi ve
metni savunan Anayasa Komisyonu sözcüleriyle bunları destekleyen üyelerin
beyanlarına dayanılarak bir sonuca varılması yanlış olur. Zira bunlar maddenin
yürürlükteki metni ile çelişir durumdadır. Bu sebeple Temsilciler Meclisindeki
görüşmelerde, yürürlükteki metne muvazi nitelikte olmak üzere verilen
önergelerle yapılan beyanların yoruma esas alınarak sonuç çıkarılması
zorunludur.
Kaldı
ki 82. maddenin konumuzu teşkil eden son fıkrası çok açık olup T. B. M. M.
üyelerinin aylık ve ödeneklerine, başka bir deyimle ödenek ve yolluklarına
(Anayasa Mahkemesinin 12/7/6965 günlü, Esas 1965/19, Karar 1965/42 sayılı
kararında belirlendiği üzere, Resmî Gazete : Gün 4 Şubat 1966, sayı : 12218,
sahife : 5 - 6) her ne suretle olursa olsun yapılacak zam ve ilâvelerin, ancak
bu zam ve ilâveleri takibeden milletvekilleri genel seçiminden sonra
uygulanacağı ilkesini koymaktadır.
Fıkra
hükmüne göre, yasama meclisleri üyelerinin ödenek ve yolluklarına ister
doğrudan doğruya, isterse dolaylı olarak, meselâ bu kanunda olduğu gibi memur
aylıklariyle bir bağlantı kurularak, yani (her ne suretle olursa olsun)
yapılacak zam ve ilâvelerin, bu zam ve ilâveleri takibeden milletvekilleri
genel seçiminden sonra uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Maddenin Kurucu
Meclisteki görüşmeleri sırasında bu fıkranın maddeye eklenmesi sonucunu
sağlayıcı yönde verilmiş bulunan önergelerle bu yoldaki beyanlar ve hepsi bir
yana maddenin açık ifadesi konunun başka türlü bir çözüme bağlanmasını kesin
olarak önleyici niteliktedir.
Bu
hükmün amacı o derece açık ve ifadesi o kadar kesindir ki, T. B. M. M. üyeleri
ödenek ve yolluklarının memur aylıkları sistemine bağlanmış olması, bu sistemin
de her sene bütçe kanunları ile değişen katsayı mekanizmasını kabul etmiş
bulunması ve bunun sonucu olarakta katsayı değişikliklerinin meclisler
üyelerinin ödenek ve yolluklarına yansıtılmasının da bu sistemin zorunlu bir
sonucu sayılması gibi gerekçeler öne sürülerek, Bütçe Kanunları yolu ile de
olsa, her çeşit yasama tasarrufları sonucu meydana gelecek olan zam ve
ilâvelerden T. B. M. M. üyelerinin genel seçimleri beklemeksizin
faydalandırılmaları mümkün değildir. Zira 657 sayılı Kanunla getirilen sistemin
böyle bir sonucu zorunlu kıldığı iddiası yerinde olmadığı gibi, öyle bile olsa
kanunların yarattığı sistemlerin ortaya çıkardığı zorunluklar öne sürülmek
suretiyle Anayasa kurallarına aykırı hükümler tesis edilemez. Aksine olarak
sistemlerin, Anayasa kurallarına uygun düşecek biçimde düzenlenmeleri
Anayasa'nın 8. maddesinin kaçınılmaz bir gereğidir.
1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendi hükmü ise 1970 yılı Ağustos ayına kadar
eski hükümlere göre ve eski tutarlar üzerinden alınan T. B. M. M. üyelerinin
ödenek ve yolluklarının, yeni miktarlar üzerinden ve müteakip milletvekilleri
genel seçimini beklemeksizin, l Mart 1970 tarihinden geçerli olmak üzere
ödenmesi hükmünü getirmiş bulunmaktadır.
Hükmün,
şu niteliği ile, Anayasa'nın 82. maddesinin son fıkrasındaki kurala aykırılığı
açıktır. Bu nedenle iptaline karar verilmesi gerekir.
Hakkı
Ketenoğlu, Lûtfi Ömerbaş, Fazıl Uluocak ve Halit Zarbun bu görüşe ve Ahmet H.
Boyacıoğlu gerekçenin bir bölümüne katılmamışlardır.
V-
Sonuç:
1-
Dâva konusu hükmü kapsayan tasarının Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi
sırasında Cumhuriyet Senatosu Başkanının süresi bittiği halde Senato karariyle
görevde bırakılmış olmasının hükmün şekil yönünden iptalini gerektirmediğine
Avni Givda'nın karşıoyu ile ve oyçokluğu ile,
2-
657, 1327 ve 1328 sayılı kanunlarla oluşup 1/12/1970 gününden itibaren
gerçekleşen yeni aylık miktarlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
bakımından ancak 1970 yılım takip eden ilk milletvekilleri genel seçiminden
sonra uygulama alanına girmesi, Anayasa'nın 82. maddesi gereğinden
bulunduğundan bu ödemeleri 1/3/1970 den geçerli olmak üzere 1327 sayılı Kanunun
yayımı tarihine alan, 13/8/1970 gününde yayımlanmış 31/7/1970 günlü, 1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin dâva konusu (C) bendinin Anayasa'nın 82.
maddesine aykırı olduğuna ve iptaline Hakkı Ketenoğlu, Lûtfi Ömerbaş, Fazıl
Uluocak ve Halit Zarbun'un karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
28/1/1971
gününde karar verildi.
|
|
|
|
Başkan
Hakkı
Ketenoğlu
|
Başkanvekili
Lütfi
Ömerbaş
|
Üye
Celalettin
Kuralmen
|
Üye
Fazıl
Uluocak
|
|
|
|
|
Üye
Sait
Koçak
|
Üye
Avni
Givda
|
Üye
Şahap
Arıç
|
Üye
İhsan
ecemiş
|
|
|
|
|
Üye
Recai
Seçkin
|
Üye
Ahmet
Akar
|
Üye
Halit
Zarbun
|
Üye
Kâni
Vrana
|
|
|
|
Üye
Muhittin
Gürün
|
Üye
Şevket
Müftügil
|
Üye
Ahmet
H. Boyacıoğlu
|
KARŞIOY
YAZISI
1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin C bendinin iptaline ilişkin 28/1/1971 tarih ve
49-11 sayılı Mahkememiz kararına karşı oluşumuzun sebepleri aşağıdadır:
l-
Dâva konusu olan 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin C bendi Büyük Millet
Meclisi üyelerinin aylık ve ödenekleri miktarını belirten, artıran veya
gerçekleştiren bir hüküm taşımamaktadır. Bendin "genel bütçeye dahil olup
da Genel Kadro Kanunu ile ilişkisi bulunmayan kurumlarda 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu gereğince yapılacak her türlü ödemelerle ilgili hükümleri
1/3/1970 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu kanunun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer" hükmü, Devlet memurlarının en yüksek derece göstergesi
ile kat sayıdan oluşan Büyük Millet Meclisi üyeleri aylık ödenek miktarını
gerçekleştiren unsurlardan hiçbirini kapsamamaktadır.
Büyük
Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarını tayinine esas olan 657 sayılı
Kanunun 236. maddesi ile değiştirilen l sayılı Kanunun birinci maddesi şöyledir
:
"B.
M. M. üyelerinin ödeneklerinin aylık tutan, Devlet Memurları Kanunu ile tespit
olunan en yüksek göstergenin tutarıdır.
Yukarıdaki,
fıkrada yazılı ödenek ve yollukların tediyeye esas olan tutarları her bütçe
yılı Devlet Memurları Kanununun 154. maddesinde yazılı kat sayının uygulanması
suretiyle hesap olunur."
B.
M. M. üyelerine verilecek ödenek miktarının ne yolla gerçekleşeceği ve hangi
unsurları kapsayacağı yukarıdaki madde hükmünde açıkça belirlendirilmiştir. Bu
unsurlar yukarıda yazıldığı gibi Devlet Memurları Kanununda tespit olunan en
yüksek göstergedir ve her yıl Bütçe Kanununda belirtilecek kat sayının bu
gösterge ile birlikte uygulanması yolu ile ortaya çıkmaktadır.
Bu
sonuca göre B. M. M. üyelerinin aylık ödenekleri miktarı 1965 yılında yürürlüğe
girmiş olan 657 sayılı Kanunun 43. maddesinin "en düşük gösterge 70 ve en
yüksek gösterge 1000 dir." hükmünü taşıyan son, fıkrası ile 1328 sayılı
olan, 30/5/1970 tarih ve 1286 sayılı 1970 Bütçe Kanununa ek kanunun aşağıdaki
hükmü ile gerçekleşmiştir ve bunda şüphe edilemez.
1328
sayılı ve 1970 Bütçe Kanununa ek kanun hükmü de şöyledir :
Ek
madde l- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 154. maddesi uyarınca sınıflara
ait gösterge tablosunda yer alan gösterge rakamlarının aylık tutarlarına
çevrilmesinde 1970 Bütçe yılında "7" kat sayı uygulanır.
