ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/50
Karar No.:1963/111
Karar tarihi:15/5/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:30.7.1963/11467
Davacı : Yargıtay adına Birinci Başkan Recai
Seçkin
Dâvanın konusu : 22/4/1962 tarihli ve 45
sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun 44, 66, 79 uncu maddeleriyle 97 nci
maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptali isteminden
ibarettir.
Dâva :
1- 45 sayılı kanunun 44 üncü maddesinde "Yargıtay Birinci
Başkanı ile C. Başsavcısı hakkında soruşturma 43 üncü maddenin üçüncü fıkrası
gereğince Yüksek Hâkimler Kurulu Başkanı tarafından yapılır." Anayasanın
144 üncü maddesinin son fıkrasında ise "Hâkimlerin denetimi, belli konular
için Yüksek Hâkimler Kurulunca görevlendirilecek üst derecedeki hâkimler eli
ile yapılır." denildiği ve bu suretle Anayasa'nın yürürlükte bulunan
Hâkimler Kanunundaki yüksek dereceli hâkim esasını benimsemiş bulunduğu,
Birinci Başkanı ile C. Başsavcısının Hâkimler Kanununa ekli cetvellere göre
birinci derecede oldukları, halbuki Yüksek Hâkimler Kurulu Başkanının mutlaka
birinci derecedeki hâkimler arasından seçilmesi şart olmayıp daha aşağı
derecedeki hâkimler arasından seçilmesinin caiz olduğu cihetle sözü geçer 34
üncü maddenin Anayasa'nın 144 üncü madesinin son fıkrasına aykırı düştüğü,
2- (45 sayılı "kanunun 66 ncı maddesinde yer alan
Yüksek Hâkimler Kurulunun, hâkim yardımcıları ile hâkimlere kadro tahsisine ve
bunların nakli ve tâyinlerine ve yargıtay üyeleri ile yargıtay başkanlarının
seçimine ait kararların Adalet Bakanı ye Başbakanın müşterek kararnamesiyle Cumhurbaşkanının
tasdikine sunulacağı ve Adalet Bakanlığına verildiği tarihten başlıyarak en geç
bir ay içinde onandığı bildirilmiyen kararların onanmış sayılacağı) na ilişkin
hükümlerinin Anayasa'nın 144 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı bulunduğu
gibi, bu hükümlerin mahkemelerin bağımsızlığını ve hâkimlerin teminatını
sağlayan Anayasa hükümleriyle de bağdaşamıyacağı, 144 üncü maddede yazılı olan
karar verme yetkisi, istişare veya inha niteliğinde olmayıp hukukî sonuç
doğuran bir karar niteliğinde olduğundan, ayrıca tasdika muhtaç bulunmadığı, bu
bakımlardan da 66 ncı maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu;
3- Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında -Yargıtay
üyelerinin Yüksek Hâkimler Kurulunca, Yargıtay Birinci Başkanı ile ikinci
başkanlarının ve C. Başsavcısının Yargıtay Büyük Genel Kurulunca seçileceği
açıklanmış bulunmasına göre 45 sayılı Kanunun 79 uncu maddesindeki "C.
Başsavcısının C. ikinci Başsavcıları arasından Yargıtay Büyük Genel kurulunca
seçilir." Ve keza 97 nci maddenin birinci fıkrasındaki, "Birinci
Sınıf Hâkimlik veya Savcılıktan gelen Bakanlık Müsteşarı; Yargıtay ikinci
Başkanlığı veya C. Başsavcılığı için yapılacak seçime katılmak ve seçilme
hakkını haizdir." Hükmünün Anayasa'nın 139 uncu madesine aykırı olduğu,
Yargıtay Birinci Başkanı ile ikinci Başkanı nasıl seçilecek ise C.
