“Davacı … … vekilleri AV. … …, AV. … …, AV. … …, AV. … …, AV. … … … tarafından; … Merkez … … Merkezi'nde doktor olarak görev yapan davacının, ''Sağlık Bakanlığı Tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine Sunulacak Sağlık Hizmetleri Hakkında Usul ve Esasların Yürürlüğe Konulmasına Dair Protokol'' kapsamında; Milli Savunma Bakanlığı Askeri Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 31/03/2023 tarih ve 2236561 sayılı yazısına istinaden 6. Kolordu K.lığı/Hatay emrine Bahar Kalkanı Harekat Alanında görev yapmak üzere 10/11/2023-24/12/2023 tarihleri arasında re'sen görevlendirilmesi sonrasında anılan tarihler arasında 7 gün 24 saat esasına göre kesintisiz acil sağlık hizmeti vermesi nedeniyle 10/11/2023 tarihi ile 24/12/2023 tarihleri arasında hak ettiği nöbet ve icap nöbeti ücretlerinin ödenmesi istemiyle yaptığı 11/01/2024 tarihli başvurusunun 19/01/2024 tarih ve E-234669109 sayılı … Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü işlemiyle reddi üzerine anılan tarihler arasında hak ettiği nöbet ve icap nöbeti ücretlerine karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00.-TL'nin idareye başvuru tarihi olan 11/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada işin gereği düşünüldü:
2709 sayılı Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinde; “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır. Aynı kapsamda düzenlemenin 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde de yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacının çalışmış olduğu saatlerin görev yaptığı alanda sorumlu Türk Silahlı Kuvvetleri 12. Komando Tugayı 2. Komando Tabur Komutanlığı Kn-11 Al Bara Üs Bölgesi komutanı tarafından kayıt altına alındığı, söz konusu kayıtlarda davacının 10/11/2023-24/12/2023 tarihleri arasında aktif mesai olarak her gün 06:00-18:00, icap nöbeti olarak 18:00-06:00 arasında olmak üzere kesintisiz hizmet verdiğinin anlaşıldığı (Ek-1), davacının 10/11/2023 tarihi ile 24/12/2023 tarihleri arasında hak ettiği nöbet ve icap nöbeti ücretlerinin ödenmesi istemiyle yaptığı 11/01/2024 tarihli başvurusunun (Ek-2) 19/01/2024 tarih ve E-234669109 sayılı … Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü işlemiyle (Ek-3) reddi üzerine anılan tarihler arasında hak ettiği nöbet (davacı ek mesai olarak nitelendirmiştir) ve icap nöbeti ücretlerine karşılık fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00.-TL'nin idareye başvuru tarihi olan 11/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı (Ek-4), Mahkememizin 21/01/2025 tarihli ara kararı ile davacıya ödenecek olsa idi ne kadar nöbet ve icap nöbeti ödeneceğinin sorulduğu (Ek-5), ara karara cevaben davalı idarece davacının Toplum Sağlığı Merkezinde çalıştığı kabul edilerek söz konusu merkezlerde en fazla nöbet saati ödemesi olan 60 saat üzerinden hesaplama yapıldığı cevabının verildiği (Ek-6), 17/02/2025 tarihli ara kararımız ile davalı idareden davacının normal mesai saatleri dışında ne kadar nöbet tuttuğu belirlenerek belirlenen süre üzerinden hesaplama yapılmasının istendiği (Ek-7),ara karara cevaben gelen belgelerden davacının normal mesai saati haricinde toplam 292 saat (Kasım ayı için 132 saat, Aralık ayı için 160 saat) nöbet tuttuğunun belirtildiği ve Toplum Sağlığı Merkezlerinde 60 saatten, diğer hiçbir koşulda da 130 saatten fazla nöbet ödemesinin yapılamayacağının ifade edildiği (Ek-8), konunun Devlet Memurları Kanunu’nun ek 33. maddesinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu maddenin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir;
“Ek Madde 33 – (Ek: 23/2/1995 – KHK-547/10 md.; Değişik: 21/1/2010-5947/10 md.)
Yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalıkçalışma süresi dışında normal, acilveya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için (nöbet süresi kesintisiz 6 saatten az olmamak üzere), aşağıda gösterilen gösterge rakamlarının aylık katsayısı ile çarpılması sonucu hesaplanacak tutarda nöbet ücreti ödenir. (Ek cümle: 2/1/2014 - 6514/10 md.) Bu ücret yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde tutulan söz konusu nöbetler için yüzde elli oranında artırımlı ödenir. Ancak ayda aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde 60 saatten, diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz. Bu ücret damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. "
Söz konusu maddenin 1. fıkrasının son kısmında yer alan “Ancak ayda aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde 60 saatten, diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz.” hükmünün bakılmakta olan davada uygulanacak kural olduğu anlaşılmakta olup Mahkememizce söz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılığı hususunda kanaat oluşmuştur.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 18. maddesi ise “zorla çalıştırma yasağı” başlığını taşımakta olup “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.” hükmünü, 35. maddesi ise “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz” düzenlemesini içermektedir.