Madde
3- Bu Kanun 1/3/1970 tarihinde yürürlüğe girer.
Bu
hükümle memur kadrosunun en yüksek göstergesini belirten 657 sayılı Kanunun 43.
maddesinin son fıkrasında belirtilen 1000 rakamının 7 kat sayı ile
çarpılmasından doğacak hasıla, Büyük Millet Meclisi üyelerinin aylık ödenekleri
miktarı ve yürürlüğünün de l Mart 1970 tarihi olduğu ortaya çıkmıştır.
Büyük
Millet Meclisi üyeleri ödeneklerinin 1970 yılının l Mart'ından itibaren
ödenmesi gereğini ortaya koyan 657 sayılı Kanunun 43. maddesinin son fıkrası
ile aynı Kanunun 236. maddesi ile değiştirilen l sayılı Kanun ve kat sayıyı
ortaya koyan Bütçe Kanununa ek 1328 sayılı Kanun aleyhlerinde ise iptal dâvası
açılamamıştır. Yukarıdaki hükümlerle gerçekleşen ödenek miktarı ve Ödeme tarihi
ortada dururken memurların kadrolarına göre maaş tutarlarını belirlemek
kastiyle çıkarı1mış bulunan 1327 sayılı Kanunun B.M.M. üyeleri ödenekleriyle
hiç bir ilgisi bulunmadığı halde 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin C bendi ile
ayrıca hüküm konması nedeni olsa olsa gerçekleşmiş olan ödeneklerin B. M.M.
üyelerine verilmesinde doğabilecek tereddütleri önlemek amacı olabilir. Yoksa
bu bendin konmasına gerek bulunmamakta ve lüzum bulunsa dahi 1970 yılı ödenek
miktarları l Mart 1970 tarihinden itibaren ödenmek üzere başka kanunlarla
ortaya çıktığına nazaran sadece kanunun neşir tarihi olan 14 Ağustos 1970 de
Ödemeyi sağlamak gayesiyle konulmuş olan bu hükümde Anayasa'nın 82. maddesinin
3. fıkrasında belirtilen "B. M. M. üyelerinin aylık ve ödeneklerine... zam
ve ilâve" niteliğini taşıyan bir hüküm bulunmadığı için iptaline karar
verilmesinde kanımızca isabet bulunmamaktadır.
2-
657 sayılı Kanun, 1328 sayılı Kanunla 1/3/1970 tarihinden itibaren gerçekleşen
zam ve ilâve, memur maaşlarına ilişkindir. Bu artışın B. M. M. üyelerine
etkisi, dolaylıdır. Anayasa'nın 82. maddesinin 3 fıkrası "Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyelerinin aylık ve ödeneklerine her ne suretle olursa olsun
yapılacak zam ve ilâveden bahsetmektedir. Bu fıkrada doğrudan doğruya zam ve
ilâve kast olunmaktadır. Fıkranın amacı, B. M. M. sinin, kendi üyelerinin
ödenekleri miktarını artırma hareketlerinin kısıtlamaktır. Tüm Devlet
Memurlarını ilgilendiren bir artırmaya, memleketin iktisadî şartları, paranın
satın alma gücü yönünden lüzum görülür ve bütçe imkânları nispetinde memur
maaşlarına zam ve ilâve yapmak ihtiyacı hasıl olursa bu lüzumun Büyük Millet
Meclisi üyeleri için de hüküm ifade edeceği tabiidir. Sosyal ve ekonomik
koşullar içinde bütün Devlet memurlarının maaşlarına yapılacak zammın güçlüğü
açık olduğu gibi zaruret hasıl olduğu takdirde kaçınılması da güçtür. Lüzum ve
zaruret yokken ve malî imkânlar gözde tutulmaksızın Büyük Millet Meclisi
üyelerinin kendi ödenek miktarlarım artırmak için tüm Devlet memurları
ödeneklerine zam ve ilâve yapmaları, bütçe çerçevesi içerisinde adeta imkânsız
bulunmaktadır. Sadece kendi ödeneklerine esas olan göstergenin en yüksek
kısmını artırmaları ise siyasi sorumluluk duygusuna aykırı düşeceği gibi
milletin gözüne batacak ve kendilerine olan itimadını sarsacak bir hareket
olur. Bu yönleriyle kendi ödenek miktarlarını artırmak için Devlet memurlarının
tümüne veya en yüksek gösterge derecesine zam ve ilâvede bulunmaları, malî,
siyasî koşullar ortasında gerçekleştirilmesi çok güç bir yol bulunmaktadır.
Anayasa'nın 82. maddesinin 3. fıkrası, bu koşullar içersinde dolaylı ödenek
miktarlarını artırmak çok zor olduğundan bu yolu kapsamayarak sadece B. M. M.
üyelerinin aylık ve ödeneklerine doğrudan doğruya yapılacak zam ve ilâveyi
önlemeyi öngörmüştür.
Bunlardan
dolayı tüm devlet memurlarına ve yalnız yüksek gösterge miktarına yapılacak zam
ve ilâveleri 82. maddenin 3. fıkrası kapsamamakta ve iptalin bu bende
dayandırılması da fıkra hükmüne uygun düşmemektedir.
3-
Kat sayı, memurların terfilerine dayanan maaş artımı değildir, Terfi yoluyla
maaş artırma sistemi Devlet Memurları Kanununca başka koşullara bağlanmıştır.
Her sene değişecek kat sayı ise Devlet kadrosunda çalışan hizmet erbabının her
derecesi için öngörülen, yaşama seviyesinin muhafazasını sağlamak amacını
gütmektedir. Hayat pahalılığının artmasına veya lehe olarak değişmesine göre
her sene Bütçe Kanununda artacak veya eksilecek olan kat sayı, daha çok
memurların belirli derecelerde olanlarının yaşama seviyesini sürdürmek amacına
yönelmiştir. Bu arada Büyük Millet Meclisi üyelerinin, değişen hayat şartları
içerisinde l sayılı Kanunla öngörülen seviyede tutulmasını sağlayacak bir
hükümden faydalanmaları da zam ve ilâve niteliğinde değildir. Esasen 657 sayılı
Kanunun 154. maddesi ki 1327 sayılı Kanunun 55. maddesi ile değiştirilmiştir-
nin ikinci fıkrası "bu kat sayı her yıl memleketin ekonomik gelişmesi,
genel geçim şartlan ve Devletin malî imkânları gözönünde bulundurulmak
suretiyle Genel Bütçe Kanunu ile tespit edilir" ve 3. fıkrası da "kat
sayı değişimi Emekli Kanunu hükümleri dışında, aylıklarda artış veya eksiliş
sayılmaz" hükümlerini taşımakta ve kat sayı değişiminin maaş artışı veya
eksilişi sayılamıyacağını belirtmektedir. Devlet memurlarının teker teker
ilerleme ve yükselmeleri, 657 sayılı Kanunun 64. maddesiyle 71. maddesi
arasında gösterilen hükümler içerisinde gerçekleşir ve bu yolla artış, memur
için kazanılmış hak olur. Tüm memurların kat sayı değişimi yüzünden maaş artımı
ise müktesep hak teşkil etmez. Her sene değişebilir. Ekonomik gelişmeye dayanan
kat sayı artımı, ilk görünüşte bir zam ve ilâve sayılabilirse de bununda millî
hasıladan Devlet memurlarının da istifade ettirilmesi esasına dayanması ve
millet fertleri arasında millî hasıladan mümkün olduğu ölçüde memurların da
faydalandırılmasını emreden sosyal adalet ilkesine dayanması dolayısiyle bunun
da memur maaşlarına zam ve ilâve sayılmaması gerekir. Yukarıdaki nedenlerle kat
sayı değişiminin, zahiren ödenecek maaş miktarını artırır gibi gömmesi, her
memur sınıfına sağlanması öngörülen geçim seviyesinin muhafazası ve sosyal
adaletin gerçekleştirilmesi esaslarına dayanması dolayısiyle maaş artımı
niteliğini taşımaz. Bu yönden de iptal hükmüne katılamamaktayız.
|
|
|
Başkan
Hakkı
Ketenoğlu
|
Üye
Fazıl
Uluocak
|
Üye
Halit
Zarbun
|
KARŞIOY
YAZISI
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarını düzenleyen 22/1/1962
günlü ve l sayılı Kanunun birinci maddesini değiştiren 14/7/1965 günlü ve 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 236. maddesi şöyledir :
"Madde
236- 22 Ocak 1962 tarihli ve l sayılı Kanunun birinci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir :
Madde
l- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödeneklerinin aylık tutarı, Devlet
Memurları Kanunu ile tespit olunan en yüksek göstergenin tutarıdır.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin yolluklarının aylık tutan, yukarıdaki fıkraya
göre tespit edilen ödeneklerinin aylık tutarının yansına eşittir. Bu yolluklar
hiç bir suretle haczolunamaz.
Yukarıdaki
fıkralarda yazılı ödenek ve yollukların tediyeye esas olan tutarları, her bütçe
yılı, Devlet Memurları Kanununun 154. maddesinde yazılı kat sayısının
uygulanması suretiyle hesap olunur."
A-
657 sayılı Kanunun 43. maddesinin son fıkrası, en yüksek göstergeyi bin olarak
saptamış, aynı kanunun 154. maddeside kat sayısının, her yıl memleketin
ekonomik gelişmesi, genel geçim şartları ve Devletin malî imkânları gözönünde
tutularak, Genel Bütçe Kanunu ile tespit edileceğini ve kat sayı değişiminin
aylıklarda artış veya eksiliş sayılmıyacağını belirtmiştir.
Dâva
konusu bendi kapsayan 1327 sayılı Kanunun değiştirmediği bu hükümler, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarının aylık tutarlarını, en
yüksek Devlet memuru aylığının tutarına bağlanmış bulunmaktadır. Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 1965 yılında açıkladığı bu irade, kanunun kimi hükümlerinin
uygulanmalarının ertelenmesi ile ortadan kalkmış değildir.
657
sayılı Kanunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarını
oluşturan 236. maddesi, 238. maddenin birinci fıkrası uyarınca ve bu maddede
gösterilen kimi maddelerle birlikte kanunun yayımı gününden, bu maddede
sayılanlar dışında kalan öteki maddeleri ise, yine 238. maddenin dördüncü
fıkrası uyarınca kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen malî yıl başında
yürürlüğe girecektir.
Ayrıca
kanunun geçici 24. maddesi, 238. maddenin dördüncü fıkrasında sözü edilen
maddelerin yürürlüğe girmesine kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin
ödenek ve yollukları hakkında eski hükümlerin uygulanmasına devam olunacağını
açıklamıştır. Yürürlüğe girmesi çeşitli kanunlarla ertelenen bu dördüncü fıkra,
nihayet 1327 sayılı Kanunla uygulama alanına girmiş ve bu nedenle de, Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyeleri hakkında eski hükümlerin uygulanmasına devam
edilemiyeceğinden, 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmiştir.
Yukarıda sözü edilen geçici 24. maddenin karşı kavramından çıkan anlam ve sonuç
budur.
1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin dâva konusu olan ve iptal edilen C bendinin,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1965 yılındaki iradesini yansıtan ve yaşatan
657 sayılı Kanunun geçici 24. maddesine hiç bir katkıda bulunmadığı, hatta bir
bakıma o madde hükmünü tekrarladığı açıkça ortadadır.
Kat
sayı sistemi, Devlet memurlarının, artan fiyatlar karşısında gerçek gelirlerini
koruyabilme ve artan milli gelirden kendilerine düşen payı alabilme olanağını
sağlamıştır; bu niteliği ile dâva konusu dışında kalan 1328 sayılı Kanunun
belli ettiği kat sayıyı, aylıkları artıran bir unsur olarak manalandırmaya yer
yoktur. Nitekim 657 sayılı Kanunun 154. maddesi, kat sayı değişiminin
aylıklarda bir artış veya eksiliş sayılmıyacağını hükme bağlamıştır.
Kat
sayıyı belli etmek, Devlet memurları aylıklarına ve dolayısiyle Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarına bir zam ve ilâve yapmak demek
olmadığına, 657 sayılı Kanun hükümleri ile oluşan ödeneğin aylık tutarının
birinci derecedeki Devlet memurunun aylığını aşmadığına, sistemin yalnız
birinci derecedeki memurları değil, her derecedeki memurları kapsayan objektif
esaslara dayanması bakımından, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, kanunun
kabulü dolayısiyle, sadece kendi ödenek ve yolluklarını etkileyecek bir yol
seçmiş olmaları düşünülemiyeceğine; 236. maddesi ile Yasama Meclisleri
üyelerinin ödenek ve yolluklarını da düzenleyen 657 sayılı Kanunun 1965 yılında
kabul edildiğine, en yüksek göstergenin 1000 olarak bu kanunun 43. maddesinde
belirtildiğine; aynı kanunun 154. maddesinde niteliği gösterilen kat sayısının,
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarının aylık
tutarlarının hesabında da uygulanacağının kanunun 236. maddesinde
açıklandığına; aynı kanunun geçici 24. maddesi gereğince, 657 sayılı Kanunun
kimi hükümlerinin yürürlüğe girmesinden sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyelerine eski ödenek ve yolluklarının ödenmesine devam olunamayacağına; bu
maddenin karşı kavramı uyarınca Türkiye Büyük Mîllet Meclisi üyelerine bu
yürürlük tarihinden sonra 657 sayılı Kanun hükümlerince oluşturulacak ödenek ve
yolluklarının ödenmesi gerektiğine ve nihayet bu hükümlerin kabulünden sonra
iki kez milletvekilleri genel seçimi yapıldığına ve özellikle 1327 sayılı
Kanunun 93. maddesinin dâva konusu olup iptal edilen ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi üyelerinin ödenek ve yolluklarına zam veya ilâve sağlayan hiç bir hükmü
kapsamayan C bendinin, 1965 yılında kabul olunan 657 sayılı Kanunun geçici 24.
maddesinden farklı bir hüküm getirmediğine göre, ortada Anayasa'nın 82.
maddesinin son fıkrasına aykırı bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenlerle kat
sayısının bu dönemde belli edildiği ve kat sayı uygulamasının aylıklarda artış
husule getirdiği noktasından hareketle Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin
bu dönemde 657 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanamıyacakları görüşüne varmak
mümkün değildir.
B-
Kaldı ki; Anayasa'nın 82. maddesinin son fıkrasının, birinci fıkra ile bir
bağlantısı da yoktur. Son fıkrada ayrıca aylıktan da söz edildiği halde,
maddenin birinci fıkrasında Büyük Millet Meclisi üyeleri için aylıktan söz
edilmemiştir.
Son
fıkra, ancak yasama Meclisi üyelerinin aylık ve ödeneklerine doğrudan doğruya
yapılacak zam ve ilâveleri hedef tutmuştur. Eğer Anayasa Koyucu, Devlet
memurlarının (birinci derecedekiler dahil) aylıklarına yapılacak zam ve
ilâveden, Türkiye Büyük Millet Meclisinin o dönemdeki üyelerinin
yararlanmamalarım kasdetseydi son fıkrayı o biçimde, yani "Devlet
memurları aylıklarına yapılacak zam ve ilâveler. Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyelerine ancak bu zam ve ilâveleri takip eden milletvekilleri genel seçiminden
sonra uygulanır." biçiminde düzenler ve böylece birinci fıkra ile son
fıkra arasında bir bağlantı kurardı.
Son
fıkrada sözü geçen zam ve ilâvelerin, memur aylıklarına yapılacak zam ve
ilâvelerle ilişkisi bulunmadığı açıktır. Bunlar, memur aylıklarına yapılanlar
dışında, doğrudan doğruya Yasama Meclisleri üyelerini hedef tutan yan ödemeler
niteliğinde zam ve ilâveler olmak gerekir.
1327
sayılı Kanunun 93. maddesinin C bendinin iptaline ilişkin karara bu nedenlerle
karşıyım.
|
|
|
|
Başkan Vekili
Lûtfi Ömerbaş
|
KARŞIOY
YAZISI
Bu
karşıoy yazısının ilgili bulunduğu 28/1/1971 günlü 1970/49-1971/11 sayılı
Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere dâva konusu hükmü kapsayan
31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Kanuna ilişkin tasan Millet Meclisi Başkanlığının
14/7/1970 günlü yazısı ile Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına gönderilmiş;
Cumhuriyet Senatosu tasarı üzerindeki görüşmeleri 29/7/1970 gününde bitirmiş ve
tasarı dosyası Başkanlığın aynı tarihli yazısı ile Millet Meclisi Başkanlığına
geri çevrilmiştir. Yine kararda açıklandığı gibi Cumhuriyet Senatosu Başkanı
Atasagun'un başkanlık süresi 18/6/1970 de bitmiş, 30/6/1970 gününde Cumhuriyet
Senatosu Başkanlığı görevinin yenisi seçilinceye kadar devam edeceği" ne
Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca karar verilmiş ve Cumhuriyet Senatosu
Başkanlığı görevi Atasagun'ca yeni başkanın seçildiği 19/11/1970 gününe dek
yürütülmüştür.
Cumhuriyet
Senatosu Başkanı, Anayasa'nın 84. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, iki
yıl için seçilir. Anayasa'nın kesin olarak belirlediği bu hizmet süresinin yeni
başkan seçilinceye dek kendiliğinden devam etmesi düşünülemiyeceği gibi
Cumhuriyet Senatosu karariyle uzatılmasına da olanak yoktur. Cumhuriyet
Senatosu Genel Kurulunun 30/6/1970 günlü kararı hem bu yönden Anayasa'nın 84.
maddesine hem de kararın alındığı sırada toplantı yeter sayısı bulunmadığı için
86. maddeye aykırıdır.