Başsavcısının da öylece seçileceği ve bunların kurul üyelerinden seçilmesinin
ana kural icabından bulunduğu ve seçimin seçenler arasından yapılmaması gereken
hallerde, kimlerin seçileceğinin açık hükme bağlanacağı, cihetle 79 uncu
maddenin Anayasa'nın 139 uncu maddesinin özüne ve amacına aykırı düştüğü,
Yargıtay Üyeliğinden gelmiş olsa bile Müsteşarın atandığı anda Yargıtay Üyeliği
durumundan idare memurluğu durumuna geçmiş olacağı, Anayasa'nın 139 uncu maddesinde
seçimle görevlendirilen Yargıtay Büyük Genel Kurulunun ise Yargıtay Kuruluş
Kanununun, içtihadı birleştirme ile görevlendirildiği Yargıtay Başkan ve
Üyeleri ile Başsavcıdan yani Yargıtay hâkimlerinden meydana geldiği cihetle
Yargıtay hâkimi durumunda olmayan müsteşarın böyle bir kurula katılmasının ve
seçilmesinin keza Anayasa'ya aykırı bulunduğu;
İleri sürülerek 45 sayılı kanunun söz konusu 44, 66, 79 uncu
maddeleriyle 97 nci maddesinin birinci fıkrasının iptali istenilmiştir.
İnceleme :
Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca yapılan
ilk incelemede, Üyelerden Rifat Göksu ve Şemsettin Akçoğlu'nun; Yargıtay Büyük
Genel Kurulunun bu dâvayı açmak için yaptığı toplantıya Cumhuriyet
Başsavcısınında katılmış olduğu, halbuki 6082 sayılı kanunla değişik Yargıtay
Teşkilât Kanununun 8 inci maddesine göre Cumhuriyet Başsavcısının ancak ceza
işlerine ilişkin içtihatların birleştirilmesi için toplanan Büyük Genel Kurul
görüşme ve kararlarına iştirak edebileceği, istisnanın ise mevridine hasrı gerektiği,
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun C. Başsavcısının iştirakiyle toplanıp karar
vermesinin caiz olmayacağı, bu itibarla şekil bakımından muallel olan bu karara
dayanılarak açılan dâvanın esasın incelenmesine geçilmeden reddi icap eylediği
yolundaki muhalefetlerine karşı, iptal dâvası açmak için karar verecek olan
Yargıtay Büyük Genel Kurulu deyiminden C. Başsavcısının da katılacağı en geniş
Genel Kurulun anlaşılması gerektiği cihetle Yargıtay Genel Kurulunun bu dâvayı
açmak için yaptığı toplantıya C. Başsavcısının katılmasının doğru olduğuna ve
esasın incelenmesine 28/3/ 1963 gününde oyçokluğu ile karar verilmesi üzerine
düzenlenen rapor, iptali istenen maddeler ve Anayasa'nın ilgili maddeleri ve
gerekçeleri ile Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp
düşünüldü :
Gerekçe :
l- 22/4/1962 tarihli ve 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu
Kanununun iptali istenen 44 üncü maddesinde "Yargıtay Birinci Başkanı ile
C. Başsavcısı haklarındaki soruşturmanın 43 üncü maddenin üçüncü fıkrası
gereğince Yüksek Hâkimler Kurulu Başkanı tarafından yapılacağı"
gösterilmiştir. Bu maddenin atıfta bulunduğu 43 üncü maddenin üçüncü fıkrası da
"Soruşturmanın hâkim ve hâkim yardımcıları hakkında görevlendirilecek üst
dereceli bir hâkim tarafından yapılacağına" mütedairdir.
45 sayılı kanunun söz konusu 44 üncü maddesi Hükümet tasarısında
Yargıtay üye ve başkanlarının görevlerinden doğan veya görev sırasında islenen
suçlarından dolayı haklarındaki soruşturma Yargıtay Birinci Başkanının
görevlendireceği bir başkan tarafından yapılır" Şeklinde iken, Adalet
Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında tasarının sözü geçen 44 üncü maddesi
tamamen kaldırılarak yerine bugünkü metin konulmuştur. Adalet Komisyonu
gerekçesinden, Yargıtay Üyelerinin Yüksek Hâkimler Kurulu tarafından seçilmesi
ve hâkimlerin bütün özlük işlerinin Yüksek Hâkimler Kuruluna verilmiş olması
sebepleriyle soruşturma ve kovuşturma konusunda da ahengi tesis için maddenin
bu şekilde değiştirildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten Anayasa'nın 144 üncü maddesinde hâkimlerin bütün özlük
işleri hakkında karar verme yetkisinin Yüksek Hâkimler Kuruluna ait olduğu
belirtilmekle beraber son fıkrasında "Hâkimlerin denetimi, belli konular
için Yüksek Hâkimler Kurulunca görevlendirilecek üst derecedeki Yüksek Hâkimler
eliyle yapılır" denilmektedir. Anayasa'nın hâkimler için genel olarak
sevkettiği bu hükümler karşısında Yargıtay Hâkimleri hakkında belli konular
için yapılacak soruşturmanın "denetim" mefhumu içinde mütalâası
gerektiği ve Yargıtay Hâkimleri de genel olarak kullanılan "Hâkim"
terimine dâhil bulunduğu cihetle Birinci Başkan ve Başsavcı hakkında
soruşturmayı yapacak yüksek dereceli hâkimin Yüksek Hâkimler Kurulunca
görevlendirilmesi icap etmektedir. Yukarıda anılan ve iptali istenen 44 üncü
madde ise, Anayasa'nın sarahati hilâfına hâkimliğin en yüksek derecesini teşkil
eden Yargıtay Birinci Başkanı ile C. Başsavcısı hakkında soruşturma yapma
yetkisini, Yüksek Hâkimler Kurulunca görevlendirilecek üst dereceli bir hâkime
değil, doğrudan doğruya Kurul Başkanına vermiş bulunmaktadır ki bu hükmün
Anayasa'nın 144 üncü maddesinin son fıkrasına aykırılığı açıktır.
