anayasa mahkemesi kararı
Esas Sayısı : 2024/187
Karar Sayısı : 2026/42
Karar Tarihi : 12/2/2026
R.G. Tarih - Sayı :
2/6/2026-33268
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: A.
7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48.
maddesine 24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen (6)
numaralı fıkranın (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci ve 15 inci maddelerde
yer alan hakların kullanımı…” ibaresinin,
B. 23/10/2014
tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un
1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte
değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının,
Anayasa’nın 2., 10., 13., 36. ve 172. maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ayıplı mal
nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan davanın reddine
dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesinde itiraz konusu
kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için
başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
1. 6502 sayılı
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 48. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Mesafeli sözleşmeler
MADDE 48- (1)
Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel
varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak
oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu
ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının
kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir.
(2) Tüketici, mesafeli sözleşmeyi ya da buna karşılık
gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce ayrıntıları yönetmelikte
belirlenen hususlarda ve siparişi onaylandığı takdirde ödeme yükümlülüğü altına
gireceği konusunda açık ve anlaşılır şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir. Tüketicinin
bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir.
(3) Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin siparişinin
kendisine ulaştığı andan itibaren taahhüt edilen süre içinde edimini yerine
getirir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/7 md.) Tüketicinin isteği veya kişisel
ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler haricinde mal
satışlarında bu süre her hâlükârda otuz günü geçemez. Satıcı veya sağlayıcının
bu süre içinde edimini yerine getirmemesi durumunda tüketici sözleşmeyi
feshedebilir.
(4) Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe
göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.
Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya
sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı
konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Tüketici,
cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını
kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Her hâlükârda bu süre
cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Tüketici,
cayma hakkı süresi içinde malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen
değişiklik ve bozulmalardan sorumlu değildir.
(5) (Değişik:24/3/2022-7392/7 md.) Oluşturdukları sistem
ile satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden
aracı hizmet sağlayıcılar, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli sözleşmelerden
doğan hak ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca tüketicilerin yönetmelikle
belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine ve takip
edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlüdür.
(6) (Ek:24/3/2022-7392/7 md.) Aracı hizmet sağlayıcısı
olarak faaliyet gösterenler aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin
olarak;
a) Tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından,
teyidinden ve ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen,
b) Veri girişinin satıcı veya sağlayıcı tarafından
yapıldığı durumlar hariç olmak üzere, yönetmelikle belirlenen ön
bilgilendirmede bulunması zorunlu hususlardaki eksikliklerden,
c) Bu maddede yer alan hususlardan dolayı tüketicilerin
satıcı veya sağlayıcılar ile yaptıkları işlemlere ilişkin kayıtların
tutulmasından ve istenilmesi hâlinde bu bilgilerin ilgili kamu kurum ve
kuruluşları ile tüketicilere verilmesinden,
ç) Satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları aracılık
hizmetine ilişkin sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeniyle satıcı ve
sağlayıcıların bu madde hükümlerine aykırı davranmasına sebep oldukları her bir
işlemden,
d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi
hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin
satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve 15 inci
maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim
veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile
birlikte müteselsilen,
e) Satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri
kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği
gibi ifa edilmemesinden,
f) Ön bilgilendirmede yer alan hususlar ile reklamlarında
yer alan bilgilerin uyumlu olmasından ve ispatından,
sorumludur.
...”
2. 6563 sayılı
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 9. maddesi şöyledir:
“Hukuka aykırı içerik
MADDE 9- (Başlığı ile Birlikte Değişik:1/7/2022-7416/3
md.)
(1) Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı
hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu
mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu değildir.
(2) Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı,
elektronik ticaret hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin hukuka aykırı
olduğundan haberdar olması hâlinde, bu içeriği gecikmeksizin yayımdan
kaldırarak hukuka aykırı hususu ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirir.
(3) Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, hak
sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair bilgi ve belgeye dayanan
şikâyeti üzerine, elektronik ticaret hizmet sağlayıcının şikâyete konu ürününü
yayımdan kaldırarak durumu kendisine ve hak sahibine bildirir. Elektronik
ticaret hizmet sağlayıcının, şikâyetin aksini gösteren bilgi ve belgeye dayanan
itirazını elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcıya sunması üzerine şikâyete
konu ürünü yeniden yayımlar. Şikâyet ve itirazda; ilgililerin açık kimlik ve
adres bilgileri, ihtilafa konu ürün hakkındaki bilgiler, ürünün yayımdan
kaldırılması veya yayımlanmasının gerekliliğine dair gerekçeler ile
yönetmelikle belirlenen diğer hususlar yer alır. İlgililerin genel hükümlere
göre adli ve idari mercilere başvurma hakları saklıdır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri
uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin
MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer
ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 5/11/2024
tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve
sınırlama sorunları görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın
152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta
olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı
kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu
hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak
anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için
elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması,
iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak
kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların
çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak
nitelikteki kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6)
numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci ve 15 inci
maddelerde yer alan hakların kullanımı…” ibaresinin ve 6563 sayılı Kanun’un
9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptallerini talep etmiştir.
4. 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı
fıkrasının itiraz konusu ibarenin de yer aldığı (d) bendinde aracı hizmet
sağlayıcının satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya
hizmetin tüketiciye teslimi veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya
sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11. ve 15. maddelerde yer alan hakların
kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin
yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu
hüküm altına alınmıştır. Anılan bentte yer alan “…ile 11 inci ve 15 inci maddelerde
yer alan hakların kullanımı…” ibaresi itiraz konusu kurallardan
ilkini oluşturmaktadır. Kurala göre aracı hizmet sağlayıcının söz konusu Kanun’un
11. ve 15. maddelerinde yer alan hakların kullanımı hususunda tüketiciye karşı
herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
5. Kanun’un 11. maddesi malın ayıplı olması, 15. maddesi
ise hizmetin ayıplı olarak ifa edilmesi durumunda tüketicinin seçimlik
haklarını düzenlemektedir. Bakılmakta olan davanın konusunun ayıplı mala
ilişkin olduğu gözetildiğinde 15. maddenin uygulanacak kural niteliğinde
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6. Öte yandan kuralda yer alan “…maddelerde yer alan
hakların kullanımı…” ibaresi, bakılmakta olan davanın konusu olan “…ile
11 inci…” ibaresinin yanı sıra uygulanma imkânı olmayan “…ve 15
inci...” ibaresi yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir.
Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde kuralın kalan
kısmının esasına ilişkin incelemenin kuralda yer alan “…ile 11 inci…”
ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
7. Açıklanan nedenlerle;
A. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun’un 48. maddesine 24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle
eklenen (6) numaralı fıkranın (d) bendinde yer alan;
1. “…ve 15 inci...”
ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta
olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu
ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2. “…ile 11 inci...” ve “...maddelerde yer
alan hakların kullanımı…” ibarelerinin esasının incelenmesine, esasa
ilişkin incelemenin “…ile 11 inci…” ibaresi ile sınırlı olarak
yapılmasına,
B. 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun’un 3.
maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör
Ömer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun
hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
9. 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesinin itiraz konusu (1)
numaralı fıkrası, aracı hizmet sağlayıcının sağladığı elektronik ticaret
ortamında gerçekleştirilen ve fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin yapılan
çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyette aracı hizmet sağlayıcının
hukuka aykırı içerik durumunda sorumlu olmadığını hüküm altına almaktadır. Bu
itibarla itiraz konusu kural, tüketici sözleşmesi niteliğinde olsun ya da
olmasın her türlü elektronik ticareti kapsamaktadır.
10. Bakılmakta olan davanın konusu ise elektronik ticaret
yoluyla satın alınan malın ayıplı çıkması nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini
talebiyle tüketici tarafından açılan tazminat davasıdır. Bu durum karşısında
kuralın esasına ilişkin incelemenin “tüketici sözleşmeleri” yönünden
yapılması gerekir.
B. Genel Açıklama
11. Bilgi teknolojilerinin hızla gelişmesi ve dünyanın
dijital dönüşüme uğraması toplumların sosyal ve ekonomik hayatını bütün yönleri
ile etkilemektedir. Dijitalleşme sonucunda ticaret de boyut değiştirmiş ve bu
durum ticaret kanalları ve alanlarının hızlı bir şekilde çeşitlenmesine yol
açmıştır. İnternet vasıtasıyla ticaretin geleneksel kuralları değişmekte,
elektronik ticaret yoluyla işletmeler faaliyetlerini bir işyerine bağlı
olmaksızın arz ve talebin fiziki ortamdan bağımsız olduğu çevrim içi alanda
gerçekleştirebilmektedir (AYM, E.2022/109, K.2023/125, 13/7/2023, § 7).
12. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ürünü olan
internetin ticari amaçlarla kullanılmaya başlanması, elektronik ticaret
olarak adlandırılan yeni bir ticaret alanının oluşmasına neden olmuştur.
Elektronik ticaret, ticaretin fiziki satış yerlerine gidilmeksizin internet
aracılığıyla yapılmasına imkân sağlamaktadır (AYM, E.2022/109, K.2023/125,
13/7/2023, § 8).
13. Bu çerçevede elektronik alanlarda gerçekleştirilen
ticarete ilişkin ortaya çıkan yeni kavramların tanımlanması ve geleneksel
sistem ve mevzuatla çözümlenemeyen ve öncekilerle benzeşmeyen yeni sorunların
çözümlenmesi için birçok ülkede kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Ülkemizde
ise elektronik ticarete ilişkin esas ve usullere yönelik kanuni düzenleme 6563
sayılı Kanun ile yapılmıştır (AYM, E.2022/109, K.2023/125, 13/7/2023, § 9).
14. Anılan Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(a) bendinde elektronik ticaret; fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin
elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü
faaliyet olarak tanımlanmıştır.
15. Kanun’la ticari iletişim, hizmet sağlayıcı ve aracı
hizmet sağlayıcıların sorumlulukları, elektronik iletişim araçlarıyla yapılan
sözleşmeler, elektronik ticarete ilişkin bilgi verme yükümlülükleri ile
uygulanacak yaptırımlara yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
16. Diğer yandan 6502 sayılı Kanun’da tüketicinin
korunmasına dair düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan
Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacının kamu yararına uygun olarak tüketicinin
sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin
edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve
bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu
girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında
gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu ifade
edilmiştir. Kanun’un 2. maddesinde bu Kanun’un, her türlü tüketici işlemi
ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığı ifade edilmiştir.
C. Anlam ve Kapsam
17. 6563 sayılı Kanun’un
2. maddesinin (1) numaralı fıkrasında elektronik ticaretin ana aktörlerine
ilişkin tanımlara yer verilmiştir. Anılan fıkranın (ç) bendinde hizmet
sağlayıcı, elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel
kişiler; (d) bendinde ise aracı hizmet sağlayıcı, başkalarına ait
iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını
sağlayan gerçek ve tüzel kişiler şeklinde tanımlanmıştır.
18. Fıkranın (f) bendinde elektronik ticaret aracı
hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret pazar yerinde elektronik ticaret
hizmet sağlayıcıların mal veya hizmetlerinin teminine yönelik olarak sözleşme
yapılmasına ya da sipariş verilmesine imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcı
olarak tanımlanmış; (g) bendinde ise elektronik ticaret hizmet sağlayıcının,
elektronik ticaret pazar yerinde ya da kendine ait elektronik ticaret ortamında
mal veya hizmetlerinin teminine yönelik olarak sözleşme yapan ya da sipariş
alan hizmet sağlayıcıyı ifade ettiği belirtilmiştir.
19. Bunun yanı sıra fıkrada, elektronik ticaret aracı
hizmet sağlayıcının aracılık hizmeti sunduğu elektronik ticaret ortamı ve
elektronik ticaret pazar yeri tanımlarına da yer verilmiştir. Bu kapsamda
fıkranın (ğ) bendinde elektronik ticaret ortamı, elektronik ticaret
faaliyetinde bulunulan internet sitesi, mobil site veya mobil uygulama gibi
platformlar, (h) bendinde ise elektronik ticaret pazar yeri, elektronik
ticaret aracı hizmet sağlayıcının aracılık hizmetlerini sunduğu elektronik
ticaret ortamı olarak tanımlanmıştır.
20. Elektronik ticarette hukuka aykırı içeriğe dair hususlar
Kanun’un 9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin itiraz konusu (1)
numaralı fıkrasında diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça aracı hizmet
sağlayıcının, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal
veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmadığı hüküm altına
alınmıştır. İtiraz konusu kural, “tüketici sözleşmeleri” yönünden
incelenmiştir.
21. Kurala konu hukuka aykırılığın neleri kapsadığı hususunda
kuralda veya 6563 sayılı Kanun’un başka maddelerinde herhangi bir tanım yer
almamaktadır. Bununla birlikte kuralda yer alan “hukuka aykırılık” ibaresi,
ürünlerin satışı veya hizmetlerin sağlanması da dâhil olmak üzere aracı hizmet
sağlayıcının sahibi olduğu elektronik ticaret ortamında gerçekleşen her tür
iktisadi ve ticari faaliyetin hukuk kurallarına uygun olmamasını ifade eder. Bu
bağlamda kural, elektronik ticaret ortamında gerçekleşen ürünlerin satışı veya
hizmetlerin sağlanması hususunda alıcı ile satıcı veya sağlayıcı arasında
ortaya çıkacak her tür sözleşme veya mevzuata uygun olmayan işlemleri kapsamına
almaktadır. Bunun yanında kural, üçüncü kişi konumundaki bir hak sahibinin fikrî
ve sınai hakkını ihlal eden bir içeriğe yer sağlayan aracı hizmet sağlayıcının
sorumluluğunu da düzenlemektedir.
22. Anılan maddenin (2) ve (3) numaralı fıkralarında ise
elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcının hukuka aykırı içerikle ilgili
sorumlulukları düzenlemiştir. Anılan fıkralarda genel olarak elektronik ticaret
aracı hizmet sağlayıcının hukuka aykırı içerikle ilgili sorumluluğu, içeriğin
hukuka aykırı olduğundan haberdar olması hâlinde bu içeriği gecikmeksizin
yayımdan kaldırmak olarak belirlenmiştir.
23. Öte yandan 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinde bir
tüketici sözleşmesi türü olarak mesafeli sözleşmeler düzenlenmiştir. Anılan maddenin
(1) numaralı fıkrasında mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile
tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin
uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde taraflar
arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere
uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler
şeklinde tanımlanmıştır.
24. Maddenin (5) ve (6) numaralı fıkralarında mesafeli
sözleşmelerde aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülük ve sorumluluklarına dair
düzenlemelere yer verilmiştir.
25. (5) numaralı fıkrada oluşturdukları sistem ile satıcı
veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet
sağlayıcıların, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli sözleşmelerden doğan hak
ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca tüketicilerin yönetmelikle
belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine ve takip
edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla
yükümlü oldukları öngörülmüştür.
26. (6) numaralı fıkrada aracı hizmet sağlayıcının
sorumlu tutulabileceği bazı hâller düzenlenmiştir. Anılan fıkranın (d) bendinde
aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenlerin satıcı veya sağlayıcı
adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya
ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11. ve
15. maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere aracılık ettikleri
mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin
yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu
öngörülmüştür. Anılan bentte yer alan “…ile 11 inci...” ibaresi itiraz
konusu diğer kuralı oluşturmaktadır.
27. Söz konusu Kanun’un 11. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin, satılanı
geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup
ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği
takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını
isteme, imkân varsa satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme
seçimlik haklarına sahip olduğu belirtilmiştir. Anılan maddenin (6) numaralı
fıkrasının ikinci cümlesinde ise tüketicinin anılan seçimlik haklarından biri
ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri
uyarınca tazminat da talep edebileceği belirtilmiştir.
28. Kural uyarınca aracı hizmet sağlayıcı olarak faaliyet
gösterenler, satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde dahi Kanun’un
11. maddesinde düzenlenen ayıplı mala ilişkin tüketici haklarından sorumlu olmayacaktır.
Ç. İtirazın Gerekçesi
29. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kurallarla
aracı hizmet sağlayıcıların sundukları içeriklerin hukuka aykırılığından
sorumlu tutulmamasının devletin tüketicinin korunmasına yönelik
yükümlülükleriyle bağdaşmadığı, tüketici ile aracı hizmet sağlayıcı arasındaki
dengenin tüketici aleyhine bozulduğu, tüketicilerin elektronik ticaret pazar
yerinden aracı hizmet sağlayıcının oluşturduğu güven nedeniyle alışveriş
yaptığı, güven sorumluluğu ilkesi gereğince aracı hizmet sağlayıcıların
aracılık ettikleri sözleşme bakımından sorumlu tutulmalarının anayasal bir
zorunluluk olduğu, aracı hizmet sağlayıcılara sorumsuzluk öngörülmesi suretiyle
tüketicilerin zararlarını talep etme bakımından mahkemeye erişim hakkına sınırlama
getirildiği, aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcılar ile küçük ölçekli satıcı
veya sağlayıcılar arasında eşitsizlik yaratıldığı belirtilerek kuralların
Anayasa’nın 2., 10., 13., 36. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
D. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
30. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar,
ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.
31. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu
haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının
kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın
anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden
ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,
E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §§ 20, 21). Bu bağlamda mülkiyet hakkı, maddi
varlığı bulunan taşınır ve taşınmaz mal varlığını kapsadığı gibi maddi bir
varlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir (AYM, E.2024/8,
K.2024/126, 27/6/2024, § 11).
32. İtiraz konusu kurallarla aracı hizmet
sağlayıcının, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin ve içeriğe konu mal
veya hizmetlerin hukuka aykırı olmasından
sorumlu olmadığı hüküm altına alınmıştır. Mal veya hizmetin içeriğinin hukuka
aykırı olması durumunda yaptığı ödeme karşılığında mal veya hizmet almış
olan tüketicinin mal varlığında bir değer kaybı yaşanacaktır. Söz konusu değer
kaybının maddi varlığa ilişkin olduğu ve mülk
teşkil ettiği açıktır.
33. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların
koyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma,
onun semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir
haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.],
B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32; E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 27).
34. Anayasa’nın söz konusu maddesinde
bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde
korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasına bağlı
değildir. Nitekim Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının
gelişmesi için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevleri
arasında sayılmıştır. Anayasa’nın 5. maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde 35.
maddesi uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu kapsamda
devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve etkili
bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal
ve diğer önlemleri almak zorundadır. Pozitif yükümlülüğün ortaya çıkmasının
nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır. Bu bağlamda söz konusu
pozitif yükümlülük, kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da
dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin
alınmasını gerektirmektedir (AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; E.2023/58,
K.2023/204, 30/11/2023, § 20; Türkiye Emekliler Derneği [1. B.], B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp
Boynukara [1. B.], B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu
İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet
Şirketi [2. B.], B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43).
35. Kurallar, aracı hizmet sağlayıcının,
hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içeriğin
ve içeriğe konu mal ve/veya hizmetlerin hukuka
aykırı olmasından sorumlu olmadığını düzenlemek suretiyle aracı hizmet sağlayıcının
mülkiyet hakkının korunmasını amaçlamaktadır. Dolayısıyla kurallar tüketicilerin
mülküne doğrudan bir sınırlama niteliğinde olmayıp aracı hizmet sağlayıcının
mülkiyet hakkının korunması için alınan bir tedbir niteliği taşımaktadır. Bu
nedenle kurallar devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü yönünden
incelenmelidir.
36. Mülkiyet hakkı bakımından devletin
pozitif yükümlülükleri kapsamında koruyucu ve düzeltici nitelikte bazı önlemler
alması gerekmektedir. Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici;
düzeltici önlemler ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle
telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına
müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle
döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini
sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması
devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim
Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limitet Şirketi, §§
46, 48).
37. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına
yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yollarını
da içeren etkili hukuksal bir çerçeve oluşturmak ve oluşturulan bu hukuksal
çerçeve kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan
uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek
sorumluluklarını da kapsamaktadır (Feridun
Çalışkan ve diğerleri [1. B.], B. No:
2017/32275, 16/9/2020, § 46, Selahattin Turan [1. B.], B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).
38. Elektronik ticarette hizmet sağlayıcı tarafından
sunulan içeriğin ve içeriğe konu mal veya hizmetin hukuka aykırı olması
durumunda hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcı ile tüketicilerin mülkiyet hakkından kaynaklanan
menfaatleri çatışmaktadır. Farklı
tarafların mülkiyet hakkının çatıştığı durumlarda bunlardan hangisine üstünlük
tanınacağı hususunda kanun koyucunun belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır.
Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerin
menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden
olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Bu
bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve
sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde
sonuçlandırılmaması gerekir (benzer bir değerlendirme için bkz. AYM, E.2019/11,
K.2019/86, 14/11/2019, § 16). Menfaat dengesinin
adil bir şekilde kurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde ise taraflara
tanınan tüm imkânların gözönünde bulundurulması zorunludur (AYM,
E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 106).
39. Anayasa’nın 172. maddesinde de devletin tüketicileri
koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alacağı, tüketicilerin kendilerini koruyucu
girişimleri teşvik edeceği ifade edilerek tüketicilerin haklarının korunmasına
ilişkin doğrudan ve özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan maddenin
gerekçesinde özetle tüketicilerin korunmasının tüketici toplumu diye
adlandırılan belirli bir gelişmişlik seviyesindeki ülkelerde ortaya çıkmış
olmakla birlikte bu ölçüde gelişmemiş ülkelerde de toplumsal bir sorun
olduğunun sonradan görüldüğü ve bu konuda getirilecek tedbirlerin tüketicileri
koruyacağı, tüketicinin korunmasının bir serbest piyasa ekonomisi tedbiri
olduğu, her şeyden önce tüketicilerde tüketici bilincinin oluşturulması
gerektiği, devletin tüketicileri koruyucu başka tedbirler de alabileceği
belirtilmiştir (AYM, E.2016/162, K.2017/156, 15/11/2017, § 8).
40. Aracı
hizmet sağlayıcılar, elektronik ortamda ve başkaları arasında iktisadi ve
ticari faaliyetlerin yapılması için uygun bir ortam sağlayan gerçek ve tüzel
kişilerdir. Aracı hizmet sağlayıcıların her iki tarafla yapmış oldukları
sözleşmelerin konusu çevrim içi olarak iktisadi ve ticari faaliyet gerçekleştirmeleri
için tarafların uzaktan iletişim kurmalarını sağlamaktır.
41. Günümüzde aracı hizmet sağlayıcıların aracılık
ettikleri iktisadi ve ticari faaliyetin yapılması sırasındaki konumu
değişebilmektedir. Aracı hizmet sağlayıcılar iktisadi ve ticari faaliyetin
yapılması sırasında bazen sadece alıcı ve satıcı veya sağlayıcının uzaktan
iletişim kurmalarını sağlamakta iken diğer bazı durumlarda ise aracılık
ettikleri iktisadi veya ticari faaliyete konu olan mal ya da hizmet hususunda
bilgi sahibi olmakta, hatta bu mal veya hizmetler üzerinde kontrol sahibi olabilmektedir.
Bu nitelikteki aracı hizmet sağlayıcılar aktif aracı hizmet sağlayıcı
olarak kabul edilmektedir.
42. Aktif aracı hizmet sağlayıcılar, pasif konumda olan
aracı hizmet sağlayıcılara göre aracılık ettikleri iktisadi veya ticari
faaliyet hususunda daha etkin konumdadırlar. Bu bağlamda aktif aracı hizmet
sağlayıcılar, mal veya hizmeti sunanların niteliklerini belirleme ve sunulan
hizmetin veya satılan malın kalitesini değerlendirme konusunda etkin rol
oynayabilmektedir.
43. Karşılaştırmalı hukukta ilke olarak aracı hizmet
sağlayıcıların güvenli liman adı altında hizmet sağlayıcılar tarafından
sunulan içerikten sorumlu tutulmadıkları görülmektedir. Ancak söz konusu
sorumsuzluğun genel olarak sadece verilerin teknik ve otomatik olarak işlenmesi
yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunan aracı hizmet sağlayıcılar yönünden
kabul edildiği, aracılık faaliyetinde aktif rol alan aracılar yönünden anılan
sorumsuzluğun kabul edilmediği görülmektedir.
44. Bu bağlamda 6563 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde
uyum sağlanacağı belirtilen Avrupa Birliği’nin
(AB) 8/6/2000 tarihli ve 2000/31/EG Bilgi Toplumu Hizmetlerinin, Özellikle
Elektronik Ticaretin Ortak Pazardaki Bazı Yönleri Hakkında Direktifi’nde hizmet
sağlayıcıların sundukları içerikten sorumlu tutulmayacakları düzenlemesi
yapılmış ancak anılan direktifin giriş kısmının (42) numaralı paragrafında söz
konusu sorumsuzluk hükmünün yalnızca teknik, otomatik ve pasif platform
faaliyetleri özelinde uygulanabileceği belirtilmiştir. Benzer düzenlemeye
dijital hizmetler için tek pazar hakkında 19/10/2022 tarihli ve (AB) 2022/2065
sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü’nde de yer verilmiştir.
45. Dijitalleşme sonucunda
elektronik ticaret yoluyla işletmeler faaliyetlerini bir işyerine bağlı
olmaksızın arz ve talebin fiziki ortamdan bağımsız olduğu elektronik alanda gerçekleştirebilmekte,
bu durum ise elektronik ticaret sektörünün küresel ticaret hacmi içindeki
payının her geçen gün artmasına imkân tanımaktadır. Aynı zamanda tüketici
işlemlerinin azımsanamayacak miktardaki kısmının elektronik ortamda yapılmasına
neden olmaktadır. Dolayısıyla birçok tüketici işlemlerinin elektronik ortamda
gerçekleşmesi, bu ortamlarda yapılan işlemlerle ilgili olarak tüketiciyi
koruyucu ve tüketicinin zararlarını tazmin edici mekanizmaların oluşturulmasını
zorunlu kılmaktadır.
46. Kurallar, tüketicinin
aracı hizmet sağlayıcıya karşı içeriğin veya içeriğe konu mal veya hizmetin
hukuka aykırı olmasından kaynaklı olarak doğrudan dava açabilmesini her durumda
ve şartta imkânsız hâle getirmektedir. Hâlbuki aracı hizmet sağlayıcının sadece
elektronik ticarete konu mal veya hizmetler hakkındaki bilgilerin teknik ve
otomatik olarak işlenmesi yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunmakla kalmayıp
ticarete konu mal veya hizmetler hakkında bilgi sahibi veya bu mal ya da hizmetler
üzerinde kontrol sahibi olması hâlinde, başka bir deyişle iktisadi ve ticari
faaliyetlerin yapılması hususunda aktif bir rol oynadığı durumlarda dahi
sorumlu tutulmaması tüketicinin bazı hâllerde korumasız kalmasına neden
olacaktır. Özellikle tüketicilerin satıcı veya sağlayıcıya ulaşamadığı
durumlarda tamamen korumasız kalması ve zararlarını tazmin edememesi gündeme
gelebilecektir. Kurallar, belirtilen hususlarda tüketicilerin aleyhine ortaya
çıkabilecek olumsuzlukların önüne geçecek güvenceleri içermemektedir.
47. Bu itibarla kuralların tüketicilere aşırı
bir külfet yüklediği, aracı hizmet sağlayıcılar ile tüketicilerin mülkiyet
hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi tüketiciler aleyhine bozduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla kurallar devletin mülkiyet hakkına
ve tüketicinin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri ile bağdaşmamaktadır.
48. Açıklanan nedenlerle kurallar,
Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
Ömer ÇINAR bu görüşe
katılmamıştır.
Kuralların Anayasa’nın 2.
maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen
hususların Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddeleri yönünden yapılan
değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi
yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kurallar, Anayasa’nın
5., 35. ve 172. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa’nın
10., 13. ve 36. maddeleri yönünden ayrıca incelenmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
49. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanarak Anayasa
Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden
başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere
ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
50. 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı
fıkrasının (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci...” ibaresinin ve 6563
sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “tüketici sözleşmeleri”
yönünden iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını
ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince
iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay
sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
A. 7/11/2013
tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesine
24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen (6) numaralı
fıkranın (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer
ÇINAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun’un 66. maddesinin (3)
numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK
DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin
Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun’un 3.
maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının;
1. Esasına ilişkin
incelemenin ”tüketici sözleşmeleri” yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,
2. “Tüketici
sözleşmeleri” yönünden Anayasa’ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü
fıkrası ile 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3)
numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK
DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
12/2/2026 tarihinde karar verildi.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
|
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
|
Üye
İrfan FİDAN
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|
|
Üye
Yılmaz AKÇİL
|
Üye
Ömer ÇINAR
|
Üye
Metin KIRATLI
|
KARŞIOY
Mahkememiz çoğunluğu tarafından 7/11/2013 tarihli ve 6502
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesine 24/3/2022 tarihli
ve 7392 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen (6) numaralı fıkranın (d)
bendinde yer alan “…..ile 11 inci...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı
olduğuna ve iptaline, yine 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik
Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 1/7/2022 tarihli ve 7416 sayılı Kanun’un
3. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 9. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının “tüketici sözleşmeleri” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna
ve iptalıne karar verilmiştir. Aşağıda belirttiğim gerekçeler ile söz konusu
kuralların Anayasa’ya aykırı olmadığı kanaatinde olduğumdan, çoğunluğun iptal
yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Çoğunluk görüşünde iptal gerekçesi olarak, tüketicinin
aracı hizmet sağlayıcıya karşı içeriğin veya içeriğe konu mal veya hizmetin
hukuka aykırı olmasından kaynaklı olarak doğrudan dava açabilmesini her durumda
ve şartta imkânsız hâle getirdiği, hâlbuki aracı hizmet sağlayıcının sadece
elektronik ticarete konu mal veya hizmetler hakkındaki bilgilerin teknik ve
otomatik olarak işlenmesi yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunmakla kalmayıp
ticarete konu mal veya hizmetler hakkında bilgi sahibi veya bu mal ya da
hizmetler üzerinde kontrol sahibi olması hâlinde, başka bir deyişle iktisadi ve
ticari faaliyetlerin yapılması hususunda aktif bir rol oynadığı durumlarda dahi
sorumlu tutulmaması tüketicinin bazı hâllerde korumasız kalmasına neden
olacağı, özellikle tüketicilerin satıcı veya sağlayıcıya ulaşamadığı durumlarda
tamamen korumasız kalması ve zararlarını tazmin edememesi gündeme
gelebileceği,kuralların belirtilen hususlarda tüketicilerin aleyhine ortaya
çıkabilecek olumsuzlukların önüne geçecek güvenceleri içermediği, bu
itibarla kuralların tüketicilere aşırı bir külfet yüklediği, aracı hizmet
sağlayıcılar ile tüketicilerin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil
dengeyi tüketiciler aleyhine bozduğu anlaşıldığı, dolayısıyla kuralların
devletin mülkiyet hakkına ve tüketicinin korunmasına ilişkin pozitif
yükümlülükleri ile bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın
5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ve iptalleri gerektiği
belirtilmiştir.
İptal davasına konu ibarenin de yer aldığı 6502 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin 6. fıkrasının (d)
bendinde, aracı hizmet sağlayacılarının satıcı veya sağlayıcı adına bedel
tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası
bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve
15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya
ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile
birlikte müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiştir. 6563 sayılı Elektronik
Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un iptal davasına konu edilen 9.
maddesinin birinci fıkrasında ise, aracı hizmet sağlayıcılarının, hizmet
sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından
sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle
ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını
araştırmakla yükümlü olmadığı düzenlenmiştir.
Elektronik Ticareti düzenleyen 6563 sayılı Kanun,
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre genel bir Kanun niteliğini haiz
olduğundan, gerek tüketici sözleşmeleri gerekse ticari sözleşmeler açıısndan
uygulama alanı bulmaktadır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicilerin
yaptığı mesafeli sözleşmeler açısından özel Kanun olarak öncelikle uygulanacağından,
aracı hizmet sağlayıcılarının sorumluluğu hususunda Kanun’un 48. maddesinin 6.
fıkrasında tüketicilerin korunmasında gerekli güvencelerin sağlanıp
sağlanmadığına özel olarak değinmek gerekir.
6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 6. fıkrasında, aracı
hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenlerin aracılık ettikleri mesafeli
sözleşmelere ilişkin olarak hangi hususlarda sorumlu olacağı özel olarak
belirtilmiştir. Buna göre, aracı hizmet sağlayıcıları;
a) Tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından,
teyidinden ve ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen,
b) Veri girişinin satıcı veya sağlayıcı tarafından
yapıldığı durumlar hariç olmak üzere, yönetmelikle belirlenen ön
bilgilendirmede bulunması zorunlu hususlardaki eksikliklerden,
c) Bu maddede yer alan hususlardan dolayı tüketicilerin
satıcı veya sağlayıcılar ile yaptıkları işlemlere ilişkin kayıtların
tutulmasından ve istenilmesi hâlinde bu bilgilerin ilgili kamu kurum ve
kuruluşları ile tüketicilere verilmesinden,
ç) Satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları aracılık
hizmetine ilişkin sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeniyle satıcı ve
sağlayıcıların bu madde hükümlerine aykırı davranmasına sebep oldukları her bir
işlemden,
d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi
hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin
satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve 15 inci
maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile
cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen
e) Satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri
kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği
gibi ifa edilmemesinden,
f) Ön bilgilendirmede yer alan hususlar ile reklamlarında
yer alan bilgilerin uyumlu olmasından ve ispatından sorumlu olduğu
düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere aracı hizmet sağlayıcıları aktif ya da
pasif konumda olsun, tüketicilerin yaptığı mesafeli sözleşmelerde, ön
bilgilendirme yapılmasından, ön bilgilendirmenin yapılan reklamlarla uyumlu
olmasından ve ispatından, sözleşme kayıtlarının tutulmasından ve ispatından,
aracılık hizmet sözleşmesine aykırılık nedeniyle satıcıların yapmış olduğu
sözleşmeye aykırılıklardan, malın tüketiciye tesliminden ve ifasından, ayrıca
cayma hakkının kullanılması halinde bedelin tüketiciye iadesinden, Satıcı veya
sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanyalı, promosyonlu veya
indirimli satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesinden
sorumlu olmaktadır. Aracı hizmet sağlayıcılarının sorumlu olmadığı husus ise,
satılan malın ayıplı olması halinde tüketicinin ayıptan doğan seçimlik
haklarını düzenleyen 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi ve yine ayıplı hizmet halinde
seçimlik hakları düzenleyen aynı Kanun’un 15. maddesidir.
Satıcı ve sağlayıcının ayıplı mal veya hizmetten doğan
sorumluluğu kusursuz bir sorumluluk olup, 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesinde
malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin satılanı geri vermeye
hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında
satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde,
bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme seçimlik
haklarından birini kullanabileceği, satıcının, tüketicinin tercih ettiği bu
talebi yerine getirmekle yükümlü olduğu, yine ücretsiz onarım veya malın
ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da
kullanılabileceği, bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı,
üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğu, üetici veya ithalatçının,
malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat
ettiği takdirde sorumlu tutulmayacağı belirtilmiştir. Yine aynı Kanun’un 11.
maddesinin son fıkrasında, seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya
çıkan tüm masrafların, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanacağı,
tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098
sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebileceği
belirtilmiştir.
Buna göre, malın ayıplı olması halinde tüketici seçimlik
haklarının tamamını satıcı ve sağlayıcıya, değişim ve onarım hakları açısından
ise, üretici ve ithalatçıya karşı da kullanabilecektir. 6502 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin (d) fıkrasında malın tesliminden ve
cayma hakkının kullanılması halinde paranın iadesinden aracı hizmet
sağlayıcılarının sorumlu olduğu belirtildiğinden satın alınan malda açık bir
ayıbın olması veya cayma süresi zarfında ayıbın ortaya çıkması hallerinde,
cayma hakkının kullanılması nedeniyle satım bedelinin iadesinden aracı hizmet
sağlayıcıları da sorumlu olmaktadır. Kaldı ki, aracı hizmet sağlayıcısının
reklam veya kampanya yaparak aktif olduğu hallarde satcı ve sağlayıcının onayı
yoksa bizatihi aracı hizmet sağlayıcısı sorumlu olmakta, yine ön
bilgilendirmeye uygun olmayan reklamlardan da müteselsilen sorumlu olmaktadır.
Yukarıda belirtilen hususlar nazara alındığında, tüketici
ile yapılan mesafeli sözleşmelerde malın ayıplı olması halinde tüketiciye
karşı, özelikle 6502 sayılı Kanun’un öngördüğü bazı seçimlik haklar açısından,
üreticinin ve ithalatçının da sorumlu olduğu, yine cayma hakkının kullanılması
halinde aracı hizmet sağlayıcılarının tüketiciye karşı müteselsil sorumlu
olduğu, aracı hizmet sağlayıcısının reklam veya kampanya yaparak aktif olduğu
hallarde satcı ve sağlayıcının onayı yoksa bizatihi aracı hizmet sağlayıcısı
sorumlu olduğu gibi hükümler göz önünde tutulduğunda çoğunluk görüşünde ileri
sürülen, mesafeli sözleşmelerde tüketici aleyhine içeriğin veya içeriğe konu
mal veya hizmetin hukuka aykırı olmasından kaynaklı olarak doğrudan dava
açabilmesini her durumda ve şartta imkânsız olduğu, dava konusu kuralların
tüketicilerin aleyhine ortaya çıkabilecek olumsuzlukların önüne geçecek
güvenceleri içermediği, bu itibarla kuralların tüketicilere aşırı bir
külfet yüklediği, tüketicinin mülkiyet hakkının korunmasından tüketici aleyhine
dengesizlik oluşturduğu ve bu durumun tüketicinin korumasına ilişkin devletin
pozitif yükümlülüklerine de aykırılık oluşturduğu tespitlerine katılmak mümkün
değildir.
Uygulamada, aracı hizmet sağlayıcısının aktif rol
üstlendiği durumlarda satıcı ve sağlayıcıya ulaşılamması ve tüketicinin Kanun
tarafından tanınan haklarını gerektiği gibi kullanamaması halinde Yargıtay
tarafından yürürlükteki mevzuat çerçevesinde aracı hizmet sağlayıcılarının
sorumluluğuna gidildiği görülmektedir. Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi,
kanun yararına bozma talebi üzerine, 14/12/2018 tarihli, E. 2017/5834, K.
2018/12148 sayılı kararında, hizmet sağlayıcının bilgilerini eksiksiz şekilde
doldurmadığı takdirde, aracı hizmet sağlayıcının hizmetinin ayıplı olduğu ve
sorumluluğuna gidilebileceğine kanaat getirmiştir. Yine Yargıtay 11. HD., 29/9/2022
tarihli ve E. 2022/3467 K. 2022/6446 sayılı kararında, davalı tarafın
tüketiciden mal ve hizmet bedelini tahsil etmesi halinde elektronik aracı
hizmet sağlayıcı olarak sorumlu olduğu, mahkemenin buna ilişkin kabulünün
isabetli olduğu belirtilmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki, kararda da yer verildiği
üzere, dijitalleşme sonucunda elektronik ticaret yoluyla işletmeler
faaliyetlerini bir işyerine bağlı olmaksızın arz ve talebin fiziki ortamdan
bağımsız olduğu elektronik alanda gerçekleştirdiği, bu durumun ise elektronik
ticaret sektörünün küresel ticaret hacmi içindeki payının her geçen gün
artmasına imkân tanıdığı, aynı zamanda tüketici işlemlerinin azımsanamayacak
miktardaki kısmının elektronik ortamda yapılmasına neden olduğu tartışmadan
uzaktır. Anayasa’nın 167. maddesinde, Devletin, para, kredi, sermaye, mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici
tedbirleri alacağı, piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve
kartelleşmeyi önlemesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, tüketicilerin
korunması devletin pozitif yükümlülüğü olsa da elektronik ticaretin gelişmesi,
bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin ve girişimcilerin korunması, mal ve
hizmet piyasasının düzenli işlemesi ve satıcılar aleyhine aşırı külfetler
getirilerek bu piyasanın daralmasına ve rekabetin bozulmasına yol açacak
düzenlemelerin yapılmaması da Anayasa’nın hükmü gereği devletin pozitif
yükümlülüğünü oluşturmaktadır.
Hal böyle olunca aktif ya da pasif konumda bulunsun,
satılan malın ayıplı olup olmadığını bilmeyen ve bilebilecek durumda da
bulunmayan aracı hizmet sağlayıcısının kusursuz sorumluluk niteliğini hiaz olan
ayıp hükümlerinden sorumlu tutulması onların mali sorumluluğunu
genişletecektir. Bunun sonucunda aracı hizmet sağlayıcıları mali riskleri
genişlediğinden sundukları hizmetin fiyatını artıracak ve bu durum da satıcı ve
sağlayıcıların elektronik platformlardan daha yüksek fiyatlardan hizmet
almasına neden olacaktır. Satıcı ve sağlayıcılar bu nedenle mal ve hizmet
fiyatlarını artıracak ve bu maliyetler tüketicilere yansıyacak, yani
tüketiciler daha yüksek fiyatlardan mal ve hizmete ulaşacaktır. Bunun yanında
bazı aracı hizmet sağlayıcılarının ayıptan doğan sorumluluk nedeniyle mali
açıdan aşırı bir külfet yüklenmesi söz konusu olabilecek ve bu nedenle rekabet
gücü zayıflayacağından piyasadan çekilmesi gerekebilecektir. Nihayetinde mal ve
hizmet piyasalarının sağlıklı işlemesini ve rekabeti sağlamakla yükümlü olan
Devletin, bu yükümlülüğünü yerine getirememesi söz konusu olacaktır. Bu
nedenlerle de dava konusu kurallar Anayasa’ya aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralların, Anayasa’nın
5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olmadığı kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.