Çoğunluk
durumun Anayasa'ya aykırılığını kabul etmekle birlikte Cumhuriyet Senatosu
Başkanlığım boş sayarak Başkanlık Divanındakî bir görevin boş olması halinin
Divanın tüm olarak kuruluşunu etkileyemeyeceğini, esasen Atasagun'un tasarının
görüşüldüğü birleşimlere başkanlık etmediğini ve birleşimleri başkan
vekillerinin yönettiğini ileri sürmekte; 1327 sayılı Kanunun şekil yönünden
Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna varmaktadır.
Atasagun'un
Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı görevini sürdürmesi Cumhuriyet Senatosu Genel
Kurulunun, Anayasa'ya aykırı da olsa, 30/6/1970 günlü kararına dayanmakta;
Başkan sıfatı ve bu sıfata ilişkin yetkileri o sıralarda Cumhuriyet Senatosunca
ve öteki ilgili merci ve makamlarca tanınmış bulunmaktadır. Onun içindir ki
Cumhuriyet Senatosu Başkanlığının boş sayılmasına olanak yoktur. Atasagun bu
dönemde tüm başkanlık yetkilerini gerektikçe kemaliyle kullanmış; üstelik bir
süre Anayasa'nın 100. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanına da vekillik etmiştir.
25/10/1970
- 6/12/1970 günleri arasında yayımlanan Resmî Gazeteler incelenirse Atasagun'un
Cumhurbaşkanı vekili sıfatiyle :
"6772
sayılı Kanuna göre yapılacak ilâve tediye" ye ilişkin 7/1419 sayılı
22/10/1970 günlü Bakanlar Kurulu kararnamesini, (25/10/1970 günlü, 13650 sayılı
Resmî Gazete);
Bakanlar
Kurulunun 7/1414 sayılı, 17/10/1970 günlü Türk vatandaşlığına alma
kararnamesini, İçişleri Bakanlığına ilişkin 8725 sayılı, Maliye Bakanlığına
ilişkin 8731 sayılı, Tarım Bakanlığına ilişkin 8723 sayılı atama kararlarını
(28/10/1970 günlü, 13653 sayılı Resmî Gazete);
Ticaret
gübrelerine ilişkin 7/1415 sayılı, 17/10/1970 günlü Bakanlar Kurulu
kararnamesini (3/11/1970 günlü, 13656 sayılı Resmî Gazete); Bakanlar Kurulunun
7/1403 sayılı, 17/10/1970 günlü "vekâleten atama" ve 7/1410 sayılı,
17/10/1970 günlü "Maden Kanunu kapsamına alma" kararnamelerini
(5/11/1970 günlü, 13658 sayılı Resmî Gazete);
Bakanlar
Kurulunun "bir yönetmeliğin yürürlüğe konulması" na ilişkin 7/1402
sayılı, 15/9/1970 günlü kararnamesini (7/11/1970 günlü 13660 sayılı Resmî
Gazete);
Başbakanlığa
(Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü) ilişkin 8742 sayılı atama kararını
(8/11/1970 günlü, 13661 sayılı Resmî Gazete);
İçişleri
Bakanlığına ilişkin 8740 sayılı atama kararını ve "bir köyün bir belde
sınırları içine alınmasının uygun görüldüğü" ne dair 8741 sayılı kararı
(9/11/1970 günlü, 13662 sayılı Resmî Gazete);
Bakanlar
Kurulunun "İsviçre ile akdedilmiş kredi anlaşmasının mütemmin cüz'ünü
teşkil etmek üzere taraflar arasında teati edilmiş mektupların 31/5/1963 günlü,
244 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddeleri uyarınca onaylanmasına dair" olan
7/1412 sayılı, 17/10/1970 günlü kararnamesini (6/12/1970 günlü 13686 sayılı
Resmî Gazete);
İmzalamış
olduğu görülecektir. Dâva konusu 1327 sayılı Kanuna ilişkin tasarı dosyası da
Millet Meclisi Başkanlığına Atasagun'un imzaladığı yazı ile gitmiştir. O
sıralarda Cumhurbaşkanına vekillik etmekte bulunsaydı 1327 sayılı Kanunu
Anayasa'nın 100. ve 93. maddeleri uyarınca yayınlayacağında da kuşku yoktu.
Özetlemek
gerekirse 18/6/1970 ve 19/11/1970 günleri arasındaki dönemde Cumhuriyet
Senatosu Başkanlığı boş değildi; bu makamı, Anayasa'ya aykırı olarak, Atasagun
doldurmakta idi.
