ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:2025/141
Karar Sayısı:2025/274
Karar Tarihi:25/12/2025
R.G.Tarih-Sayı:18/3/2026-33200
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun;
A. 25/5/2005
tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle değiştirilen 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasının,
B. 82. maddesinin,
Anayasa’nın 2., 13., 17., 20. ve 40. maddelerine
aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını
ihlal etme suçlarından açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı
olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı
1. 80. maddesi
şöyledir:
“Genetik inceleme
sonuçlarının gizliliği
Madde 80 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/4 md.)
(1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre alınan
örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup,
başka bir amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan
kişiler tarafından bir başkasına verilemez.
(2) Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına
itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda
derhâl yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa
geçirilir.”
2. 82. maddesi
şöyledir:
“Yönetmelik
Madde 82 – (1) 75 ilâ 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin
yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
Kanun’un;
1. 75. maddesinin
(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Bir suça
ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi
yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç,
tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun
istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan
hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının
kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya
mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz
kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.”
2. 76. maddesinin
(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Bir suça
ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç beden
muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle
saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye
düşürmemek ve cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet
savcısının istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet
savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur.
Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar
hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.”
3. 78. maddesi
şöyledir:
“Moleküler
genetik incelemeler
Madde 78 – (1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen
işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde,
soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup
olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler
yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına
yönelik incelemeler yasaktır.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler,
bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de
yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.”
4. 79. maddesi
şöyledir:
“Hâkimin kararı ve inceleme yapılması
Madde 79 – (1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik
incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile
görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
(2) Yapılacak incelemeler için resmen atanan veya
bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı yürüten makama
mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı yürüten dairesinden
teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir birimine mensup olan
görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler. Bu kişiler, teknik ve
teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler genetik incelemelerin
yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini önlemekle
yükümlüdürler. İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi,
doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin
GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki
HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz
AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 17/6/2025 tarihinde
yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine
göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun
veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi
hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi
olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa
Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve
mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen
kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise
bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde
veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki
kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 4/12/2004 tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 82.
maddesinin iptallerini talep etmiştir.
4. Anılan Kanun’un itiraz konusu 82. maddesinde Kanun’un
75 ila 81. maddelerinde öngörülen işlemlerin yapılmasıyla ilgili usullerin
yönetmelikte düzenleneceği öngörülmüştür. 75. maddede şüpheli veya sanığın
beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması, 76. maddede diğer kişilerin beden
muayenesi ve vücudundan örnek alınması, 77. maddede kadının muayenesi, 78.
maddede moleküler genetik incelemeler, 79. maddede moleküler genetik inceleme
yapılmasının usulü, 80. maddede genetik inceleme sonuçlarının gizliliği, 81.
maddede ise fizik kimliğin tespiti düzenlenmiştir. 82. madde, 80. maddenin (2)
numaralı fıkrasının yanı sıra 75 ila 81. maddeler yönünden geçerli, ortak kural
niteliğindedir.
5. Bakılmakta olan dava ise önceki bir olay nedeniyle 80.
maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca yapılan genetik inceleme sonucunda elde
edilen bilginin saklanması ve delil olarak kullanılması suretiyle açılan bir
ceza davasıdır. Bu itibarla bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek 82.
maddenin esasına ilişkin incelemenin “80. maddenin (2) numaralı fıkrası”
yönünden yapılması gerekir.
6. Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un;
A. 25/5/2005
tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle değiştirilen 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasının esasının
incelenmesine,
B. 82. maddesinin
esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “80. maddenin (2) numaralı
fıkrası” yönünden yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili
görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri
ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
8. 5271 sayılı Kanun’un 75. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde
iç beden muayenesinin yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örneklerin alınabilmesine; Cumhuriyet
savcısı veya mağdurun istemiyle ya da resen hâkim veya mahkemece, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebileceği
belirtilmiştir.
9. Anılan Kanun’un 76. maddesinin (1) numaralı fıkrasında
ise bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun sağlığını tehlikeye
düşürmemek ve cerrahi bir müdahalede bulunmamak koşuluyla vücudu üzerinde dış
veya iç beden muayenesinin yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri
biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örneklerin alınabilmesine;
Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da resen hâkim veya mahkemece, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebileceği
düzenlenmiştir.
10. Söz konusu fıkralarda Cumhuriyet savcısı tarafından
karar verilmesi hâlinde bu kararın yirmi dört saat içinde hâkim veya mahkemenin
onayına sunulacağı, hâkim veya mahkemenin yirmi dört saat içinde kararını
vereceği, onaylanmayan kararların hükümsüz kalacağı ve elde edilen delillerin
kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır.
11. Kanun’un 78. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise
75. ve 76. maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde soybağının veya elde edilen bulgunun
şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu
olması hâlinde moleküler genetik incelemelerin yapılabileceği, alınan örnekler
üzerinde bu amaçlar dışında tespitlerin yapılmasına yönelik incelemelerin yasak
olduğu belirtilmiştir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında moleküler
genetik incelemelerin bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları
üzerinde de yapılabileceği, (1) numaralı fıkranın ikinci cümlesi uyarınca bu
durumda da alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitlerin yapılmasına
yönelik incelemelerin yasak olduğu öngörülmüştür.
12. 79. maddenin (1) numaralı fıkrasında 78. maddede
belirtilen moleküler genetik incelemelerin yapılmasına sadece hâkim tarafından
karar verilebileceği, verilen kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişinin
de gösterileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddenin (2) numaralı
fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde, yapılacak incelemeler için resmen
atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı
yürüten makama mensup olmayan ya da bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı
yürüten dairesinden teşkilat yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir
birimine mensup olan görevlilerin bilirkişi olarak görevlendirilebileceği, bu
kişilerin teknik ve teşkilat bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler
genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini
önlemekle yükümlü oldukları belirtilmiştir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde
incelenecek bulgunun bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi, doğum tarihi
bildirilmeksizin verileceği öngörülmüştür.
13. 80. maddenin (1) numaralı fıkrasında 75., 76. ve 78.
madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçlarının
kişisel veri niteliğinde olduğu, başka bir amaçla kullanılamayacağı ve dosya
içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına
verilemeyeceği belirtilmiştir. Anılan maddenin itiraz konusu (2) numaralı
fıkrasında ise bu bilgilerin kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz
süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı
kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl
yok edileceği ve bu hususun dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa
geçirileceği hükme bağlanmıştır.
14. İtiraz konusu 82. maddede de 75 ila 81. maddelerde
öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili usullerin yönetmelikte düzenleneceği
öngörülmüştür. Kural, “80. maddenin (2) numaralı fıkrası” yönünden
incelenmiştir.
B. İtirazın
Gerekçesi
15. Başvuru kararında özetle; genetik inceleme
sonuçlarının özel nitelikli kişisel veri olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 80.
maddesinin (2) numaralı fıkrasında söz konusu kişisel verilerin korunması için
yeterli güvencelerin öngörülmediği, anılan fıkrada bazı kararların verilmesi ve
kesinleşmesi durumunda genetik inceleme sonuçlarının imha edileceğinin
düzenlendiği, bu itibarla söz konusu kararlar haricinde bir kararın verilmesi hâlinde
veya bu kararların henüz verilmediği durumlarda elde edilen inceleme
sonuçlarının saklanmasına ve bu suretle DNA veri tabanının oluşturulmasına
imkân tanındığı şeklinde yorumlanabileceği, anılan Kanun’un 82. maddesinde
biyolojik örneklerin elde edilmesi ve incelenmesinin yanı sıra saklanmasına
ilişkin işlemlerin de yönetmelikte düzenleneceğinin öngörüldüğü, genetik
verilerin ne şekilde elde edileceği, nerede ve hangi koşullarda saklanacağı ve
imha edileceği gibi konuların kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği, kuralların
belirli ve öngörülebilir olmadığı, kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına
karşı koruyucu önlemler içermediği belirtilerek Anayasa’nın 2., 13., 17., 20.
ve 40. maddelerine aykırı oldukları ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya
Aykırılık Sorunu
1. Kanun’un 80. Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının
İncelenmesi
16. Anayasa’nın 20.
maddesinin birinci fıkrasında herkesin özel ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının
gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrasında da “Herkes,
kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu
hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu
verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve
amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel
veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla
işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir”
denilerek kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması
kapsamında güvenceye kavuşturulmuştur.
17. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, insan
onurunun korunması ve bireyin kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının
özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin
işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır.
18. Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği
üzere “...adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece
kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası,
sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses
kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler,
etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık
bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm
veriler…” kişisel veri olarak kabul edilmektedir (AYM, E.2013/122,
K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2014/74, K.2014/201,
25/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; E.2015/32, K.2015/102,
12/11/2015).
19. Öte yandan 4/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel
Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesinde; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi,
felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek,
vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve
güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel
nitelikli kişisel veri olarak tanımlanmıştır. Kanun koyucu tahdidi olarak
saydığı özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesini bu verilerin
önemine binaen daha katı kurallara bağlamıştır. Özel nitelikli kişisel
verilerin anılan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre gösterilen istisnalar
dışında işlenmesi yasaklanmıştır. Bu istisnalardan biri olan söz konusu
fıkranın (b) bendine göre kanunlarda açıkça öngörülmesi hâlinde özel nitelikli
kişisel verilerin işlenmesi mümkündür.
20. İtiraz konusu kuralla bir suça ilişkin olarak delil
elde etmek amacıyla yapılan genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin
kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi,
beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip bu kararların
kesinleşmesi hâllerinde derhâl yok edilmesi öngörülmektedir. Buna göre söz konusu
durumlar dışında genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgiler, dosyasında
saklanmaya devam edecektir. Bu yönüyle kural, ceza soruşturması ya da
kovuşturması sırasında elde edilen kişisel veri niteliğindeki genetik inceleme
sonuçlarının saklanmasına belli durumlarda imkân tanımak suretiyle kişisel
verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirmektedir.
21. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde
belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu
sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
denilmektedir. Buna göre kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama
getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama
sebeplerine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine
uygun olması gerekir.
22. Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca kişisel
verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir
düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kural keyfîliğe izin vermeyecek
şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmalıdır.
23. Esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu
niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk
devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem
kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.
Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından
da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,
bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de
yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını
gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla
Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen
kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi
ışığında yorumlanmalıdır.
24. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda
kişisel verileri işleyen tüm gerçek ve tüzel kişilerin 6698 sayılı Kanun kapsamında
olduğunu, özel kanununda kişisel verilerle ilgili olarak özel bir düzenleme yer
almasa dahi anılan Kanun’daki genel hükümlerin kişisel verilerin korunmasını
isteme hakkı yönünden gerekli güvenceleri karşıladığı sonucuna ulaşmıştır (bkz.
AYM, E.2021/84, K.2022/117, 13/10/2022, §§ 65-73; E.2020/67, K.2022/139,
9/11/2022, §§ 54-59).
25. Bu bağlamda öncelikle kişisel verilerin işlenmesinde,
kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile
uyacakları usul ve esasları düzenlemek suretiyle bu konuda özel güvenceler
öngören Kanun hükümlerinin kural bakımından uygulanma imkânının bulunup
bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
26. Kanun’un “İstisnalar” başlıklı 28. maddesinde Kanun
hükümlerinin uygulanmayacağı hâller sayılmıştır. Söz konusu maddenin (1)
numaralı fıkrasının (d) bendinde “Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma,
yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz
mercileri tarafından işlenmesi” hâli de bu kapsamda düzenlenmiştir.
27. Dolayısıyla soruşturma, kovuşturma, yargılama veya
infaz işlemleri sırasında yargı makamları veya infaz mercileri tarafından elde
edilen kişisel verilerin işlenmesinde Kanun hükümlerinde yer alan güvenceler
geçerli olmayacaktır. Bu itibarla kural kapsamında elde edilen kişisel
verilerle ilgili olarak yeterli anayasal güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının
incelenmesi gerekir.
28. Bu bağlamda kişisel verilerin işlenmesi sürecinde, bu verilerin
işlenmesinin hukuki dayanağı ve işlemenin amaçları, işlenecek verilerin
kapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, işlemenin
sonuçları ve verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarında ilgilisine
bilgilendirme yapılarak verilerinin işlendiğinden haberdar edilmesi ve sürecin
şeffaflığının sağlanması zorunludur. Bu sebeple kişisel verilerin gerçeğe uygun
surette tutulması, ilgilisinin bu veriye erişiminin sağlanması, hukuka aykırı
olarak tutulan kişisel verilerin gecikmeksizin düzeltilmesi veya silinmesi için
tedbirlerin alınması, bu konuda kişilere talep hakkının tanınması ve kişisel
verilerin gizliliğinin sağlanarak yetkisiz veya kanuna aykırı olarak
işlenmemesi gerekir (Bestami Eroğlu [GK],
B. No: 2018/23077, 17/9/2020, § 144).
29. Ayrıca bu kişisel verilerin kaybolmaması, imha
edilmemesi ya da zarar görmemesi için uygun teknik ve yapısal tedbirler
öngörülmelidir. Kişisel veriler sınırlama ya da müdahale amacı için gerekenden
daha uzun süre saklanmamalı, sınırlama amacına uygun olarak işlenmeli, bu amacı
aşan sınırlamalara karşı kişilere yargı yollarına etkin başvuru imkânı
tanınmalıdır. Kişisel verilerden, veri sahibi hakkında otomatik sonuçlar
çıkarılması yöntemine ilke olarak başvurulmamalı, işin niteliğinin bu yöntemin
uygulanmasını gerektirdiği durumlarda ise veri sahibine yüklenen külfeti
hafifletmek amacıyla söz konusu yönteme dayanmayan bir karar alınmasını talep
etme hakkı gibi usule ilişkin güvenceler sağlanmalıdır (Bestami Eroğlu,
§ 144).
30. Öte yandan din veya felsefi inanç, ırk veya etnik
köken, cinsel yönelim, bazı örgütlenmelere üyelik, sağlık, genetik veriler,
biyometrik veriler ve mahkûmiyet verileri gibi hassas kişisel verilerin söz
konusu olduğu durumlarda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ilke olarak
sınırlanmamalı ancak zorunlu olduğu bazı
istisnai hâllerde bunun kişiler üzerinde ortaya çıkaracağı sonuçların ağırlığı
ve kişiler hakkında ayrımcı uygulamalara yol açma tehlikesi dikkate alınarak
kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenceler daha katı uygulanmalıdır
(Bestami Eroğlu, § 144).
31. Bu çerçevede bir suç soruşturması ya da kovuşturması
sırasında elde edilen genetik verilerin özel nitelikli kişisel veri olduğu da
gözetilerek bu verilere ilişkin güvencelerin katı bir şekilde uygulanması
gerektiği açıktır.
32. Suç fiillerinin açıklığa kavuşturulması ve suçun
faillerinin tespit edilmesinin suçların önlenmesi ve kamu düzeninin sağlanması
amacına hizmet ettiği açıktır. Dolayısıyla kanun koyucunun soruşturma veya
kovuşturma sürecinde elde edilen genetik verilerin saklanmasına yönelik kanuni
düzenlemeler öngörmesi de mümkündür. Bununla birlikte genetik verilerin suçun
türü ya da ağırlığı veya soruşturma ve kovuşturma sonucunda verilen kararın
niteliği gibi belli ölçütler öngörülmeksizin kategorik olarak süresiz bir
şekilde saklanmasına imkân tanınması özel nitelikli kişisel verilerin
korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmayabilir.
33. Bu nedenle söz konusu genetik verilerin amacına uygun
bir şekilde saklanması, sonraki soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılmasının
mümkün olup olmadığı, kullanılacaksa bunun hangi şartlarda gerçekleşeceği
hususlarının kanunda açıkça düzenlenmesi gerekir. Ayrıca biyolojik örneklerin
alındığı kişinin dosyadaki sıfatı, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun türü
ve ağırlığı, süreç sonunda fail hakkında verilen kararın niteliği ve failin
yaşı gibi faktörler de dikkate alınarak belirlenecek sürelerin geçmesiyle
verilerin imha edilmesine yönelik güvencelerin öngörülmesi gerektiği açıktır.
34. Kuralda genetik inceleme sonucunda elde edilen
bilgilerin kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması,
itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip
kesinleşmesi hâllerinde yok edileceği öngörülmektedir. Bununla birlikte söz
konusu kararların verilmesi ve kesinleşmesine kadarki süreç ile bu kararlar
dışında kalan mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi kararların verilmesi
hâlinde genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin ne kadar süreyle ve
ne şekilde saklanacağı, imha edilip edilmeyeceği, imha sırasında izlenecek usul
ile ilgililerin bu bilgilerin silinmesini isteyip isteyemeyeceği gibi konularda
kanunda herhangi düzenlemeye yer verilmemiştir.
35. Bu itibarla moleküler genetik inceleme sonucunda elde
edilen verilerin korunmasına yönelik yeterli güvenceler ve temel ilkeler
öngörülmeksizin kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getiren
kuralın kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
36. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI, Rıdvan GÜLEÇ ve Ömer ÇINAR bu görüşe
katılmamışlardır.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüşse de bu bağlamda
belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri bağlamında yapılan
değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 40.
maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın
Anayasa’nın 17. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
2. Kanun’un 82. Maddesinin “80. Maddenin (2) Numaralı Fıkrası”
Yönünden İncelenmesi
37. 5271 sayılı Kanun’un 80. maddesinin (2) numaralı
fıkrası yönünden incelenen itiraz konusu kuralla
genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin yok edilmesi ile ilgili
usulün yönetmelikte düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu itibarla kuralın kişisel
verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama teşkil ettiği açık olan genetik
verilerin elde edilmesi, kaydı ve saklanması sürecinin kanuniliği bağlamında
tartışılması gereken bir konuyu düzenlediği anlaşılmaktadır.
38. Temel hakları sınırlayan bir kanunun
temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması Anayasa’nın 7.
maddesiyle güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin de bir
gereğidir. Nitekim türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından
yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu
nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme
organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş
bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen
maddesine aykırılık oluşturur (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; E.2019/36,
K.2021/15, 4/3/2021, § 57; E.2022/81, K.2023/153, 13/9/2023, § 76). Dolayısıyla
Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik,
Anayasa’nın 7. maddesinde güvenceye alınan yasama yetkisinin devredilmezliği
ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
39. Anılan Kanun’un 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasında söz konusu kararların
verilmesi durumunda moleküler genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin
Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edileceği ve bu hususun dosyasında
muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirileceği belirtilmiştir. İtiraz konusu
kuralda ise moleküler genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin
kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi,
beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi
hâllerinde yok edilmesine ilişkin usulün yönetmelikte gösterileceği hükme
bağlanmak suretiyle bu konuda düzenleme yapma yetkisi idareye bırakılmıştır.
40. Bununla birlikte kuralda belirtilen kararların
kesinleşmesine kadarki süreç ile bu kararlar dışında verilebilecek mahkûmiyet,
davanın reddi veya düşmesi gibi kararlarda genetik inceleme sonucunda elde
edilen bilgilerle ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi, bu bilgilere
erişim, bilgilerin saklanması, süresi, bunların imha edilip edilmeyeceği,
edilecekse usulü, ilgililerin bu bilgilerin silinmesi ya da içeriğine yönelik
talepte bulunma imkânları ile buna ilişkin etkili başvuru yolunun sağlanıp
sağlanmadığı gibi temel konularda yasal çerçeve çizilmeden yürütme organına
sınırları ve kapsamı belirli olmayan bir yetki tanınmıştır. Dolayısıyla kişisel
verilerin korunmasını isteme hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik ilkesiyle
bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Basri BAĞCI, Rıdvan
GÜLEÇ ve Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu
bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri bağlamında
yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2.
ve 40. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın
Anayasa’nın 17. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
42. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı
günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 6216 sayılı Kanun’un 66.
maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa
Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden
başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere
ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
43. 5271 sayılı Kanun’un 80. maddesinin (2) fıkrasının ve
82. maddesinin “80. maddenin (2) numaralı fıkrası” yönünden iptal
edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek
nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216
sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal
hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra
yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V. HÜKÜM
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun;
A. 25/5/2005
tarihli ve 5353 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle değiştirilen 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasının,
B. 82. maddesinin “80.
maddenin (2) numaralı fıkrası” yönünden,
Anayasa’ya aykırı olduklarına ve
İPTALLERİNE, Basri
BAĞCI, Rıdvan GÜLEÇ ile Ömer ÇINAR’ın
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal
hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un
66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 25/12/2025 tarihinde karar verildi.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
|
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
|
Üye
İrfan FİDAN
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|
|
Üye
Yılmaz AKÇİL
|
Üye
Ömer ÇINAR
|
Üye
Metin KIRATLI
|
KARŞI
OY
1. 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 80. maddesinde; aynı Kanunun 75, 76 ve
78. maddeleri hükümlerine göre şüpheli, sanık veya diğer kişilerin
vücutlarından temin edilen örneklerin inceleme sonuçlarının akıbetleri ile
ilgili düzenlemeye yer verilmektedir.
2. CMK’nın
80. maddesinin ilk fıkrasında, söz konusu vücut örneklerinin kişisel veri
niteliğinde olduğu, başka bir amaçla kullanılmayacağı, ayrıca dosya içeriğini
öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemeyeceği
açıkça düzenlenmiştir.
3. 80.
maddenin ikinci fıkrasında ise soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde
sonuçlanıp kesinleşmesi veya kovuşturma dosyasının beraat ya da ceza
verilmesine yer olmadığı kararı ile sona erdirilmesi hallerinde, söz konusu
verilerle ilgili dosya muhtevasındaki bilgilerin Cumhuriyet Savcısı huzurunda
yok edileceğini ve buna ilişkin tutanağın dosyada muhafaza altına alınacağı
düzenlenmektedir.
4. İtiraz
incelemesine esas teşkil eden İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesinin,
bina içinden hırsızlık suçuyla ilgili 2025/345 esas sayılı dosyasında, hırsızlık
suçunun faili olarak belirlenen kişinin, isnat olunan suçu işlediğine dair
delil olarak 06/03/2009 tarihli başka bir olaya dair soruşturma kapsamında elde
edilen biyolojik örnek ile yargılamaya konu olaya ilişkin suç mahallinden temin
edilen plastik eldivendeki DNA profilinin uyumlu olmasına dayanıldığı ifade
edilmiştir.
5. İtiraz
Mahkemesi bir önceki olay nedeniyle alınan örneklerin kolluk tarafından DNA
veri bankasına kaydedildiğini ve bu veriler üzerinde yapılan tarama işlemi
sonucu yargılamaya konu eyleme dair delil elde edildiğini ifade ederek hukuka
ve kanuna uygun oluşturulmuş DNA veri bankası olmamasına rağmen bu verilerin
ceza soruşturma ve kovuşturmalarında kullanılmasını hukuka aykırı delil olarak
nitelendirmiş ve itiraz talebine konu ettiği CMK’nın 80. maddesinin ikinci
fıkrasının uygulamanın hukuki dayanağını oluşturduğundan bahisle iptal
talebinde bulunmuştur.
6. Kolluğun
daha önce yapmış olduğu DNA tespitlerinin veri bankasında arşivlenerek
müstakbel olaylarda kıyasen uygulanmasına ilişkin işlemlerin hukuki dayanağını,
itiraz dosyasında iddia edildiği gibi CMK’nın 80/2. maddesi değil, söz konusu
kolluğun kendi mevzuatı oluşturmaktadır.
7. 3201
sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 16. maddesine istinaden çıkartılan Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlükleri Yönetmeliğinin
30. maddesi incelemeye tabi tutulan DNA örneklerinin arşivlenmesi ve
raporlanması noktasında büro amirliklerine görev tevdi etmektedir.
8. Somut
dosyada delil olarak kullanılan veriler bu kapsamda toplanan örneklerin kıyasen
incelenmesi noktasında tespit edilen kanıtlardır.
9. İtiraz
konusu edilen CMK’nın 80. maddesinin bu haliyle veri bankası teşkiline hukuken altyapı
oluşturması mümkün değildir. Zira CMK’nın 80. maddesi toplanan verilerin paylaşılması
noktasında net bir yasaklama hükmü ihtiva etmektedir.
10. Diğer
taraftan çoğunluk mahkûmiyet, davanın reddi ve düşme kararı verilmesi
durumlarında verilerin akıbetleriyle ilgili bir düzenleme olmamasını kuralın
iptali açısından bir gerekçe olarak ileri sürmektedir.
11. CMK’nın
80. maddesinin ilk fıkrasında getirilen; söz konusu verilerin dosya dışına
çıkartılamayacağına dair yasak yeterli bir kısıtlama ve güvence sağlamaktadır.
Kaldı ki ilgili hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda dosya mevcut
olduğu sürece esaslı delil mahiyetindeki verilerin dosyada muhafaza edilmesi de
bir gerekliliktir. Diğer taraftan dosyalar mevzuat gereği saklanmaları icap
eden sürelerin tamamlanmasını müteakip imha edileceğinden verilerin sürekli
elde tutulması gibi bir durumda söz konusu değildir.
12. İptali
talep edilen CMK’nın 80. maddesinin ikinci fıkrasındaki hükmün Anayasanın 20/3.
maddesinde düzenlenen ve kişisel verilerle ilgili getirilen düzenlemelere
aykırı bir yönünün olmadığını, aksine CMK’nın 80. maddesinin ilk fıkrasında
verilerin paylaşımına kısıtlama getirilmesi ile yeterli güvenceleri
sağladığını, sorun olarak aktarılan durumun yukarda aktarılan başka mevzuat
hükümlerinden kaynaklandığını değerlendirdiğimizden, çoğunluğun iptal yönündeki
görüşüne iştirak edilmemiştir.
13. Diğer
yandan çoğunluk tarafından konuya ilişkin hususların düzenlenmesi için
yönetmelik çıkartma yetkisi veren CMK’nın 82. maddesinin de, 80. maddenin
ikinci fıkrası yönünden iptaline karar verilmiştir.
14. Yukarda
aktarılan gerekçeler çerçevesinde 80. madde muhtevasında ki düzenlemelerin
yeterli bir kanuni çerçeve oluşturduğunu ve iptalinin yerinde olmadığını
mütalaa ettiğimizden, aksi yöndeki çoğunluk fikrine katılınmamıştır.
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Ömer ÇINAR
|