ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/100
Karar Sayısı:2025/242
Karar Tarihi:26/11/2025
R.G.Tarih-Sayı:9/3/2026-33191
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’ye 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle eklenen
geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…çalıştırıldıkları
teşkilat ve birimde…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 17. ve 49. maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sürekli işçi
kadrosunda çalışmakta olan işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik
işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) geçici 23. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer
aldığı ilgili kısmı şöyledir:
“Geçici Madde 23 – (Ek: 20/11/2017-KHK-696/127 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7079/118 md.)
5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı
cetvellerde yer alan kamu idareleri (MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı
döner sermayeli kuruluşlar, bu Kanuna ekli (I) sayılı listede yer alan
idarelerin merkez ve taşra teşkilatlarında; ödemeleri merkezi yönetim, sosyal
güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon
başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner
sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi
bütçelerinden karşılanan 4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler
uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında
yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanlar;
a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin
(1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları
taşımak,
b) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik,
yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak,
c) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli
ve E: 2018/96, K: 2023/222 sayılı Kararı ile)
ç) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli
ve E: 2018/96, K: 2023/222 sayılı Kararı ile)
kaydıyla, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli
işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilirler.
Başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların
karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve
esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması,
sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların
kadroya geçirilmesine ilişkin süreç bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren doksan gün içinde idarelerince sonuçlandırılır. Sınavlarda başarılı
olanlar, varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat
ettiklerini tevsik eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat
ettiğine dair icra müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç)
bendinde öngörülen sulh sözleşmesini ibraz etmek ve öngörülen şartları taşımaya
devam etmek kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, her bir
sözleşme itibarıyla, yüklenicinin hakedişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve
birim/yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına
idarelerince topluca geçirilir. Bu fıkra kapsamında feragat edilen davalara
veya takiplere ilişkin yargılama ve takip giderleri davacı veya takip eden
üzerinde bırakılır ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmolunmaz,
hükmedilenler tahsil edilmez ve bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar
tahsil edilenler ise iade edilmez. Bu fıkra kapsamında yapılacak sulh
sözleşmelerinden damga vergisi alınmaz.
…
Sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, birinci fıkrada
öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve
birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri
yürütmek üzere istihdam edilebilir. (Mülga cümle: 1/3/2023-7438/2 md.) Özel güvenlik
görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı
Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir
ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai
AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan
FİDAN, Kenan YAŞAR, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın
katılımlarıyla 22/4/2025 tarihinde yapılan ilk
inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN
İNCELENMESİ
2. Başvuru
kararı ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci
fıkrasının birinci cümlesinde 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî
Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı Cetvellerde
yer alan kamu idareleri (Millî İstihbarat Teşkilatı hariç) ile bunlara bağlı
döner sermayeli kuruluşlar, 7079 sayılı Kanun’a ekli (I) sayılı Listede yer
alan idarelerin merkez ile taşra teşkilatlarında ödemeleri merkezî yönetim,
sosyal güvenlik kurumu, fon, kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon
başkanlığı, gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner
sermaye bütçelerinden, anılan liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi
bütçelerinden karşılanan 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve
diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet
alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi
itibarıyla çalıştırılmakta olanların 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8)
numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak ve herhangi bir sosyal
güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak
kazanmamış olmak şartıyla anılan KHK’nın geçici 23. maddesinin birinci
fıkrasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet
alım sözleşmesinin yapıldığı birimine sürekli işçi kadrolarında istihdam
edilmek üzere yazılı olarak başvurabilecekleri hükme bağlanmıştır.
4. Söz konusu fıkranın ikinci cümlesinde ise başvuranların
şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite yönelik itirazların
karara bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve
esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması,
sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların
kadroya geçirilmesine ilişkin sürecin fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren doksan gün içinde ilgili idarelerce sonuçlandırılacağı düzenlenmiştir.
5. Anılan maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde
de sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin
birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları
teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi
kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri
öngörülmüştür. Söz konusu cümlede yer alan “…çalıştırıldıkları teşkilat ve
birimde…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
6. Bu itibarla kural uyarınca ilgili işçilerin maddenin
birinci fıkrasında düzenlenen şartları taşıdıkları sürece sürekli işçi
kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri
yürütmek üzere istihdam edilebilecekleri yer, çalıştırıldıkları teşkilat ve birimdir.
B. İtirazın
Gerekçesi
7. Başvuru kararında
özetle; itiraz konusu kuralla sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin yer
değiştirmelerinin kategorik olarak engellendiği, başka bir ifadeyle anılan
işçilerin farklı bir il veya bölgeye nakillerine imkân tanınmadığı, bu nedenle
yer değişikliği taleplerine ilişkin olarak verilen kararlar bağlamında
işverenin yönetim yetkisinin yargı mercilerince denetlenemediği, ayrıca kuralla
375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesine göre istihdam edilen işçilerin sürekli
işçi kadrosunda çalışan diğer işçilere göre güvencesiz duruma getirildiği ve bu
suretle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,
5., 10., 13., 17. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya
Aykırılık Sorunu
8. Anayasa’nın 49. maddesinde “Çalışma, herkesin hakkı
ve ödevidir./ Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma
hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı
desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve
çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” denilmek suretiyle
sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki görünümü olan devletin çalışanları
koruma yükümlülüğüne ilişkin özel bir güvence öngörülmüştür.
9. Danışma Meclisinin anılan maddeye ilişkin kabul ettiği
metnin gerekçesinde devletin işçi-işveren ilişkilerinin seyircisi değil
dengeleyicisi olması ve çalışma barışını koruyacak tedbirleri alması gerektiği,
bu durumun devletin taraf tutması anlamına gelmediği belirtilmiştir. Millî
Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunun değişiklik gerekçesinde ise devletin
çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için
çalışanları korumak ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak
amacıyla gerekli tedbirleri alacağının öngörüldüğü ifade edilmiştir. Anayasa’nın
söz konusu maddesinde 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un 19. maddesiyle
yapılan değişikliğin gerekçesinde de devlete çalışanların yanı sıra işsizleri
de koruma görevi verildiği belirtilmiştir.
10. Bu
itibarla iş sözleşmesinin zayıf tarafı olan işçinin korunmasına yönelik
düzenlemelerin öngörülmesi suretiyle işçi-işveren ilişkilerinde dengenin
sağlanması devletin, çalışma hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin bir
gereğidir (AYM, E.2023/158, K.2024/187, 5/11/2024, § 19).
11. İtiraz konusu kuralda 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi
kapsamında sürekli isçi kadrosuna geçirilen işçilerin anılan maddenin birinci
fıkrasında öngörülen şartları taşıdıkları sürece geçiş işlemi yapılmadan önceki
ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam
edilebilecekleri yerin çalıştırıldıkları
teşkilat ve birim olduğu hükme bağlanmıştır.
12. Buna göre kuralda söz konusu işçilerin sürekli işçi
kadrosuna geçiş işlemi yapılmadan önce çalıştırıldıkları teşkilat ve birim
dışında görevlendirilmelerine imkân tanınmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir
ifadeyle kural uyarınca anılan işçilerin yer değişikliğine yönelik taleplerinin
işverence kabul edilmesi mümkün değildir.
13. Nitekim Yargıtay uygulamasında da madde kapsamında
sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin geçiş işlemi yapılmadan önceki
işyerinde çalışmaya devam ettirileceğinin kuralla açıkça düzenlendiği,
dolayısıyla bu işçilerin başka bir ile veya bölgeye naklinin mümkün olmadığı
kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316,
10/2/2025).
14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Amaç
ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin ikinci fıkrasında söz konusu Kanun’un, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün
işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine
faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı, üçüncü fıkrasında ise işyerleri,
işverenler, işveren vekilleri ve işçilerin 3. maddedeki bildirim gününe
bakılmaksızın söz konusu Kanun hükümleriyle bağlı olacakları öngörülmüştür.
15. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin
birinci fıkrasının birinci cümlesinde işçi bir
iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi, işveren işçi çalıştıran gerçek
veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar; “Tanım ve
şekil” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde ise iş
sözleşmesi bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın
(işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme şeklinde
tanımlanmıştır.
16. Bu bağlamda 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinin
birinci fıkrasında belirtilen kurum, kuruluş ve idareler ile söz konusu madde
uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler arasında özel hukuk
ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişki kapsamında ilgili kurum, kuruluş ile
idarelerin işveren sıfatını haiz olduğu açıktır.
17. Anılan işverenlerin faaliyet alanları dikkate
alındığında söz konusu istihdamın kamusal nitelikte sonuçlar da doğurabileceği anlaşılmaktadır
(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2018/96, K.2023/222, 27/12/2023,
§ 338). Bu itibarla kamu yararını gözönünde bulundurmak suretiyle anılan özel
hukuk ilişkisi kapsamında taraflara belirli haklar tanımak ya da yükümlülükler
getirmek kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır.
18. Nitekim söz konusu madde kapsamında sürekli işçi
kadrosuna geçirilen işçilerin geçiş işleminden önce çalıştırıldıkları teşkilat
ve birimde istihdam edileceklerini öngören kuralın bu teşkilat ve birimde
yürütülen hizmette aksaklık meydana gelmesini engellemeyi hedeflemediği
söylenemez.
19. Bununla birlikte kamu işverenleri ile bunlar
tarafından çalıştırılan işçiler arasındaki özel hukuk ilişkisine yönelik olarak
öngörülecek düzenlemelerin devletin çalışanların korunmasına ve işçi-işveren
arasındaki menfaatler dengesinin sağlanmasına ilişkin yükümlülükleriyle
çelişmemesi gerekmektedir.
20. Madde uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin
bu kadroda istihdam edildikleri süreçte yer değişikliği talep etmelerini
gerektirecek belirli nedenlerin ortaya çıkabileceği açıktır. Genel anlamda
işçilerin yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi işverenlerin iş hukuku
bağlamında sahip oldukları yönetim yetkisi kapsamında kalmaktadır.
21. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesinde anılan Kanun ile 11/1/2011 tarihli 6098
sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümlerinin, uygun düştüğü
ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağı öngörülmüştür. 4721 sayılı
Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında ise herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine
getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
22. Buna göre işverenin işçinin yer
değişikliğini değerlendirme bağlamında sahip olduğu yönetim yetkisini dürüstlük
kurallarına uygun şekilde kullanması ve bu kapsamda alacağı kararda işçiyi
gözetme borcunu gözönünde bulundurması gerektiği kuşkusuzdur.
23. Bu itibarla iş ve kadro durumunun
imkân tanıması durumunda işçinin makul görülebilecek nedenlere dayanan yer
değişikliği talebinin ilgili işverence karşılanmasının mümkün olmadığı
söylenemez.
24. Diğer yandan kamu kurum, kuruluş ve
idarelerinde çalıştırılan işçilerin yer değişikliği taleplerinin
reddedilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işverenin yönetim yetkisini
dürüstlük kuralı ve işçiyi gözetme borcuna uygun şekilde kullanıp
kullanmadığının yargı mercilerince denetlenmesi mümkündür.
25. Nitekim Yargıtay uygulamasında yargı
mercilerinde işçinin yer değişikliği talebinin reddine
yönelik işlemin iptal edilmesinin ya da yer değişikliğinin sağlanması gibi
icrai nitelikte karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak söz konusu işlemin
hukuka aykırı olup olmadığının tespitine ilişkin karar verilebileceği ve
işçinin yer değişikliği talebinin reddine yönelik işlemin hukuka aykırılığının
tespit edilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilmektedir (Yargıtay
9. Hukuk Dairesi, E.2024/14198, K.2025/1316, 10/2/2025).
26. Bununla birlikte kural söz konusu KHK’nın
geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin
herhangi bir nedenle yer değiştirmelerine imkân tanımamakta, başka bir deyişle
anılan işçilerin yerlerinin değiştirilmesine mutlak bir yasak getirmektedir.
27. Kural, ilgili teşkilat ve birimdeki
işleyişin aksamasını önlemek amacıyla öngörülmüş ise de işçilerin yer
değişikliği taleplerinin karşılanmasının her durumda anılan işleyişin
bozulmasına neden olacağı söylenemez. Başka
bir ifadeyle ilgili teşkilat veya birimin iş ve kadro durumunun işçinin yer
değişikliği talebinin karşılanmasına engel oluşturmaması mümkündür.
28. Bu itibarla işçilerin makul
nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin işverence iş ile kadro durumu
çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu kapsamda alınacak kararların hukuka
uygunluğunun yargı mercilerince denetlenmesine imkân tanımayan kuralın devletin
çalışanların korunmasına yönelik yükümlülükleriyle bağdaşmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
29. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 49. maddesine
aykırıdır. İptali gerekir.
Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamıştır.
Kural Anayasa’nın 49. maddesine aykırı
görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2.,
5., 10., 13. ve 17. maddeleri yönünden
incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
30. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 30/3/2011 tarihli ve 6216
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural
tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî
Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği
tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
31. 375 sayılı KHK’nın
geçici 23. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…çalıştırıldıkları
teşkilat ve birimde…” ibaresinin iptal
edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte
görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın
Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi
uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’ye 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle eklenen
geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…çalıştırıldıkları
teşkilat ve birimde…” ibaresinin Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ
GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE
OYBİRLİĞİYLE 26/11/2025 tarihinde karar verildi.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
|
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
|
Üye
İrfan FİDAN
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|
|
Üye
Yılmaz AKÇİL
|
Üye
Ömer ÇINAR
|
Üye
Metin KIRATLI
|
KARŞIOY
Mahkememiz çoğunluğu tarafından 27.06.1989 tarihli ve 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 1.2.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un
118. maddesiyle eklenen geçici 23. maddenin beşinci fıkrasının birinci
cümlesinde yer alan “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresinin
Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Aşağıda
belirttiğim gerekçelerle dava konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı
kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
İptal davasına konu ibarenin yer aldığı 375 sayılı
KHK’nın geçici 23. maddesinin 5. fıkrası şöyledir: “Sürekli işçi kadrolarına
geçirilenler, birinci fıkrada öngörülen şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları
teşkilat ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi
kapsamındaki hizmetleri yürütmek üzere istihdam edilebilir. Özel güvenlik
görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı
Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder”.
375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinde 5018 sayılı
Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri
(MİT Müsteşarlığı hariç) ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, bu
Kanuna ekli (I) sayılı listede yer alan idarelerin merkez ve taşra
teşkilatlarında; ödemeleri merkezi yönetim, sosyal güvenlik kurumu, fon,
kefalet sandığı, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, gençlik hizmetleri
ve spor il müdürlüğü bütçelerinden veya döner sermaye bütçelerinden, anılan
liste kapsamındaki diğer idareler için ise kendi bütçelerinden karşılanan 4734
sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına
dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017
tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanların söz konusu maddede sayılan şartları
taşımaları kaydıyla söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli
işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabileceği, başvuranların
şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların karara
bağlanması, şartları taşıyanların idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre
yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav
sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların kadroya
geçirilmesine ilişkin süreç bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
doksan gün içinde idarelerince sonuçlandırılacağı, sınavlarda başarılı olanların,
varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat ettiklerini tevsik
eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat ettiğine dair icra
müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç) bendinde öngörülen
sulh sözleşmesini ibraz etmek ve öngörülen şartları taşımaya devam etmek
kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, her bir sözleşme
itibarıyla, yüklenicinin hak edişlerinin ödendiği bütçe, teşkilat ve
birim/yerleşim yeri adına vize edilmiş sayılan sürekli işçi kadrolarına
idarelerince topluca geçirileceği belirtilmiştir.
Dava konusu kuralın yer aldığı geçici 23. maddenin 5.
fıkrasında ise, sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin, birinci fıkrada öngörülen
şartları taşıdıkları sürece ve çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde geçiş
işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri yürütmek
üzere istihdam edileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, söz konusu maddede
4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuattaki hükümler uyarınca personel
çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler
tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde
çalıştırılmakta olan işçilerin aynı kurumda ve aynı işi yapmaları amacıyla
sürekli işçi kadrosunda istihdam edilmesi amaçlanmıştır. Yani, kanunkoyucu
hizmet alım ihalesi yoluyla özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılan işçilerin
talep etmeleri halinde kamuda sürekli işçi pozisyonunda istihdam edilmelerine
imkân tanımış, ancak sürekli işçi kadrosuna geçirilecek işçilerin başka bir
birim veya teşkilatta istihdam edilmeyeceği, sadece çalıştırıldıkları teşkilat
ve birimde geçiş işlemi yapılmadan önceki ihale sözleşmesi kapsamındaki hizmetleri
yürütmek üzere istihdam edileceğini de başvuran işçilere şeffaflık ve
öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde kanun maddesi ile ortaya koymuştur.
Sürekli işçi kadrosuna başvuran adaylar da bu kuralları bilerek kendi isteği
ile başvurmuş ve koşulları sağlayanlar kadroya geçirilmiştir. Geçici 23.
maddenin 4. fıkrasında sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin kadrolarının,
başka bir işleme gerek kalmaksızın geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla
sürekli işçi unvanı ile ihdas edilmiş sayılacağı, ihdas edilen kadroların
ilgili idarelerce adedi, bütçe ve teşkilatı ile birimi/yerleşim yeri
belirtilmek suretiyle geçiş işlemlerinin yapıldığı tarihten itibaren iki ay
içinde Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığına bildirileceği, sözleşmeleri
askıya alınanlar ile askerde bulunanların kadroları hariç olmak üzere bu
şekilde ihdas edilen sürekli işçi kadrolarının, herhangi bir sebeple boşalması
halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı
belirtilmiştir. Buna göre, sürekli işçi kadrolarına geçirilenler, çalıştıkları
kurumda bütçe ve kadro olarak planlanmış olup, bu kadroların boşalması halinde
kadroların devam etmeyeceği ve iptal edileceği de kanunkoyucu tarafından açıkça
belirtilmiştir.
Buna göre, sürekli işçi kadrolarına başvuranlar, kadro
öncesi çalıştığı kurumda ve yaptığı işi yapmaları koşuluyla sürekli işçi
kadrosuna başvurmuş olup, kanunkoyucu da söz konusu geçiş işlemini, kamu
hizmetinin devamlılığı ve sürekliliği ile bütçe koşulları çerçevesinde
çalışanların aynı kurum veya kuruluşlarda istihdamı üzerine planlamıştır. Kaldı
ki, sürekli işçi kadrosuna geçiş talep üzerine yapılmış olup, başvuranlar bu
kadroya geçmeden önce 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışmaktadır. Söz
konusu (4857 sayılı) Kanuna göre, işverenin veya yüklenicinin, işçilerin talebi
doğrultusunda işçilerin yerini veya işini değiştirme zorunluluğu
bulunmamaktadır. Yine işverenin, sözleşmede hüküm yoksa ya da işçinin rızası
mevcut değilse işçinin işyerini değiştirmesi de mümkün değildir. Hal böyle
olunca, zaten 4857 sayılı Kanun uyarınca çalıştığı kurumu veya yeri ya da
yapılan işi değiştirme hakkını haiz olmayan çalışanın, kendi isteği ve talebi
doğrultusunda sürekli işçi kadrosuna geçmesi halinde ilgili KHK’nın açık
hükmüne rağmen çalıştığı teşkilat ve birimi değiştirme hakkının olması gerektiğinin
savunulması mümkün değildir.
Dava konusu kural, Anayasa’nın eşitlik ilkesini
düzenleyen 10. maddesi açısından değerlendirildiğinde eşitlik ilkesini de ihlal
etmemektedir. Anayasa Mahkemesi çeşitli kararlarında, Anayasa'nın 10.
maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik
öngörüldüğü, eşitlik ilkesinin amacının aynı durumda bulunan kişilerin kanunla
aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğunu, bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında
eşitliğin ihlali yasaklandığını belirtmiştir. Yine Anayasa Mahkemesi, Kanun
önünde eşitlik ilkesinin herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmediğini, durum ve konumlardaki özellikler nedeniyle kimi kişiler
ya da toplulukların değişik kurallara bağlı tutulmasının Anayasa'nın öngördüğü
eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceğini ifade etmiştir. (Bkz. AYM, 2013/23 E.,
2013/123 K., Tarih 31.10.2013, R.G.;15.03.2014-28942). Dava konusu kural, 375
sayılı KHK’nın geçici 23. maddesi uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilen
herkes için çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde istihdamı öngörmekte olup,
söz konusu madde uyarınca başvuran ve koşulları taşıdığı belirlenerek kadroya
geçirilen herkese aynı kuralların uygulandığı ve eşitlik ilkesinin de ihlal
edilmediği açıktır.