Cumhuriyet
Senatosu Başkanlık Divanı bir bütündür. Başkandan, başkan vekillerinden, divan
kâtiplerinden ve idare amirlerinden oluşur. (Cumhuriyet Senatosu içtüzüğü madde
3). Divan içinde en önemli görev yerini işgal eden Başkanın durumundaki
Anayasa'ya aykırılık elbette ki Divanın tüm kuruluşunu etkiler ve Anayasa'ya
aykırı duruma sokar. Başkanın 1327 sayılı Kanuna ilişkin tasarının görüşüldüğü
birleşimleri bizzat yönetmemiş olmasının sonucu değiştirmesi düşünülemez. Kaldı
kî başkan vekilleri de birleşimlerde görüşmeleri başkana vekâleten, başka bir
deyimle onun hukukî yetkilerini kullanarak yönetirler. Cumhuriyet Senatosu
içtüzüğünün 9. maddesinden çıkan anlam da budur.
1327
sayılı Kanuna ilişkin tasarı üzerindeki görüşmeleri kuruluşu Anayasa'ya aykırı
olan bir Başkanlık Divanının yönetmiş bulunması bu kanunun iptal nedeni olacak
bir şekil eksikliği ile malûl sayılmasını gerektirir. Şu duruma göre kanun
şekil yönünden Anayasa'ya aykırıdır; iptal edilmelidir.
1970/49
sayılı dâvada verilen 28/1/1971 günlü, 1971/11 sayılı kararın "şekil
yönünden iptal gerekmediğine" ilişkin bölümüne bu gerekçe ile karşıyım.
KARŞIOY
YAZISI
31/7/1970
gün ve 1327 sayılı Kanunla değiştirilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
154 üncü maddesi; tek katsayı uygulanması, katsayının kabul edilen esasların
gözönünde bulundurulması suretiyle her yıl genel kadro kanunu ile tespit
edilmesi ve katsayı değişikliğinin istisnaları saklı kalmak üzere aylıklarda
artış veya eksiliş sayılmayacağı ilkelerini getirmiştir. 22 Ocak 1962 günlü ve
l sayılı Kanunun 236. madde ile değişik 1. maddesinin son fıkrası da
"yukarıdaki fıkralarda yazılı ödenek ve yollukların tediyeye esas olan
tutarları her bütçe yılı, Devlet Memurları Kanununun 154 üncü maddesinde yazılı
kalayının uygulanması suretiyle hesap olunur" hükmünü benimsemekle bütün
kanun tek katsayı esası üzerine oturtulmuştur.
Mahkemelerin
iddia ile bağlı kalarak kararlar vermesi hukukun bilinen kurallarındandır ve bu
husus Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 22/4/1962
gün ve 44 sayılı Kanunun 28. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Oysa davacı
yalnızca 1327 sayılı Kanunun 93. maddesinin (C) bendinin Anayasa'nın 82.
maddesine aykırı olduğunu öne sürerek iptaline karar verilmesini istemiştir.
Kararda yer alan "Bu hükmün amacı o derece açık ve ifadesi o kadar
kesindir ki, T.B.M.M. üyeleri ödenek ve yolluklarının memur aylıkları sistemine
bağlanmış olması, bu istemin de her sene bütçe kanunları ile değişen katsayı
mekanizmasını kabul etmiş bulunması ve bunun sonucu olarak da katsayı
değişikliklerinin meclisler üyelerinin ödenek ve yolluklarına yansımasının da
bu sistemin zorunlu bir sonucu sayılması gibi gerekçeler öne sürülerek, Bütçe
Kanunları yolu ile de olsa, her çeşit yasama tasarrufları sonucu meydana
gelecek olan zam ve ilâvalerden T.B.M.M. üyelerinin genel seçimleri
beklemeksizin faydalandırılmaları mümkün değildir. Zira 657 sayılı Kanunla
getirilen sistemin böyle bir sonucu zorunlu kıldığı iddiası yerinde olmadığı
gibi, böyle bile olsa kanunların yarattığı sistemlerin ortaya çıkardığı
zorunluklar öne sürülmek suretiyle Anayasa kurallarına aykırı hükümler tesis
edilemez. Aksine olarak sistemlerin, Anayasa kurallarına uygun düşecek biçimde
düzenlenmeleri Anayasa'nın 8. maddesinin kaçınılmaz bir gereğidir"
yolundaki gerekçe kısmı ancak l sayılı Kanunun 1. maddesine ve meclisler
üyeleri yönünden 154. maddeye karşı açılmış bir dâvada söz konusu
edilebilirler. Oysa ki ortada böyle dâva ve talep bulunmadığına göre, 44 sayılı
Yasanın 28. maddesine ters düşen bir biçimde talebin dışına taşarak adeta o
hükümler hakkında dâva varmışcasına açıklamada bulunulamaz.
Bu
düşünce ve kanaatle, gerekçenin yalnız bu bölümüne karşıyım.