Dava konusu olayda davacının geçici olarak görevlendirildiği süre içerisinde normal mesai saatleri haricinde 292 saat nöbet tuttuğu hususu sabit olup davalı idarenin davacı tarafından 292 saat nöbet tutulmadığı yönünde bir itirazı bulunmamaktadır. Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 33. maddesinin 1. fıkrasının düzenlenme biçimi de belirli saat üzerinde nöbet tutulamayacağı yönünde olmayıp belirli saat üzerinde nöbet tutulsa da buna ilişkin bir ödemenin yapılmayacağı şeklindedir. Dava konusu olayda olduğu gibi doktorlar fiilen 130 saatten fazla nöbet tutmak zorunda kalabilmektedir. İtiraz konusu kuralda yer alan “diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazla ödeme yapılmayacağı” ifadesi nedeniyle davacının 130 saatten fazla fiilen tuttuğu nöbetlerin karşılıksız kalacağı anlaşılmaktadır. Oysa Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu düzenlenmiştir. Hukuk devletinde angarya niteliğinde karşılığı olmayan çalıştırma yapılması düşünülemez. Nitekim Anayasa’nın 18. maddesi de angaryanın yasak olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. İtiraz konusu kural, sağlık çalışanlarının yükümlü tutulacağı nöbete bir üst sınır getirmediği gibi söz konusu sınırın aşılmasının makul karşılanabildiği -personel temininde güçlük çekilmesi şeklindeki- çok istisnai hâllerde bu fazla çalışmayı telafi edecek bir ücretin ödenmesini de güvence altına almamaktadır. Kural, ücret ödenmesini en fazla 130 saatle sınırlamakta, bu sürenin aşıldığı durumlarda herhangi bir ücret ödenmeksizin nöbet tutulmasını gerektirmektedir. Bu hâliyle nöbet yükümlülüğünün Anayasa’nın 18. maddesinin gerekliliklerini karşılamadığı ve sağlık çalışanlarına orantısız bir külfet yüklediği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin aynı maddenin 3. fıkrasının son cümlesini iptal eden 25/1/2023 tarihli ve E.: 2022/97; K.: 2023/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere “Alanında uzman olan kişilerin mesleklerinin icrası sırasında sosyal dayanışma anlayışının bir gereği olarak birtakım hizmetlerle yükümlü kılınması, uzmanlık alanlarıyla ilgili olmak ve aşırı külfet yüklememek kaydıyla zorla çalışma veya angarya olarak değerlendirilemez. Ancak bu şekilde çalışma zorunluluğu getirilen (uzman) kişiye ölçüsüz külfet yüklenmesi durumunda Anayasa'nın 18. maddesinin sınırlarının aşıldığı sonucuna ulaşılabilir. Bu kişilere ölçüsüz bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespitinde bunlara ücret ve benzeri menfaatlerin sağlanıp sağlanmadığı ve yapılması zorunlu kılınan hizmetin bunların mesleki gelişim ve kariyerlerine bir katkısının bulunup bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulmalıdır”. Dava konusu olayda uygulanacak olan kural olan “Ancak ayda aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde 60 saatten, diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz.” hükmünün sağlık çalışanlarına orantısız bir külfet yüklediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; kişilere ödenmesi öngörülen ücret, maaş, yaşlılık aylığı, emeklilik ikramiyesi ve kıdem tazminatı gibi ödemeler mülkiyet hakkı kapsamındadır. İtiraz konusu kural ile 130 saatten fazla tutulan nöbet için herhangi bir ücret ödenmeyeceği hususu hükme bağlanmış olup fiilen 130 saatten fazla nöbet tutarak görevini ifa eden doktorlar bakımından mülkiyet hakkının ihlaline yol açan düzenleme ihdas edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek 33. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Ancak ayda aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde 60 saatten, diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz.” hükmünün Anayasa’nın 2., 18. ve 35. maddelerine aykırı olduğu kanaati ile somut norm denetimi (itiraz) yoluyla iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına,
2- 2709 sayılı Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinde yer alan “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.” hükmü gereğince Anayasa Mahkemesinin konu hakkında vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına, beş ay içerisinde Anayasa Mahkemesince bir karar verilmezse davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasına,
3- İş bu kararın birer örneğinin taraflara tebliğine,
4- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca iş bu kararın aslı ile birlikte, dava dilekçesinin ve dosya içindeki diğer tüm evrakların onaylı örneklerinin dizi listesine bağlanarak Anayasa Mahkemesine gönderilmesine 07/03/2025 tarihinde karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/89
Karar Sayısı:2025/243
Karar Tarihi:26/11/2025
R.G. Tarih - Sayı:10/3/2026-33192
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Çanakkale 2. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 21/1/2010 tarihli ve 5947 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen ek 33. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’nın 2., 18. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Nöbet ücretinin ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı ek 33. maddesi şöyledir:
“Ek Madde 33 – (Ek: 23/2/1995 – KHK-547/10 md.; Değişik: 21/1/2010 - 5947/10 md.)
Yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için (nöbet süresi kesintisiz 6 saatten az olmamak üzere), aşağıda gösterilen gösterge rakamlarının aylık katsayısı ile çarpılması sonucu hesaplanacak tutarda nöbet ücreti ödenir. (Ek cümle: 2/1/2014 - 6514/10 md.) Bu ücret yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde tutulan söz konusu nöbetler için yüzde elli oranında artırımlı ödenir. Ancak ayda aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde 60 saatten, diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmaz. Bu ücret damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.
(Değişik tablo: 27/3/2015-6639/10 md.)
Gösterge
a) Eğitim görevlisi, başasistan, uzman tabip
150
b) Tabip, tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda, bu mevzuat hükümlerine göre uzmanlık belgesi alan tabip dışı personel, aynı dallarda doktora belgesi alanlar
135
c) Diş tabibi ve eczacılar
120
ç) Mesleki yükseköğrenim görmüş sağlık personeli
90
d) Lise dengi mesleki öğrenim görmüş sağlık personeli
75
e) Diğer personel
55
Bu madde hükmü, üniversitelerin yataklı tedavi kurumlarında çalışan ve 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 50 nci maddesinin (e) bendi kapsamında bulunanlar ile yataklı tedavi kurumlarında çalışan ve 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Kanunun ek 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında bulunanlar hakkında da uygulanır.
İcap nöbeti tutan ve bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir icap nöbeti saati için, icap nöbeti süresi kesintisiz 12 saatten az olmamak üzere, yukarıda nöbet ücreti için belirlenen ücretin yüzde 40'ı tutarında icap nöbet ücreti ödenir. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 25/1/2023 tarihli ve E.: 2022/97; K.: 2023/13 sayılı Kararı ile)
Bu madde uyarınca yapılacak ödemeler, döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermaye bütçesinden karşılanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 27/3/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hilal YAZICI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 657 sayılı Kanun’un 101. maddesinin birinci fıkrasında, günün yirmi dört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan devlet memurlarının çalışma saat ve şekillerinin kurumlarınca düzenleneceği belirtilmiştir.
4. Anılan Kanun’un ek 33. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için (nöbet süresi kesintisiz altı saatten az olmamak üzere), söz konusu fıkrada belirtilen gösterge rakamlarının aylık katsayısı ile çarpılması sonucu hesaplanacak tutarda nöbet ücretinin ödeneceği hükme bağlanmıştır.
5. Fıkranın ikinci cümlesinde de bu ücretin yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde tutulan söz konusu nöbetler için yüzde elli oranında artırımlı olarak ödeneceği belirtilmiştir.
6. İtiraz konusu üçüncü cümlede ise nöbetler için aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde ayda 60 saatten, diğer yerlerde ve hiçbir şekilde 130 saatten fazlası için ödeme yapılmayacağı belirtilmiştir.
7. Kanun’da, nöbetlerin süresine ilişkin olarak bir üst sınır öngörülmemiştir. Kanun kapsamında nöbet karşılığında öncelikle kişiye izin kullandırılması, bunun mümkün olmaması hâlinde ise ücret ödenmesi öngörülmüştür.
8. Kural ise karşılığı ücret olarak ödenecek nöbet süresini aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde aylık 60 saat, diğer yerlerde aylık 130 saat ile sınırlandırmıştır. Dolayısıyla ilgili birimlere göre aylık 60 saat veya 130 saati aşan nöbetlerde ücret ödenmediği gibi bunun alternatifi olarak izin kullandırılması da söz konusu değildir.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla, ilgili sağlık personelinin tuttuğu nöbete ilişkin olarak yapılacak ücret ödemesinin belirli bir süreyle sınırlandığı, bu süre üzerinde nöbet tutulsa dahi sağlık personeline buna ilişkin bir ücret ödenmeyeceğinin öngörüldüğü, bu durumun hukuk devleti ilkesini, zorla çalıştırma yasağını ve mülkiyet hakkını ihlal ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 18. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. Anayasa Mahkemesi 25/1/2023 tarihli ve E.2022/97, K.2023/13 sayılı kararında, 657 sayılı Kanun’un ek 33. maddesinin üçüncü fıkrasının, ücretlendirilebilecek toplam icap nöbeti süresini aylık 120 saatle sınırlayan ikinci cümlesini Anayasa’nın 18. maddesine aykırı görerek iptal etmiştir.
