logo
Norm Denetimi Kararları Kullanıcı Kılavuzu

(AYM, E.1965/27, K.1965/55, 12/10/1965, § …)
   
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

 

Esas No:1965/27

Karar No:1965/55

Karar tarihi:12/10/1965

Resmi Gazete tarih/sayı:7.1.1966/12196

 

İtirazda bulunan : Şirvan Asliye Ceza Mahkemesi

İtirazın konusu: Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesinin, Anayasa'nın 8., ve 33 üncü maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali istenmiştir.

Olay : Adlî bir işte görevini kötüye kullanmaktan sanık Jandarma karakol komutanının T.C. K. nun 240 ıncı maddesi uyarınca cezalandırılması isteğiyle kamu dâvası açılmıştır.

Dâvanın yargılaması sırasında mahkemece;

(Anayasa'nın 8 inci maddesinde "kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz". 33 üncü maddesinde ise "kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç sayılmadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" denmektedir. Suç işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun, işlenmiş olan fiilin cezasını göstereceği gibi hangi fiilin suç sayıldığının da sarahatan belirtilmesi âmme intizamındandır. Olayda uygulanması istenen T. C. K. nün 240 ıncı maddesinde "kanunda yazılı hallerden başka" ibaresi kullanılmaktadır. Kanunda yazılı değilse suç saymamak ve suç sayılmayan bir fiilden dolayı da ceza vermemek lâzımdır. Kaldıki, kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez, kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile kimse cezalandırılamaz hükmü ceza hukuku ana prensiplerindendir.) gerekçesiyle bu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varılmış ve iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve dâvanın geri bırakılmasına 5/7/1965 gününde karar verilmiştir.

İNCELEME :

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 9/9/1965 gününde yapılan ilk incelemede;

Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiş olmakla bu konuda düzenlenen rapor, iptali istenen T. C. K. nün 240 inci maddesiyle Anayasa'nın ilgili maddeleri ve gerekçeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Gerekçe :

İptali istenen 765 sayılı T. C. Kanununun 6123 sayılı kanunlada değişik 240 mcı maddesi şöyledir :

Madde 240 -

"Kanunda yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun vazifesini suiistimal eden memur derecesine göre altı aydan üç seneye kadar hapsolunur. Cezayı tahfif edecek sebeplerin vücudu halinde üç aydan bir seneye kadar hapis ve her iki halde 200 liradan 1000 liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır ve her halde memuriyetten müebbeden veya muvakkaten mahrum edilir."

Bu madde 765 sayılı Kanunun Devlet İdaresi aleyhine işlenen cürümler başlığını taşıyan ikinci kitap, üçüncü babının "Memuriyet mevki ve nüfuzunu suiistimal edenlere ve memuriyet vazifesini yapmayanlara ait cezalara" dair olan dördüncü faslında yer almıştır. Maddede 6123 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, yalnız cezaların arttırılmasına ilişkindir.

Bu hükümle; kanunda yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun görevini kötüye kullanan memur cezalandırılmaktadır.

Anayasa'nın 33 üncü maddesi "kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur." hükümleriyle (Kanunsuz suç ve ceza olmaz) prensibini koymaktadır. Buna göre suçun yani ne gibi eylemlerin yasaklandığının ve cezasının kanunda açıkça belli edilmesi gerekir. Bu hal, kişinin, temel hak ve hürriyetinin teminatıdır.

Kanunların Anayasa'ya aykırı olamıyacağına dair Anayasa'nın 8 inci maddesi hükmü karşısında iptali istenen maddenin Anayasa'nın 33 üncü maddesi hükümleriyle çelişmekte olup olmadığının incelenmesi gerekir.

İtiraz yoluyla başvuran mahkeme, iptal sebebi olarak özetle: maddede "Kanunda yazılı hallerden başka" denilmekle yetinilerek, hangi fiilin suç sayıldığının açıkça belirtilmemiş olmasının, Anayasa'nın 33 üncü maddesinde yer alan "kanunsuz suç ve ceza olmaz" prensibine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

Türk Ceza Kanununun bir çok maddelerinde memuriyet görevini kötüye kullanmak suretiyle işlenen, özel nitelikteki suçlara ilişkin ceza hükümleri vardır. Bunlara T. C. Kanununun 194., 209., 213., 228 inci maddeleri örnek olarak gösterilebilir.

İptali istenen T. C. K. nun 240 ıncı maddesinde ise, genel olarak görevi kötüye kullanma suçları söz konusudur. Maddede "Kanunda yazılı hallerden başka her ne surette olursa olsun vazifesini suiistimal eden" denilmesinin sebebi, yukarıda Örneğini verdiğimiz maddelerdeki gibi görevi kötüye kullanmayı da kapsayan nitelikleri belli fiillerin dışında görevlerini kötüye kullananların cezasız bırakılmamalarını sağlamaktır. Bu itibarla metindeki "kanunda yazılı hallerden başka" deyiminden, mahkemenin anladığı manada bir sonuca varmak mümkün değildir.

Maddede, ne gibi hallerin görevi kötüye kullanma olacağının açık ça belirtilmeyerek "her ne suretle olursa olsun" diye genel bir ifade kullanılmış olması sebebiyle hangi fiilin suç sayıldığının belli olmaması gibi bir durum yaratıldığı yolunda bir iddiaya yer vermek de doğru olamaz.

Burada suçun maddi unsuru, görevin kötüye kullanılmış olmasıdır. Devlet hayatında çeşitli kamu hizmetleri vardır. Bu hizmetlerin yürütülmesini sağlayan mevzuatla, her memurun görevinin niteliği, gerekleri, nasıl ve ne suretle yerine getirileceği belli edilmiş ve sınırları çizilmiştir.

Hâkim, önüne getirilen dâvada, bu esasları daima gözönünde tutarak olayda memurun görevini kötüye kullanıp kullanmadığını kolayca tâyin ve takdir edebilecek durumda bulunduğuna göre; bu konuda suç unsuru belli demektir. Ortada kanunsuz ve keyfi takdirlere yol açacak bir hal mevcut değildir. Bu bakımdan Anayasa'nın 33 üncü maddesinin öngördüğü üzere kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza verilmesi gibi bir durumla karşılaşılması da söz konusu olamaz. Suçun öteki unsurları da meydandadır. Bunlar da failin memur olması, işin memurun görevi ile ilgili bulunması ve nihayet manevi olarak, kastın var olmasıdır. Ceza da kanunda gösterilmiştir.

Bu sebeplerle, iptali istenen hükmün, Anayasa'nın 33 üncü maddesine aykırı bir yönü yoktur, itirazın reddi gerekir.

Sonuç :

Türk Ceza Kanununun 240 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,

12/10/1965 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

Başkan

Lûtfi Akadlı

Başkanvekili

Rifat Göksu

Üye

Asım Erkan

Üye

Şemsettin Akçoğlu

 

 

 

 

Üye

İbrahim Senil

Üye

İhsan Keçecioğlu

Üye

A. Şeref Hocaoğlu

Üye

Salim Başol

 

 

 

 

Üye

Celâlettin Kuralmen

Üye

Hakkı Ketenoğlu

Üye

Fazıl Uluocak

Üye

Sait Koçak

 

 

 

 

Üye

Ahmet Akar

Üye

Muhittin Gürün

Üye

Lütfi Ömerbaş

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Dönemi 1961
Karar No 1965/55
Esas No 1965/27
İlk İnceleme Tarihi 09/09/1965
Karar Tarihi 12/10/1965
Künye (AYM, E.1965/27, K.1965/55, 12/10/1965, § …)    
Dosya Sonucu (Karar Türü) Esas - Ret
Başvuru Türü İtiraz
Başvuran (Genel) - Başvuran (Özel) Asliye Ceza Mahkemesi - Şirvan
Resmi Gazete 07/01/1966 - 12196
Üyeler Lütfi AKADLI
Rıfat GÖKSU
Asım ERKAN
Şemsettin AKÇOĞLU
İbrahim SENİL
İhsan KEÇECİOĞLU
A. Şeref HOCAOĞLU
Salim BAŞOL
Celalettin KURALMEN
Hakkı KETENOĞLU
Fazıl ULUOCAK
Sait KOÇAK
Ahmet AKAR
Muhittin GÜRÜN
Lütfi ÖMERBAŞ

II. İNCELEME SONUÇLARI


765 Türk Ceza Kanunu 240 Esas - Ret Anayasaya esas yönünden uygunluk 1961/31 yok

T.C. Anayasa Mahkemesi