2- İptali istenen 45 sayılı kanunun "Atama kararlarının
tasdiki" başlığı altındaki 66 ncı maddesi,
"Yüksek Hâkimler Kurulunun, hâkim yardımcıları ile
hâkimlere kadro tahsisine ve bunların nakil ve tâyinlerine ve Yargıtay
Üyelerinin seçimine ait kararları Adalet Bakanı ve Başbakanının müşterek
kararnamesiyle Cumhurbaşkanının tasdikine sunulur.
Yargıtay Başkanlarının seçimine ait kararlar da aynı hükme
tabidir.
Adalet Bakanlığına verildiği tarihten başlıyarak en geç bir ay
içinde onandığı bildirilmeyen kararlar onanmış sayılır. şeklindedir.
Bu hükümlere göre Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından
Yargıtay Birinci ve İkinci Başkanlarının seçimine ait işlemlerle Yüksek
Hâkimler Kurulunca hâkim yardımcıları ile hâkimlere kadro tahsisine ve bunların
nakil ve tâyinlerine ve Yargıtay Üyelerinin seçimlerine dair kararların tatbik
ve icra edilebilmesi, ancak müşterek kararname ile tasdiki halinde kabil
olabilecektir. Hattâ maddenin son fıkrası, bu kararların bir ay içinde tasdik
edilmediğinin bildirilmesi suretiyle hükümden kaldırılmasının mümkün
olabileceği anlamını çıkarmağa elverişli bir şekilde yazılmıştır.
66 ncı maddenin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtebilmek için
Anayasanın "Yargı başlığı altında toplanan ve hâkimlerin bağımsızlıkları
ile teminatlarına ve Yüksek Hâkimler Kurulunun teşkiline dair hükümleri ve bu
hükümlerin gerekçelerini gözden geçirmek yerinde olur.
Anayasa'nın 132 nci ve 133 üncü maddeleri, hâkimlerin görevlerinde
bağımsız olduklarından, hâkimlerin azlolunamıyacağından, kendileri istemedikçe
Anayasa'da gösterilen yaştan evvel emekliye ayrılamıyacaklarından, bir
mahkemenin veya kadrosunun kaldırılmasiyle de olsa, aylıklarından yoksun
kılınamıyacaklarından bahseder. 134 üncü maddesinde de, hâkimlerin nitelikleri,
atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri,
görevlerinin değiştirilmesi, haklarında disiplin cezası verilmesi ve diğer
özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre yapılacağı açıklandıktan
sonra 144 üncü maddesinde hâkimlerin bütün Özlük işleri hakkında karar verme
yetkisinin Yüksek Hâkimler Kuruluna ait olduğu kesin olarak belirtilmektedir.
Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun Anayasa Tasarısının bu
maddelere ilişkin gerekçesinde, Anayasa Tasarısının kabul ettiği prensiplerden
birisinin yargı görevinin bağımsızlığı olduğu, yargı organlarının kuruluş ve
yetkilerinin, hâkimlerin özlük işlerinin bu temel prensipten hareket edilerek
düzenlendiği, yargı görevinin bağımsızlığını sağlıyacak unsreket edilerek
düzenlendiği, yargı görevinin bağımsızlığını sağlıyacak unsurları başında hâkim
teminatı geldiği, iyi bir adaletin bağımsız hâkimlere ihtiyaç gösterdiği,
hâkimlerin bağımsız olmalarının ise bu teminata kavuşmaları ile mümkün olacağı
ifade edilmiştir. Yine bu konulara ilişkin gerekçelerde, 134 üncü maddede
işaret edilen ve hâkimlik meslekinin ve hâkimlerin özlük işlerini düzenliyecek
olan kanundaki bütün konularda karar verme yetkisinin yürütme organından
alınarak yargı organı içinde teşkil edilecek Yüksek Hâkimler Kuruluna verildiği
bu suretle yürütme organının hâkimlerin atanması, meslekte yükseltilmeleri,
görev, yerlerinin değiştirilmesi veya görevlerine kanunda belli edilen hallerde
son verilmesi konularında veya hâkimin meslek hayâtı ile ilgili sair konularda
herhangi bir tasarrufta bulunabilme yolunun kapatıldığı bu yetkinin
kullanılmasının yalnız ve yalnız Yüksek Hâkimler Kuruluna ait olduğu açıkça
ifade edilmektedir.
Bu hükümlerden, Anayasa koyucusunun, hâkimleri her yönden
yürütme organının etki alam dışında bırakmayı sağlaması amacını güttüğü
anlaşılmaktadır.
Hâkimlerin özlük işleri konusunda Yüksek Hâkimler Kurulunca
verilen atanma kararlarının, müşterek kararname ile tasdike tabi tutulmasının,
Anayasa ile yürütme organından alınarak yargı organı içinde teşkil edilen bir
kurula verilmiş olan yetkinin Teşkilât Kanunu ile tekrar yürütme organına
iadesi sonucunu doğurduğu ve bunun ise hâkimlik teminatı ve hâkimlerin
bağımsızlığı esasını zedelemesi bakımından Anayasa'nın 139 uncu maddesine
aykırı düştüğü meydandadır. Kaldıki, Yüksek Hâkimler Kurulunca hâkimlerin özlük
işlerine ilişkin olup 66 ncı maddede bahsedilen ve Anayasa hükümlerine
dayanılarak Yüksek Hâkimler Kurulunca alınan bu kararlar, herhangi bir inha ve
istişare niteliğinde olmayıp hiçbir makam ve merciin tasdikine muhtaç
olmaksızın hukuki sonuç doğuran icrası lâzım kararlardan bulunmaktadır.
Mevzu hükümlere göre Yüksek Hâkimler Kurulunca verilen bu
kararların, hukuki muhtel olanlar tarafından açılacak idari dâva yoluyle
Danıştay'ın kazaî inceleme ve denetimine tabi olması, hukuki bir netice tevlit
eden kesin ve icrası lâzım bir karar niteliğini haiz olmasından ileri
gelmektedir. Anayasa'nın bu konulara ait hükümlerine ilişkin Temsilciler
Meclisi görüşmeleri de bu düşünceyi tamamen teyit eder.
Bundan başka Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre,
Yargıtay Üyeleri Yüksek Hâkimler Kurulunca, Yargıtay Birinci ve İkinci
Başkanları ile C. Başsavcısı Yargıtay Büyük Genel Kurulunca seçilmektedir.
Anayasa'nın kabul ettiği ve bizzat düzenlediği bu esas karşısında Yüksek
Hâkimler Kurulunca Yargıtay Üyeliğine seçilenler "Yargıtay Üyesi" ve
Yargıtay Büyük Genel Kurulunca başkanlıklara seçilenler ise "Birinci ve
ikinci Başkan" ve Cumhuriyet Başsavcılığına seçilen de "Cumhuriyet
Başsavcısı" niteliğini yine hiçbir makamın tasdikane hacet olmaksızın
ihraz ve iktisap edeceklerinden 45 sayılı kanunun 66 ncı maddesindeki Yargıtay
Uyelikleriyle başkanları ve Cumhuriyet Başsavcısı için yapılan seçimi tasdika
tabi tutan hüküm de, yine Anayasa ile teminat altına alınan hâkimlerin
bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esasiye bağdaşamıyacağından Anayasa'nın 139
uncu maddesine aykırıdır.
