“1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 27/3 maddesi ''Avukatlarca vekaletname sunulan merciler, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekaletname ve örneklerini kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekaletname işleme konulamaz.'' şeklinde düzenlenmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede detayları aşağıda açıklanacağı üzere bu kanun maddesinin Anayasaya aykırı olduğu değerlendirildiğinden somut norm denetimi (itiraz) yoluna başvurulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Benzer bir başvuruda Anayasa Mahkemesi, 15/02/2006 tarihli 2002/48 esas 2006/22 karar numaralı kararıyla ilgili maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar vermiş ve karar 10/11/2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 41/1 maddesi gereğince on yıllık süre tamamlanmış olduğundan yeniden başvuru yapılmasında usulen bir engel bulunmadığı anlaşılmış ve aradan geçen on yedi yıllık zaman içerisinde ilgili maddenin pratiğinin maddenin Anayasaya aykırılığının delili olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
İlgili yasal düzenleme zamanının şartlarına ve sosyal devlet ilkesine uygun olarak staj süresince avukat stajyerlerine Türkiye Barolar Birliği tarafından verilecek kredinin kaynağını oluşturmak amacıyla yürürlüğe girmiş ve bu durum Kanunun 27/2 maddesinde de ''Ödenecek kredinin kaynağı; avukatların yetkili mercilere sunduğu vekaletnamelere avukatın yapıştıracağı pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleridir.'' şeklinde belirtilmiştir. Getirilen bu düzenleme o zamanlarda avukatların çoğunluğunca da takdir edilmiş ve desteklenimştir. Bu sayede ek gelir imkanı bulunmayan avukat stajyerlerine kaynak oluşturulmuş ve bu nispeten sosyal ve mali adalete uygun olarak yapılmaya çalışılmıştır. Nitekim bu kaynak, baro aidatı gibi avukatların gelirlerinden bağımsız olarak herkesten eşit alınmamış, iş yoğunluğu ve geliri fazla olan avukat daha fazla pul satın almak durumunda olacağından gelire oranlı bir şekilde kaynak oluşturulmasını sağlamıştır. Ancak amacı meşru olan bu düzenleme zamanla temel hakların ihlaline sebebiyet verecek bir şekle evrilmiştir.
Türkiye Barolar Birliğinin yayımlamış olduğu 2022 yılı vekalet pulu satışı netice hesabı tablosundan anlaşıldığı üzere 2022 yılı içerisinde vekalet pulu satışlarından yaklaşık 140 milyon TL gelir elde edilmiştir. Bu gelirin 35 milyon TL'si TBB'nin payı olarak kalmış ve 105 milyon TL barolara dağıtılmıştır. Tabloda bir avukata düşen payın 360,96 TL olduğu belirtilmiştir.
Bilindiği üzere 2023 yılı itibariyle 60,50 TL olan vekalet pulu avukatlarca fiziki olarak temin edilebildiği gibi UYAP entegrasyonu sayesinde çevrimiçi olarak da ödenebilmektedir. Norm denetimi kararımıza konu düzenleme gereğince vekaletnamede pulun noksan olması halinde on günlük kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içerisinde pul tamamlanmadığı taktirde vekaletnamenin işleme konulmaması gerekmektedir.
Avukatlık Kanunu'nun yukarıda değinilen 27/3. maddesindeki "işleme konulmama" yaptırımı, maddi hukuk bakımından vekalet akdinin geçerliliği üzerinde değil, o eksikliği taşıyan vekaletname sunmuş olan vekilin, yargılamada vekil sıfatıyla görev yapabilmesi bakımından usul hukukuna ilişkin olarak sonuç doğurur. Yani, böyle hallerde ortada pulsuz veya pulu eksik vekaletnameyi sunan vekil ile müvekkili arasında geçerli bir vekalet akdi her halükarda mevcuttur; sadece, anılan yasa hükmünün kendisine yüklediği, vekaletnameye pul yapıştırma yükümlülüğünün avukatça yerine getirilmediği ve bu nedenle de anılan yasa hükmü uyarınca sunduğu vekaletnamenin mahkemece işleme konulamayacağı bir durum söz konusudur.
Belirtmek gerekir ki Türkiye Barolar Birliğinin ve baroların toplanan pul bedellerinde ne suretle tasarrufta bulunduğu Mahkememizin yetki ve görev alanı dışındadır. Mahkememizce ilgili kanun maddesinde Anayasaya aykırı görülen husus avukat stajyerlerine kredi imkanı sağlanması, genel sağlık sigortası primlerinin ödenmesi yahut meslek örgütü olan Türkiye Barolar Birliğine kaynak sağlanması değildir. Anayasaya aykırılığa konu olan husus vekaletname pulunun toplanmasına ilişkin denetimin mahkemelere verilmesi ve bu durumun gereksiz yargılama giderlerine sebep olarak yargı sistemini daha da yavaşlatmakta olmasıdır.
Vekaletnamede pul bulunmaması halinde mahkemece yapılması gereken işlemler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/265 esas 2003/267 karar sayılı ilamında belirtilmiştir. Buna göre eksik pul olduğunu gören mahkeme avukata muhtıra yazarak eksikliğin tamamlanması için on günlük kesin süre vermelidir. Verilen kesin süre içerisinde ilgili avukatça eksikliğin tamamlanmaması halinde değinilen durumdan ve doğabilecek hukuksal sonuçlardan müvekkili haberdar ederek ''davayı bizzat takip yahut başka bir avukat görevlendirmek suretiyle mevcut usuli sorunu ortadan kaldırabileceği, ya da pul yokluğu veya eksikliğini bizzat giderebileceği veyahut da uygun göreceği başka bir yolla, tarafı olduğu davada usul hukuku açısından aleyhine ortaya çıkması muhtemel sonuçları bertaraf edebileceğine'' dair Mahkemece yeni bir muhtıra yazılmalı, kesin süre verilmeli ve bu muhtıra asile tebliğ edilmelidir. Asilin beyan edilen adresinin yanlış olması, yurt dışında yaşaması ve hatta Türk vatandaşı dahi olmayabileceği durumlar göz ardı edilse dahi en basit durumda bile sözü edilen işlemlerin yerine getirilmesi aylar sürmektedir.
Nitekim bu işlemler yargılamanın uzamasına ve yargılamanın özüyle ilişkisi bulunmayan sebepler nedeniyle yargılama masrafı yapılmasına sebebiyet vermektedir. Tebliğ ve posta amacıyla yapılan bu masraflar yargılama gideri sayılmakta ve vekalet pulu yatırılması yönünde hiçbir sorumluluğu bulunmayan dava taraflarından tahsil edilmektedir. Benzer şekilde, ilk derece mahkemesince fark edilmeyen ve kanun yoluna başvurularak yüksek mahkemelere gönderilen aylarca, kimi zamanlar yıllarca incelenme sırası bekleyen dosyalarda geri çevrilme (noksan ikmali) kararı verilmekte ve makul sürede yargılanma hakkı da ihlal edilmektedir.
Kişilerin adalete erişimini zorlaştırmayan, temel hakların ihlali sonucuna varmayan bir düzenleme yapılması ve denetiminin yargılama süreci dışında takip edilmesi yönünde Adalet Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve baroların yapacağı çalışma ile yeni bir düzenleme getirilmesi imkan dahilindedir.
Bu sebeplerle kişilerin adalete erişimini zorlaştırmayan ve Anayasal hakların ihlali sonucuna varmayan bir düzenlemenin yapılması ve tahsil ile denetiminin yargı süreci ağırlaştırılmadan yapılabilmesi imkanı mevcutken, yargı mercilerine yargılama faaliyetinin özüyle ilgisi olmayan bir yük yüklenmesi, bu durumun dava sonunda taraflardan tahsil edilecek olan yargılama gideri sarfına neden olması ve yargılama sürecini yavaşlatması Anayasaya aykırı görülmektedir.
Tüm bu hususlar dikkate alınarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ''Avukatlarca vekaletname sunulan merciler, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekaletname ve örneklerini kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekaletname işleme konulamaz.'' şeklindeki 27. maddesinin 3. fıkrasının Anayasanın 2, 11, 36 ve 141. maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden anılan düzenlemenin iptali amacıyla somut norm denetimi kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
K A R A R: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1)1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 27. maddesinin 3. fıkrasının Anayasanın 2, 11, 36 ve 141. maddelerine aykırı olduğu değerlendirildiğinden iptali amacıyla Anayasa Mahkemesi nezdinde somut norm denetimi yoluna başvurulmasına,
2)6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40/5 maddesi gereğince yapılan başvurunun en fazla beş ay süreyle bekletici mesele yapılmasına,
3)İşbu karar ve dosyanın ilgili kısımlarının dizi pusulasına bağlanılarak Anayasa Mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verilmiştir.”
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2023/152
Karar Sayısı : 2023/169
Karar Tarihi : 11/10/2023
R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Beypazarı Sulh Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilen 27. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’nın 2., 11., 36. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ortaklığın giderilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 27. maddesi şöyledir:
“Stajiyerlere barolarca yapılacak yardım:
Madde 27 – Değişik : 2/5/2001 - 4667/16 md.)
Staj süresince stajyerlere Türkiye Barolar birliğince kredi verilir.
Ödenecek kredinin kaynağı; avukatların yetkili mercilere sunduğu vekaletnamelere avukatın yapıştıracağı pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleridir. Bu pullar, Türkiye Barolar Birliğince bastırılır. (Değişik üçüncü cümle:13/1/2004 - 5043/2 md.) Yapıştırılacak pulun değeri; 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun Yargı Harçları bölümünde yer alan vekâletname örnekleri için kullanılan harç tarifesinin yüzde elli fazlası kadarıdır. (Ek cümleler: 13/2/2011-6111/195 md.) Her yıl yenilenen vekâlet pulu bedeline ayrıca yüzde beş oranında ilave yapılır. Bu suretle elde edilecek kaynak avukat stajyerlerinin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmesinde kullanılır. Kaynağın yetersizliği durumunda staj kredi fonundan aktarım yapılarak prim ödemesi yapılır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir. (Ek cümle:13/1/2004 – 5043/2 md.) Bu şekilde toplanan tüm pul bedelleri malî yönden Sayıştay denetimine tâbidir.
Avukatlarca vekaletname sunulan merciler, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekaletname ve örneklerini kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekaletname işleme konulamaz.
Kredi ödemelerinden arta kalan miktar, meslektaşlara destek ve meslekte gelişmeyi sağlamakta kullanılır.
Bu kredinin ilke ve koşulları, kimlere verileceği, miktarı, geri ödeme şekli, geri ödemeden gelen paralar ile kredi ödemelerinden sonra arta kalan miktarın barolar ve Türkiye Barolar birliği arasında dağıtım ve sarf esasları ve diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir.
Pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleri, kredi ödemelerinden arta kalan miktarın dağıtımı ve sarfı, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ek 4 üncü maddedeki esas ve usullere göre denetlenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü (İçtüzük) hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda anılan fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmış; anılan fıkranın (a) bendinde “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı”, (b) bendinde “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” ve (c) bendinde “Dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örnekleri” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde “Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği”, (b) bendinde “Dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örnekleri” ve (c) bendinde “Dava dosyasında sunulan belgelerin tarih sırasına göre başlıklar hâlinde sıralandığı dizi pusulası” Mahkemeye sunulacak belgeler arasında sayılmıştır.
4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkemenin düzenlediği gerekçeli karar ile itiraz yoluna başvurduğu ancak gönderdiği belgeler arasında İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine bakılmakta olan davaya ilişkin olarak tensip tutanağı, duruşma tutanakları ile bir kısım davalılar vekilinin 13/9/2023 tarihli dilekçesi sunulmuş ise de başvuru belgeleri ve ekinde dava dilekçesi, davayı açan belgeler, 13/9/2023 tarihli dilekçe ekleri gibi dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerine yer verilmemiştir. Ayrıca başvuruya ilişkin belgelerin dizi pusulasına da bağlanmadığı görülmüştür.
6. Açıklanan nedenlerle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine aykırı olduğu anlaşılan başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
III. HÜKÜM
19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilen 27. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 11/10/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Basri BAĞCI
İrfan FİDAN
Kenan YAŞAR
Muhterem İNCE