ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1963/81
Karar No:1966/40
Karar günü:3 ve 4/11/1966
Resmi Gazete tarih/sayı:13.4.1967/12572
İptal
dâvasını açan: Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Grupları.
İptal
dâvasının konusu: 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesi hükmünün,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 133 üncü maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüş ve Anayasa'nın 149 uncu ve geçici 9 uncu maddelerine dayanılarak
iptali istenilmiştir.
1-
İlk inceleme :
Anayasa
Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 4/3/1963 gününde yapılan ilk
incelemede iptal dâvasının, Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi
Gruplarının, 62 Senato üyesinden 52 ve 152 milletvekilinden 123 kişinin
katıldıkları 22/1/1963 günlü ortak toplantısında oybirliği ile verilen ve 44
sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun 25 inci maddesinin 2 nci bendine uygun
bulunan karara dayanılarak 21/2/1963 gününde yani yasada yazılı süre içinde
açıldığı görülmüş; ancak dâva dilekçesinde imzaları bulunan Ali Naili Erdem ve
Cahit Okurer'in Grup Başkanı veya Başkanvekili olduklarını bildirir belgenin
gönderilmemiş ve gerekçenin açıklanmamış olduğu anlaşıldığından anılan 44
sayılı kanunun 26 ncı maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca eksiklerin iki ay
içinde tamamlanması için Dâvacıya tebligat yapılmasına; belgede oybirliği ile,
gerekçe istenmesinde ise o günkü toplantıya katılan üyelerden Celâlettin Kuralmen,
Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Gürün'ün muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile karar
verilmiştir.
Dâva
dilekçesinde imzası bulunanlardan Cahid Okurer'in Adalet Partisinin Cumhuriyet
Senatosu Grup Başkanı ve Ali Naili Erdem'in yine aynı Partinin Millet Meclisi Grup
Başkanvekili olduğunu belirten belgeler ve gerekçe 4/3/1963 günlü kararda
verilen süre içinde gönderilerek eksikler tamamlandığından Anayasa'nın 149 uncu
ve geçici 9. ve 44 sayılı kanunun 21., 25. ve geçici 5 inci maddelerine uygun
olarak açıldığı sonucuna varılan dâvanın esasının incelenmesi 24/5/1963 gününde
oybirliği ile kararlaştırılmıştır.
II-
Dâva konusu hüküm :
4/7/1934
günlü ve 2556 asyılı Hâkimler Kanununun dâvaya konu olan 79 uncu maddesi
(8/6/1949 günlü ve 5434 sayılı kanunla aldığı şekle göre) şöyledir:
(Madde
79- Üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olanlar hâkimlik teminatını
kazanırlar.
Hâkimlik
teminatını kazananlar bu konuda konulmuş olan hükümler dışında :
A-
Bir mahkemenin ilgası veya kadrosunun tenkisi sebeplerine müstenit olsa bile
maaşlarından mahrum edilemez.
B-
Muvafakatları olmaksızın terfi suretiyle dahi olsa mevki ve memuriyetleri
değiştirilemez.
C-
Vekâlet emrine alınamz.)
III-
Dâvacının dayandığı Anayasa hükmü :
Dâvacının,
gerekçesine dayanak yaptığı Anayasa hükmü şöyledir :
(Madde
133- Hâkimler azlolunamaz. Kendileri istemedikçe, Anayasa'da gösterilen yaştan
önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de
olsa, aylıklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten
çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlarla, görevini
sağlık bakımından yerine getiremiyeceği kesin olarak anlaşılanlar ve meslekte
kalmalarının caiz olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar
saklıdır.)
IV-
Dâvacının gerekçesi özeti :
Dâvacının
gerekçesi özeti şöyledir :
Anayasa'nın
133 üncü maddesinin bütün hâkimlere teminat tanımakta olmasına karşılık,
Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesi teminattan yararlanabilmek için 7 nci
dereceye geçmiş bulunmayı şart kılmıştır. Dâva konusu madde bu nedenle Anayasa'ya
aykırıdır.
V-
Esasın incelenmesi :
Dâva
dilekçesi ve ekleri, esasa ilişkin rapor, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen
hüküm ve Hâkimler Kanununun bununla ilişkisi olan öteki hükümleri, dayanılan
veya konuyu ilgilendiren Anayasa maddeleri, bunların gerekçeleri ve bunlarla
ilgili Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
1.
79 uncu maddenin yürürlükte bulunup bulunmadığı sorunu :
Görüşmelerin
başında kimi üyeler, Anayasa'nın hâkimlik teminatını bütün ayrıntılariyle
düzenleyen 133 üncü maddesinin, Hâkimler Kanununun aynı konuya ilişkin bulunan
ve söz konusu 133 üncü maddeye uymaz hükümleri kapsayan 79 uncu maddesini
dolaylı ve üstü kapalı olarak yürürlükten kaldırıldığı; yürürlükten kalkmış bir
hükmün ise Anayasa'ya aykırı olup olmadığı bakımından incelenmesine yer ve
imkân bulunmadığı ve dâvanın bu nedenle reddi gerektiği görüşünü ileri
sürmüşlerdir.
Anayasa
hükümleri; ister yalnız ilkeleri ana çizgileri ile ve kısaca açıklanmış, ister
ele aldığı konuyu bütün ayrıntılariyle tüm olarak belirtmiş bulunsun, etki ve
değer bakımından hep aynı niteliktedir. Yani bunlar üstün bağlayıcı temel hukuk
kurallarıdır. Hiçbir kanunun hiçbir hükmü bu kurallara aykırı olamaz.
Uyuşmazlık
ve çelişme durumlarında Anayasa'nın etki ve değer bakımından aynı nitelikte
olan hükümleri ikiye bölünerek bunlardan bir bölümüne öteki bölümüne göre daha
üstün bir nüfuz tanınması düşünülemiyeceği gibi, sonraki kanunun kimi hallerde
önceki kanunun aykırı hükümlerini dolayısiyle kendiliğinden yürürlükten kaldırılması
kuralının bu alanda da işleyeceği ve bir kısım Anayasa hükümlerinin kendinden
önce çıkmış kanunlardaki uyuşmazlığı ve çelişmeyi ortaya koyan hükümleri
herhangi bir eylem ve işlem olmaksızın doğrudan doğruya yürürlükten kaldırarak
onların yerine geçeceği yolundaki bir görüşü, hele Anayasa'nın geçici 9 uncu
maddesi karşısında, kabul etmek mümkün değildir. Her iki halde de aykırılığın
giderilmesi için mutlaka bir eylem ve işlem gerekir ki bu da ya yasama yoluyla
yahut iptal müessesesinin işletilmesiyle olur.
Eğer
Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte var olan kanunlardaki aykırı hükümleri
kendiliğinden kaldıracağını veya değiştireceğini düşünmek mümkün ve caiz
bulunsaydı bu çeşit hükümlerin ayrıca iptali için herhangi bir yolun
öngörülmesi hiç de gerekmezdi. Oysa Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesinin ilk
fıkrasiyle, Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten Anayasa Mahkemesinin göreve
başladığının ilânı tarihine kadar geçecek olan süre içinde eski kanunlar
hakkında Anayasa'ya aykırılık iddialarının mahkemelerde dahi öne sürülemiyeceği
belirtilmek suretiyle söz konusu kanunların bu devrede oldukları gibi
uygulanmalarına devam olunacağı, diğer bir deyimle, önceki kanunların, Anayasa
ile çelişen hükümler taşısalar bile, yürürlükte devam edecekleri kabul edilmiş
ve maddenin son fıkrası ile de, Anayasa Mahkemesinin göreve başladığı günden
itibaren bu nitelikte olan kanun hükümleri hakkında Anayasa'ya aykırılık nedeni
ile ve altı ay içinde iptal dâvası açılabileceği esası konulmuş ve bu suretle,
daha önceki kanunlarda yer alan aykırı hükümlerin kendiliğinden ortadan kalkmış
sayılmıyacağı, Anayasa'nın kendisi tarafından açıkça ifade edilmiştir.
Kaldı
ki önceki bir kanun ile düzenlenmiş bulunan bir konunun Anayasa'da da ayrıntılı
bir surette ve fakat farklı olarak düzenlenmesi halinde önceki hükmün
yürürlükten kalkmış sayılacağı düşüncesi de, aslında, o hükmün Anayasa'ya olan
aykırılığının belirtilmiş olması sonucundan başka bir şey değildir. Bir kanunun
yürürlükte olup olmadığının belli edilmesi işi ise, Anyasa'ya uygunluk halinin
denetiminde olduğu gibi, yalnızca Anayasa Mahkemesinin çözümüne bağlı olmayıp
bütün yargı yerlerinin ve hatta kanunları uygulamakla görevli idare
makamlarının da yetki alanına girdiğinde şüphe yoktur.
Şu
halde bu düşüncenin haklı sonucu olarak, önceki kanunların Anayasa'ya aykırı
hüküm taşımaları nedeni ile yürürlükte bulunmadıklarını belli etmek yerinde
bulunan, Anayasa Mahkemesi dışındaki bütün yargı ve idare mercileri kanunların,
bazı hallerde, Anayasa'ya aykırı hüküm taşıyıp taşımadıklarının çözümlenmesi
ile de yetkili duruma sokulmaktadırlar.
Halbuki
Anayasamız, eski ve yeni, bütün kanunların Anayasa'ya uygun olup olmadıklarının
çözümü yetkisini, üç ay içinde neticelendirilmeyen mahkeme itirazları dışında,
sadece Anayasa Mahkemesine tanınmış bulunmaktadır.
Görülüyor
ki konunun azınlık görüşüne uygun olarak çözümlenmesi halinde, Anayasa'nın hiç
de öngörmediği bir netice ile karşılaşılmaktadır.
Şu
duruma göre çoğunluk, tartışma konusu görüşü benimsememiş ve Hâkimler Kanununun
79 uncu maddesinin yürürlükte bulunduğuna ve iptal dâvasına konu olabileceğine
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda,
Muhittin Taylan, Ziya Önel ve Lûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile
karar verilmiştir.
2-
79 uncu maddenin esastan tartışılması :
79
uncu maddede önce kimlerin teminattan yararlanacakları gösterilmekte; sonra
hâkimlik teminatını kazananların yararlanacakları teminat A. B ve C bentleri
halinde açıklanmaktadır. Ana kural maddenin birinci fıkrasında yer almıştır. Bu
fıkra hükmüne göre, ancak üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş
olanlar hâkimlik teminatını kazanırlar. Bir başka deyimle 7 nci dereceden daha
aşağı derecede bulunanların hâkimlik teminatı yoktur.
Bu
hüküm, Anayasanın 133 üncü maddesi hükümleri bakımından incelendikte 79 uncu
maddenin A ve B bentleri hükümlerinin birbirinden farklı nitelikte bulunduğu ve
C bendinin de, aşağıda açıklanacağı Üzere, özel bir durumu olduğu gözönünde
tutularak, teminattan yararlanacakları belirtilen fıkranın her üç bende göre
ayrı ayrı ele alınması uygun görülmüştür.
b)
79 uncu maddenin B bendine göre durum :
79
uncu maddenin A bendi; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle de
olsa hâkimlerin aylıklarından yoksun kılınamıyacakların hükme bağlamaktadır.
Bu, Anayasa'nın 133 üncü maddesinde yeri olan bir hâkimlik teminatıdır. Ancak,
Anayasa bu teminatı bütün hâkimler için kabul ettiği halde, dâva konusu 79 uncu
madde, l inci fıkrasiyle, aylıktan yoksun kılınmama teminatını hâkimlere,
üçüncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmelerinden başlıyarak tanınmış,
daha aşağı derecelerdeki hâkimleri teminatın dışında bırakmıştır. Burada
Anayasaya aykırılık herhangi bir tartışmaya ve açıklamaya yer vermeyecek kadar
kesin ve seçiktir. Sınırlayıcı birinci fıkra hükmünün A bendine hasren iptali
gerekir.
b)
79 uncu maddenin B bendine göre durum :
Birinci
fıkra hükmü bu bent bakımından ele alınırken konunun dâvanın kapsamına girip
girmediği hususu tartışılmış; Üyelerden Fevzullah Uslu, Fazlı Oztan, Hakkı
Ketenoğlu, Sait Koçak, Muhittin Taylan ve İhsan Ecemiş; (Dâvacı, Anayasanın 133
üncü maddesine aykırılığı dolayısiyle 79 uncu maddenin iptalini istediğinden ve
B bendinde yer alan hükmün ise Anayasa'nın söz konusu maddesinde yazılı teminatla
bir ilişkisi bulunmadığından bu bendin dâvanın kapsamı dışında kaldığı ve
incelenemiyeceği.) görüşünü ileri sürmüşlerdir.
Dâva
dilekçesindeki açık ve kesin beyana göre iptali istenen hüküm, 2556 sayılı
Kanunun 79 uncu maddesinin tümüdür. Anayasa'nın 133 üncü maddesinin bütün
hâkimlere teminat tanımasına karşılık dâva konusu maddede 7 nci dereceden aşağı
derecelerdeki hâkimlerin teminattan yoksun bırakılmaları durumu, aykırılığın
gerekçesi olarak gösterilmiştir. Demek ki Dâvacı, Anayasa'da yazılı teminatın
niteliğinden çok, herhangi bir teminatın bir kısım hâkimlere değil bütün
hâkimlere tanınması prensibi üzerinde durmaktadır. Dâvacının böylece
Anayasa'nın 133 üncü maddesindeki teminatın bütün hâkimlere tanınmasını örnek
göstererek Hâkimler Kanunundaki teminatın da bütün hâkimleri kapsamı içine
alması gerektiğini savunduğu söylenebilir. Şu duruma göre B dendi dâvanın
kapsamı içindedir.
Yukarıda
adları yazılı üyelerce ileri sürülen görüş bu nedenle çoğunlukça benimsenmemiş
ve B bendinin dâvanın kapsamı içinde olduğuna ve birinci fıkranın bu bakımdan
da incelenmesi gerektiğine Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Hakkı Ketenoğlu, Sait
Koçak, Muhittin Taylan ve İhsan Ecemiş'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile
karar verilerek hükmün Anayasa'ya aykırılık bakımından incelenmesine
geçilmiştir.
İnceleme
konusu B bendi, üçüncü sınıf hâkimliğin yedinci derecesine geçerek hâkimlik
teminatını kazananların muvafakatları olmaksızın terfi suretiyle dahi olsa
mevki ve memuriyetlerinin değiştirilemiyeceği hükme bağlamaktadır.
Hâkimlerin
görevlerinin ve görev yerlerinin değiştirilmemesi Anayasa'nın öngördüğü bir
teminat değildir. Nitekim Anayasa'nın, Hâkimlere doğrudan doğruya tanıdığı
teminatı bir arada toplayan, 133 üncü maddesinde böyle bir hükme yer
verilmemiştir. Tam tersine Anayasa, 134 üncü maddesiyle, hâkimlerin
görevlerinin veya görev yerlerinin geçici ve sürekli olarak değiştirilmesini
caiz görmekte; ancak bu konunun bir kanunla düzenlenmesini ve düzenlemede
mahkemelerin bağımsızlığı esasının gözönünde bulundurulmasını zorunlu
kılmaktadır.
Dâva
konusu hükmün, Anayasa karşısındaki durumunu tesbit için, bir kanun düzenlemesi
sayılıp sayılamıyacağı ve mahkemelerin bağımsızlığını zedeleyip zedelemediği
bakımlarından incelenmesi gerekir.
Bu
hükmü, kanunî bir düzenleme saymamak mümkün değildir. Zira kanunla düzenlemenin
belirli bir biçimi, değişmez bir kalıbı yoktur. Bir konu hakkında hüküm getiren
bir yasa maddesi o konuyu düzenliyor demektir. İncelenen hükümde ceza ve rıza
dışı yer değiştirenler konusunda belirli bir hâkimlik derecesi ölçü ve sınır
olarak alınmış ve sınırın üstündeki (7 nci ve daha yukarı derecelerdeki)
hâkimler için tam ve mutlak bir değiştirmezlik esası kabul edilmiştir. Hükmün
öngördüğü ölçüye göre yalnızca hâkim yardımcıları ile henüz 7 nci dereceye geçmemiş
olan hâkimler, teminatın kapsamı dışında kalmaktadırlar. Öte yandan 79 uncu
maddenin B bendi 2556 sayılı Kanunda yer değiştirmeyi düzenleyen tek hüküm de
değildir. Bu konuda başka hükümler de; sözgelimi : 81., değişik 86 ve 89 uncu
maddeler vardır.
Hâkim
yardımcıları ile henüz 7 nci dereceye geçmemiş olan hâkimlerin görevlerinin ve
görev yerlerinin değiştirilebilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı esasını
zedeleyip zedelemiyeceğine gelince :
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa'sı, çeşitli yollarla, mahkemelerin bağımsızlığını koruma
tedbirlerini almıştır. Bu tedbirlerin başında kişisel hâkimlik teminatı yer
alır. Hâkimlerin azledilmezliği; kendileri istemedikçe Anayasa'da gösterilen
yaştan önce emekliye çıkarılamamaları ve bir mahkemenin veya kadronun
kaldırılması nedeniyle de olsa aylıklarından yoksun bırakılamamaları gibi
ilkeler (Anayasa: madde 133) elbette ki dolayısiyle mahkemelerin bağımsızlığını
korumaktadır. Öte yandan yine Anayasa, (madde 132) yargı yetkisinin
kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat verilmesini, genelge
gönderilmesini, tavsiye ve telkinde bulunumasını, görülmekte olan bir dâva
hakkında, yasama meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru
sorulmasını, görüşme yapılmasını, beyanda bulunulmasını; yasama ve yürütme
organları ile idarenin mahkeme kararlarını değiştirmelerini ve bunların yerine
getirilmesini geciktirmelerini yasaklamış ve hâkimleri yalnızca Anayasa'ya,
kanuna, hukuka ve kendi vicdanî kanaatlerine bağlı kılmıştır. Bunlara ek olarak
Anayasa hâkimlerin özlük işlerinde yetkili tek merci olmak üzere yeni bir
müessese getirmiştir ki (madde 143, 144) bu da Yüksek Hâkimler Kuruludur.
Böylece yürütme organının ve idarenin mahkemelere müdahale İçin
yararlanabileceği son yol da sımsıkı kapatılmış olmaktadır. İşte bütün bu
Anayasa tedbirleri, hele hâkimlerin Özlük işlerinin idareden alınarak Yüksek
Hâkimler Kumluna verilişi karşısında görev ve görev yeri değişmezliği
teminatının eski Önemi ve mahkemelerin bağımsızlığına etkisi artık kalmamıştır.
Onun içindir ki inceleme konusu hükmün, hâkimlerin görevlerinin veya görev
yerlerinin değiştirilmesini mahkemelerin bağımsızlığı esasını gözetmeksizin
düzenlediğini düşünmek ve savunmak mümkün değildir. Bununla birlikte hâkimlerin
huzur içinde hizmet görmelerini sağlıyacak başkaca yardımcı tedbirler arasında
görevin gereklerini ve görevlilerin ihtiyaçlarını bağdaştıracak objektif bir
yer değiştirme düzeninin de bulunmasından yararlı sonuçlar çıkacağından şüphe
yoktur.
Şu
duruma göre, inceleme konusu olan ve yedinci ve daha yukarı derecelerdeki
hâkimler için görev ve görev yeri değiştirilmezliği esasını kabul ederken daha
aşağı derecelerdeki hâkimleri bu esasın dışında bırakan hüküm, Anayasa'ya
aykırı değildir. Dâvanın bu hükme yönelen bölümünün reddi gerekir. Anayasa'nın
134 üncü maddesine aykırılığı dolayısiyle B bendinin tümünün iptali gerektiğini
ileri süren Başkan İbrahim Senil, Üyelerden Avni Givda ve Ahmet Akar ile yine B
bendinin 7 nci dereceden daha aşağı derelerdeki hâkimlerin yerlerinin
değiştirilmesi yolunu mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre düzenlemediği
için, kısmen iptali gerektiğini ileri süren Celâlettin Kuralmen ve Muhittin
Taylan bu görüşe katılmamışlardır.
c)
79 uncu maddenin C bendine göre durum :
79
uncu maddenin C bendi yedinci ve daha yukarı derecelerdeki hâkimlere vekâlet
emrine almamama teminatını tanımış ve böylece daha aşağı derecelerdeki
hâkimlerin vekâlet emrine alınabilmelerini öngörmüş bulunmaktadır. Vekâlet
emrine alınma konusu ayrıca Hâkimler Kanununun 82 nci maddesiyle de
düzenlenmiştir,
22/4/1962
günlü ve 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanunu, 104 üncü maddesi uyarınca
Yüksek Hâkimler Kurulunun fiilen göreve başladığı 22/12/1962 gününde yürürlüğe
giren 47 nci maddesiyle Adalet Bakanının yetkisini, sadece kanuna aykırı
davrandığı ileri sürülen hâkim ve hâkim yardımcıları hakkında Yüksek Hâkimler
Kuruluna başvurmağa hasretmiş, 25/4/1962 gününde yürürlüğe giren 80 inci
maddesiyle savcıların Bakanlık emrine alınamıyacaklarını hükme bağlamış ve 103
üncü maddesi ile de Hâkimler Kanununun ve öteki yasaların bu kanuna uymayan
hükümlerini kaldırmıştır. Şu duruma göre Bakanlık emrine alma müessesesi ve
dolayısiyle inceleme konusu C bendi işbu dâvanın açılmasından önce yürürlükten
kalkmış bulunmaktadır. Dâvanın bu hükme yönelen ve konusu bulunmayan bölümünün
reddi gerekir.
3-
80 inci maddenin dördüncü fıkrasının durumu :
Hâkimler
Kanununun 5457 sayılı Kanunla değişik 80 inci maddesinin dördüncü fıkrasında
mahkemenin kaldırılması veya kadrounun daraltılması yüzünden vazifesiz kalan ve
yedinci dereceye geçmemiş olan hâkimler ve yardımcıları hakkında Memurin
Kanununa göre işlem yapılacağı belirtilmektedir.
79
uncu maddenin birinci fıkrası, A bendi bakımından iptal edildiğine göre yedinci
dereceye geçmemiş hâkimler veya hâkim yardımcıları da bir mahkemenin kaldırılması
veya kadrosunun daraltılması nedenine dayansa bile aylıklarından yoksun
edilemiyeceklerdir. Şu durumda, bunlar hakkında ayrıca Memurin Kanununa göre
işlem yapılması söz konusu olamıyacağından yukarıda belirtilen hükmün
uygulanamaması sonucunun doğduğunda şüphe yoktur. 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı
Kanunun 28 inci maddesinin son fıkrası bu gibi hallerde uygulanamıyacak
hükmünde iptaline cevaz vermektedir. Böyle olunca 2556 sayılı Kanunun 5457
sayılı kanunla değişik 80 inci madesinin 4 üncü fıkrasında yer alan ve 7 nci
dereceye geçmemiş hâkimler ve yardımcıları hakkında Memurin Kanununa göre işlem
yapılmasını öngören hükmün iptali gerekir.
Üyelerden
Avni Givda bu görüşe katılmamıştır.
VI-
SONUÇ :
1-
2556 sayılı Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin birinci fıkrası, A bendi
bakımından Anayasa'ya aykırı olduğundan hükmün bu bende hasren iptaline
oybirliği ile;
2-
Aynı maddenin birinci fıkrasında B bendi bakımından Anayasa'ya aykırı bir cihet
bulunmadığından dâvanın bu bölümünün reddine birinci fıkranın ve B bendinin
tümünün iptali gerektiğini ileri süren Başkan ibrahim Senil ve üyelerden Avni
Givda ve Ahmet Akar ile birinci fıkranın B bendi bakımından da iptali
gerektiğini ileri süren Celâîettin Kuralmen ve Muhittin Taylan'ın
muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
3-
Aynı maddenin C bendinde sözü edilen Bakanlık emrine alma müessesesi Yüksek
Hâkimler Kurulu Kanunu ile ve dâvanın açılmasından önce yürürlükten kaldırılmış
olduğundan dâvanın bu hükme yönelen ve konusu bulunmayan bölümünün reddine
oybirliği ile;
4-
Hâkimler Kanununun 5457 sayılı Kanunla değişik 80 inci maddesinin dördüncü
fıkrasında yer alan ve 7 nci dereceye geçmemiş hâkimlerle yardımcıları
haklarında Memurin Kanununa göre işlem yapılmasını öngören hükmün, 79 uncu
maddenin birinci fıkrasının A bendi bakımından iptali yüzünden uygulanamaması
sonucu doğduğu için, 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin son fıkrası uyarınca
iptaline üyelerden Avni Givda'nın muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;
3/11/1966
ve 4/11/1966 günlerinde yapılan toplantılarda Anayasa'nın 149 uncu, 152 nci ve
geçici 9 uncu maddeleri gereğince karar verildi.
|
|
|
|
Başkan
İbrahim
Senil
|
Üye
İhsan
Keçecioğlu
|
Üye
Feyzullah
Uslu
|
Üye
A.
Şeref Hocaoğlu
|
|
|
|
|
Üye
Fazlı
Özatan
|
Üye
Celâlettin
Kuralmen
|
Üye
Hakkı
Ketenoğlu
|
Üye
Sait
Koçak
|
|
|
|
|
Üye
Avni
Givda
|
Üye
Muhittin
Taylan
|
Üye
İhsan
Ecemiş
|
Üye
Ahmet
Akar
|
|
|
|
Üye
Ziya
Önel
|
Üye
Muhittin
Gürün
|
Üye
Lütfi
Ömerbaş
|
MUHALEFET
ŞERHİ
l-
4/7/1934 günlü ve 2556 sayılı Kanunun dâva konusu olan 79 uncu maddesi hâkimlik
teminatı üzerinedir. Buna karşılık Anayasa'nın 133 üncü maddesi de hâkimlik
teminatını, hükme bağlamaktadır. İki madde arasında açık bir çelişme vardır.
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa'sında sadece özü belirtilmiş temel hukuk kuralları değil
kimi konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen geniş hükümler de yer
almıştır. Yukarıda sözü geçen 133 üncü madde de bu hükümler arasındadır. Yalnız
özü belirtilmiş temel hukuk kuralları ile yasalar arasında çelişme bulunduğu
takdirde aykırılığın giderilmesi için mutlaka bir eylem ve işlem gerekir ki bu
da ya yasama yolile yahut iptal müessesesinin işletilmesiyle olur. Belirli
konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen hükümler ise daha önceki
yasalarda bulunup da aynı konulan düzenleyen fakat Anayasa'da ki ne aykırı veya
ondan farklı olan hükümleri kendiliğinden yürürlükten kaldırır. Alelade yasalar
için tabiî olan bu nüfuz ve etkiyi Anayasa'ya tanımamayı destekleyecek bir hukuk
kuralı düşünülemez Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesine Anayasa Mahkemesinin
göreve başladığı tarihte (28/8/1962 günü) yürürlükte olan kanunlar hakkında
Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle ve belirli süre içinde iptal dâvası
açılabilmesinı sağlayacak özel bir hükmün konulması ancak Anayasa'nın bir kısım
yani sadece özü belirtilmiş temel hukuk kurallarına aykırı hükümleri
kendiliğinden tasfiye edemiyeceğini gösterir. Nitekim aynı geçici maddenin,
Anayasa Mahkemesinin görevine başladığının Resmî Gazete'de yayınlanmasından
önceki süre içinde mahkemelerde Anayasa'ya aykırılık iddialarına yer vermeyen
birinci fıkrasıda yalnızca bu türlü hükümlere ilişkindir. Yoksa geçici 9 uncu
madde Anayasa'nın belirli konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen
hükümlerinin, önceki yasalarda bulunan aynı konuya ilişkin aykırı veya farklı
hükümleri kendiliğinden yürürlükten kaldırma hususundaki nüfuz ve etkisine söz
getirmez. Kaldı ki bu maddede tanınan iptal dâvası açma hakkı (Anayasa
Mahkemesinin göreve başladığı tarihe yürürlükte olan kanunlar) içindir.
Anayasa'nın, 157 nci maddesi uyarınca, yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükten
kaldırdığı hükümlerin çok daha sonra yani Anayasa Mahkemesinin görevi başladığı
günde ayakta bulunduğu elbette ki düşünülemez. Böyle olunca da bu çeşit
hükümler hakkında iptal dâvası açılması söz konusu bile edilmemek gerekir.
Öte
yandan bir hükmün yürürlükte olup ohnadığınin incelenmesi, kendi yetki alaniyle
sınırlı olarak, yasa uygulayıcının görevi ve Ödevidir. Bu durumu, tereddüt
uyandıran hükmün bir başka yasa ile doğrudan doğruya veya dolaylı olarak
yürürlükten kaldırılmış bulunup bulunmadığının araştırılması ve bir sonuca
varılması demektir. Yürürlükten kaldıran yasanın alelade bir kanun veya Anayasa
olması işin niteliğini değiştirmez. Araştırma alelade bir kanunda yapılmışsa
işlensin tabii saymak. Anayasa'da yapılmışsa işlemi Anayasa'ya aykırılık
iddiasının çözümlenmesi ve Anayasa Mahkemesinin görevine müdahale olarak
nitelendirmek savunulabilir bir hukuk görüşü değildir.
Özetlemek
gerekirse :
Yukarıda
açıklandığı üzere hem 2556 sayılı Kanunun 79 uncu hem de Anayasa'nın 133 üncü
maddeleri hâkimlik teminatı, birbirinden farklı olarak, düzenlemektedir. Bu
yüzden inceleme konusu 79 uncu madde hükmü Anayasa'nın 133 üncü maddesine
aykırı düşmüş durumdadır. Böyle olduğu için de Anayasa'nın 133 üncü maddesi
yürürlüğe girer girmez 79 uncu madde hükmü kendiliğinden yürürlükten kalkmış ve
bir iptal dâvasına konu olma niteliğini yitirmiştir. Hüküm yürürlükteimişcesine
dâvanın incelenmeğe değer görülmesinde bu nedenlerle isabet yoktur.
2-
Anayasa'nın 134 üncü maddesi, hâkimlerin görevlerinin veya görev yerlerinin
geçici veya sürekli olarak değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı esasına
göre, kanunla düzenlenmesini emretmektedir. Bir kanunun yasa ile düzenlenmesi,
konuya giren işlerin yolunda yürümesini, tereddüde ve keyifliğe yer vermeksizin
sağlıyacak hir hali ve safhayı öngören kural ve koşulların bir arada o yasada
belirtilmesi ile olur.
Söz
gelimi : Görev ve görev yeri değiştirme konusunda bir yasa düzenlemesini
varsaymak için hiç değilse değiştirilmezliğin süresinin, hangi hallerde ve
zamanlarda değiştirme yapılabileceğinin, istisnaların ve müeyyidelerin,
değiştirme bölgelerinin ve her bölgenin özelliğine ilişkin şartların kanunda
hükme bağlanmış bulunması gereklidir. Oysa dâva konusu 79 uncu maddede sadece
hâkimler ikiye bölünmüş; bir küme için, Anayasa'nın eğilimi aksine, tüm
değiştirilmezlik esası tanınmış; ikinci kümedekilerin mutlak olarak
değiştirilebilmeleri öngörülmüştür. Böyle bir hükme düzenleyici olarak kabule
imkân yoktur.
Dâva
konusu hükmün mahkemelerin bağımsızlığı esasına uygun olup olmadığı sorununa
gelince : Mahkeme kavramını, hâkimden ayrı olarak düşünemeyiz. Hâkimi tedirgin
eden her durum, hâkime yönelebilecek her tehdit belirtisi mahkemenin
bağımsızlığını dolaylı olarak az veya çok etkiler. Görevinin ve görev yerinin
her an değiştirilebileceğini bilen ve değiştirilmesini bekleyen bir hâkimin
içine düşeceği huzursuzluk ve bu huzursuzluktan doğabilecek sonuçlar, bir
açıklamayı gerektirmeyecek kadar bellidir. Hâkimlerin özlük işlerini Yüksek
Hâkimler Kurulunun elinde tutması, kanunun korumadığı bir durum için yeterli
teminat olamaz. Nihayet bu kurul da bir insanlar topluluğudu. İnsanlardan da
insanlara özgü yanılmalar ve aksamalar her zaman beklenebilir. Öte yandan
yalnızca hâkim yardımcıları ile 8 inci derecedeki hâkimlerin değiştirilmezlik
teminatı dışında kalmaları gibi bir durum dâva konusu hükmü Anayasa ile
uyuşturmaya yetmez. Teminat kapsamına giremiyenler azımsanamayacak bir sayıdadırlar
ve bunların her biri gerektikçe tek başına bir mahkemeyi yönetmektedir. Kaldı
ki bir hüküm yalnızca iki üç mahkemenin bağımsızlığına söz getirse, gene de
makbul bir hüküm olmamak gerekir.
Özetlenecek
olursa : 79 uncu maddenin b bendi l inci fıkra ile birlikte ele alındıkta
görülür ki hüküm, hem konuyu düzenlemediğinden hem de mahkemelerin bağımsızlığı
esasını gözetmediğinden Anayasa'nın 134 üncü maddesine aykırıdır. Tümünün
iptali gerekir.
3-
22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin 2 nci fıkrası ancak
belirli bir hükmün, iptali, dâva kapsamına girmeyen başka bir hükmün
uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa, o hükmün de iptaline cevaz vermektedir.
79
uncu maddenin l inci fıkrası A bendi bakımından iptal edilmiş; buna karşılık
aynı maddenin 2 fıkrası olduğu gibi bırakılmıştır. 2 nci fıkrada yer alan
(...... bu kanunda konulmuş olan hükümler dışında) kaydı maddede yazılı
teminatın kanundaki Öteki hükümler saklı kalmak şartiyle, bir başka deyimle, o
hükümlerin uygulanmasına devam edilmek şartiyle tanındığını açıklamaktadır.
Teminatsız hâkimler, iptal dolayısiyle, A bendi hükmünden, kanunda konulan
öteki hükümlerin kapsamına girmediği oranda yararlanacaklardır. 80 inci madde,
79 uncu maddenin 2 nci fıkrasiyle uygulanması saklı tutulan hükümlerden
biridir. Bu nedenle de iptalin 80 inci maddenin 4 üncü fıkrasının
uygulanamaması gibi bir sonuç doğurması mümkün değildir. Böyle olduğuna göre 44
sayılı kanun 28 inci maddesinin olayda uygulama yeri bulunmayan 2 nci
fıkrasından yararlanırlarak Hâkimler Kanununun 80 inci maddesinin 4 üncü
fıkrasının iptaline gidilmesi düşünülemez.
1963/81-1966/40
sayılı karara bu bakımlardan karşıyım.
Yukarıdaki
muhalefet şerhinin 2 sayılı bendine katılıyoruz.
|
|
Başkan
İbrahim
Senil
|
Üye
Ahmet
Akar
|
Yukarıdaki
muhalefet şerhinin bir sayılı bendine Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin A
bendine hasren katılıyorum.
MUHALEFET
ŞERHİ
Üçüncü
sınıfın yedinci derecesine geçmiş olanların hâkimlik teminatını kazanacaklarını
ilk fıkrasında belirten Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesindeki teminattan
"Bir mahkemenin ilgası veya kadrosunun tenkisi sebeplerine müstenit olsa
bile maaşlarından mahrum edilemiyeceğine" dair olan A bendinde yer alan
hüküm, Anayasa'nın hâkimlik teminatı başlığını taşıyan 133 üncü maddesi ile
doğrudan doğruya ve yeniden düzenlenmiştir. Çünkü bu maddeye aynen "Bir
mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylıklarından yoksun
kılınamaz." hükmü konmuştur. Aradaki fark özel kanunun bu teminatı yalnız
hâkimliğin yedinci derecesine geçmiş olanlara tanımış olmasına rağmen
Anayasa'daki hükmün derece farkı gözetilmeksizin tüm hâkimleri kapsamına almış
olmasıdır. Burada olduğu gibi, Anayasa'nın belirli bir konuyu doğrudan doğruya
düzenleyen hükümleri, daha önceki kanunların aynı konuyu farklı olarak
düzenleyen hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırır. Alelade kanunlar için
kabul edilen bu esasın Anayasa için tanınmamasını haklı gösterecek hukukî bir
sebep mevcut değildir.
Ancak
özel kanunun düzenlediği bir konu, Anayasa'nın açık hükmü ile başka türlü
düzenlenmemiş olmakla beraber Özel kanunun bir hükmü ile Anayasa'nın genel
olarak koyduğu bir hükmün çatışması halinde, başka bir deyimle böylece doğan
aykırılık sebebi ile Anayasa Mahkemesine iptal dâvası açılabilir. Bu takdirde
Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesi işler. Çünkü bu madde Yürürlükteki konular)
hakkındadır. Halbuki iptal konusu Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin A bendi
yukarıda açıklandığı üzere Anayasa'nın 133 üncü maddesi ile doğrudan doğruya
yeniden düzenlenerek yürürlükten kaldırılmıştır. Nitekim, yine iptal konusu 79
uncu maddenin B bendinde yer alan "Muvafakatları olmaksızın terfi
suretiyle dahi olsa mevki ve memuriyetleri değiştirilemez." şeklindeki
coğrafî teminat hükmü, Anayasa'ca doğrudan doğruya bütün ayrıntıları ile
düzenlenmemiş ve ancak hâkimlerin görevlerinin veya görev yerlerinin geçici
veya sürekli olarak değiştirilmesinin "(Mahkemelerin bağımsızlığı) esasına
göre kanunla düzenleneceği prensibini 134 üncü maddesine koymakla
yetinilmiştir.
Buna
göre 79 uncu maddenin B bendi hükmü yürürlükte olduğundan seçici 9 uncu maddeye
dayanılarak açılan iptal dâvasının bu yönden incelenmesi gerekir. Bu bakımdan
da muhalefetimiz, 79 uncu maddenin tümünün değil yalnız A bendinin yürürlükten
kalkmış olduğuna ve bu nedenle iptal dâvasına konu olamıyacağına dairdir.
|
|
Üye
Hakkı
Ketenoğlu
|
Üye
İhsan
Keçecioğlu
|
|
|
Üye
Ziya
Önel
|
Üye
Lütfi
Ömerbaş
|
MUHALEFET
ŞERHİ
Dâvacı
2556 sayılı Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin hâkimlik meslekinin 7 nci
derecesine geçmemiş olan hâkimlerin, teminat hükümlerinden yararlanmayacağı
yolundaki hükmünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 133 üncü maddesinin
teminatta eşitlik prensibini ihlâl ettiğini ileri sürerek iptal dâvası
açmıştır.
Gerçekten
Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin birinci fıkrasında "üçüncü sınıf
hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olanlar hâkimlik teminatını kazanırlar"
hükmünü koymakla 7 nci dereceye yükselmemiş hâkimler için teminat tanımamakta
ve böylece sözü geçen madde Anayasa'nın bütün hâkimlere teminat bakımından
eşitlik sağlayan 133 üncü maddesi hükmüne aykırı düşmektedir.
79
uncu maddenin eşitliği bozan birinci fıkrasındaki hüküm iptal edildiği takdirde
maddenin ikinci fıkrasının hâkimler arasında teminata hak gözetmeyen A-B ve C
bentleri üzerinde inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığına kaniim. Bu nedenle
çoğunluğun bu konudaki düşüncesine muhalifim.
MUHALEFET
ŞERHİ
1-
Bir yasa hükmünün, diğer bir yasanın açık hükmü ile yürürlükten kaldırılması,
yasa hükümlerinin yürürlükten kaldırılması için başvurulan tek hukukî yol
değildir. Sonradan çıkan bir yasa ile önceki yasanın ona aykırı hükümlerinin
üstü kapalı şekilde yürürlükten kaldırılması (zımnî ilga) yolu da bugün bilim
ve uygulama alanında kabul edilmektedir. Anayasa'da genel olarak belirtilmiş
temel kurallar yanında konuları, bütün ayrıntılarıyla düzenleyen temel hukuk
kuralları da yer almıştır. Şüphesiz özel yasadaki bir hükmün sadece temel
kurallara aykırılığı söz konusu olunca bu hükmün iptali istenebilecek veya
mahkemelerce itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine getirilebilecektir. Ancak,
Hâkimler Kanununun iptal konusu 79 uncu maddesinin A bendinde belirtilen ve bu
maddenin birinci fıkrası ile belli hukukî niteliklere sahip hâkimlere tanınan,
hâkimlik teminatı Anayasa'nın 133 üncü maddesinde anılan hükümden farklı olarak
bütün ayrıntılariyle düzenlenmiş ve böylece 79. ncu maddenin birinci fıkrasına
hasren A bendi yürürlükten kalkmıştır.
Anayasa'nın
geçici 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve Anayasa Mahkemesinin
görevine başladığı tarihte yürürlükte bulunan, kanunlar hakkında, Anayasa'ya
aykırılık nedeni ile iptal dâvası açılabileceğini gösteren hüküm, bu konuda
çoğunluğun görüşüne destek olabilecek nitelikte değildir. Çünkü, bir yasa
hükmünün üstü örtülü olarak yürürlükten kaldırılabileceği kuralı kabul
edilince, Anayasa'nın doğrudan doğruya düzenlediği temel hukuk kurallarına
aykırı yasa hükümlerinin yürürlükte olduğunu ileri sürmeye imkân yoktur.
2-
İptal isteği, Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinde düzenlenen hâkimlik
teminatının, sadece 3 üncü sınıf hâkimliğin 7 nci derecesine geçmiş olan
hâkimlere tanınmak suretiyle bu dereceye yükselmemiş olan hâkimlerin, hâkimlik
teminatından yoksun bırakılmış olması nedenine dayanmaktadır. Hâkimlik
teminatı, Anayasa'nın 133 üncü maddesinin birinci fıkrasında, azlolunamamak,
kendileri istemedikçe Anayasa'da gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamamak,
bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylıklarından
yoksun kılınamamak sözleri ileri ifade olunmuştur. Görülüyor ki yer bakımından
teminat, Anayasa'nın iptal dâvasında dayanılan 133 üncü maddesinde yer
almamıştır. O halde, Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin söz konusu B bendi
dâvanın kapsamı dışındadır. Dâva dışında kalan bir yasa hükmü hakkında,
Anayasa'ya aykırılık yönünden inceleme yapılıp karar verilemez.
3-
Hâkimler Kanununun 79 uncu maddesinin B bendinin dâvanın kapsamı içinde olduğu
çoğunlukla kabul edilmiştir. Yukarıki bentlerde de açıklandığı üzere
Anayasa'nın hâkimlik teminatını düzenleyen 133 üncü maddesi hükümleri
karşısında hâkimlere yer teminatı tanındığı ileri sürülemez. Ancak, Anayasa'nın
kabul ettiği teminattan, daha üstün bir teminatın özel yasada yer almasına da
engel yoktur. Yer teminatı bir Anayasa hükmü olmayınca da, özel kanunda belli
hukukî niteliğe sahip hâkimlere tanınan yer teminatından bu niteliğe sahip
olmayan hâkimlerin yoksun tutulması, Anayasa'nın 133 üncü maddesine aykırı
sayılamaz. Yalnız, Mahkememiz bir hükmün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ileri
sürülen gerekçe ile bağlı değildir. Anayasa'nın 134 üncü maddesinde, hâkimlerin
görevlerinin veya görev yerlerinin, geçici veya sürekli olarak
değiştirilmesinin, bu maddede belirtilen diğer konular gibi Özel kanunla
düzenleneceği emredilmiştir. Söz konusu B dendi ile 3 üncü sınıfın 7 nci
derecesine yükselmiş hâkimlerin, istekleri dışında yerlerinin
değiştirilemiyeceği esası kabul edilerek bu niteliğe sahip hâkimlere Anayasa'nın
tanıdığı teminatın da üstünde teminat tanınmıştır. 79 uncu maddenin birinci
fıkrası ile B bendinin birlikte incelenmesinden 7 nci dereceye yükselmemiş
hâkimlerin yer teminatından yararlanamıyacağı sonucu kendiliğinden açığa
çıkmakta ve böylece anılan hukukî durumdaki hâkimler de kendilerinden söz
edilmiş olmamakla beraber B bendinin kapsamı içine girmektedir. Hâkimlerin
görevlerinin veya görev yerlerinin değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı
esasına göre düzenleneceği Anayasa'nın az önce bildirilen 134 üncü maddesi
gereğidir. O halde, 7 nci dereceye yükselmemiş hâkimlerin görev yerlerinin
değiştirilmesinin mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine uygun objektif esaslara
bağlanması zorunludur. Özel kanunda yer alan iptal konusu B bendinin
Anayasa'nın 134 üncü maddesine uygun bir düzenleme niteliği taşımadığı
meydandadır. Hâkimler için Anayasa'nın diğer hükümleri ile başka güvenlik
tedbirleri alınmış ve hâkimlerin bütün özlük işlerinin Yüksek Hâkimler Kuruluna
verilmiş bulunması çoğunluğun düşüncesi gibi yeterli olsaydı böyle bir hükmün
Anayasa'da yer almasına lüzum kalmazdı.
Kısaltılarak
ifade edilecek olursa, 79 uncu maddenin B bendinin Anayasa'nın 134 üncü
maddesine aykırılığı nedeni ile sadece 7 nci dereceye yükselmemiş hâkimler
bakımından iptali gerekir.
Bu
nedenlerle çoğunluğun görüşüne karşıyım.
"3"
sayılı fıkradaki muhalefet düşüncesine katılmaktayım.
"2"
sayılı fıkradaki muhalefet düşüncesine katılıyorum.