"...
“3.1. 3224 sayılı Kanun'un "Disiplin Cezaları" başlıklı 44. maddesinin, Anayasa'nın 2., 7., 38. ve 49. maddelerine uygunluğu yönünden değerlendirilmesi:
Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında belirtildiği üzere Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olmasının yanında, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bu ilke gereği birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Bir başka ifade ile hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanması ile ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır.
Zira, birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasanın 38. maddesinde belirtilen Kanunilik ilkesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde "suç ve cezada kanunilik ilkesi" başlığı altında düzenlenmiş, bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmıştır. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek suçun kanuniliği; üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” ifadesine yer verilerek cezanın kanuniliği ilkesi güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Bu konu, Anayasa Mahkemesi'nin 03.10.2013 tarih ve E:2013/28 K:2013/106 sayılı kararında, "Ceza yaptırımına bağlanan fiilin kanunun “açıkça” suç sayması şartına bağlanmış olmasıyla, suç ve cezalara ilişkin düzenlemelerin şekli bakımdan kanun biçiminde çıkarılması yeterli olmayıp, bunların içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerekir. Bu açıdan kanunun metni, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Bu nedenle, belirli bir kesinlik içinde kanunda hangi fiile hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerekir." şeklinde ifade edilmiştir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Yine Anayasa Mahkemesi'nin 01.04.2015 tarih ve E:2015/22 K:2015/37 sayılı kararıyla, Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığına işaret edilerek disiplin suç ve cezalarının da bu maddede öngörülen ilkelere tabi olduğu vurgulanmıştır.
Bu itibarla, idarî tedbirler ve klasik anlamda idarî işlemlerden farklı olarak idarî cezalar bakımından öngörülen düzenlemelerin kanunilik ilkesine aykırı olmaması, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkesinin de gereği olarak hangi davranışlarında bulunulması ve fiillerin işlenmesi hâlinde hangi yaptırımlarla karşılaşılabileceğinin muhatap tarafından bilinir olması, hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi, kuralın “açık”, “anlaşılır” ve “sınırlarının belli olması” gerekmektedir.
Uyuşmazlığa uygulanacak 3224 sayılı Kanun'un 44. maddesi değerlendirildiğinde; anılan maddenin birinci fıkrasında, meslek vakar ve onuruna veya meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketlerde bulunanlar ile mesleğini gereği gibi uygulamayan veya kusurlu olarak uygulayan veyahut görevin gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunan meslek mensupları hakkında uygulanabilecek disiplin cezalarına yer verildiği, diş hekimine görevinde ve davranışlarında daha dikkatli davranması uyarma, görevinde ve davranışlarında kusurlu sayılması kınama, bölgesinde o yıl uygulanan asgari muayene ücretinin on katından az elli katından fazla olmamak üzere verilecek para cezası, Oda bölgesinde bir aydan altı aya kadar serbest meslek uygulamasından alıkonma, Oda bölgesinde iki defa serbest meslek uygulamasından alıkonma cezası alanların Oda bölgesi içinde serbest meslek uygulamasından sürekli olarak alıkonma cezası ile cezalandırılacakları kurala bağlanmıştır.
Söz konusu maddede, diş hekimleri hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları sayılmış ve tanımlanmış olmasına karşın, meslek vakar ve onuruna veya meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketler ile görevin gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunulması halinde hangi disiplin cezalarının uygulanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikle öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanınmadığı görülmektedir.
Öte yandan, disiplin cezasının belirlenmesi konusunda Birliğe tanınan yetkinin fiil ve hareketin niteliği ve ağırlık derecesine uygun olarak kullanılmasını sağlamanın yanında işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini sağlayacak gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmadığı, bu nedenle kurallar kapsamında verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Anılan madde hükmünün bütününe bakıldığında; disiplin cezalarının türleri ve tanımları, savunma hakkı gibi disiplin cezalarıyla ilgili genel çerçeveyi çizmekle birlikte, disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallerin düzenlenecek yönetmelikle belirlenmesini öngören son fıkra hükmü, yaptırım türlerini ve yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 7. maddesinde ifadesini bulan “Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Zira; yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun hükmünün Anayasa’nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir.
Kanun koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla düzenleme yaparken, Anayasa'ya ve hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir.
Bu yetki, idari yaptırımlar bakımından da geçerlidir. Bu bağlamda; hukuka aykırı bir eylemin tekrarlanması halinde, faile verilecek cezada artırıma gidilmesi, yasa koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin kapsamındadır.
Aynı fiilin tekrarı halinde uygulanan idari yaptırımın veya tesis edilecek işlemin ağırlığının değişmesinin amacı; ikinci kez aynı fiili, fiili işleyen kimsenin işlemiş olduğu ilk fiile göre kusurunun, kanunları ve hukuk düzenini ihlal etme derecesinin daha ağır olmasıdır. Cezanın arttırılması ya da öngörülenden daha ağır sonuçları olan işlem tesisi düşüncesinin altındaki asıl nedenin, ikinci kez aynı fiili işleyen bir kimsenin bu davranışı sürekli hale getirmesinin önüne geçmek ve idari düzenin ihlalini engellemektir.
Ayrıca, hukuka aykırı fiili ilk defa gerçekleştirenlerle aynı hukuka aykırı fiili tekrar gerçekleştirenler, aynı hukuki konumda olmadıklarından, eylemde bulunma sayısına göre faillerin farklı kurallara tabi tutulması ve birden çok gerçekleştirilen eylemler yönünden de eylem sayısına bağlı olarak bir önceki yaptırımdan daha ağır bir yaptırım uygulanması, adil bir dengenin kurulması ve failin ıslah edilerek yeniden topluma kazandırılması amacının bir gereğidir.
Uyuşmazlığa uygulanacak kural irdelendiğinde; 3224 sayılı Kanun'un 44. maddesinin birinci fıkrası (e) bendinde düzenlenen "Oda bölgesi içinde serbest meslek uygulamasından sürekli olarak alıkonma" cezasının Kanunda öngörülen cezayı gerektiren fiilerin ilk defa gerçekleşmesi halinde öngörülenden daha ağır bir yaptırıma bağlanmasına yönelik bir düzenleme olduğu, yukarıda da ifade edildiği üzere yasa koyucunun sahip olduğu takdir yetkisi kapsamında kalmakla birlikte; uyuşmazlıkta uygulanacak kuralda yasa koyucu tarafından, Kanun kapsamında "tekerrür hükümlerinin" işletilebilmesi için herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediği anlaşılmaktadır.
Bir başka deyişle; diş hekimlerinin yaptırıma tabi olan iki veya üç fiili arasında, ıslah etme amacına hizmet eden tekerrür müessesini işlevsiz kılacak kadar çokça uzun bir süre geçmiş olsa dahi, anılan fiil ve hallerin birbirlerine tekerrüre esas alınacağı sonucu doğmaktadır. Zira; kuralda, yaptırıma tabi fiillerin ne kadar süre içerisinde birbirlerine tekerrüre esas teşkil edeceğine dair bir zaman dilimi belirtilmemiştir.
Bu durum ise, Kanun kapsamındaki diş hekimlerinin çalışma hayatları boyunca ilanihaye aktif ve artırımlı yaptırıma maruz kalma tehdidi altında bırakmakta olup; kural, bu yönüyle de Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuki güvenlik ilkesiyle bağlantılı hukuki belirliliğe ve 49. maddesinde yer alan çalışma hürriyetine aykırılık oluşturmaktadır.
KARAR SONUCU
Açıklanan nedenlerle;
1. 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu'nun 44. maddesinin, Anayasa'nın 2., 7., 38. ve 49. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle Anayasa'nın 152. maddesi gereği Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına,
2. Dosyada bulunan konuyla ilgili belgelerin ve başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı birer örneğinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesine, 16/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/232
Karar Sayısı:2025/216
Karar Tarihi:6/11/2025
R.G. Tarih – Sayı:14/1/2026 – 33137
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay Sekizinci Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 7/6/1985 tarihli ve 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu’nun 44. maddesinin Anayasa’nın 2., 7., 38. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: 20/5/1991 tarihli ve 20876 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliği’nin bazı hükümlerinin iptalleri ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu 44. maddesi şöyledir:
“Disiplin cezaları
Madde 44 – Diş hekimliği vakar ve onuruna veya meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketlerde bulunanlar ile mesleğini gereği gibi uygulamayan veya kusurlu olarak uygulayan veyahut görevin gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunan meslek mensupları hakkında; fiil ve hareketin niteliği ve ağırlık derecesine göre aşağıdaki disiplin cezaları verilir.
a) Uyarma; diş hekimine görevinde ve davranışlarında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
b) Kınama; diş hekimine görevinde ve davranışlarında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.
c) Para cezası; bölgesinde o yıl uygulanan asgari muayene ücretinin on katından az elli katından fazla olmamak üzere verilecek para cezalarıdır.
d) Oda bölgesinde bir aydan altı aya kadar serbest meslek uygulamasından alıkonmadır.
e) Oda bölgesinde iki defa serbest meslek uygulamasından alıkonma cezası alanların Oda bölgesi içinde serbest meslek uygulamasından sürekli olarak alıkonmasıdır.
Cezai takibat ve hüküm tesisi disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına engel değildir.
Meslek mensubu hakkında savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Tebligata rağmen onbeş gün içinde savunmasını yapmayanlar savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar.
Disiplin cezaları kesinleşme tarihinden itibaren uygulanır.
Disiplin cezalarını gerektiren fiiller ve bu fiillere uygulanacak disiplin cezaları; bir derece ağır veya hafif disiplin cezalarının uygulanacağı haller; disiplin kovuşturması yapılması konusunda karar verecek merci; disiplin cezalarını vermeye yetkili merciler; disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazın usul ve şartları; disiplin kurullarının çalışma usul ve esasları; disiplinle ilgili diğer işlemler Birlikçe düzenlenecek bir yönetmelikle gösterilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Recai AKYEL, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 6/11/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralda hangi disiplin fiiline ne tür cezanın uygulanacağının ayrıntılı şekilde düzenlenmediği, dolayısıyla bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuki yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanınmadığı, bu suretle hukuki belirlilik ile suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin ihlal edildiği, ayrıca oda bölgesinde serbest meslek icrasından sürekli olarak alıkonma cezasına ilişkin olarak tekerrür hükümlerinin işletilebilmesi için herhangi bir süre sınırlamasının öngörülmediği, bu durumun tekerrür kurumunu işlevsiz kıldığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.,7., 38. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anlam ve Kapsam
4. 3224 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre Diş Hekimleri Odaları (Oda) bu Kanun’da yazılı esaslar uyarınca diş hekimliği mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, bu mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve hastalarıyla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.
5. Anılan Kanun’un 4. maddesinde sınırları içinde odalara kayıtlı en az yüz diş hekimi bulunan her ilde bir odanın kurulacağı belirtilmiş, 5. maddesinde Oda Disiplin Kurulu, Odanın organları içerinde sayılmış, 14. maddesinde ise Oda Disiplin Kurulunun görevi, Oda Yönetim Kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına dair kararı üzerine inceleme yaparak disiplinle ilgili kararları ve cezaları vermek olarak belirlenmiştir.
6. Kanun’un 19. maddesinde bütün odaların katılacağı, merkezi Ankara olan Türk Diş Hekimleri Birliğinin (Birlik) kurulacağı belirtilmiş; Birlik, bu Kanun’da yazılı esaslar uyarınca diş hekimliği mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, bu mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve hastalarıyla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmıştır.
7. 20. maddede Birlik Yüksek Disiplin Kurulu, Birliğin organları içerisinde sayılmış, 29. maddede ise Birlik Yüksek Disiplin Kurulunun görevi, Oda Disiplin Kurullarının kararlarına karşı yapılacak itirazları incelemek ve Kanunla verilen diğer yetkileri kullanmak olarak belirlenmiştir.
8. Kanun’un, disiplin cezalarının düzenlendiği itiraz konusu 44. maddesinin birinci fıkrasında; diş hekimliğinin vakar ve onuruna veya meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketlerde bulunanlar ile mesleğini gereği gibi uygulamayan veya kusurlu olarak uygulayan veyahut görevin gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunan meslek mensupları hakkında; fiil ve hareketin niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama, para cezası, oda bölgesinde bir aydan altı aya kadar serbest meslek uygulamasından alıkonma, oda bölgesi içinde serbest meslek uygulamasından sürekli olarak alıkonma şeklinde düzenlenen disiplin cezalarının uygulanacağı hükme bağlanmış; ikinci, üçüncü, ve dördüncü fıkralarında disiplin soruşturması ve cezalarının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiş; beşinci fıkrasında ise disiplin cezalarını gerektiren fiiller ve bu fiillere uygulanacak disiplin cezalarının, bir derece ağır veya hafif disiplin cezalarının uygulanacağı hâllerin ve disiplin kurullarının çalışma usul ve esaslarının Birlikçe düzenlenecek yönetmelikle gösterileceği belirtilmiştir.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Maddenin Birinci Fıkrasının İncelenmesi
9. İtiraz konusu kuralda; diş hekimliğinin vakar ve onuruna veya meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketlerde bulunanlar ile mesleğini gereği gibi uygulamayan veya kusurlu olarak uygulayan veyahut görevin gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunan meslek mensupları hakkında; fiil ve hareketin niteliği ve ağırlık derecesine göre uygulanacak disiplin cezalarının uyarma, kınama, para cezası, oda bölgesinde bir aydan altı aya kadar serbest meslek uygulamasından alıkonma cezası ve oda bölgesi içinde serbest meslek uygulamasından sürekli olarak alıkonma cezası olduğu hükme bağlanmış ve bunların tanımlarına yer verilmiştir.
10. Anayasa Mahkemesi 22/9/2021 tarihli ve E.2021/16, K.2021/62 sayılı kararında 25/1/1956 tarihli ve 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 30. maddesinin eczacı odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası verme yetkisini düzenleyen kısmını incelemiş ve söz konusu kısmı, eczacı odaları haysiyet divanının meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisini kullanmaları sırasında bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir.
11. Anılan kararda söz konusu kısımda eczacılar hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları sayılmakla birlikte anılan maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde sayılan hâllerde hangi disiplin cezasının uygulanacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 17).
12. Bu kapsamda anılan kısımda eczacılar hakkında disiplin cezası uygulanabilecek hâller sayılmakla ve disiplin cezaları da gösterilmekle birlikte maddede sayılan disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulamadığı, bu çerçevede disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda fiil ve hareketin niteliğine göre disiplin cezalarının verilebileceği öngörülmekle birlikte bu ölçütün disiplin cezasının muhatapları açısından yeterli bir hukuki güvence sağlamadığı belirtilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 18).
13. Öte yandan disiplin cezasının belirlenmesi konusunda haysiyet divanına sınırsız bir takdir yetkisinin tanındığı, bu bağlamda haysiyet divanına, disiplin cezasını gerektiren eylemin gerçekleşmesi durumunda ilgili kısımda yer alan disiplin cezalarından istediğini uygulama imkânının tanındığı, haysiyet divanının bu yaptırımı uygularken anılan Kanun’da öngörülen sırayı gözetme zorunluluğuna da tabi tutulmadığı ifade edilmiştir (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 19).
14. Söz konusu kararda Anayasa Mahkemesi; haysiyet divanına tanınan yetkinin somut olayın özelliklerine, eylemin ağırlığına, oluşan zararın büyüklüğüne göre kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlamanın yanında işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini temin edecek gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmadığı, verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı sonucuna varmıştır (AYM, E.2021/16, K.2021/62, 22/9/2021, § 20).
15. Anayasa Mahkemesi bu içtihadını 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu, 9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun, 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun benzer düzenlemeleri içeren hükümlerini incelediği kararlarında da sürdürmüştür (AYM, E.2023/53, K.2023/49, 22/3/2023, §§ 4-12; E.2023/18, K.2023/57, 22/3/2023, §§ 4-12; E.2024/185, K.2024/178, 5/11/2024, §§ 4-11; E.2025/50, K.2025/47, 6/3/2025, §§ 4-13).
16. İtiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan kararlarından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
17. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 7., 38. ve 49. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
2. Maddenin Kalan Kısmının İncelenmesi
18. 3224 sayılı Kanun’un 44. maddesinin birinci fıkrasının iptali nedeniyle anılan maddenin kalan kısmının uygulanma imkânı kalmamıştır.
19. Açıklanan nedenle söz konusu kısım 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kısım yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
20. 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
21. 3224 sayılı Kanun’un 44. maddesinin birinci fıkrasının iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
22. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
23. 3224 sayılı Kanun’un 44. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI. HÜKÜM
7/6/1985 tarihli ve 3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu’nun 44. maddesinin;
A. Birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
B. Kalan kısmının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
6/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Basri BAĞCI
Üye
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE
Yılmaz AKÇİL
Ömer ÇINAR
Metin KIRATLI