Anayasa’nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, Devletin
çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için
çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye
elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli
tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Kamu hizmetinin sağlıklı ve aksamadan
yürütülmesi adına idarenin kamu görevlilerinin çalıştığı yer ve alanları
değiştirmesi mümkün olup bu hususta İdarenin geniş bir takdir hakkı vardır.
Anayasa’nın 49. maddesi idarenin bu takdir hakkını ortadan kaldırmamaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi Mürsel Uluçay başvurusunda (Başvuru Numarası:
2020/14045, K. Tarihi; 16.11.2023) “31. Bazı kamu görevlilerinin hizmetin
niteliği gereği belirli aralıklarla başka yerlere atanmaları, bazılarının ise
başka yer veya kurumlara atanmamaları zorunlu olabileceği, bu konuda idareye,
belirli bir takdir alanı tanınması makul karşılanması gerektiği, kişilerin
birtakım mazeretler çerçevesinde başka yere atanma konusunda talep hakları var
ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan
idarenin kendi mevzuatı çerçevesinde ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri,
insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve
benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmaz olduğu, zira kamu hizmetinin
sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri
almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğunda olduğunu, (İhsan
Asutay, § 39; Raziye Koçaş, § 45)” belirterek, idarenin kamu hizmetlerini
yürütmek adına atama ve yer değiştirme hususunda sahip olduğu takdir hakkına
vurgu yapmıştır.
Yine Anayasa Mahkemesi’nin 23.07.2024 tarihli ve 2024/96
E., 2024/143 K. sayılı kararında, Anayasa’nın 49. maddesinde de çalışmanın
herkesin hakkı ve ödevi olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini
yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak,
çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak
ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağının belirtildiği, çalışma
özgürlüğü, herkesin dilediği mesleği seçmede özgür olmasını ve zorla
çalıştırılmamayı ifade ettiği, bireyin bu özgürlüğünü kullanarak dilediği alanı
ve işi seçebileceği, çalışma hakkının ise bireyin özgür iradesiyle seçtiği
mesleği veya işi icra etmesi, devletin de çalışmak isteyenlere iş temin etmek
için gereken tedbirleri alması olduğu (AYM, E.2016/141, K.2018/27, 20/2/2018, §
16) belirtilmiştir. Söz konusu kararda, Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde
çalışma hakkı ve özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni belirtilmemiş
olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın
doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği,
ayrıca Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete
yüklenen ödevlerin, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere
sınır teşkil edebileceği (AYM, E.2018/95, K.2023/221, 27/12/2023, § 45) ifade
edilmiştir.
Buna göre, sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanlar
için, kanunla, meşru amaçlar doğrultusunda ve ölçülü olarak sınırlama
getirilmesi mümkündür. Sürekli işçi kadrosuna geçirilme işleminin kanun hükmü
gereği kendiliğinden olmadığı, çalışanların kendi iradesi doğrultusunda çalıştırıldıkları
teşkilat ve birimde çalışmak üzere kadroyu talep ettikleri, yani bizzat sürekli
işçi kadrosunun, çalışanların aynı teşkilat ve birimde çalışması için
öngörüldüğü nazara alındığında sınırlamanın işin doğasından kaynaklandığı ve
ölçülü olduğu, yine kamu hizmetinin sürekliliği ve devamlılığı ile bütçe
koşulları çerçevesinde sınırlamanın meşru bir amaca yönelik olduğu kabul
edilmelidir. Hal böyle olunca dava konusu kural, Anayasa’nın 13. ve 49.
maddelerine aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa’nın 10.,13.
ve 49. maddelerine aykırı olmadığından ve iptal talebinin reddi gerektiğinden, aksi
yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.