11. Anılan kararda, alanında uzman olan kişilerin mesleklerinin icrası sırasında sosyal dayanışma anlayışının bir gereği olarak birtakım hizmetlerle yükümlü kılınmasının, uzmanlık alanlarıyla ilgili olmak ve aşırı külfet yüklememek kaydıyla zorla çalışma veya angarya olarak değerlendirilemeyeceği ancak bu şekilde çalışma zorunluluğu getirilen (uzman) kişiye ölçüsüz külfet yüklenmesi durumunda Anayasa’nın 18. maddesinin sınırlarının aşıldığı sonucuna varılabileceği, ölçüsüz bir külfet yüklenip yüklenmediğinin tespitinde ise kişilere ücret ve benzeri menfaatlerin sağlanıp sağlanmadığı ve yapılması zorunlu kılınan hizmetin mesleki gelişim ve kariyerlerine bir katkısının bulunup bulunmadığı hususlarının gözönünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir (AYM, E.2022/97, K.2023/13, 25/1/2023, § 14).
12. Bu kapsamda ilk olarak icap nöbetinin, statü hukukuna tabi olarak çalışan kamu görevlilerinin, bulundukları statünün gereği olarak yerine getirdikleri bir görev olması nedeniyle makul kabul edilebileceği, nöbet tutacak kişilerin; mesai saatleri dışında, gece boyunca ve hafta sonlarında görev icabı çağrılabileceklerinin kendileri açısından öngörülebilir olduğu, bu hizmetlerin memurların ve sözleşmeli personelin mesleki faaliyetlerinin kapsamı dışında olduğunun söylenemeyeceği tespitinde bulunulmuştur (AYM, E.2022/97, K.2023/13, 25/1/2023, § 18).
13. Söz konusu kararda, sağlık hizmetlerinin acil durumlarda bile kesintisiz bir biçimde yürütülmesi gerekli hizmetlerden biri olarak Anayasa’nın 56. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler kapsamında olduğu, sağlık çalışanlarının icap nöbeti tutma ödevi altında bulunmasının kendi başına Anayasa’nın 18. maddesine aykırı olmadığı değerlendirilmekle birlikte bu hizmetlerin sağlık çalışanlarının dinlenme hakkının ortadan kaldırılması pahasına yürütülmemesi gerektiği, zorlayıcı nedenlerin varlığı hâlinde getirilen nöbet yükümlülüğünün, kişilerin dinlenme hakkının ihlal edilmesinin doğurduğu sonuçların kendilerine uygun bir ücret ödenerek telafi edilmesinin, amaçlanan kamu yararı ve sağlık personelinin menfaatlerinin dengelenmesi bakımından uygun bir yol olarak görülebileceği ifade edilmiştir. Bu bağlamda sağlık çalışanlarının yükümlü tutulacağı icap nöbetine bir üst sınır getirmeyen ve söz konusu sınırın zorunlu hâllerde aşılması hâlinde bu fazla çalışmayı telafi edecek bir ücretin ödenmesini de güvence altına almayan hükmün, Anayasa’nın 18. maddesinin gerekliliklerini karşılamadığı ve sağlık çalışanlarına orantısız bir külfet yüklediği, bu kapsamda Anayasa’nın 18. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır (AYM, E.2022/97, K.2023/13, 25/1/2023, §§ 22-24).
14. İtiraz konusu kuralla da çeşitli sağlık kuruluşları itibarıyla ancak belirli saatlere kadar tutulan nöbetler bakımından ücret ödeneceği, bu sürelerin üzerinde nöbet tutulmasının gerekli olması durumunda ücret ödenmeyeceği öngörülmektedir. Bu hâliyle kuralın Anayasa’nın 18. maddesinin gerekliliklerini karşılamadığı ve sağlık çalışanlarına orantısız bir külfet yüklediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kural yönünden Anayasa Mahkemesinin anılan kararından ayrılmayı gerektirir bir husus bulunmamaktadır.
15. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 18. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 18. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kural, Anayasa’nın 18. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın 35. maddesi yönünden ayrıca incelenmemiştir.
IV. HÜKÜM
14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 21/1/2010 tarihli ve 5947 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen ek 33. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 26/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI