“Davacı ... vekili Av. ... tarafından, Suriye uyruklu olan davacının 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 54. maddesinin 54/1-d fıkrası uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 30/12/2022 tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle İzmir Valiliği'ne karşı açılan davada işin gereği görüşüldü.
Olayda, Suriye uyruklu olan davacının, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 54. maddesinin 54/1-d fıkrası uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 30/12/2022 tarih ve ... sayılı işleminin, tercüman eşliğinde 30/12/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının evrakı almaktan imtina ettiği şerhinin düşüldüğü, davanın yedi günlük dava açma süresi geçtikten sonra (ancak değişiklikten önceki on beş gün içinde) 12/01/2023 tarihinde açıldığı görülmektedir.
A-Uyuşmazlıkta Esas Alınan Yasal Hükümler;
-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, idari dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre öngörülmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olarak belirlenmiş "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 2/a bendinde dava açma süresi otuz gün, "Merkezi ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü" başlıklı 20/B maddesinin 1/a bendinde ise, dava açma süresi on gün olarak belirlenmiştir.
-6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesinde "(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez." hükmüne yer verilmiştir.
-6458 sayılı Yasanın "İdari itiraz ve yargı yolu" başlıklı 80. maddesinde ise, "(1) Bu Kısımda yazılı hükümler uyarınca alınan kararlara karşı idari itiraz ve yargı yoluna başvurulduğunda aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) İlgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Ancak 68., 72. ve 79. maddelere göre verilen kararlara karşı sadece yargı yoluna başvurulabilir.
b) İdari itiraz sonucu alınan karar, ilgiliye veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Kararın olumsuz olması hâlinde, ilgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir.
c) Bakanlık, verilen kararlara karşı yapılan idari itiraz usullerini düzenleyebilir.
ç) 68. maddede düzenlenen yargı yolu hariç olmak üzere, 72. ve 79. maddeler çerçevesinde alınan kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün, alınan diğer idari karar ve işlemlere karşı kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde, ilgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından yetkili idare mahkemesine başvurulabilir.
d) 72. ve 79. maddeler çerçevesinde mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.
e) İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir." hükmü yer almaktadır.
B-İlgili Anayasa Mevzuatı:
1-Anayasa'nın "Cumhuriyetin Nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmü;
"Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" hükmü;
"Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmü;
"Yabancıların durumu" başlıklı 16. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir." hükmü;
"Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü;
"Mahkemelerin Kuruluşu" başlıklı 142. maddesinde, " Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
C-Anayasaya Aykırılık İddiası:
11 Nisan 2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun ilk halinde 53. maddesinin 3.fıkrasının birinci cümlesinde, dava açma süresi on beş gün olarak düzenlenmiş iken anılan maddede, 06/12/2019 tarih ve 7196 sayılı Kanunun 75. maddesiyle bu fıkranın birinci cümlesinde yer alan"on beş" gün ibaresi "yedi" gün şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişikliğin Mahkememizce Anayasaya aykırı olduğu ve iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğine karar verilmiştir.
Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan "Savunma için yeterli imkana sahip olma" ve "Bizzat veya avukat aracılığıyla kendini savunma ve adli yardımla savunma" hakları muvacehesinde olay irdelenecek olursa;
Her ne kadar uyuşmazlık "medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin" veya "suç isnadına ilişkin" bir uyuşmazlık olmasa da İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6. maddesinin aksine Anayasa'nın 36. maddesinin norm alanını daraltmadığı dikkate alındığında, sınır dışı işlemin hukuka uygun olup olmadığının irdelendiği iş bu uyuşmazlığın da "adil yargılanma hakkı" kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.
Anayasa'nın hak arama özgürlüğüne ilişkin 36. maddesiyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü ise bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar.
Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması da mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak, bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz. Her temel hak ve özgürlüğün doğasından kaynaklanan sınırları da bulunmaktadır.
Temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dokunulamayacak "öz", her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddî surette güçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
D-Değerlendirme:
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesinin 3.fıkrasında yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatının, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabileceği düzenlenmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi ve zararını giderebilmesinin en etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin iddia ve savunmalarını bir yargı mercii önünde ileri sürebilmelerine imkân sağlayan ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edilen bir haktır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre, ulusal yasalarda mahkemeye erişim hakkının sağlanma derecesi, demokratik bir toplumdaki hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, kişilerin mahkemeye erişim hakkını güvence altına almaya yetecek ölçüde olmalıdır. Mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp bazı sınırlamalara tâbi olabilir. Bununla birlikte uygulanan sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyecek ölçüde veya şekilde olmamalıdır (Ashingdane/Birleşik Krallık, B.No: 8225/78, 28.5.1985, § 57). Ayrıca mahkemeye erişim hakkının etkili olabilmesi, haklarına müdahale teşkil eden bir eyleme karşı koymak için kişinin açık ve pratik bir imkâna sahip olmasını gerektirir (Bellet/Fransa, B.No: 23805/94, 4.12.1995, § 36).
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesinde de "Etkili başvuru hakkı" düzenlenmiştir. Sözleşme ile koruma altına alınan bu hak ile herkes aynı derecede, yargı mercileri önünde davacı ve davalı olma hakkına sahip olup, iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine, medeni hakları ihlal edilen herkes, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, I.M. – Fransa (02.02.2012) davasında, teoride başvuranın kullanabileceği kanun yolları bulunmakla birlikte başvurusunun otomatik olarak hızlı işlem usulü uygulanacak işlemler arasına kaydedilmesi, belirlenen sürelerin çok kısa olması ve uygulama ve usul ile ilgili güçlükler ve ayrıca başvuranın gözetim altında olması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesi'nin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda;
6458 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesinde dava açma süresinin yedi günlük sürenin hak arama özgürlüğü için getirilen sınırlamanın çok altında olduğu düşünülmektedir.
Kanun değişikliğinden önceki "on beş günlük" dava açma süresinin ivedi yargılama niteliğinde kabul edilen bu uyuşmazlıklar için; 6458 sayılı Yasa ile dava açıldıktan sonra yargı yerine karar vermek için on beş gün gibi bir zaman dilimi verildiği öngörülmüş ve yabancılar sınır dışı işlemleri hakkında öncelikle karar verilmesi, gözetim merkezlerinde kalma süresinin azaltılması gibi gerekçelerle "yedi güne" indirildiği düşünülmüş olmakla birlikte, mevcut yasal düzenlememiz, yerleşik içtihatlar ve Anayasa Mahkemesi kararları gözetilerek sınır dışına ilişkin uyuşmazlıklarda ve hızlandırılmış uluslararası koruma başvurularında yargı yerlerince on beş gün içinde karar verilmesi mümkün olmayıp; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunumuzda öngörülen yargılama usulü ile dosyaların tekemmülü sağlanmakta, talep halinde duruşma açılmakta, idarelerin yetersiz personel çalışması nedeniyle savunma ve ara kararlarına süresinde hiç veye eksik cevap verilmemesinden dolayı yargılama süresi uzamaktadır.
Yabancılara sınır dışı kararları, Geri Gönderme Merkezlerinde tercüman aracılığıyla tebliğ edilmekte, dava açma hakları konusunda kendilerine bilgi verilmekle birlikte genel uygulama yabancılar tarafından bu kararlara imza atılmaması, yani imzadan imtina edilmesi şeklinde olmaktadır. Tebliğ formlarının imza karşılığında veya imtina edilmesi suretiyle tebliği halinde yedi günlük dava açma süresi yabancıların yargıya erişimi için çok yetersiz kalmaktadır.
Şöyleki, kendisine sınır dışı kararı tebliğ edilen yabancıların Türkçe bilmemesi, gözetim merkezlerinde avukata erişim haklarının olmaması/kısıtlı olması, baroların adli yardım bürolarının aktif olarak gözetim merkezlerinde yer almaması, yine gözetim merkezleri ile yargı teşkilatı arasında organik bir bağ kurulamadığından kişilerin doğrudan veya tercüman aracılığıyla bizzat dava açmalarının imkansız olması, öte yandan avukata erişim halinde dahi vekalet çıkarılmasında yaşanan güçlükler, yabancı veya pasaport numaralarının olmaması nedeniyle noterlerin vekalet çıkartma yetkilerinin olmaması ve yabancıların gözetim merkezinden çıkarılmaması nedeniyle noter katip ve tercümanların gözetim merkezine gelmesinin gerekmesi gibi yaşanan pek çok maddi ve manevi sıkıntılar mevcut dosyalarımızda dile getirilmekte, yabancıların mahkemeye erişimi güçleşmektedir.
Kaldı ki, sınır dışı davalarının çoğu adli yardım talepli açılmakta olup, bu kişilerin vekil aracılığıyla temsil edilmeleri bu yönden de ayrıca imkansız hale gelmektedir.
Diğer yandan, yedi günlük dava açma süresinin iki gününün hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle dava açma süresinin fiilen beş iş gününe düşmektedir. Bu beş günlük dava açma süresinin milli ve dini bayramlara denk gelmesi halinde de yargıya erişim hakkı ihlal edilmektedir.
İdari yargılama usulümüzde özel sürelerin düzenlenmesi mümkün olup, ödeme emirlerine karşı yedi gün olan dava açma süresi yasa koyucu tarafından on beş güne çıkarılmıştır.
6458 sayılı Yasadan doğan uyuşmazlıklarda, hızlandırılmış uluslararası koruma başvurusuna karşı on beş gün diğer idari karar ve işlemlere karşı ise otuz gün içinde dava açılması öngörülmüştür. Yine ikamet izinleri, geçici koruma kararları, giriş yasakları, terke davet gibi konularda dava açma süreleri altmış gün olup aynı yasa içinde farklı dava açma süreleri ile uyuşmazlıkların çözümü sağlanmaktadır.
Sonuç olarak, sınır dışı işlemlerindeki yedi günlük dava açma süresi (beş iş gününü kapsayan) "yargıya erişim hakkını" kısıtladığı gibi "adil yargılanma hakkının" ihlali anlamına gelmektedir, "kanun önünde eşitlik" ilkesine ve "yabancıların temel hak ve hürriyetleri ancak milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlandırılabilir" ilkesine aykırı olup iptali gerekmektedir.
Buna göre, 6458 sayılı Kanuna muhatap olanların, vatandaşlarımıza nazaran hukuki vasıtalara erişim noktasında dezavantajlı konumda bulundukları hususu da dikkate alındığında 6458 sayılı Yasanın "Sınır dışı etme kararı" başlıklı 53. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "..yedi gün,..." ibaresinin Anayasa'nın 2, 10, 13, 36, ve 142. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
E-Sonuç:
1-Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca;
6458 sayılı Yasanın;
"Sınır dışı etme kararı" başlıklı 53. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "..yedi gün,..." ibaresinin Anayasa'nın 2, 10, 13, 36, ve 142. maddelerine,
aykırı olması nedeniyle, iptali istemiyle itirazen Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına ve dava dosyasında yer alan belgelerin onaylı örneğinin Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine;
2-Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına;
3-Anayasa Mahkemesi'nin, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vermemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasına, görüşme tutanağı ile işbu kararın aslının Anayasa Mahkemesine gönderilmesine, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın görüşülmesinin geri bırakılmasına, 5 (beş) ay içerisinde Anayasa Mahkemesi'nce bir karar verilmemesi halinde mevcut mevzuat hükümlerine göre davanın karara bağlanmasına, kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, 17/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/57
Karar Sayısı : 2023/200
Karar Tarihi : 30/11/2023
R.G.Tarih-Sayı : 5/1/2024-32420
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İzmir 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...yedi gün...” ibaresinin iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Sınır dışı etme kararının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesi şöyledir:
“Sınır dışı etme kararı
MADDE 53- (1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 22/3/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Abdullah ATAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
3. Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin dördüncü fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” denilmiştir.
4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
5. İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin iptalini talep ettiği 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...yedi gün...” ibaresi, başka bir iptal davasının konusu olarak esastan incelenmiş ve buna yönelik iptal talebi Anayasa Mahkemesinin 25/1/2023 tarihli ve E.2020/30, K.2023/12 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar ise 27/6/2023 tarihli ve 32234 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Böylece Anayasa'nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen şart gerçekleşmiştir.
6. İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin başvuru tarihi 9/3/2023 ise de Anayasa Mahkemesinin aynı konuda işin esasına girerek verdiği ret kararı yayımlandığı için Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itirazın incelenmesi mümkün değildir. Anayasa’nın anılan hükmünün amacı hem gereksiz başvuruları önleyerek Anayasa Mahkemesinin çalışma düzenini korumak hem de uygulamada sürekliliği sağlamaktır. Bu itibarla Anayasa Mahkemesi, önceki kararın yayımlandığı tarihten sonra karar vermek durumunda ise başvurunun daha önce yapılıp yapılmadığı önem taşımaksızın itirazı reddetmek durumundadır (AYM, E.2023/19, K.2023/18, 16/2/2023, § 4; E.2021/109, K.2021/81, 4/11/2021, § 5; E.2018/130, K.2018/97, 17/10/2018, § 3; E.2018/131, K.2018/98, 17/10/2018, § 3; E.2014/77, K.2014/202, 25/12/2014).
7. Açıklanan nedenle 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...yedi gün...” ibaresine yönelik itiraz başvurusunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.
IV. HÜKÜM
4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...yedi gün…” ibaresine yönelik itiraz başvurusunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE 30/11/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Engin YILDIRIM
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Basri BAĞCI
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE