ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1964/38
Karar No.:1965/59
Karar tarihi:16/11/1965
Resmi Gazete tarih/sayı:12.1.1966/12200
Davacı
: Cumhuriyet Senatosu 32 üyesi adına tabii üye Haydar Tunçkanat
Dâvanın
konusu : 17/7/1964 günlü ve 509 sayılı Tapulama Kanunu, Cumhuriyet Senatosunda
Anayasa'nın 86 ncı maddesine aykırı olarak kabul edildiğinden usul bakımından
kanunun tümünün ve aynı kanunun 32 nci maddesinin (c) bendi, 33 üncü maddesinin
ikinci ve sonraki fıkraları, 34., 44., 52., 53., 92., 97. ve geçici 3 üncü
maddeleri, Anayasa'nın 5., 11., 36., 37., 53. ve 152 nci maddeleri hükümlerine
aykırı olduğundan kanunun bu maddelerinin iptaline karar verilmesi
istenilmiştir.
İnceleme:
Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca, 15/9/1964 gününde
yapılan ilk incelemede, dosyada eksiklik bulunmadığı ve başvurmanın,
Anayasa'nın 149 uncu ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 21., 25. ve 26 ncı maddelerine
uygun olduğu anlaşıldığından dâvanın esasının incelenmesine karar verilmesi
üzerine düzenlenen rapor, dâva dilekçesi, Tapulama Kanunu ile Anayasa'nın konu
ile ilgili maddeleri, komisyon raporları ve Meclis görüşme tutanakları okunduktan
sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Gerekçe
: Dâva dilekçesinde, gerek usul (Şekil) ve gerek esas hakkındaki iptal
nedenleri açıklanmıştır. Görüşmede, ilk önce şekle ilişkin istemin ele alınması
uygun görülmüştür. Zira kanunun, sekil noksanlığı yüzünden tümü iptal edilirse,
hukuk düzeni içinde varlığı kalmayacağından taşıdığı hükümlerin Anayasa'ya
aykırı olup olmadığını araştırmağa yer kalmayacaktır.
Dâvacının
kanunun kabul şekline ilişkin gerekçesi şöyledir :
(Usul
bakımından :
Anayasa'nın
86 ncı maddesi
a)
Her Meclisin üye tamsayısının salt çoğunluğu ile toplanacağını,
b)
Anayasa'da başkaca bir kayıt gösterilmemişse toplantıya katılanların salt
çoğunluğu ile karar verileceğini tesbit etmiş bulunmaktadır.
Anayasa'nın
tesbit ettiği bu şekil ve usule aykırı haraket ve karar şekli, Anayasa'ya
aykırıdır. İptal talebinde bulunulan kanun tasarısının görüşülmesi sırasında,
İçtüzük hükümlerine uygun olarak beş üye ekseriyet olmadığını beyanla ayağa
kalkmış ve Başkanlık ta talebin Tüzüğe uygun olduğunu ve yoklama yapacağını
beyan etmiştir. Bu arada açık oylama talebi de mevcuttu. Başkan ekseriyet
olmadığını bildiren beş üyenin isteğine uyarak yoklama yaptırmıştır. Fakat
başlamış bulunan ve son üyenin ismi okunmakla tekemmül eden ekseriyet var veya
yok işlemi için Başkanlık hiç bir tebliğde bulunmadan ve Başkanlıkça o anda
tesbit edilmiş olan Ekseriyet yokluğuna" rağmen Başkanlık açık oylama
işlemine geçmiştir. Anayasa'nın 86 ncı maddesinin tesbit ettiği ekseriyetin
mevcut olmamasına rağmen, görüşme devam etmiş ve karar alınmıştır.
Görüşme
ve karardan sonra Başkan yoklama sonucunu bildirerek ekseriyetin olmadığını
açıklamıştır. Kanun tasarısı Anayasa'nın 86 no maddesine aykırı olarak
görüşülmüş ve karara bağlanmıştır.
Birinci
açık oylamada ekseriyet olmadığını 115 inci birleşimde oy verenlerin kabul ve
redlerin çoğunluğuna göre karar alınacağı ayrıca ekseriyet aranmadığı
Başkanlıkça bildirilmiş ve bu bildiri üzerine de itiraz yolu görüşmelerden
sonra, Başkanlık ekseriyet aranmadan oylama yapılacağını ifade etmiş ve buna
göre işlem yapmıştır. Eski İçtüzüğün 141. maddesi son fıkrası "ikinci defa
rey verenlerin adedi ne olursa olsun netice muteberdir." hükmünü taşırdı.
Eski Anayasa, şekil ve usule ait âmir ve düzenleyici hükmü taşımıyordu. Bu
sebeple içtüzük, görüşüme ve karar için usul tanzim edebilmiş idi. Cumhuriyet
Senatosu İçtüzüğü Anayasa'nın 86 ncı madesinin sarahati ve konuyu şekle
bağlaması karşısında, eski içtüzüğün 144 üncü rnadesinin son fıkrasının
bünyesine bir müessese olarak alamazdı ve almamıştır. Bu yolda bir hüküm
olsaydı Anayasa'ya aykırı olcaktı. Anayasa'nın 86 ncı maddesi görüşme ve karar
şeklini bir usule bağlamış bulunmaktadır. Birinci yahut bunu takip eden
görüşmeler için farklı usul düşünmemiş ve göstermemiştir. Başkanlık Divânı
seçimlerinde, Yüksek Hâkimler Kurulu üyeleri ve Anayasa Mahkemesi üyeleri
seçimlerinde ilk ve sonraki oylamalarda farklı usulü tesbit gibi kanun tasarı
ve teklifleri için farklı bir şekil göstermemiş ve istememiştir. Buna aykırı
olarak yapılan oylamada Anayasa'nın 86 ncı maddesine aykırıdır. Anayasa'nın 86
ncı maddesi kanunların görüşülmesini belli bir sistem içinde derpiş etmiştir.
Ve bu bir Anayasa hükmüdür. 86 ncı madde Anayasa'da yer aldığına ve bir prensip
tesis ettiğine göre, 86 ncı, maddeye aykırı hareket ve oylamaya gitmek,
Anayasa'ya aykırı olduğundan kanunun usul bakımından, tümünün iptali talep
edilmektedir.)
Başka
hukuki tasarruflarda olduğu gibi, kanunların yapılışında da şekil noksanlıları
bulunabilir. Yürürlükten kaldırılan 1924 günlü Teşkilâtı Esasiye Kanununda,
kanunların yargı mercilerince denetlenebileceği öngörülmemişti. Bununla
birlikte, doktrinde, bu konu tartışılmış ve şekil yönünden de, bazı noktalarda
görüş ayrılıkları bir yana bırakılırsa, bu denetlemenin yapılması gerektiğinde
ilini adamları birleşmişlerdir.
Yürürlükteki
Anayasa, bu konuyu ele almış ve kanunların yargı denetimine bağlı tutulmasını
147 nci maddesinde kabul etmiştir. Bu maddede, Anayasa Mahkemesinin, kanunların
ve Türkiye B. M. Meclisi içtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetleyeceği açıklanmıştır.
Mutlak olan bu hüküm, kanunların gerek şekli ve gerek esas bakımlarından
Anayasa'ya uygunluğunun Mahkememizce denetlenmesini kapsamaktadır. Sözü geçen
147 nci maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi şırasında şekil yönü
üzerinde de durulmuş, ve bir üye Yasama Meclisleri dışnda, bir organın herhangi
bir kanunun Anayasa'ya sırf şekil bakımından uygunluğunu denetlemesinin söz
konusu olamayacağı, sadece esas ve muhteva bakımından Anayasa'ya uygun olup
olmadığını araştıracağı görüsünü savunmuş, fakat, Anayasa Komisyonu sözcüsü
verdiği cevapta, bir kanun şekil itibariyle sakat ise, yani kanunun
yapılmasında uyulması gereken şekiller bakımından gerekli şartlar mevcut
değilse o kanunun bu takdirde dahi Anayasa'ya aykırı olduğunu, ölü doğmuş, hatta
doğmamış bir kanunun Anayasa'ya aykırılığı sorununu Anayasa Mahkemesinin
inceleyeceği kanısında olduklarını söylemiştir. Komisyon adına yapılan ve
aksine bir görüş ileri sürmemekle Meclis tarafından da benimsendiği anlaşılan
bu açıklama sözü geçen 147 nci maddenin mutlak olan hükmüne uygundur. Millet
Meclisi Anayasa Komisyonu da, 22/ 4/1962 günlü ve 44 sayılı kanuna ilişkin
raporunda, aynı kanıya varmış ve "kanunların Anayasa'ya uygunluğunun şekil
bakımından murakabesinin, Anayasa Mahkemesi dahil, her mahkemenin ilkel
yetkilerinden olduğunu" belirtmiştir.
Şu
halde, Mahkememiz, davacının şekle ilişkin iddiasını incelemeğe ve bu yönden
bir karar vermeğe yetkilidir.
Davacı
kanunun oylanmasında Anayasa'ya ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğüne aykırılık
bulunduğunu öne sürmektedir. Buna göre konu, Anayasa'nın 85 İnci maddesinin
birinci fıkrası ve 86 nc maddesi ile ilgili bulunmaktadır.
Bu
fıkra ve madde şöyledir :
"Madde
85 - Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları
içtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler."
"Madde
86 - Her Meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da
başkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar
verir."
85
inci maddenin birinci fıkrasına göre Meclislerin çalışmalarının içtüzük
hükümlerine uygun olarak yürütülmesi, Anayasa'nın bir emri gereğidir. Böyle
olunca kanunların Mahkememizce denetlenmesinde, içtüzük hükümleri de gözönünde
tutulmalıdır.
İçtüzük
hükümleri, genellikle, şekle ait kurallardır. Burada hatıra gelen soru, bir
kanun yapılırken İçtüzüklerin herhangi bir hükmüne aykırılığın, iptal nedeni
sayılıp sayılmayacağıdır. Bu hükümler içerisinde, Yasama Meclislerince verilen
bir kararın sıhhati üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu
gibi, bu derecede önemli olmayanlar da vardır. Birinci kategoriye girenlere
aykırılığın iptal nedeni teşkil edeceği, buna karşılık öteki şekil kurallarına
riayetsizliğin iptali gerektirmeyeceği kabul edilmelidir. Anayasa'da
gösterilmeyen ve yalnız İçtüzüklerde bulunan şekil kuralları arasında bu
ayırımı yapmak, Anayasa'nın maksadına uygun düşer. Zira İçtüzüklerdeki şekil
kurallarına aşırı bağlılık, yasama meclislerinin çalışmalarını lüzumsuz yere
aksatır. Doktrinde de bu yolda bir ayırımı destekleyen görüşler vardır. Millet
Meclisi Anayasa Komisyonu 44 sayılı kanuna ait raporunda, yasama meclislerinin,
kanunun görüşülmesinde ve kabulünde İçtüzük hükümlerine uyup uymadıklarını
kontrol bakımından mahkemelerin ihtiyatlı ve ölçülü davranmaları lüzumlu olduğu
ve Anayasa'nın koyduğu şekil şartlarından Farklı olarak İçtüzüklerindeki şekil
şartlarının hepsinin mutlak butlanı gerektirmediği belirtilmiştir. Komisyonun
bu kanısı, Anayasa'nın maksadı ve bilimsel görüşler ile bağdaşmaktadır.
İçtüzük
hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı,
uygulanacak İçtüzük hükmünün Önemine ve niteliğine göre çözümlenecek ve dâva
veya itiraz vukuunda, Mahkememizce takdir edilecek bir konudur.
Anayasa'nın
86 ncı maddesine gelince; bu maddenin taşıdığı hüküm, Yasama Meclislerinin
toplanma ve karar verme yeter sayısını belli etmekte ve bu bakımdan şekle
ilişkin bulunmaktadır. Bu şekil kuralına, Anasaya'da yer aldığından, uyulması
zorunludur. Bu kurala uyulmadan çıkarılan bir kanun, Anayasa'ya aykırı olur.
Burada
üzerinde durulması gereken husus 86 ncı maddenin anlamıdır. Temsilciler Meclisi
Anayasa Komisyonu raporunda ve görüşme tutanaklarında, bu konuda herhangi bir
açıklama yoktur. Zaten metin de tereddüde yer bırakmayacak derecede açıktır.
Maddenin yazılışına göre, her mecliste, karar verilebilmesi için toplantıda
bulunması gereken üye sayısı toplantı için aranan yeter sayının aynıdır. Yani
üye tam sayısının salt çoğunluğudur. Hüküm mutlak olduğundan gerek ilk ve gerek
sonraki oylamalarda uygulanmalıdır. Maddeden bunun dışında bir anlam
çıkarılamaz ve örneğin ikinci oylamada, bir mecliste hazır bulunan üyelerin
sayısı, üye tam sayısının salt çoğunluğundan az olsa da karar verilebileceği
yolunda bir yorum yapılamaz.
Şimdi
yukarıki açıklamaların ışığı altında, şekil iddiasının incelenmesine
geçilebilir.
Tapulama
Kanununu daha önce, yasama meclislerince kabul edilmiş fakat bir daha
görüşülmek üzere Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmiştir. Bunun üzerine
Millet Meclisince yeniden yapılan görüşmeler sonunda kabul edilen şekli ile
Cumhuriyet Senatosuna verilmiştir. Görüşme tutanaklarına göre tasarının
Cumhuriyet Senatosunda oylanması, özetle, şu şekilde cereyan etmiştir :
Tasarının
görüşülmesi tamamlandıktan sonra, 88 inci birleşimde 15 üye, tasarının tümünün
açık oya konulmasını teklif ettiklerinden açık oylamaya başvurulmuş 70 üyenin
oylamaya katıldığı, 56 kabul 10 red, 4 çekimser oy verildiği görülmüştür. Bu
durum karşısında başkan, yeter sayı bulunmadığından, ikinci kez oylamaya
sunulacağını söylemiş ve iki üyenin geçmiş uygulamalar uyarınca yetersayı
bulunduğunun kabulü gerektiğini savunmaları üzerine, senelerden beri uygulana
gelen usulü tatbik etmek zorunda olduğunu ve yetersayı olmadığından ertesi
günkü toplantıda yeniden oylayacağını, o zaman ne olursa olsun kabul
edileceğini bildirmiştir. 89 uncu birleşiminin öğleden sonraki oturumunda
Başkan "Tapulama Kanunu tasarısının oylamasına geçiyoruz." demiş,
oyların konulacağı zarflar dağıtılmıştır. Bundan sonra başka konularda
görüşmeler olmuş ve bu arada beş üye ayağa kalkarak yeter sayı bulunmadığını
Öne sürdüklerinden yoklama yapılmıştır. Başkan yoklama sonucunu bildirmeden
tasarının oylanmasına başlıyoruz demiş ve Vehbi Ersü'den itibaren adlar okunmak
suretiyle oylar toplanmıştır. Oylama işlemi bitince Başkan sonucu aynen şöyle
bildirmiştir : "Oya 86 üye iştirak etmiştir. 57 kabul, 23 red, 6 çekimser,
l boş, binaenaleyh ikinci oylama olduğu için nisap aranmıyacak, Kanun 57 oyla
kabul edilmiştir. Efendim yoklama esnasında, yani bundan 15-20 dakika evvel 76
mevcut tesbit edilmiş ise de halen ekseriyetin olduğu görülmektedir. İtiraz
varsa tekrar yoklama yaptırayım."
Bu
beyana karşı bir itiraz olmamıştır.
Başkan,
böylece, yoklamada 76 üyenin bulunduğunu oylama sonucunu bildirdikten sonra
açıklamış, ancak "halen ekseriyetin olduğu görülmektedir." Sözleri
ile ne kastettiğini izah etmemiştir.
Cumhuriyet
Senatosu İçtüzüğünün 108 inci maddesinin 8 numaralı bendinde, kâtiplerce tesbit
edilen sonucun, Başkan tarafından oturumda Genel Kurula bildirileceği
yazılıdır. Şu halde Başkanın, durumu tesbit eden bu beyanını esas olarak almak
ve itiraz vaki olup da aksi sabit olmadıkça hüküm ifade ettiğini kabul etmek
gerekir. Olayda da açık oylamanın, Anayasa'nın 86 ncı maddesine uygun olup
olmadığı Başkanın bu beyanına göre belli edilmelidir. Cumhuriyet Senatosunun
üye tam sayısı 185 dir. Böyle olunca, yukarıda, Anayasa'nın 86 ncı maddesinin
anlamı izah edilirken belirtilen nedenlerle, oylamanın sözü geçen maddeye uygun
sayılabilmesi için oylamaya, yeter sayı olan 93 üyenin katılmış olması
gerekirdi Oysa oylamaya sadece 86 üyenin katıldığı Başkanın beyanından
anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, kanunun Cumhuriyet Senatosunda kabulü
hakkındaki kararın, Anayasa'nın 86 ncı madesine aykırı olarak verildiği
sonucuna varılmaktadır.
Anayasa'nın
86 ncı maddesi hükmü, İçtüzüğünün 112 nci maddesinde de (Birinci fıkra) vardır
ve bu madde de Anayasa'nın 86 ncı maddesi gibi anlaşılmalıdır. Nitekim, çtüzük
tasarısının 103 üncü maddesinin (Bu günkü 112 nci madde) son fıkrasında
"ikinci defa oy verenlerin sayısı ne olursa olsun netice muteberdir."
hükmü konulmuş iken İçtüzük Komisyonu tasarıyı geri alarak yeniden gözden
geçirdiğinde, gerekçe göstermeden, bu fıkrayı kaldırmış ve Cumhuriyet Senatosu
tarafından da böylece kabul edilmiştir. Bu değişiklik ikinci oylama için ayrı
bir sistemin düşünülmediğini ortaya koymaktadır. Olayda oturumları yöneten
Başkan, sözü geçen 112 nci madde hükmünü yalnız ilk oylamada bu anlama göre
uygulamış, ikinci oylamada ise, İçtüzükte aksine bir hüküm bulunmadığından,
senelerden beri yürütülen taamül uyarınca, oylamanın yapıldığı toplantıda
bulunan üye sayısı ne olursa olsun oylamanın muteber olduğu kanısında bulunmuş
ve oylama sonucunu bu görüşe uygun olarak değerlendirmiştir. Oysa 112 nci madde
mutlak olduğundan bütün oylamalarda, üye tam sayısının salt çoğunluğunun
aranması zorunludur. Şu halde, ikinci oylamada 112 nci madde hükmüne
uyulmayarak eski taamüle göre işlem yapılması bu madeye ve dolayısiyle Anayasa'nın
85 inci madesinin birinci fıkrasına aykırıdır. Sözü geçen 112 nci madde,
Anayasa'nın 86 ncı madesinde yer alan bir şekil kuralı koyduğundan bu kurala
aykırılık, iptal nedeni teşkil eder.
Cumhuriyet
Senatosunun 89 uncu birleşimine ait tutanağın 567 nci sayfasının, oya
katılmayanlar sütununda adları yazılı yedi üyeden birinin, adları tesbit
edilemeyen dört arkadaşı ile birlikte ayağa kalkarak yoklama isteğinde
bulunduğu, bir başka üyenin, oyların zarflara konulmasını teklif ettiği ve
beşinin oylamadan evvel ve oyların tasnifi esnasında söz alıp konuştukları,
tutanak kayıtlarında görülmektedir. Bu üyelerin oylamanın yapıldığı toplantıda
bulundukları kabul edilerek hesaba katılmaları halinde yeter sayı doksan üçe
varır. Fakat bu üyelerin, oyların verilmesi sırasında toplantıda bulundukları
kesinlikle sabit değildir. Oylar verilirken geçici bir süre için de olsa
toplantıyı terketmiş olabilirler Kaldı ki, bu üyelerin oylama boyunca
toplantıda hazır bulundukları farzedilse dahi, açık oylamaya katılmadıklarından,
yeter sayıya giremezler.
Gerçekten
Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün "açık oya başvurma şekli"
kenarbaşlığını taşıyan 108 inci maddesinin 6 numaralı bendinde "kararın,
lehte ve aleyhte bulunanların adedine göre belli olduğu, çekimserlerin adedinin
oy üzerinde tesir icra etmediği ve fakat sadece yeter sayıya dahil oldukları,
iptal edilmiş oy pusulalarının, çekimser oyu sayılarak yeter sayıya dahil
oldukları" açıklanmıştır. İçtüzük böylece, yalnız oy verenlerin yeter sayı
hesabına katılmalarını öngörmektedir İçtüzüğün bu hükümlerine göre, oylama
sırasında toplantıda fiilen bulunsalar bile, ov vermiyenlerin yeter sayıya
katılmaları mümkün değildir. Eğer aksi düşünülmüş olsa idi, karar verme yeter
sayısının tesbiti gibi Meclis çalışmalarının önemli bir safhasına ilişkin olan
bu hususun İçtüzükte açıkça belli edilmesi gerekirdi.
Böylece,
509 sayılı Tapulama Kanununun Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesi sonunda
yapılan oylama sırasında toplanma yeter sayısının var olmadığı ve böylece
kanunun, Anayasa'nın ve İçtüzüğün öngördüğü şekillere riayet edilmeksizin
çıkarıldığı, Başkanın tebliğini ve diğer görüşme safhalarını tesbit eden
tutanaklar münderecatından anlaşılmakta ve bu sebeple Anayasa'nın 85 inci ve 86
nci maddelerine aykırı bulunan kanunun tümünün iptali gerekmektedir.
Kanunun
tümü iptal edildiğine göre davacının esasa ilişkin iddiaları üzerinde ayrıca
durmağa yer kalmamış bulunmaktadır,
Sonuç
: l - 509 sayılı Tapulama Kanununun iptaline, üyelerden Asım Erkan ve
Celâlettin Kuralmen'in esasta ve Şemsettin Akçoğlu'nun gerekçede muhalefetleri
ile ve oyçokluğu ile;
2 -
Anayasa'nın 152 nci ve 44 sayılı Kanunun 50 nci maddeleri uyarınca iptal
hükmünün 12 Mayıs 1966 gününde yürürlüğe girmesine oybirliği ile
16/11/1965
gününde karar verildi.
|
|
|
|
Başkan
Lûtfi
Akadlı
|
Başkanvekili
Rifat
Göksu
|
Üye
Asım
Erkan
|
Üye
Şemsettin
Akçoğlu
|
|
|
|
|
Üye
İbrahim
Senil
|
Üye
İhsan
Keçecioğlu
|
Üye
A.
Şeref Hocaoğlu
|
Üye
Salim
Başol
|
|
|
|
|
Üye
Celâlettin
Kuralmen
|
Üye
Hakkı
Ketenoğlu
|
Üye
Fazıl
Uluocak
|
Üye
Sait
Koçak
|
|
|
|
Üye
Ahmet
Akar
|
Üye
Muhittin
Gürün
|
Üye
Lütfi
Ömerbaş
|
MUHALEFET
ŞERHİ
Tapulama
Kanunu tasarısının yasama meclislerinde geçirdiği inceleme ve görüşme safhaları
:
5602
sayılı Tapulama Kanununun 22 Mart 1950 gününden itibaren başlayıp 10 yıldan
fazla devam eden tatbikatında görülüp tesbit edilen noksanları tamamlamak
suretiyle hazırlanan yeni tapulama kanunu tasarısı, Millet Meclisinde ve
Cumhuriyet Senatosunda kabul edildikten sonra yayınlanmak üzere Cumhurbaşkanına
sunulmuştu.
Cumhurbaşkanı,
Anayasa'nın 93 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanarak bir kere daha
görüşülmek üzere 13 Şubat 1964 gününde Millet Meclisine göndermiştir.
Millet
Meclisinde görüşülerek bir kelimesi dahi değiştirilmeksizin eski metin aynen
30/6/1964 gününde kabul edilip 1/7/1964 gününde Cumhuriyet Senatosuna
gönderilmiştir.
Millet
Meclisi Geçici Komisyonunun 30/4/1964 günlü raporunda Veto yazısı özetlenip
cevaplandırılmış ve Tapulama Kanununun kabulünü gerektiren sebepler açık açık
izah edilmiştir.
Cumhuriyet
Senatosunun Geçici Komisyonunca da Millet Meclisi Geçici Komisyonunun raporunda
açıklanan görüşlere aynen iştirak edildiği belirtilerek bu kanun tasarısının
memleket ihtiyaçları bakımından tapulamanın biran evvel neticelendirilmesi için
öncelik ve ivedilikle ve gündemde bulunan bütün işlere takdimen görüşülmesine
karar verilmiş ve düzenlenen 9/7/1964 günlü raporla birlikte tasarı Başkanlığa
sunulmuştur.
Cumhuriyet
Senatosunun Geçici Komisyonunda ve Genel Kurulunda da değişiklik yapılmaksızın
eski metnin müzakeresi tamamlanmış Millet Meclisinde kabul olunan metnin
maddeleri Başkan tarafından oya sunulmuş ve kabul olunmuştur.
Millet
Meclisinde kabul olunan metinde, Senatoca değişiklik yapılmayan hallerde
Senatoda oylamanın önemi kalmaz.
Anayasa'nın
92 nci maddesinin üçüncü fıkrasında aynen (Millet Meclisinde kabul olunan
metin. Cumhuriyet Senatosunca değişiklik yapılmadan kabul edilirse bu metin
kanunlaşır.) denmiştir.
Aynı
maddenin 10 uncu fıkrasında da aynen (Cumhuriyet Senatosu kendisine gönderilen
bir metni, Millet Meclisi komisyonlarında ve Genel Kurulundaki görüşme süresini
aşmayan bir süre içinde karara bağlar, bu süre üç ayı geçemez ve ivedilik
hallerinde 15 günden, ivedi olmayan hallerde bir aydan kısa olamaz. Bu süreler
içinde karara bağlanmayan metinler, Cumhuriyet Senatosunca, Millet Meclisinden
gelen şekliyle kabul edilmiş sayılır. Bu fıkrada belirtilen süreler Meclislerin
tatili devamınca işlemez.) denmiştir.
Sözü
geçen metnin tamamı vâki teklif üzerine açık oylamaya tabi tutulmuş, birinci
oylamada çoğunluk bulunmadığından dolayı oylama ertesi güne bırakılmıştır.
Anayasa'nın
86 ncı maddesi uyarınca Meclisler, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile
toplanır. Ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.
Cumhuriyet
Senatosunun üye tam sayısı 184 olup salt çoğunluk 93 dür.
17/7/1964
gününde yapılan müteakip birleşimde Başkan çoğunluğun bulunduğunu beyan ederek
oturumu açmıştır.
Oy
zarfları dağıtılmak suretiyle açık oylama yapılmış tasnif sonunda 57 kabul, 23
red, 6 çekimser ve l boş olmak üzere 87 Senatörün oya katıldığı anlaşılmış ve
Başkan 57 oyla kanunun kabul edildiğini bildirmiştir.
Oy
zarfları toplandığı zaman Başkan, oya iştirak etmeyen varmı' diye bir sual
sormuş ve oylama işleminin bittiğini bildirmiştir.
Başkanın
bu yolda sual sorması, salonda bulunup toplantıya katıldığı halde oyunu
kullanmayan Senatörün bulunabileceğine delâlet etmektedir.
Nitekim,
salonda bulundukları konuşma yapmış olmaları veya önerge vermiş bulunmaları
gibi maddi vakıalarla sabit olan 7 Senatörün isimleri oya katılmayanların
isimleri meyamna yazılmış olduğu tutanak münderecatından anlaşılmaktadır.
Oylarını
kullanmayan bu 7 Senatörün salonda bulunması salt çoğunluk nisabını temin
etmiştir. Kabul oyunun sayısına nazaran bu 7 oy ne olursa olsun sonucu değiştirmez.
Açık
oylamalarda başkanın (Oyunu kullanmayanlar lütfen kullansınlar. Oyunu
kullanmayan arkadaşımız varmı' "yok" oylama muamelesi bitmiştir.)
dediği tutanağın bir çok yerlerinde görülmüştür.
İçtüzüğünün
110 uncu maddesi aynen (ittihaz edilmediği takdirde, hademe tarafından
kutuların dolaştırılması suretiyle de açık oylama yapılabilir.) denmiştir.
Dağıtılan
zarfı alan Senatör o zarfı hademenin dolaştırdığı kutuya atmamak suretiyle
oyunu kullanmaktan vazgeçebilir. Tasniften önce, kimlerin oyunu kullandığı ve
kimlerin kullanmadığı Başkanlık Divanınca bilinemez ve bu husus kontrol
edilemez.
Salonda
bulunduğu yukarıda belirtilen vakıalarla sabit olan 7 Senatörün oyunu
kullanmadığından dolayı salonda bulunmadıklarını farz olunmasında isabet
yoktur.
Oylamaya
başlandıktan sonra yoklama istenmiş, Başkan tasnifin neticesini bildirdikten
sonra aynen (Efendim yoklama esnasında yani bundan 15 - 20 dakika evvel
yetmişaltı mevcut tesbit edilmiş ise de halen Ekseriyetin olduğu görülmektedir.
İtiraz varsa tekrar yoklama yaptırayım.) demiş. (Yok yok sesleri) duyulmuş
yoklamadan vazgeçilmiştir.
Sözü
geçen oylamanın tasnifi yapılırken tatil için müteaddit önergeler verilmiş,
tatil hakkında konuşmalar olmuş, son önerge kabul edilerek l Kasım'a kadar
tatil edilmesine karar verilmiştir.
Bu
maddi vakıada birleşimin başından sonuna kadar salonda salt çoğunluğun
bulunduğuna delâlet etmektedir.
Başkan,
çoğunluk var diye oturumu açmış, son tatil önergesinin kabulü ile l Kasım 1964
günü saat 15 de toplanılmak üzere birleşimi kapatmıştır.
184
üyesi bulunan Meclisin, saatlerce süren oturumu esnasında kısa sürelerle dışarı
çıkma içeri girmelerin vuku bulacağı tabiidir. Bu giriş ve çıkışlarla salt
çoğunluk nisabının bozulduğu bahis konusu olamaz.
Her
ne kadar Başkan, açık oylama sonucunu genel kurula bildirirken aynen (Oya 86
üye iştirak etmiştir. 57 kabul, 23 red, 6 çekimser, l boş Binaenaleyh ikinci
oylama olduğu için nisap aranmayarak kanun 57 oyla kabul edilmiştir.) demiş ise
de kendisini ve salonda bulunup da oya katılmayan 7 Senatörü hesaba katmayıp
sadece oyunu kullananların toplamına bakarak nisabın bulunmadığını beyan etmek
yanlıştır.
Cumhuriyet
Senatosunun Ocak - 1964 tarihinden itibaren uygulanmakta olan iç tüzüğünün bu
husustaki hükümlerinin Anayasa'nın 86 ncı maddesi hükmüne uygun olarak tanzim
edildiğini, kaçıncı oylama olursa olsun salt çoğunluk aranacağını, yorgunluğun
tesiriyle unutarak 40 yıldan beri uygulanan eski İçtüzük hükmüne göre beyanda
bulunmuş olan Başkanın bu yoldaki beyanının yanlış olduğu tutanağın sair münderacatiyle
sabit olmuştur.
Başkanın
bu yanlış sözüne dayanılarak oylamanın, Anayasa'nın 86 ncı maddesine
aykırı olduğunun kabulü ve Tapulama Kanununun tamamının iptali isabetsizdir. Bu
sebeplere binaen çoğunluğun iptal kararına muhalifim.
MUHALEFET
ŞERHİ
509
sayılı Kanuna ait tasan Cumhuriyet Senatosunda oylandığı sırada toplantıda
yeter sayı bulunmadığı ve oylamaya da yeter sayıda üyenin katılmadığı; bu
sebeple kanunun, Anayasa'nın 85 ve 86 ncı maddelerinin Öngördüğü şekillere
riayet edilmeksizin çıkarıldığı kısımlarında çoğunlukla beraberim.
Ancak,
yeter sayıda üyenin katılmadığı bir toplantıda oylama yapılamıyacağı gibi
-toplantıda yeter sayı bulunsa bile-oylamaya iştirak edenlerin yeter sayıda
olmayışının meydana çıkması, varılan sonucun hukuken yok sayılmasını
gerektirir. Çünkü elde edilen sonuç - şekle aykırı olmakla kalmayıp -
yetersizlikle de malûldür.
İncelemenin
sadece şekil noksanına değil yetkisizliğe de yöneltilmesi ve kararın buna göre
tesisi gerektiği kanaatiyle muhalifim.
MUHALEFET
ŞERHİ
Anayasa'nın
"86" ncı maddesinde "Her meclis, üye tam sayısının salt
çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya
katılanların salt çoğunluğuyla karar verir." denilmektedir. C. Senatosu
İçtüzüğünün "112" nci maddesi de "C. Senatosu, üye tam sayısının
salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıya
katılanların salt çoğunluğuyla karar verir." demek suretiyle aynı esası
tekrar etmiştir. Şu halde C. Senatosu, üye tam sayısı "185" olduğuna
göre en aşağı "93" üye ile toplanabilir, karar yeter sayısı da
toplantıya katılmış olanların salt çoğunluğu olarak kabul edilenden en aşağı 47
olmak lâzım gelir.
İptali
talep olunan Tapulama Kanununun C. Senatosunda kabul edildiği "89"
ncu birleşimin öğleden sonraki oturumunda oylama safhası bitince Başkan sonucu
bildirirken "Oya" "86" üye iştirak etmiştir. "57"
kabul, "23" red, "6" çekimser, "l" boş, ikinci
yoklama olduğu için nisap aranmayacaktır. Kanun "57" oyla kabul
edilmiştir." demiş ve arkasından da "Efendim, yoklama esnasında yani
bundan 15-20 dakika evvel "76" mevcut tesbit, edilmiş ise de halen
ekseriyetin olduğu görülmektedir. İtiraz varsa tekrar yoklama yaptırayım"
sözlerini ilâve etmiştir. Bu beyana karşı bir itiraz olmamıştır. Esasen
"86" oy verilmiş olması da evvelce tesbit edilmiş olduğu bildirilen
mevcut miktarın hilafını tesbit etmiştir. Ay rica tutanak kayıtlarının
tetkikinden de, oya katılmamış olanlar arasında gösterilen üyelerden birinin,
adları tesbit edilmiyen dört arkadaşı ile birlikte ayağa kalkıp yoklama istediği,
bir başkasının oyların zafrlara konulmasını teklif ettiği ve diğer beşinin
oylamadan evvel ve oyların tasnifi sırasında söz alıp konuştukları
anlaşılmaktadır. Böylece oya katılmamış olduğu gösterilen üyelerden yedisinin
toplantıya iştirak etmiş olduğu tutanak münderecatı ile sabit bulunmaktadır.
Başkan tarafından oya iştirak ettiği bildirilen "86" kişiye bu
"7" üye de eklenince mezkûr toplantıya, Anayasa'nın ve İçtüzüğün
talep ettiği en aşağı toplantı yeter sayısı olan "93" üyenin katılmış
olduğu tahakkuk etmektedir. Nitekim, oylama sonucunu bildiren Başkanın
"Halen ekseriyet olduğu görülmektedir. İtiraz varsa tekrar yoklama
yaptırayım." demesi ve buna karşı bir itiraz yapılmamış olması da bunun
bir delilidir. Yedi üyenin oya iştirak etmemiş olmaları ise, hiç bir suretle
bunların toplantı yeter sayısına ithal edilmemeleri için bir sebep olamaz.
Cumhuriyet Senatosunun bu konudaki düşünüşü de, "58" inci birleşimine
ait tutanakta kayıtlı genel kurulca tasvip edilmiş olan Başkanlık Divanının benzeri
bir oylamada itiraz üzerine vermiş olduğu 6/4/1964 tarihli bir kararın
gerekçesinde şöyle açıklanmıştır :
Üyelerin
Genel Kurul salonunda daima mevcudiyetleri ve bütün oylamalara iştirakleri
ayrıca mecburi kılınmamıştır. Birleşimin açılmasını imza sonucundan önce takdir
edebilen Başkanlık Divanı görüşmeler sırasında yeter sayısının muhafaza edilip
edilmediğini de takdir eder, Anayasa'mız, "86" nci madde ile birleşim
için tesbit ettiği "Üye tam sayısının salt çoğunluğu" ibare şekli
yerine "Toplantıya katılanların salt çoğunluğu" terimini ve şeklini
tesbit etmesi önemli bir pay taşıyan bir husustur. Toplantıya katılan üyeler,
oylamaya iştirak etsin veya etmesin Genel Kurulda mevcut olan üyelerdir. Genel
Kurulda mevcut olan ve mevcudiyetleri açık oy Önergesi, konuşmalar ve diğer
hallerde açıkça görülen üyeleri yok farzetmek hukuki mesnetten ve haklılıktan
mahrum bir görüş ve iddia olur. Toplantıya katılanların sayısı yeter sayıyı
buluyorsa, oya iştiraki mecburi olmayan üye herhangi bir sebeple oyunu
kullanmıyorsa bu üyeleri nazara almamak yerinde ve doğru olamaz.)
Çoğunluk
ise, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün "108" inci maddesinin
"6" nci bendinde; kararın lehte ve aleyhte bulunanların adedine göre
belli olacağını, çekimserlerin adedinin oy üzerinde tesir etmiyece-ğinin ve
fakat sadece yeter sayıya dahil bulunacağının açıklanmış olmasından, İçtüzüğün
sadece oy verenlerin yeter sayı hesabına katılmalarını öngördüğü neticesini
çıkarmaktadır. Halbuki bu madde "Açık oya başvurma" kenar başlığını
taşımaktadır. Verilecek oyların şekli, kıymeti ile açık oyun ne suretle
yapılacağını göstermektedir. Yoksa; İçtüzük toplantıda hazır oldukları halde oy
kullanmamış olanlar hakkında bir hüküm sevk etmiş değildir. Bu maddeden,
toplantıya katıldığı halde oy kullanmamış olanların "Toplantıya katılmamış
sayılacakları" yolunda bir mâna çıkarmaya imkân yoktur. Çünkü; İçtüzüğün
sözü geçen 108 inci maddesinin "7" nci bendinde; kâtipler tarafından
leh ve aleyhte bulunanların, çekimserlerin miktarı ve iptal edilmiş oy pusulası
varsa bunların adedinin ve ayrıca da mevcut üye adedinin ve yeter sayı olup
olmadığının tesbit edileceği bildirilmiş, fakat oya iştirak etmeyen mevcut
üyelerin yeter sayıya ithal olunamıyacağına dair bir kayıt konulmamıştır. Diğer
taraftan Anayasa'nın 86 nci maddesinin "Toplantıya katılanlar"
şeklindeki sarih ifadesi de bu maddeden çoğunluğun kabul ettiği şekilde bir
mâna çıkarmaya manidir. Bu açık hüküm, İçtüzüğün bazı hükümlerinin aksi yönde
tefsirine gidilmek suretiyle ihlâl edilemez. "Toplantıya katılanlar"
tabiri, oya iştirak etsin veya etmesin toplantıda hazır bulundukları tutanak
ile anlaşılanlardır. Anayasa'da oya iştirak eden, etmeyen diye bir tefrik
olmadığından İçtüzükde bu mutlak ve âmir hüküm hilâfına mânalandırılamaz.
Nitekim, Meclis Başkanları da kanunen oya iştirak edemezler fakat toplantı
yeter sayısına dahildirler.
Bu
mütâlâanın aksini terviç, yukarıda açıklandığı üzere Anayasa' nın 86 ncı
maddesine aykırı olacağı gibi Yasama Meclislerinin çalışmalarını lüzumsuz yere
aksatmaktan başka bir fayda da tevlit edemez. Çoğunluk gerekçesinde işaret
olunduğu veçhile, Millet Meclisi Anayasa Komisyonunun raporunda da "Yasama
Meclislerinin Kanun görüşmelerinde ve kabulünde Anayasa'nın koyduğu şekil ve
şartlardan farklı olan lçtüzüklerdeki şekil ve şartların hepsinin mutlak butlan
gerektirmiyeceği" belirtilmiştir. Komisyonun bu kanısı, Anayasa'nın
maksadı ve ilmî görüşlerle de bağdaşmaktadır. Gerçekten; boş çıkan,
iptal edilen ve hatta çekimser bir oy ile hiç verilmemiş olan bir oy arasında
bir kanunun kabulu konusunda netice bakımından bir fark mülâhaza etmeye imkân
yoktur.
Bu
itibarla, Tapulama Kanununun C. Senatosunda kabul olunduğu oturumun Anayasanın
86. maddesinin sarih ifadesine uygun şekilde Senato üye tam sayısının salt
çoğunluğu teşkil eden 93 üye ile toplandığı ve Kanunun da toplantıya
katılanların salt çoğunluğunu aşan oy miktarı ile kabul edilmiş bulunduğu
açıklandığı üzere oturum tutanağı ile subuta ermektedir. Binaenaleh kanunun
kabulünde Anayasa'nın 86 ncı maddesine bir aykırılık mevcut değildir.
Oylamada,
Anayasa'nın "86" ncı maddesine böylece uygunsuzluk bulunmadığı
anlaşıldığı gibi C. Senatosu içtüzüğü hükümlerine başkaca bir muhalefet de
tesbit edilememiştir. Binnetice; Anayasa'nın 85 inci maddesine aykırılık da söz
konusu olamaz.
Bu
sebeplerle, iptali dâva olunan 509 saylıı Tapulama Kanununun C. Senatosu
tarafından kabulü şeklinde Anayasa hükümlerine aykırılık bulunmadığı kanısında
olduğumdan sözü geçen kanunun bu yönden iptaline dair çoğunluk kararma
muhalifim.