Anayasa'nın açıkça düzenlediği bir konunun teşkilât kanunlarına
intikal ettirilmesi, ya Anayasa hükümlerinin tekrarı veya Anayasa'ya mütenazır
ve onun sözüne ve özüne uygun olacak şekilde formüle edilmesi halinde kabul ve
tecviz edilebilir, iptali istenen 66 ncı maddenin ise Anayasa'nın söz ve
amacının aksi istikamette hükümler taşıdığı meydandadır
3- 45 sayılı kanunun iptali istenen 79 uncu maddesine,"
Cumhuriyet Başsavcısı Cumhuriyet ikinci Başsavcıları arasından Yargıtay Büyük
Genel Kurulunca üye tam sayısının sait çokluğu ile seçilir" denilmektedir.
Bu madde ile Yargıtay Genel Kurulunun Cumhuriyet Başsavcısını seçme yetkisi
Cumhuriyet ikinci Başsavcılarına hasredilmek suretiyle sınırlanmış
bulunmaktadır.
Anayasa'nın 137 nci maddesine göre Cumhuriyet Başsavcısı Yüksek
mahkemeler hâkimleri hakkındaki hükümlere tabi bulunmakta ve bu suretle
Yargıtay hâkimi niteliğini taşımaktadır. Anayasa'nın 139 uncu maddesi de
Cumhuriyet Başsavcısının Yargıtay Büyük Genel Kurulunca seçileceğini
açıklamıştır. Anayasa'nın bir yargı kuruluna böyle bir yetki tanıması, her
şeyden önce kendi yapısındaki görevlere en lâyık olanı, herkesten daha iyi
kendisinin takdir edebileceği esasına dayanmaktadır Yargıtay hâkimleri
niteliğini taşıyan Cumhuriyet Başsavcısını seçme yetkisini haiz bulunan
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun, bu kurulu teşkil eden Yargıtay Başkan ve
Üyeleri arasından herhangi birisini Cumhuriyet Başsavcılığına seçebileceği gibi
kanuni niteliği haiz olup Genel Kurula dahil bulunmayan başka birisini de
seçmekte serbest olduğunu kabul etmek gerekir.
İptali istenen 79 uncu madde hükmü ise, bu esasa aykırı olarak
Yargıtay Büyük Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından Cumhuriyet Başsavcısını
seçme yetkisini engellemekte ve ancak Cumhuriyet İkinci Başsavcıları arasından
seçmeğe zorlamaktadır.
Kaldı ki, hâkimlerin teminatı ve bağımsızlığı esasına göre
hâkimlik meslek kademelerinden Yargıtay Hâkimliğine kadar yükselmiş olan Genel
Kurul üyelerinin, bütün vasıflariyle Yargıtay hâkimliği niteliğini taşıyan
Cumhuriyet Başsavcılığının tabii bir adayı olduklarında şüphe edilemez.
Bu sebeplerle Cumhuriyet Başsavcısının, Cumhuriyet ikinci
Başsavcıları arasından Yargıtay Genel Kurulunca seçileceği hükmünü taşıyan, 45
sayılı kanunun 79 uncu maddesinin, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin 2 nci
fıkrasiyle Yargıtay Genel Kuruluna sağlanan seçme serbestiliğini sınırlayıcı
nitelikte olduğundan iptali gerekir.
4- Söz konusu 45 sayılı kanunun 97 nci maddesinin iptali istenen
birinci fıkrasında, (Birinci sınıf hâkimlik veya savcılıktan gelen Bakanlık
Müsteşarı; Yargıtay İkinci Başkanlığı veya Cumhuriyet Başsavcılığı için
yapılacak seçime katılmak ve seçilme hakkını haizdir) denilmektedir.
Bu hükme göre Yargıtay Genel Kurulu üyelerinden olmayan ve idari
bir vazifede bulunan Bakanlık Müsteşarına Cumhuriyet Başsavcılığı, seçiminde
Yargıtay Genel Kuruluna katılarak Yargıtay Hâkimleri gibi oy vermek hakkı
tanınmaktadır.
Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise,
"Yargıtay Birinci Başkanı ile İkinci Başkanlarının ve Cumhuriyet
Başsavcısının Yargıtay Büyük Genel Kurulunca, üye tam sayılarının salt çokluğu
ile ve gizli oyla seçileceği" gösterilmiştir.
Anayasa'da bahsedilen Yargıtay Büyük Genel Kurulu, Yargıtay
Kuruluş Kanununun içtihadı birleştirme ile görevlendirdiği Yargıtay
Hâkimlerinden teşekkül eder. Yüksek Mahkemeler hâkimleri hakkındaki hükümlere
tabi olan C. Başsavcısının yine hâkimliğin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
esaslarına dayanarak hâkimlik meslek ve kademelerinden Yargıtay Başkan ve
üyeliklerine kadar ulaşmış olan, daha doğrusu Yargıtay'ın yapısına dahil
bulunan yüksek hâkimler tarafından seçilmesi Anayasanın koyduğu genel bir
kuralın icabıdır.
Bu suretle Yargıtay Genel Kurulu dışında kalan ve idari bir
görev sahibi bulunan Bakanlık Müsteşarının - birinci sınıf hâkimlik ve
savcılıktan gelse bile - Yargıtayda vazife gören yüksek hâkimlerden sayılarak,
Yargıtay ikinci Başkanlığı ve C. Başsavcılığı için yapılacak
seçime katılması, Anayasa'nın güttüğü amaca ve 139 uncu maddesinin ikinci
fıkrası hükmüne aykırı düşmektedir.
5- Yukarıda anılan 45 sayılı kanunun 97 nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan birinci sınıf hâkimlik veya savcılıktan gelen Bakanlık
Müsteşarının Yargıtay ikinci Başkanlığı veya C. Başsavcılığı için seçilme
hakkını haiz olduğu yolundaki hükmün iptali istemine gelince :
Anayasa'nın 134 üncü maddesinde hâkimlerin niteliklerinin
mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre kanunla düzenleneceği açıklanmış
bulunmaktadır.
45 sayılı kanunun 97 nci maddesinin birinci fıkrasında, birinci
sınıf hâkimlik veya savcılıktan gelen Bakanlık Müsteşarının Yargıtay İkinci
Başkanlığı veya C. Başsavcılığına seçilme hakkını haiz olduğu belirtilmiştir.
Bu hüküm Anayasa'nın 134 üncü maddesinde ifadesini bulan
hâkimliğin bağımsızlığı esasını zedeleyici bir düzenleme niteliğinde değildir.
Anılan 97 nci maddenin. Müsteşarın seçilme hakkını haiz
bulunduğuna ilişkin hükmü kanunun tâyin ettiği vasıfları haiz kişiler arasından
seçim yapacak olan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun seçme serbestliğini
sınırlamaması bakımından Anayasa'ya aykırı düşmemekte ve bu konuya ilişkin
iptal isteminin reddi gerekmektedir.
Sonuç : Yukarıda yazılı sebeplerden Ötürü :
1- 22/4/1962 günlü ve 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun
44 üncü maddesinin, Anayasa'nın 144 üncü maddesinin son fıkrasına aykırı
olduğundan iptaline oybirliği ile;
2- Aynı kanunun 66 ncı maddesinin, Anayasa'nın 139 uncu maddesi
ile 144 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğundan, iptaline oybirliği
ile;
3- Aynı kanunun 79 uncu maddesinin, Cumhuriyet Başsavcısının
Cumhuriyet ikinci Başsavcıları arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tam
sayısının salt çokluğu ile ve gizli oyla seçileceğini gösteren hükmünün,
Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğundan, iptaline üyelerden
Şemsettin Akçoğlu'nun muhalefeti ile ve oyçokluğu ile;
4- Aynı kanunun 97 nci (maddesinin birinci fıkrasında yer alan
birinci sınıf hâkimlik veya savcılıktan gelen Bakanlık Müsteşarının, Yargıtay
ikinci Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı için yapılacak seçime katılma
hakkına ilişkin hükmünün, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasına
aykırı olduğundan iptaline oybirliği ile;
5- Aynı maddenin Müsteşarı Yargıtay ikinci Başkanına veya
Cumhuriyet Başsavcılığına seçilme hakkına ilişkin hükmü Anayasa'ya aykırı
bulunmadığından bu konuya ilişkin iptal isteminin reddine oybirliği ile;
15/5/1963 gününde karar verildi.
|
|
|
|
Başkan
Sünuhi Arsan
|
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
|
Üye
Rifat Göksu
|
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
|
|
|
|
|
Üye
Lütfi Akadlı
|
Üye
Şemsettin Akçoğlu
|
Üye
İbrahim Senil
|
Üye
İhsan Keçecioğlu
|
|
|
|
|
Üye
Celâlettin Kuralmen
|
Üye
Fazıl Uluocak
|
Üye
Ekrem Tüzemen
|
Üye
Ahmet Akar
|
|
|
|
Üye
Muhittin Gürün
|
Üye
Lütfi Ömerbaş
|
Üye
Ekrem Tüzemen
|
MUHALEFET
ŞERHİ
l- Hâkimlik ve savcılık iki ayrı meslektir. Bu mesleklere giriş
ve yükselişlerle birinden diğerine geçiş şartları, evvelce 2556 sayılı Hâkimler
Kanunu, sonrada 22/4/1962 tarihli ve 45 sayılı Kanun hükümleriyle tanzim
edilmiştir.
