“6100 sayılı HMK nın 353/1 A maddesi uyarınca istinaf mahkemesinin itiraz üzerine verilen kaldırma kararlarının kesin olarak karar verileceği şeklindeki kanun maddesinin iptali talebi.
Açıklamalar; Mahkememizin 2025/… Esas sayılı dosyada TC. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2025/… esas sayılı 2025/… karar sayılı ilamının HMK 353/1 A-4 ve 362/1-G maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle aynı kanunun 373/5. maddesine aykırı olduğu kanaatiyle 6100 sayılı HMK 'nın 353/1. A maddesinin Anayasanın 2., 36. ve 138. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptali gerekmektedir.
İstinaf yolu açık olan ilk derece mahkeme kararları itiraz üzerine İstinaf tarafından incelenmektedir. İstinaf mahkemeleri her yıl belirlenen temyiz sınırı altında kalan ilamları kesin olmak üzere karara bağlamaktadır. İstinaf mahkemeleri itirazı haklı gördüğü takdirde kesinlik sınırının altında kalan dosyaları itiraz sebepleriyle geçerli olmak üzere HMK 353. madde uyarınca mahkeme kararlarını kaldırmaktadır. Mahkeme kararında haklı olduğunu düşünse dahi bu karara karşı bağımsız yargı yetkisini kullanan ilk derece mahkemeleri direnme hakkı bulunmamaktadır. Ancak kesinlik sınırı üzerindeki kararların Yargıtay'a gitmesi neticesinde Yargıtayca verilen ilk derece mahkemesinin bozma karına karşı HMK 373/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince Yargıtay kararına direnilebilmektedir. Bu husus uygulamada HMK 353. ile HMK 373. arasında ikilik ortaya çıkarmaktadır. Bu durum Anayasa'nın 138. maddesi anlamında hakimin vicdani kanaatini ve bağımsızlığını yok eden bir kısıtlamadır.
Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuk uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiç bir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez. Genelge gönderemez ve tavsiye ve telkin bulunamaz. Ancak istinafın vermiş olduğu kesin karar kanunda bu şekilde düzenlenmemiş olsa da emir ve talimat niteliği taşımaktadır ve hakimin hukuka uygun bulduğu, kararında ısrar edememekte ve vicdani kanaati tamamen devre dışı bırakmaktadır. Aynı zamanda bu yapı istinaf kararlarının kesinlik sınırı altında kalanların mutlak doğru olarak kabul edilmesi şeklinde bir algı oluşturmaktadır.
İstinaf mahkemelerinin kuruluş amacı yerindelik denetimi ile sınırlı olmak üzere tamamlayıcı yargı faaliyetinde bulunarak dosyanın alt derece mahkemeye gönderilmeksizin üst derece kabul edilen istinaf mahkemesinde çözüme kavuşmasına yönelik olmuştur. Ancak zaman geçtikçe istinafın yargılama faaliyeti üst derece olan Yargıtay Dairelerinin denetimine dönüşmüştür. Şuanda uygulamada belirli parasal sınırlamalar gözetilerek İstinaf bir alt derece, Yargıtay Dairesi gibi bozma yapılarak delil toplanılmaksızın kararların kaldırıldığı bir uygulamaya evrilmiştir. Bu açıdan bakıldığında her bölge istinafının belirli davalarda kendi yorumlarına dayanarak içtihat geliştirdiği görülmüştür. Aynı konuya ilişkin Antalya İstinaf karar verirken bu kararın aksinin başka bir İstinaf dairesinde bulmak mümkün olmuş bu da aynı şekilde uygulamada ikilik doğurmuştur.
Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerce kullanıldığı, üst derece yargı organlarının itiraz ve temyiz makamları olduğu, ilk derece mahkemelerinin kararlarının yerindelik ve hukuka uygunluk denetimi yaptığı, ilk derece mahkemelerince kullanılan yargı yetkisi kapsamında hak arama özgürlüğü çerçevesinde talep ve itiraz edenlerin hukuki durumlarının celse, keşif, tespit vb. İşlemlerle neticelendirilmeye çalışıldığı, bu durumda ilk derece mahkemelerinin toplumun ihtiyaçları anlamında adalet beklentisinin en üst düzeyde karşılandığı makam olduğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan nedenlerle ilgili kanun hükümleri olan HMK 353. ile HMK 373. maddelerinin tekrar düzenlenmesi gerektiği gibi HMK 353/1. A maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan iptal edilmesi gerekmektedir.
Sonuç ve talep; yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK 353/1-A/4. maddesi Anayasanın 2., 36., 138. ve HMK nın 373/5. maddesine aykırı olması sebebiyle sayın Anayasa Mahkemesi tarafından iptali arz ve talep olunur.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2026/6
Karar Sayısı : 2026/7
Karar Tarihi : 15/1/2026
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Anadolu 37. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinin Anayasa’nın 2., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Kişilik haklarına yapılan saldırının hukuka aykırılığının tespiti talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 353. maddesi şöyledir:
“Duruşma yapılmadan verilecek kararlar
MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…) karar verilmiş olması.
6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında,
duruşma yapılmadan karar verilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görev alanına giren bir dava bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 6100 sayılı Kanun’un 353. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinin iptalini talep etmiştir. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı anılan (a) bendinde ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması durumunda, bölge adliye mahkemesince yapılan ön inceleme sonucunda dosyada eksiklik bulunmadığının anlaşılması hâlinde bölge adliye mahkemesinin esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği hâller sayılmıştır. Kuralla da söz konusu hâllerden biri olarak diğer dava şartlarına aykırılık bulunması durumu düzenlenmiştir.
4. Bakılmakta olan davanın ilk derece mahkemesi aşamasında bulunduğu, kuralın ise bölge adliye mahkemesince verilen kararlara yönelik olduğu gözetildiğinde yargılamanın bulunduğu aşama itibarıyla kuralın bakılmakta olan davada uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5. Açıklanan nedenle kuralın itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
III. HÜKÜM
12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE 15/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI