ANAYASA
MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/52
Karar Sayısı : 1995/62
Karar Günü : 7.12.1995
R.G. Tarih-Sayı :10.02.1996-22550
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 8. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu'nun 1.6.1994 günlü, 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek 24.
maddesinin (l) bendinde yer alan "...kanunla... kurulan diğer
kuruluşlar..." sözcüklerinin Anayasa'nın 10., 49. ve 60. maddelerine
aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Nazilli Ziraat Odasının dava dilekçesinde, ziraat odasından emekli
olan bir işçi için Sosyal Sigortalar Kurumu'nca istenilen 11.080.000.-TL sosyal
yardım zammının dayanağı olan 506 sayılı Yasa'nın Ek 24. maddesi (l) bendinin
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür. Mahkeme Anayasa'ya aykırılık savını
ciddî bularak 506 sayılı Yasa'nın Ek 24. maddesinin (l) bendinde yer alan
"... kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin iptali
istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
İptali istenilen sözcüklerin de yer aldığı 506 sayılı Yasa'nın 1.6.1994
günlü, 3995 sayılı Yasa ile değişik Ek 24. maddesinin (l) bendi aynen şöyledir:
"L) Genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, döner
sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile kanunla ve kanunların verdiği
yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı
ortaklık ve iştiraklerinden aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonra
ayrılanlardan; 506 sayılı Kanun hükümlerine göre malullük, yaşlılık ve ölüm
aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz konusu kuruluşlar
adına Kurumca yapılır.
Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına, Kurumca yapılan ilk sosyal
yardım zammı ödemeleri ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgili
kuruluşlarca kuruma ödenmemiş sosyal yardım zammı tutarları bu kuruluşlara
yapılacak yazılı bildirim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde defaten
kuruma ödenir.
Kurumun yazılı bildiriminde isimleri belirtilenlere sonraki
aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları, yeni bir bildirim
beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden
önce Kurumun ilgili hesabına yatırılır.
Kurumlar vergisi mükellefi olan kurum ve kuruluşlarca bu madde
gereğince yapılan ödemeler, Kurumlar Vergisi uygulamasında gider
yazılabilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî
düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin
kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2- "MADDE 49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını
geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği
önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.
Devlet, işçi - işveren ilişkilerinde çalışma barışının
sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler alır."
3- "MADDE 60.- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve
teşkilatı kurar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör
ÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N.
SEZER, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'in
katılmalarıyla 5.10.1995 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali
istenen yasa kuralı ile itiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları, bunların
gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü :
A- Sınırlama Sorunu
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu'nun 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek 24. maddesinin (l)
bendinde yer alan "...kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..."
sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, Sosyal
Sigortalar Kurumu'nun dava konusu yaptığı sosyal yardım zammı alacağı, Nazilli
Ziraat Odasından emekli olan bir işçi ile ilgili bulunduğundan, Mahkemenin
bakmakta olduğu davanın davacısı gözetilerek Ek 24. maddenin (l) bendinde yer
alan "...kanunla... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerine yönelik
iptal istemine ilişkin esas incelemenin "ziraat odaları" yönünden
yapılmasına karar verilmiştir.
B- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Herhangi bir hukuk kuralının tek başına değil, içinde bulunduğu
metnin tümü gözönünde tutularak incelenmesi ve yorumlanması hukuk bilimince
benimsenmiş ilkelerdendir. Bu nedenle, iptali istenilen
"...kanunla...kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin
incelenmesine geçilmeden önce bu sözcüklerin içinde yer aldığı (l) bendinin ve
EK 24. maddenin genel bir açıklaması yapılacaktır.
6.3.1981 günlü, 2422 sayılı Yasa'nın 17. maddesi ile yürürlüğe
konulan Ek-24 maddede, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre iş kazaları
ile meslek hastalıkları, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir veya
aylık alanlar ile 991 sayılı Yasa uyarınca Sosyal Sigortalar Kurumu'na
devredilen sandıklar mevzuatına göre aylık alanlara her ay sosyal yardım
zammı ödenmesi öngörülmüştür.
Yaşlılık aylığı, sigorta iştirakçilerinin gereksinimlerini
karşılamak ve yaşamlarını olabildiğince sorunsuz geçirmeleri amacıyla
ödenmektedir. İştirakçilerin emeklilik yaşamlarındaki parasal sıkıntıları ve
yaşlılık aylığının yetersizliği nedeniyle bu zorlukların giderilmesi için
ayrıca sosyal yardım zammı verilmektedir.
Sosyal hukuk devleti, sosyal güvenlik sorunlarını çözmeyi
yüklenmiş, ülkenin kalkınmasıyla birlikte ulusal gelirin sosyal katmanlar
arasında adaletli biçimde sağlanmasını amaç edinmiş devlettir. Güçsüzleri
güçlülere ezdirmemek ilkesi, herkesi, bu arada çalışanları, emeklilerle
yaşlıları durumlarına uygun düzenlemelerle sağlıklı, mutlu ve güven içinde
yaşatmayı gerektirir. Sosyal politikaların amaçlarına ulaşmasında gelir ve
hizmetlerin adaletli dağılımı ilk sırayı alır. Bu nedenle "sosyal yardım
zammı" adıyla getirilen katkı, devletin işçi emeklisine yaklaşımının bir
göstergesi niteliğindedir. Sosyal yardım programlarının bir gereği olarak
hukuksal yapısı oluşturulan "sosyal yardım zammı" değişik adlar
altında (aileye ve çocuklara yönelik olarak) kimi ülkelerde uygulanmaktadır.
Ülkemizde daha önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık alanlar
ile işkazası ve meslek hastalıkları sigortalarından gelir bağlananlara
"avans" adıyla yapılan ödeme, daha sonra "sosyal yardım
zammı"na dönüştürülmüştür.
İtiraz konusu sözcüklerin de yer aldığı (l) bendi, EK 24. maddeye
20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa'nın 15. maddesiyle eklenmiş ve 1.6.1994 günlü
3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle de değiştirilmiştir. Yapılan değişiklikle,
genel ve katma bütçeli idareler, mahallî idareler, döner sermayeli kuruluşlar
gibi kamu kuruluşları ile yasayla ve yasaların verdiği yetkiye dayanılarak
kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı KH.K. kapsamına giren teşekkül ve
kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık
bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan; 506 sayılı Yasa'ya göre malûllük,
yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz
konusu kuruluşlar adına Sosyal Sigortalar Kurumu'nca yapılacak, ancak Kurum'ca
yapılan bu ödemelerle önceden ilgili kuruluşlarca Kurum'a ödenmemiş bulunan
sosyal yardım zammı tutarları, bu kuruluşlara yapılacak yazılı bildirim
gününden başlayarak en geç bir ay içinde, toptan Kurum'a ödenmesi; daha sonraki
aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarlarının da, yeni bir bildirim
beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden
önce Kurum'un ilgili hesabına yatırılması öngörülmüştür.
Sosyal yardım zammı konusunda Ek 24. maddenin (l) bendi ile
getirilen ve daha sonra değiştirilen kurallarıyla öngörülen amaç, Kurumu'nun
karşılaştığı finansman darboğazının aşılması, gelirlerinin artırılması ve
böylece sosyal güvenliğin çalışanlar yönünden daha iyi bir düzeye
getirilmesidir. Nitekim Yasa'nın genel gerekçesinde de, Sosyal Sigortalar
Kurumu'nun daha güçlü bir sosyal güvenlik kuruluşu olmasının hedeflendiği
belirtilmiştir.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin karar gerekçesinde; Ziraat
Odalarının 6964 sayılı Yasa ile kurulmuş, meslek hizmetleri gören,
tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları oldukları, Ek
24. maddenin (l) bendinde yer alan "... kanunla ... kurulan diğer
kuruluşlar..." kapsamına girdiği, ancak özel tüzel kişilere ve diğer
meslek odalarına sosyal yardım zammı yükümlülüğü getirilmediği halde tarımın
gelişmesi için kurulmuş, devletten önemli bir yardım almayan, kamu kurumu
niteliğindeki bir meslek kuruluşunun sosyal yardım zammından sorumlu
tutulmasının Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu
ileri sürülmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesindeki "yasa önünde eşitlik
ilkesi" hukuksal durumları benzer olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile,
yasa önünde eşitlik, yani hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin
amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını
sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık
tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve
topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi
yasaklanmıştır. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara
dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli
kılar. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı
tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.
İtiraz konusu kural gereğince, Kurum'a karşı sosyal yardım zammı
ödeme yükümlüsü Ziraat Odaları; 15.5.1957 günlü, 6964 sayılı Yasa ile kurulan
ve meslek hizmetleri gören, tarımsal sektörün her alanda genel yararlara uygun
olarak gelişmesine ve devletin tarımsal plân ve programlarının gerçekleşmesine
yardımcı olan, çiftçilerin ortak gereksinimlerini karşılayan, meslekî
çalışmalarını kolaylaştıran, tarımda iş -meslek- disiplin ve ahlâkı ile
birliğini koruyan, çiftçilerin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde
dürüstlüğü ve güveni sağlayan, tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde
meslek kuruluşlarıdır.
İtiraz konusu düzenleme ile yasayla kurulan öbür kuruluşlara sosyal
yardım zammı ödeme yükümlülüğü getirirken özel hukuk tüzel kişilerini kapsam
dışında bırakmıştır. Kuruluş amaçları, hukuksal durumları, gördükleri hizmetler
bakımından ziraat odalarıyla özel hukuk tüzel kişileri farklı niteliklere
sahiptirler. Niteliklerinde ve hukuksal durumlarında benzerlik bulunmayan ve
yasayla kurulan, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlarla
özel hukuk tüzel kişileri eşitlik ilkesi yönünden bir tutmak olanaksızdır.
Böylece değişik hukuksal durumda olanların değişik kurallara bağlı tutulmasının
yasa önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı açıktır.
Belirtilen nedenlerle, Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık savı
yerinde görülmemiştir.
2- Anayasa'nın 49. ve 60. Maddeleri Yönünden İnceleme
Mahkeme, itiraz konusu kuralın, emeklilik süresi yaklaşan
işçilerin kamu kuruluşundan emekli olmak amacıyla ayrılmalarının önlenmesi için
1475 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre, ihbar öneli vererek veya ihbar öneline
ait ücreti peşin ödeyerek işverenin hizmet sözleşmesini sona erdirmesini
özendirecek bir uygulamaya yol açabilecek nitelikte olduğunu, sosyal güvenlik
hakkını sağlamak yolunda Devletin gerekli tedbirleri alıp bu amaçla teşkilatını
kurması gerekirken Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yükümlülüğünü, kamu kurumu
niteliğindeki bir meslek odasına bıraktığını ve böylece Anayasa'nın 49. ve 60.
maddelerine aykırı bulunduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi
olduğu, devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını
geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği
önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri alacağı;
60. maddesinde de, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu Devletin, bu
güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alıp örgütleri kuracağı
öngörülmüştür. Bu kurallar, bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve
malüllük gibi sosyal riskler karşısında asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamak
amacını gerçekleştirmeye yöneliktir.
Bu amaçları gerçekleştirmenin en etkin araçlarından birini de
akçalı katkılar oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik, bireylere ekonomik güvence
sağlayan, kişileri belli zarara uğrama olasılıklarına karşı koruma işlevi
bulunan kurumlar bütünüdür. Sosyal güvenliğin sağlanması, bir gelecek
güvencesini yaratma ve böylece modern toplumda bireyin mutluluğuna hizmet eden
temel araçlardan biri olmaktadır.
Sosyal sigortalarda sistem, çalışanların ücretlerinden kesilen ve
işverence ödenen primlerin, zaman içinde sosyal güvenlik kuruluşlarınca değerlendirilerek,
doğan hakların finanse edilmesini içermektedir. Bu genel anlayış ve sistem
dışında yapılan yasal düzenlemeler, sosyal sigorta kuruluşlarını malî yönden
darboğaza sokmakta, hak sahiplerine yapılması gereken ödemeler ve sosyal
güvenlik yardımları yapılamamaktadır.
Yasakoyucu tarafından, sosyal güvenlik sistemine uymayan hakların
verilmesi, sosyal güvenliğin temel ilkelerine aykırılığı yanında, sistemin
zayıflamasına ve giderek çökmesine de neden olmaktadır. Sistemin zedelenmesi,
finansmanda darboğazın yaratılması, sosyal güvenlik kuruluşlarınca Anayasa'nın
60. maddesinde öngörülen sosyal güvenlik haklarının verilmesini önleyici bir
etkendir. Bu nedenle, sosyal güvenlik haklarıyla ilgili yasal düzenlemelerde bu
durumun gözetilmesi gerekmektedir.
Sosyal güvenliğin kişiler ve sosyal riskler yönünden kapsamının
genişlemesi, yapılan yardımların artması ve özellikle sağlık yardımlarının
pahalı olması, ödenen yaşlılık aylıklarının geniş boyutlara ulaşması, sosyal
güvenliğin finansman sorunu üzerinde durulmasını gerektirmiştir. Sosyal
güvenlik kurumlarının içinde bulunduğu mali bunalım, öncelikle finansman
sorunlarına çözüm arayışını gündeme getirmektedir. (l) bendi ile getirilen
yükümlülükler, parasal yönden bir kaynak yaratma sorunu olup sosyal güvenliğin
sağlanması amaçlanmaktadır.
Öte yandan, hukuksal bir sorunla karşılaşan uygulayıcılar, bunun
çözümünü yürürlükteki yasa kurallarına göre yapmak zorundadırlar. Yasaların
amacına uygun olarak, iyi niyetle uygulanması asıldır. Kötü niyetli uygulama
olasılığı ya da varsayımlara dayanan savlar o kuralın iptaline neden olamaz.
Anayasa'ya uygunluk denetiminin konusunu Yasa kurallarının uygulanmasının
doğuracağı sakıncalar ya da varsayımlı sonuçlar değil, yasa kuralının
kendisinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığının incelenmesi oluşturur. Bu
nedenle, itiraz konusu kural kapsamındaki kuruluşlarca İş Yasası'ndaki ihbar
öneli ya da peşin ücret ödenerek hizmet sözleşmesinin sona erdirileceği ve
böyle bir uygulamaya gidilerek emekli olacak işçilerin sosyal yardım zammından
yoksun bırakılacakları yolundaki sav, uygulama ile ilgili bulunduğundan, itiraz
konusu kural, çalışma hakkı ve ödevini kapsayan Anayasa'nın 49. maddesine
aykırılık oluşturmamaktadır.
Anayasa'nın 60. maddesiyle devlete yüklenen sosyal güvenliği
sağlama ödevini yerine getirmek üzere kurulmuş kurumlardan birisi de Sosyal
Sigortalar Kurumu'dur. Kurum, 506 sayılı Yasa'yla düzenlenen sosyal sigorta
sistemini çalıştırmakla görevlidir. Ancak, sosyal güvenliğin sağlanması sadece
Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan beklenmemelidir. Zira sosyal güvenlik, yalnız
sosyal sigortalarla sınırlı olmayıp kimi sosyal hizmetler ve bu arada sosyal
yardımları da kapsamaktadır. İtiraz konusu kuralın öngördüğü sosyal yardım
zammı, madde kapsamındaki kişilerin sosyal güvenliklerini sağlamak için
getirilmiş, sosyal yardım amaçlı bir ödemedir. Bu ödemenin, tümüyle sosyal
sigorta kapsamında çözümlenmesi olanağı bulunmadığından yasayla kurulan
kuruluşlarca Sosyal Sigortalar Kurumu'na ödenmesi Anayasa'nın 60. maddesine
aykırı bulunmamıştır.
Belirtilen nedenlerle itirazın reddi gerekir.
Güven DİNÇER, Ahmet N. SEZER ve Yalçın ACARGÜN bu görüşlere
katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 1.6.1994
günlü, 3995 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik Ek Madde 24'ün (l) bendinde
yer alan ve sınırlama kararı gereğince ziraat odaları yönünden incelenen
"... kanunla ... kurulan diğer kuruluşlar..." sözcüklerinin
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Güven DİNÇER, Ahmet N.
SEZER ile Yalçın ACARGÜN'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
7.12.1995 gününde karar verildi.
|
|
|
Başkan
Yekta Güngör
ÖZDEN
|
Başkanvekili
Güven DİNÇER
|
Üye
Selçuk TÜZÜN
|
|
|
|
Üye
Ahmet N. SEZER
|
Üye
Haşim KILIÇ
|
Üye
Yalçın ACARGÜN
|
|
|
|
Üye
Mustafa BUMİN
|
Üye
Sacit ADALI
|
Üye
Ali HÜNER
|
|
|
Üye
Lütfi F.
TUNCEL
|
Üye
Nurettin TURAN
|
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY
YAZISI
Esas Sayısı : 1995/52
Karar Sayısı : 1995/62
I. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Anayasal Yapısı
Yönünden :
Ziraat odaları ve bu odaların üst kuruluşu olan Türkiye Ziraat
Odaları Birliği kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Anayasa'nın 135.
maddesi; bu kuruluşları, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel
menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri
ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere
meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları
kendi üyeleri tarafından, kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi
altında gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileri olarak tanımlanmıştır.
Bu kuruluşlar, kendi meslek alanlarında yasa ile belirlenmiş pek
çok konuda kamu gücünü kullanırlar ve kamu hizmeti yaparlar. Bunların
kuruluşları, yapıları ve tabi oldukları devlet denetimi yasalarla düzenlenir.
Bunun dışındaki düzenlemeler ve faaliyetler kendileri tarafından kurumsal
olarak yapılır. Başka bir anlatımla kuruluş yasaları tarafından düzenlenmemiş
konular ve alanlar meslek kuruluşları tarafından düzenlenir.
Bu kuruluşlar, ayrıca yasalar çerçevesinde tam bir özerklik ve bağımsızlık
içindedirler. Bu kurumlar için Anayasa'nın 135. maddesi ile verilen "yasa
ile düzenlenmeleri" yolundaki sınırlı yetki dışında herhangi bir yasal
veya idarî karışma söz konusu olamaz.
Yapılan düzenleme meslek kuruluşlarını devlet kuruluşu kabul
etmektedir. Bu nedenle Anayasa'nın 135. maddesinin özüne aykırıdır.
II. Sosyal Güvenlik Yönünden :
1- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları görevlerinin bir
bölümünü yerine getirirken yasalar gereği kullandıkları kamusal güç, bunlara
devlet kurumu ve kuruluşu niteliğini kazandıramaz. Anayasa emri gereği sırf
kanunla kurulmuş olmaları nedeniyle bu kuruluşlar devlet kuruluşu sayılamazlar.
Bunların yönetiminde, gelirlerinin toplanmasında ve giderlerinin
yapılmasında Devletin sınırlı denetim yetkisi dışında herhangi bir yetkisi
yoktur. Bu kuruluşlar iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku yönünden herhangi bir
özel gerçek kişi ve özel tüzel kişiden farklı değildirler. Sırf yasa ile
kurulmuş olmaları nedeniyle bağımsız ve özerk kuruluşlar olan meslek odalarına,
devletin kendi bünyesinde ve hiyerarşisinde olan diğer kamu kurum ve
kuruluşları gibi Anayasa'daki sınırlar dışında düzenleme ve yönetsel müdahale
yetkisi düşünülemez.
Devlet; ancak, düzenleme, yönetim ve denetim yetkisi kendisine ait
olan ve kendi hiyerarşisinde olan devlet organlarına ve kurumlarına munzam mali
külfet yükleyebilir. Sosyal sigorta hukuku alanında meslek odalarına ancak,
herhangi bir işveren gibi genel nitelikte sigorta hukukunun getirdiği
külfetler yüklenebilir.
2- Sosyal Sigortalar Kurumu'nun gelirleri kamu kaynaklı
gelirlerdir. Kurum'un sigortalılardan ve işverenden aldığı primler ile diğer
kurum gelirleri kanunlarla belirlenmiş ve bu gelirlerin tahsilleri de devlet
gelirleri gibi yine kanunlarla güvence altına alınmıştır. Ayrıca, sigorta
primlerinin vergi matrahından indirilmesi kabul edilerek bunlara önemli bir
kamusal mali destek sağlanmıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu'nun mal varlığı ve
gelirleri, sosyal sigortadan yararlananların istifadesinde olmasına karşın
yasalarımıza göre Kurum'un geliri kamu geliri, malı kamu malı ve kendisi de
kamu kurumudur.
Sosyal Sigortalar Kurumu devletin yönetimi ve denetimi altındadır.
Bu durum, devlete büyük sorumluluklar yüklemektedir. Sosyal sigortaların
gerektirdiği mevzuatın hazırlanması ve bunların güncelleştirilmesi, üst
yöneticilerin seçilmesi ve atanması ve kurumun bugünden yarına daha güçlü bir
malî yapıda intikal etmesinden devlet sorumludur.
Siyasal iktidarlar, kendine ait görevlerini yerine getirirken
siyasal tercihlerini Anayasa ve yasaların hudutları içinde serbestçe yapma
imkanına sahip iken sosyal sigorta konusunda bu tercihleri daha sınırlı bir
biçimde kullanma zorundadır. Zira siyasal iktidarlar, Sosyal
Sigortalar Kurumu'nun yönetiminde sosyal sigortacılığın teknik sınırları
içinde hareket etmek zorundadırlar. Siyasal iktidarlar, sosyal güvenlik
yapısına ekledikleri munzam güvenlik tedbirlerinin getirdiği malî yükleri ve
uzun yılların birikimi ile ortaya çıkan malî yetersizlikleri vergi yoluyla
ve genel bütçe ile karşılamak zorundadırlar.
Dava konusu düzenlemeye esas olan "sosyal yardım zammı"
aslında enflasyon nedeniyle aşınan emekli aylıklarına yapılmış parasal bir
zamdır. Bu zammın sigortanın kendi kaynaklarından ve bu da yetmiyorsa tüm
toplumca karşılanması gerekir. Toplumun sosyal güvenlik masraflarına katılması
ise vergi yoluyla ve genel bütçe içinde olabilir.
Geçmişte sosyal güvenliğin kötü yönetimi nedeniyle çıkan
olumsuzlukları Anayasa dışı yollarla ve devletin dışındaki kuruluşlara böylesi
munzam malî külfet yükleyerek çözmek mümkün değildir. Bu tarz çözümler
yasalarla düzenlenen ve prim esasına dayanan sosyal sigorta sisteminin Anayasal
temellerini oluşturan Anayasa'nın 60. maddesine aykırılık oluşturur.
Bu nedenlerle dava konusu kuralın iptali gerektiği düşüncesiyle
karara karşıyım.
Güven DİNÇER
Başkanvekili
|
KARŞIOY
YAZISI
Esas Sayısı : 1995/52
Karar Sayısı : 1995/62
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 24. maddesinin (L)
bendinde yer alan ve sınırlama kararı gereğince incelenen "... kanunla
kurulan diğer kuruluşlar ..." sözcükleri itiraz yoluna başvuru kararında
belirtilen gerekçelerle Anayasa'ya aykırıdır; İptali gerekir.
KARŞIOY
YAZISI
Esas Sayısı : 1995/52
Karar Sayısı : 1995/62
İtiraz konusu kuralla, sosyal yardım zammı ödeme yükümlülüğü
altına sokulan Ziraat Odaları 15.5.1957 günlü ve 6964 sayılı Yasa ile kurulan
tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.
Yasakoyucu, itiraz konusu düzenleme ile kanunla kurulan diğer
kuruluşları sosyal yardım zammı ödeme yükümlülüğü altına sokarken özel
tüzelkişileri ve diğer meslek odalarını bu yükümlülük dışında bırakarak
Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırılık
oluşturmuştur. Ziraat odaları ile özel tüzelkişilerin ve diğer meslek
odalarının hukukî durumlarının farklı oldukları yadsınamaz bir gerçek olmakla
beraber, sosyal yardım zammı ödeme yükümlüğü yönünden aynı hukukî durumda
oldukları da açıkça ortadadır. Bu durum karşısında sosyal hizmet zammı ödeme
yükümlülüğü açısından aynı hukukî durumda bulunan özel tüzelkişiler ve diğer
meslek odaları sosyal hizmet zammı ödeme yükümlüğü altına sokulmazken Ziraat
Odalarının bu zammı ödemekle yükümlü tutulmasının Anayasa'nın 10. maddesine
aykırı olduğu, bu nedenle itiraz konusu kuralın iptali gerektiği inancı ile
aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.