2556 sayılı Kanuna göre:
Yardımcı sınıfa geçecek olanlar hangi meslekte ihtisas arzusunda
bulunduklarını vekilliğe bildirirler, Ayırma Meclisi dahi bu husustaki
mütalâasını ismi hizasına yazardı intihapta, imkân dairesinde, bu istek ve
mütalâalar gözönünde bulundurulurdu. (Madde 14).
Bir meslekten öbürüne geçmekte, hâkimlik ve savcılık sınıf ve
dereceleri yekdiğerine muadil tutulurdu. (Madde 19),
Ayırma Meclisi, terfia lâyık gördüğü kimselerin hangi meslekte
daha fazla istidadı olduğunu isimleri hizasına yazardı. (Madde 44),
Her hâkim ve savcı, Ayırma Meclisince ehil olduğu gösterilen
meslekte terfi ederdi. Bazı hâkimler, Ayırma Meclisinden mütalâa alınmaksızın,
bazıları da mütalâa alındıktan sonra savcılığa nakledilebilirdi. (Madde 62).
Adalet Bakanı, lüzum gördüklerini veya isteyenlerden tensip
edeceklerini savcılıktan alıp hâkimliğe tâyin edilebilirdi. (Madde 63).
45 sayılı kanunun getirdiği yenilikler şunlardır :
Adayların hâkimlik ve savcılık mesleğine ayrılmaları, Yüksek
Hâkimler ve Yüksek Savcılar Kurullarının ilgili bölümleri arasında birlikte
kararlaştırılır. (Madde 90).
İlgilinin isteği olmadıkça bir meslekten diğerine geçirilmesi
mümkün değildir, İstek halinde, hâkimler için Yüksek Hâkimler Kurulunun ve
savcılar için de Adalet Bakanının muvakati şarttır. (Madde 92).
2- 2556 sayılı Hâkimler Kanunu ile 45 sayılı Yüksek Hâkimler
Kurulu kanunları arasında mevcut ve olayla ilgili en mühim fark da şudur:
Eskiden, savcılık mesleğinin birinci sınıfında yalnız birinci derece maaşı alan
C. Başsavcısı bulunuyordu. Bu sebeple, birinci sınıfa tâyini uygun görülen bu
sınıfa ayrılmış savcılar, ancak Yargıtay üyeliğine getirilebiliyor ve zaruri
olarak, memuriyetlerinin bu safhasında meslek değiştiriyorlardı. Yargıtay'da
birinci sınıf savcılığın ikinci ve üçüncü dereceleri bulunmadığından birinci
derecedeki Başsavcı da, gene zaruri olarak, Yargıtay ikinci Başkanları veya
üyeleri arasından seçiliyordu. (2556 sayılı kanun, madde 65).
Bugün, birinci sınıfa ayrılmış savcılar için bu sınıfta Yargıtay
C. Savcılığına tâyin edilerek üçüncü derece maaşı almak ve sonra da aynı
sınıfta terfi ederek ikinci derecede, C. İkinci Başsavcılığına tâyin edilmek
mümkündür. Böylece, hâkimler de savcılar da ilk kademelerden başlıyarak, aynı
şartlarla, son kademenin son derecesine kadar-meslek değiştirmeden - yükselebilmektedirler.
3- Yukarıdaki sebeplere göre C. Başsavcısının, birinci sınıfta
ikinci dereceye kadar yükselmiş olan, C. İkinci Başsavcıları arasından
seçileceğini gösteren 45 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde, Anayasa'nın 139
uncu maddesi hükmüne aykırı bir cihet yoktur. Zira 139 uncu madde hangi
görevlere kimlerin seçilebileceğini değil seçimlerin hangi makamlarca
yapılacağını göstermektedir. Bu makamlar, yapacakları seçimlerde 45 sayılı
kanunun ilgili hükümlerine uymak zorunda olduklarına bu kanun hâkimliği ve
savcılığı, başlangıçtan itibaren ayrı meslekler olarak kabul ettiğine, bir
meslekten diğerine geçişi belli şartlara bağladığına göre (Hangi görevlere
kimlerin seçilebileceği) asla bir tereddüt konusu olamaz. Nitekim, Anayasa'nın
gene 139 uncu maddesinde (Yargıtay Üyelerinin Yüksek Hâkimler Kurulunca
seçileceği) gösterilmekle iktifa edilmiş olduğu halde 45 sayılı kanunun 38 inci
maddesinde (Seçimin, birinci sınıfa ayrılmış hâkimler arasından yapılacağı
hükmü yer almıştır. Çünki, iki mesleğin birbirinden tamamiyle ayrılmış olması,
başka şekilde seçim yapılmasına mânidir.
4- Bir kurulun seçimle görevlendirilmesi kendisine mutlak bir
yetki tanındığının, ifadesi delildir. Anayasa Hakimlik ve savcılık mesleklerini
ayırmıştır. 45 sayılı kanun da, bu esasa uygun olarak, her iki meslek
mensuplarının özlük işlerini, bu arada tâyin ve terfilerini ayrı hükümlere
bağlamıştır. Seçimle görevlendirilen Kurul, yapacağı seçimlerde bu esaslara
uymak zorundadır. Yani bu görevi kanunların tâyin ettiği şartlara uyarak yapabilir.
Yüksek Hâkimler Kurulu bir savcıyı Yargıtay üyeliğine nasıl seçemezse Yargıtay
Büyük Genel Kurulu da Yargıtay C. Savcıları arasından Yargıtay İkinci Başkanı
seçemez, kezalik Yargıtay Birinci Başkanı da birinci sınıfta bulunan savcılar
arasından seçilemez.
Bu görüşün doğruluğu Yargılayın dâva dilekçesinde de açıkça
kabul edilmiştir: "Anayasa, adlî hâkimliği bir meslek olarak bulmuş ve öylece
bırakılmıştır. 45 sayılı kanun hâkimleri ve savcıları, hukuki durumları
bakımından, tamamiyle birbirinden ayırmıştır. Bir kuruluşun meslek olması demek
onun en aşağı kademesinden göreve başlanması ve yıllar geçtikçe edinilen
bilgi ve görgüye göre yükselmeler sonunda onun en yüksek kademelerine
ulaşılması demektir".
Yargıtayca da benimsenen bu fikri hâkimler hakkında Birinci
Başkanlığa kadar teşmil etmek, fakat savcılar için İkinci Başsavcılığa kadar
getirip C. Başsavcısının seçiminde başka mülâhazalara kapılmak elbette caiz
değildir.
5- Anayasa'nın 137 nci maddesi C. Başsavcısını hâkim niteliğinde
saymış değildir. Ancak, savcıların istifade edecekleri teminatların tâyinini
hususi kanuna bıraktığı halde C. Başsavcısı hakkında bu yola gitmemiş, onun-
teminat hususunda- Yargıtay hâkimleri hakkındaki hükümlere tabi bulunduğunu
göstermiştir. Bir savcının, C. Başsavcılığına getirilmekte hâkimlik niteliğini
ve yargı yetkisini kazandığı müdafaa edilemez.
6- Bir Yargıtay Üyesinin veya Başkanının savcılık mesleğine
geçmek istemesi, Yüksek Hâkimler Kurulunun buna muvafakat etmesi halinde
-Adalet Bakanı da kabul ederse-bu hâkimin - Yargıtay Büyük Genel Kuruluna dahil
olduğu için değil-Yüksek Hakimler Kurulu Kanununun 92 nci maddesinden
faydalandığı için, C. Başsavcılığına seçilmesi mümkündür. Nitekim, aynı kanunun
97 nci maddesinden istifade eden Bakanlık Müsteşarının da C. Başsavcılığına
seçilmesi kabildir. Bunlar için 79 uncu maddeye ayrıca hüküm konulmasına
ihtiyaç yoktur.
Bütün bu sebeplerle, 45 sayılı kanunun 79 uncu maddesi hükmü
Anayasa'nın hiçbir hükmüne aykırı bulunmamakta bilâkis ruh ve maksat itibariyle
Anayasa'ya tam bir uygunluk arzetmektedir.
Kararın 3 numaralı bendinde yer alan çoğunluk görüşüne
muhalifim.